Notumuzu düşelim

Oturma odasının kapısı açıktır bir hışımla koridora çıkılır.Sağa bakılır sola bakalır.Solda karar kılınır ve koşar adımlarla evin diğer ucuna gidilir ama bu da ne? Karanlık!!!
Anneye dönülür ve
aç aç aç!!!
ışıııı aç aç!!!
denilir.

Tıfılım annen yesin senin dillerini.

March 8, 2010 Posted Under: Öylesine   Read More

Mim

Kisdin mimi vardı.Evimizden bir köşe seçecektik.Biraz karar veremedim biraz da tembelliğime geldi.En sonunda salonda değiştirdiğim perdeleri koyayım dedim.Evlenirken yaptırdığım fonları 3 ev değiştirmemize rağmen hala kullanıyorduk ama pek güzel durmuyorlardı pencerelerde.Çok pahalıya kaçmadan koltuklara uyumlu olan kumaşla değiştirdim ama bunlarıda çok begenmedim.O kadar baktıktan sonra içime çok sinmeyen bir fon seçimi yaptığıma önceleri çok inanamadım ama yavaş yavaş alışıyorum galiba.

Konuyu çok uzatmadan fotoları koyup kaçayım.

March 8, 2010 Posted Under: Öylesine   Read More

Bir demet foto

Son 2 hafta sonumuzdan fotolarımız.Ankarada hafta sonları ne yapılır? Ancak AVMlere gidilir.

March 5, 2010 Posted Under: Öylesine   Read More

Atalet Teyze

Bir tembellik bir can sıkıntısıdır gidiyor.Elimiz yazmaya gitmediği gibi diğer blogları da okuyamadık.Eklemeyi düşündüğüm fotolar var KİSD in mimi var ama atalet teyze geldi çöreklendi gitmiyor.Akşam kendimi yatağa zor atıyorum.

Neyse yazmaya başlamadan önce gelişimimizden bahsedelim.15 aylık olduk.Boyumuz artıyor 1,5 cm civarında aylık bir artış var.FMF sonucu negatif.Rabbime şükürler olsun 2 aydır ateşlenmiyoruz.Ateş dışında burnumuz bile akmadan kışı yarıladık diyelim.2 defa ciddi ateşlenme yaşadık.İlkinde 4 tane azı diş birden çıktı.İkincisinde 4 tane köpek diş abartısız aynı anda çıktı.Bunlara kabızlık eşlik etti.Diş çıkarmaya başladığımızdan beri bazı bebeklerde diş çıkarmaya eşlik edebilir denilen kabızlıkla hep uğraştık.

Dün sersem gibi dolaştım etrafta, kafam çok doluydu.İnternette bebeklerde yeme sorunu ile araştırmalar yapıp okudum bol bol.Kızımın yemesi çok kötü idi birkaç gündür.Nedeni hakkında ne yapabilirim diye bir göz atayım dedim ama bir türlü bırakamadım sonunda.Kuzunun yemesi kötü ama hastalık noktasında ya da psikolojik destek alınacak boyutlarda değil.Annesine eziyet olsun diye de yapmıyor bunu.Bazı bebeklerde damak tadı çok gelişmiş olurmuş.Bu yüzdende yemek seçerlermiş.Bizimkisi de fazlasıyla yemek seçiyor.Bu yönüyle babasına çok benziyor.Eşimde yemek seçer çok az yer doyar.Kendimce yeni taktikler geliştiriyorum.Yemekte önce onun sevdikleriyle başlıyorum.Mesela balığı çok seviyor.Küçük balık hamsi,istavrit olacak kızartılacak ve yemeğe ilk onunla başlayacak.Haftada 3-4 kere balık kızartılıyor hatta gün içerisinde bile birkaç kere yapıldığı oluyor.Ev nerdeyse koktu.Havalar iyice ısınsa, şöyle kapı pencere açıp güzel bir bahar temizliği yapılsa ne güzel olur.

Bu arada kaka sorunumuz var.2 günde bir yapınca şişlik yapıyor ve en büyük iştahsızlık nedenimiz bu.Bağırsaklarını çalıştırsın diye bol bol meyve veriyoruz eline.Bunun yanında hazır meyve pürelerinden yedirmeye çalışıyorum.İlginç bir şekilde bu hazır meyve püreleri işe yarıyor.Hip favorimiz hero baby nin organikleri çok guzel oluyor.Milupa meyve püresi işini becerememiş.Meyve ile karışık nişasta var sanki içlerinde tadı garip ve kuzuda begenmiyor.Ayrıca kavanozları atılmıyor, anneannemiz saklıyor.Yazın kendisi kayısı, erik, şeftali gibi yaz meyvelerinden püre yapacakmış.

Akşam yine aynı taktikle yemek yedirdim.Hamsiyi çok güzel yedi.Yani oyunla tv ile.Yine aynı şekilde tarhana çorbasını ekmek doğrayarak yedirdim.Kaka yapmıştı, karnı rahattı.Sonrasında aklımıza dolapta duran ananasımız geldi.Doğradım ısınmasını bekledik ve mama sandalyesinin tepsisine koydum.Önceleri yemek istemedi toktu ama tadını çok beğendi.Hepsini yedi sonra eğildi tepsideki sularınıda yaladı.Allahım o öyle yaparken elim ayağıma dolaştı ne yapsam dolaptan çıkarıp yeniden mi doğrasam diye düşünürken boşver dedim.Hem soğuktur, hemen ısınmaz hemde yeter, yarında yer.Tabii bunlar beni çok mutlu etti.Akşama kadar internette yeme sorunlarını araştır, kafanda senaryolar yaz ve eve gel bunları gör.Ne kadar rahatladığı anlatamam.

Ahhh ekşi!!!!

Birisi söylese inanmayabilirdim ama kendim bizzat yaşadım hamileliğim boyunca.Ağzıma tatlı olarak nerdeyse hiçbirşey koyamadım.çikolata bile yiyemedim.Ekşi de ekşi.Ye ekşiyi doğur ayşeyi oldu tamamda kuzuda tatlıyı ağzına sürmüyor.Hep ekşi, hep mahoş olacak.

Sonra etçiyiz.Et, köfte, tavuk, balık illaki bunlar olacak.Sebze ya da çorba bunlardan sonra yenecek eğer yenirse.Varsın öyle olsun ne yapalım.Yavaş yavaş, büyüdükçe bizimle birlikte yiyecek elbet.

2 haftasonudur PANORA’daki karacaoğluna gidip et, köfte türü şeyler yiyoruz.Yemekten önce su böreği geliyor kuzu onunla başlıyor.Çok sevdi.İkidir guzel guzel yiyor .Bu hafta pilavlarınıda çok sevdi üstüne köfte yedi ama hepsi çok yağlıydı, biraz ağır geldi gece uykusu çok bölündü.Ben çok yağ kısıtlaması yapmıyorum.Yağ güvenilir olsun, taze olsun çok sorun etmiyorum.Beyin gelişimi için ilk 3 yaş yağ kısıtlaması yapılmamasını okumuştum nedense öyle bir rahatlık gelmiş bana.fotolarını akşam eklerim artık.Buraya yazalım ki yazdık diye ekleyelim yoksa çok tembelim bu aralar.


Çok yemişim şiştim yavv!


Anne çıkar artık beni burdan!!!!

Onun dışında ayrı bir post olmayı hakeden ancak buraya yazalım gitsin dediğim, günlerdir eşimle birbirimize dedi di mi dedi diye sorup sorup, evet söyledi, duydum duydum dediğimiz birşey var ki belki biz abartıyoruzdur ne bileyim ama kızım hafta sonu dışarı gitmek için hadi gel asansöre basalım gelsin dediğimde “aşanşör” dedi :)

İşte böyle anne baba olarak bazen yalpalıyoruz, bazen çok mutlu oluyoruz, ağzımız kulaklarımızda geziyoruz ama vakit geçiyor.4 mart olmuş. 6 mart 2008′de tranferimiz olmuş, kuzumuzu alıp eve gelmişiz.2 sene geçmiş.

Şükür diyelim herşeyin sonunda!

Şükür!!!!

March 4, 2010 Posted Under: Öylesine   Read More

Yiyoz içiyoz geziyoz

Hafta sonu çok gezdik.Fotoları gelecek.Pazar günü kuzen zeynepteydik.Doğum gününü kutladık.Kuzenimiz 2 yaşına bastı.Annesi yurt dışından geldi ve alel acele bir doğum günü oldu.Anneannemiz sağolsun çeşit çeşit şeyler yapmış.Bol bol yedik yani anne yedi.Kuzu sadece 2 yaprak sarmasıyla akşamı bitirdi.Bol bol koşturdu sevinç çığlıkları attı.Evin her tarafını inceledi bütün çıkıntı, ek yeri, piriz, düğme ne varsa dokundu.

Ahhh kuzen vahh kuzen!!!

Kuzenimiz yine hiçbirşeyine dokundurmadı, kıskandı.Oyuncak sınıfına giren girmeyen herşeyi ısrarla kuzunun elinden aldı.Ama ne alma oyle kavga dövüş şeklinde değil, nazikçe alıp yerine koydu.Arada kuzunun yüzüne yüzünü koyarak öpsede, birlikte oynadıklarını görme zamanına daha çok var dedirtti sonunda.





95 cm zorlayan kuzenimizin yanında benim tıfılım :)

February 26, 2010 Posted Under: Öylesine   Read More

Bir blogger’ın anatomisi

Aşırdım tamam.Çünkü  çok güzellerdi.Çok güldüm.Başkalarıda özellikle kocamda gülsün istedim.Kendim için birşey istiyorsam kurbağa olayım :)
OİP copyright için ne istersen vermeye hazırım.

February 25, 2010 Posted Under: Öylesine   Read More

Mikroenjeksiyonda kısırlık babadan oğula geçiyor

     Mikroenjeksiyonla hamile kalmış biri olarak, tüp bebek tedavisine başlayacak anne adayları için dikkate değer bir haber diye düşünüyorum.

     Ben tedaviye başlarken transfer edilecek embriyo sayısına kadar doktorumla konuşmuş ve 2 den fazla embriyo transferi istemiyorum demiştim.Bilgi kaynağı dediğim internette, belki bilgi kirliği daha doğru bir tarif olur çoğu konu için, tüp bebek eşittir çoğul gebelik gibi bir sonuç vardı ortada ve maalesef bu çoğul gebeliklerde prematüre doğumlar, ölü doğumlar, düşükler çok fazlaydı.

      Öncelikle söylemek istediğim doktor, hastane çok önemli ama insanın kendinin bilinçli davranması, gerektiğinde doktoru yönlendirmesi gerekiyor.Neticede tüp bebek uygulamalarının çoğu bizim seçtiğimiz  özel merkezlerde gerçekleşiyor.Bence bunun avantajlarını değerlendirmek lazım.

    “Türkiye’de uygulanma oranı yüzde 90 olan tüp bebek yöntemi mikroenjeksiyon ile ilgili tarihî bir itiraf geldi. 1992 yılından bu yana tedaviyi kullanan Belçikalı profesör Andre Van Steirteghem, yöntemin kısırlığın bir sonraki kuşağa geçmesine yol açtığını açıkladı.

     Tüp bebek tedavisinde yaygın olarak kullanılan mikroenjeksiyon yönteminin, kısırlığın bir sonraki kuşağa geçmesine yol açtığı ortaya çıktı. Uyarı, bizzat yöntemin öncülüğünü yapan Belçikalı profesörden geldi. Düşük kaliteli ve düşük sayıdaki spermler için geliştirilen yöntem, kısırlığın doğacak bebeğe de geçme riskine rağmen çok yaygın uygulanıyor.

     Yöntemin 18 yıl önceki ilk uygulamasını yapan ekibin başkanı Brüksel Üniversitesi’nden Prof. Andre Van Steirteghem, ABD’deki bir konferansta yaptığı konuşmada, mikroenjeksiyonun haddinden fazla kullanıldığını söyledi. Diğer yöntemlerin denenebileceği hallerde mikroenjeksiyona başvurulmaması gerektiğini belirten Steirteghem, kısırlığın genetik nedenlerinin yardımcı üreme teknikleriyle baypas edilebildiğini ancak bu genetik kusurların bir sonraki neslin kısır olmasıyla sonuçlanabileceğine dikkat çekti. Dr. Allan Pacey de bu yöntemle doğan bazı bebeklerde sağlık problemleri olduğunu hatırlatarak mikroenjeksiyona gereğinden fazla başvurmanın risklerine işaret etti. Spermin yumurtayı kendiliğinden döllemesi için her ikisinin de bir kaba konulduğu tüp bebek tedavisinden farklı olarak mikroenjeksiyon yönteminde, embriyoloji uzmanı tek bir spermi yumurtaya enjekte ediyor. Sürecin normal işleyişi içinde doğal olarak ayıklanacak anormal bir sperm, bu yöntemle yumurtayı döllemiş oluyor.

     Yöntemi, baba olma şansı kalmayanlar kullanmalı

     Mikroenjeksiyonun yaygınlık oranının Türkiye’de yüzde 90, Avrupa’da ise yüzde 40 ile 70 arasında olduğunu belirten Eurofertil Tüp Bebek Merkezi Direktörü Hakan Özörnek, yöntemin hiçbir şekilde baba olamayacak erkeklere şans tanıdığını söyledi. “Eğer baba adayındaki sperm kalite bozukluğu genetikse bu, oğluna da geçecek ve oğlu da kısır kalacaktır.” diyen Özörnek, şunları ifade etti: “Yani kısırlık babadan oğula geçmiş olacaktır. Mikroenjeksiyonun çok yoğun uygulandığı Türkiye gibi ülkelerde yöntem sadece gerçekten ihtiyacı olanlarda kullanılmalıdır.”

February 24, 2010 Posted Under: Öylesine   Read More

Babamız İçin

Babamız kuzunun bu hallerine bayılıyor.Baksın bol bol diye bol bol resim koyduk.












February 18, 2010 Posted Under: Öylesine   Read More

Kocamızı çıldırtma yolları

      K.İ.S.D. in 2 mimi var.Birine biz atladık ,evimizden bir köşe seçip fotograflayacağız.Bunu hafta sonuna erteleyelim.İkincisi kocamızı çıldırtan 3 şey.Aslında kocamı çok çıldırtmışlığım vardır ancak genellemek düşündüğümden zor oldu.Mesela evlenmeden önce yaptığım birşey vardır ki sonradan  kocamı hiç öyle çıldırtmışlığım olmadı olamadı.Kuzuya çok düşkün ve onu ihmal adına yapılan en küçük birşey onu çıldırtabiliyor.O yüzden konunun bu tarafını mime dahil etmiyorum bile.

     Gelelim konumuza

   1) Çok kötü birşey yapmış bile olsam ondan birşey saklamamdan hoşlanmıyor.Hele birşey yok, önemli değil denilmesine deli oluyor.Herşeyi onunla paylaşmam lazım.Öyleki artık bu bende alışkanlık oldu.Hiç birşeyi gizleyemiyorum.

 2) O sana sarılıyorsa sende ona sarılacaksın.Ne kadar kızgın olursan ol affedip sarılacaksın.Aksi kabul edilmiyor :)

 3) Asla aldığı hediye için “bu kadar para verilir mi” demiyeceksin.

Bu arada Hong Kongtan biri sitemize girmiş, kim olakii?

February 18, 2010 Posted Under: Öylesine   Read More

Komik

Komik bir alıntı :)

- Bir aylık baba olan iş arkadaşıma, uykusuz geçtiği gözlerinden belli olan bir gecenin sabahında “Büyüyünce unutacaksın.” diyorum. “Memlekette taşlı bir tarla var. Babam taşları söküp keçiboynuzu dikelim diyor. Keçiboynuzu on yılda yetişirmiş. O tarladaki tonlarca taşın temizlenip o ağaçların dikileceğini ve yetişip meyve vereceğini hayal edebiliyorum da, bu kızın büyüyeceğine hiç ihtimal vermiyorum.” dedi. Çok umutsuz gördüm kendisini… Kıyamam yahu!

February 17, 2010 Posted Under: Öylesine   Read More

Gezmelerdeydik

Hava önceki günlere göre  daha iyi olunca akşam kuzuyu gezmeye çıkaralım dedik.Günlerdir evden çıkmıyordu.Bu sefer anne fotograf makinasını yanına almıştı ama şarjı az kalınca kendini ekonomik moda almış.Çok kısa sürede de tamamen kapandı zaten.Öyle flaş patlamadan fotolar çektim.Her gittiği yerde fotografı olan annelere hep özenmeme rağmen makinanın büyüklüğünden midir nedir pek yanımda taşıyamıyordum.

Kuzu dışarı çıkınca bir çoştu pir çoştu.Gerçekten sıkılıyormuş.Arkasından sürekli koşmamıza rağmen çok mutlu olduk.Geçen kış bu seneki kışı düşünüp hep merakla bir hevesle bugünleri beklemiştik.Şükür gördük.Binlerce kez şükrediyorum her zaman.

Fotolarımız çok iyi olmasada başlangıç farzedip ekleyelim.Neye başlangıç? Kuzu ve bizim için yeni bir döneme diyelim.Gezme tozma dönemi.Babamız duymasın :)






February 11, 2010 Posted Under: Öylesine   Read More

Öylesine…

Güzel bir yağmurla başladık güne.Sanki Mart ayının başı gibi,  etrafın yeşillenmesi çok yakınmış gibi hissettiriyor insana.Dün evdeydim.Anneannemizin işi olunca 1 gün izin alıp ben baktım kızıma.Aslında dün sabahtan çektiğimiz fotolarımızı koymaktı niyetim ama geç kalkınca fotoları ekleyemedimArtık akşam eve gidince eklerim posta.

Bizim kuzu yüremeye başladı başlayalı poposunu yere koymuyor.Sürekli ayakta.Genelde vaktimiz oturma odasında geçiyor ve odanın içinde sürekli dolanma halinde.Sürekli etrafa bakınıyor.Yeni şeyler arıyor gözleri.Odanın bir ucundan bir ucuna kafasında birşeyler varda onu arıyormuşcasına gidiyor geliyor.Oyuncaklarını bilinçli bir şekilde etrafa fırlatıyor.Sonrada sepete topluyor.Birde kanepelerin altına sokuyor oyuncakları.Ardından biraz dolanıp geliyor ve kanepenin altına eğilip bakıyor, ordalar mı diye kontrol ediyor, çıkarmaya çalışıyor.Sanki yeniden keşfediyor çoğu oyuncaklarını.En iyi oynadığı oyuncaklar aslında yap boz şeklinde olan oyuncakları, legolar mesela.Babası playkoolun clipo baby legosunu almış bayağı bayağı yapıyor.Anne oyuncak olayından elini eteğini çekti ama baba son hız ne alsam ne alsam derdinde.

Geçen hafta başlayan öksürük ve hırıltıdan ilaç kullanmadan kurtulduk.Öksürük arada oluyordu dolu dolu ama hırıltısı çok hissediliyordu.Dışarı çıkamadığımız gibi, korkumuzdan kuzuyu yıkayamadık bile.Hastalık yönünden yaz ayı daha rahat olur diye düşünüyorum sonrada aklıma işyerinden bir arkadaşın kızının yaz ayında bile zatürre olduğu geliyor aklıma.Neyse…

“Sabrı tavsiye edenlerden, merhameti tavsiye edenlerden olun” ayeti takılıyor aklıma arada.İçimi yokluyorum.Meğer “kötülük ve kötüden” nefret etmek insanı daha iyi, daha olgun, daha anlayışlı yapıyormuş. ”Kötülük ve kötü” bu derece iyiden ayrılınca sanki gözümdeki zihnimdeki perde açılıverdi.

Geçen gazetede bir oyuncunun oynadığı dizideki başka bir oyuncunun canlandırdığı karakter için “Böyle bir kadın benim hayatıma asla giremez.Ben böylelerini 100 metre öteden tanırım” demesi karşısında vayyy beee helal olsun derken buldum kendimi ciddi ciddi.

Ahhh az kalsın yazmayı unutuyordum!! Bizim kuzu eline yeşil halkayı alıp yeşil yeşil diye dolanıyor ortalarda.Söylemesi zor bir kelime olarak bilirdim ben yeşili :) .Sonra kumandayı alıp kırmızıya basıp kapatıyor TV yi.Hadii bas kırmızıya deyince basıveriyor kırmızıya.Bazen kumandalar karışıyor ama kırmızı hiç karışmıyor.Kırmızıya basılır TV kapatılır.

Dün işine gelmeyen şeyler olunca anneanne diye bağırdı durdu bizim kuzu.Anneme bu sabah evden çıkarken,  bugün bol bol anne anne diye  bağırırsa hiç şaşırma dedim.Çok kurnaz çokkk.Çıkardığı kelimeler bir yana kendince konuşması var.Şöyle ellerini hareket ettirerek kendi kendine birşeyler anlatarak konuşması öyle tatlı kii.O öyle konuşurken bende onu yiyorum yiyorum ama doymuyorum.

Fotolarımızı koyalım.

Sabah şekeri :)

Uyurkende güzelim di mi?

Kahvaltı yapmam için tepsiye konulanları yemek yerine mıncıklayıp üstümü başımı batırmayı tercih edince annem kızdı sonunda.Hızlıca mama sandalyemin tepsisini alıp bu oyuncağı koydu önüme.

Babam fena taktı ahşap oyuncaklara.

Mama sandalyesinde sıkılınca biraz kitaplarımla oynadım.Yine birşeyler yemedim.


February 9, 2010 Posted Under: Öylesine   Read More

Aşk gibi…

Hep kızımı severken bakın bakın “dünyada bundan daha güzeli var mı” diye soruyorum o an yanımda kim varsa.Oysa doğduğunda ne kadar çirkin gelmişti gözüme.Eşim hala bu noktaya değinir durur.Bana çirkin gelen kızım ona çok güzel gelmiş ve hala anlamış değil neden öyle hissettiğimi.Ama hissediliyor pek çok kişiden duyduğum gibi kendi kız kardeşimde bile aynı şeylere tanık oldum.Biz bebeği sevmelere doyamazken o hiç tepki vermiyordu.Garip garip bir yabancı gibi uzaktan bakıyordu kızına.

Neyse şimdi kızım o kadar güzel geliyor kii dünyalar güzeli diye seviyorum.Biliyorum ki hep oyle seveceğim.Öyle guzel gelecek gözüme.Ben annelerin bu şekilde abartılı hisselerini çok iyi anlıyorum.Aksini anlayamıyorum.Sevgisini ( eğer varsa) ifade etmeyi bilmeyenleri anlayamıyorum.Sevmenin maddi şeyleri karşılamak olduğunu düşünenleri anlayamıyorum.

Su gibi ekmek gibi AŞK gibi…Sevgim beni rahatsız etmiyor, ağır gelmiyor.

Korkmuyorum kendimi dizginlemiyorum.Benden görmeyecekse kimden görecek bu kadar sevgiyi, kimden duyacak bu kadar güzel kelimeleri.Kim sarılacak ona bu kadar sıkı.

Eğitim, terbiye konusu hep gündemde.Lafla olacak şeyler değil.Hele sevgisiz olacak şeyler hiç değil.Kendilerini mutlu, güvenli hissettiklerinde birşeyler alabilirler.Samimi, karşılıksız sevginin olduğu sıcak ortamlardan.Sevgiye aşka inanılan sıcacık yuvalarda hem ruhen hem zihnen eğitilebilirler.Biz onlar için daha iyi insanlar olmaya, daha az hata yapmaya, daha az günah işlemeye çalışırken büyüyecekler yanıbaşımızda.

Annelikte aşk gibi meşruluk katmıyor mu en taşkın duyguya, aşk gibi menşei maksutu kalp ve ruh değil mi?

February 4, 2010 Posted Under: Öylesine   Read More

BİMER

Adaşım, arkadaşım İlknur’a teşekkur ediyorum bizi BİMER hakkında bilgilendirdiği için.Maalesef benimde böyle bir yapılandırmadan hiç haberim yoktu.Yazısından alıntı yaparak bizde blogumuza bilgi notu olarak düşelim bunu.

“Bilmem hiç duyanınız oldu mu? Bimer diye bir yapılanma var Türkiyede. Alo 150 hattıyla, internet sitesi yoluyla ya da direkt dilekçenizi yazarak şikayetinizi bildirebildiğiniz ve mutlaka ama mutlaka cevap alabildiğiniz bir yer. Siz dilekçenizi yazdıktan sonra dilekçeniz başbakanlık tarafından gerekli bakanlığa yönlendiriliyor ve sorununuz halledilmeye çalışılıyor. Sonuç olarak babamın dilekçeyi göndermesinden bir hafta geçmeden arayıp detaylı bilgi almışlar. Sağlık bakanlığına yönlendirmişler. Sigorta şirketi ile görüşme yapmışlar. Sigorta şirketi nedense onları babamın kalp krizi geçirdiğinde Türkiyede olduğunu ikna etmeye çalışmış. Belgeli, kayıtlı şeyde nasıl bir şans denemeyse. Sonuç olarak, geçen hafta sigorta şirketi tek muhattapları olan beni aradı. Efendim babanızın Türkiye iletişim bilgilerini alabilir miyiz diye. Özellikle de bana tıp dersi vermeye çalışan hanımla görüşemedim. Görüşsem iki çift laf edecektim şeker hastalığı kalp krizi bağlantısı ile ilgili. Dedim hayırdır, babanıza ödeme yapacağız da dedi telefondaki başka kibar bir hanım. Ödemiyoruz demiştiniz şimdi ne oldu ki dedim dilekçenin sonucu bilmediğimden, baştan öyle karar verilmiş ama tekrar gözden geçirdik dedi. Sonuçta bu konuşmadan iki gün sonra babam parasını alabilmiş.

Babamın Bimere başvurup olumlu cevap aldığı ilk olay bu değil. Bunun için aslında güvenilirliklerine ikna oldum. Daha önce de Almanyadan emekli olmuş, Türkiyeden de emekli olmak için uğraşan, ne hikmetse bir yılda Edirneden Ankaraya gitmeyi beceremeyen bir kağıt parçası bu sayede kısa zamanda Ankara gitmekle kalmayıp babamın arkadaşının emekli olabilmesine de sebep oldu.

Benzer şekilde bankadaki küçük bir mevduatının kendi bilgisi dışında farklı fonlara yatırılması sonucunda anaparadan uğradığı zararıda almayı başardı. Dikkatimi çekense ne zaman Bimere başvursa, daha önce arıza çıkaran, konuşmalarında kabalaşmakta hiçbir sakınca görmeyenlerin birden nezaket abideleri kesilmeleri.”

February 4, 2010 Posted Under: Öylesine   Read More

Elbiselerimiz

    Bir düzine kıyafetimiz var.Çoğu nerdeyse hiç giyilmeden kaldırılacaklar arasına girdi.Benim kıyafetle aram hiçbir zaman iyi olmadı.Kıyafete çok para vermeyi sevmiyorum.İndirimleri takip edip iyi malı ucuza alınca açıkcası mutlu oluyorum.Onun dışında gardrobumla herhangi bir gönül bağım olduğunu pek hatırlamıyorum .Ama durum Aslı Elif’in kıyafetleri için pek geçerli değil.Ona aldığım herşeyi çok beğenerek alıyorum ve sanki kızım büyüdükçe onlarda büyüsün, hiç eskimesin, lekelenmesin hep kızımın üstünde göreyim istiyorum.Birde herşey kızlar için yapılmış sanki o kadar güzeller kii.Durum oyuncaklar içinde maalesef aynı.Çocuklarının hiçbirşeyi veremeyen anneleri şimdi daha iyi anlıyorum.

    Kış vakti çok sık dışarı çıkamayınca kıyafetlerimizin tadınıda çıkaramıyoruz.Evde rahat kıyafetler tercih ediliyor.Dolapta hiç giyilmeyen sizeları ne durumdadır dediğim, uzun süredir aklımda olduğu halde tembellikten kızımın üstünde deneyemediğim jilelerimizi çıkarıp oturma odamızda küçük bir defile yaptırdık kızıma.Daha ne kadar giyebilir hesabı yaptık.Sonuç olarak üzerlerinde yazılanlara rağmen 84 cm kadar giyebilceğine karar verdim.Resim çekmek düşündüğümden de zor oldu.Yerinde durmadı.Ne hikmetse bu sefer makinaya hiç pas vermedi.

    Cuma gününden hırıltılı öksürüğümüz vardı.Cumartesi sabahı keyifsizdi ve hemen doktora gittik.Ciğerleri temiz çıktı.Hırıltı ve öksürük geniz akıntısından dolayı dedi doktorumuz.Kilo boy kontrolu yaptı.Boyumuz 1,5 cm artmış kilo çok kötü.1 hafta önce evde ölçtüğümde 300 gr almış gözüken çocuk son 1 haftada aldıklarını verdiği gibi ceptende yemiş.Ölçmeden gitmiş olsaydım heralde çok moralim bozulurdu ama durumu bildiğim için bu sefer çok takmadım.Doktorumuzun dişleri çıkıyor, boyu artıyor bir sorun yok, kilo vermesi hastalıktan olmuştur çocuklar böyledir şeklinde konuşmasıda iyi geldi ya da ben artık bu kilo olayından bunaldım felan yani.Doktorumuza göre ince uzun bir kız olacakmış bizim hatun.Uzun süredir doktorumuzdan duyduğumuz laflar bunlar aslında.Birşey 40 defa söylenince olur derler, bir iki defa daha aynı doktora devam edersek 40′ı tamamlarız evelallah :)

February 1, 2010 Posted Under: Öylesine   Read More

Karla başladık!

 

Ankaraya nihayet kar yağdı.Akşam başlamıştı, sabaha doğru iyice hızlanmış.İşe gelebilmek için yarım saat servis beklemek zorunda kalsamda karın güzelliği, etrafı kaplayan Rahmeti hissetirip umutlandırdı beni.

İşe gelir gelmez hemen annemi arayıp öğlen kızımı giydirip biraz dışarı çıkarmasını söyledim ama pek bii kızdı.Camdan bakarız dedi.Aslında haklı kuzuş pazartesi akşamı yine  ateşlendi.18 saat sürdü.Karnı ağrıdığı zorlandığı yine çok belliydi.karnı boşalınca rahatladı ve ateşi düştü.Sonra üst üstte ateşlenmeler ve buna eşlik eden kabızlığın, karın ağrısının hep ferro sanolu üst üste kullandığımız günlere denk geldiğini farkettim.Özellikle son ateşte karnı rahatlayınca ateşin düşmesiyle iyice düşünmeye başladım.Demire ara verip gözlemleme kararı aldım.Tabikii bütün bu rahatsızlıklara eşlik eden iştahsızlığımızda işi daha bir zorlaştırıyor.Burda kabızlık ateşin nedeni midir yoksa sebebi midir açıkcası ne düşüneceğimi şaşırdım bir taraftanda parmaklar ağızda iyice diplere sokulup kaşınıyor.16 dişimiz oldu ama heralde 20′yi tamamlayacağız.

 İnşallah kar hemen erimez en azından biz kuzusun fotolarını çekene kadar.

January 28, 2010 Posted Under: Öylesine   Read More

Çığlık

                                                                                                

Yazmalı mı yazmamalı mı? Yoksa hiç düşünmemeli mi? Ama ben düşünmeden yaşayamam ki!!!

Bizim çocuklar komik gerçekten!!!

 Bir arkadaş sabah sabah çay ocağına kaç çay söylendi muhabbetinden hemen sonra adı Balyozcu Paşa’ya çıkan emekli orgenerallerimizden Çetin Doğanın  namusu ve şerefi üzerine yemin ederek  son Balyoz haberlerini yalanladığını söylüyor ortaya .Bir diğeri hemen yorum yapıyor bununla ilgili olarak ama buraya yazılmaz  ancak tahmin edilebilir  

Devir değişeli çok olmuş.

Yakınlarda şahit olmuştum çıkar için ”adı lazım değilin”  nasıl yeminler ettiğini yalan yere.Getir Kuran’a el çarpayım diyordu yüzsüz kadın.Keşke getirseydim çarpsaydı dedim kardeşime .”Çarpsa ne olacak içinde inanç olmadıktan sonra” dedi Oda.Annem birgün gelir Kuran’da ona çarpar dedi.Güzel laf aklımda kaldı.Kim diyor sana yalan yere yemin et diye, hele Kuran’ı işin içine karıştır diye bee kadın.65 yaşındasın yazık değil mi ömrüne.Sonra kocamla konuştuk; kazara öyle bir insanı  mahkemede şahit diksen demek ki çıkarı için ipe gönderecek insanı.Öylece şaşkın şaşkın günlerce dolandığıma göre meğer  ne kadar az insanla karşılaşmışım bu tipte olan.İçimdeki çığlığın tarifi yok.

Bu da  böyle bir yazı oldu.Yeminin çağrıştırdığı.

January 27, 2010 Posted Under: Öylesine   Read More

25 Ocak

  

Bugün bizim evlilik yıldönümümüz ve hiçbir zaman hakettiği yeri bulamamış, içimizdeki buruklukla ağırladığımız bir tarih 25 Ocak.Uzun bir hikayesi var.Onun yerine yüzüklerimizde yazan 15.07.2002 tarihi daha çoşkulu ve daha anımsanmaya değer bizim için.

January 25, 2010 Posted Under: Öylesine   Read More

Durumlar

     Yaşıtımız olan blog bebekleri yavaş yavaş yürümeye başladılar.Bebeklikten çocukluğa geçiş döneminde çoğu.Zaman ne kadar çabuk geçiyor.Geçen yıl bu zamanlarda gün sayıyordum.1 aylık oldu 2 aylık oldu bahar gelse felan derken koca 1 yıl geçmiş gitmiş.Yine bende aynı duygu hakim; geçen giden günlerin bıraktığı hüzün.Yine bahar özleniyor ama geçen seneki kadar değil. Öyle anlar oluyor ki öyle tatlı anlar zaman geçmesin bunlar eskimesin hep taze kalsın istiyor insan.Özleyeceğimi bildiğimden belki.

    İşe başladıktan sonra kıızmla çok vakit geçiremiyorum.Çalışırken daha kaliteli vakit geçirildiği söyleniyordu  ama bana pek  olmuyormuş gibi geliyor.Eve gidince  kuzuya yemek yedirmeye çalışıyorum.İştah yine yerlerde  çok zor yiyor çok uğraştırıyor.Hani şöyle uğraştırmadan yese ve bizde kalan zamanda oyunlar oynasak rahat kafayla istiyorum ama pek öyle olmuyor.Benim aklım hep birşey yedirmede oluyor.

   Bunların  dışında daha dolu dolu olabilir mi sorusu her zaman var.Daha iyisi olsun daha iyi ilgileneyim daha çok  şey vereyim ancak çok yorgun oluyorum akşamları.Birşekilde yorulmuş oluyorum.Evde annemde olmasa iyice postu sericem durumları.

   Çok heyecanlı bir kızım var.Özellikle yeni bir şey öğrendiği zaman öyle heyecanlanıyor kii sanırsın kanatlanıp uçacak.Bir de hırslı olucağını söylüyor annem.Heyecanı hırsındandır belki.İnşallah hırsını hep iyi şeylere yöneltir.En büyük duam ise kışı hastalanmadan geçirmek.Öyle korktum ki hastalıktan, ateşten.Allah beterinden saklasın.

    Yerinde durmak istemiyor artık aynı odada kalmak sıkıyor.Sürekli odaları dolaşmak istiyor.Yürümesi çok çok iyi.Birde parmağımdan tuttu mu iyice kendini güvende hissedip hızlı hızlı hedefe yöneliyor.geçen hafta sonu AVM’ine gittik.Bol bol yürüdü nasıl  mutlu oldu nasıl çığlıklar attı, herşeye saldırdı.Hala o halleri gözümün önünden gitmiyor.Sonra oralarda yürüyen bebekleri gördükçe onlara bakıp özendiğimiz zamanlar aklıma geldi.Daha renkli bir gezme oldu.Yavrum bebek arabasında sıkılıyormuş biz anlamamışız meğer.ayrıca çok daha sosyal oldu.İnsanlarla vakit geçirmek özellikle bebek ve çocuklarla  oyun oynamaktan çok hoşlanıyor.Baran abisi gelince sevinçten ne yapacağını bilemiyor.Onun üstüne çıkıyor saçlarını çekiyor, dokunuyor ve bütün bunlar onu çok mutlu ediyor, çığlıklar atıyor.

      Bahar gelsin ve dolu dolu geçireceğimiz bir bahar olsun.Etraf yeşillensin, düşünceler yeşillensin, herşey çok çok iyi olsun diyelim son olarak.

 Fotosuz olmaz :)

January 22, 2010 Posted Under: evlat   Read More

Yazmalı

Kulağımda bir fısıltı “Yaa kulum sen dua et böylesi daha güzel” diyor sürekli.

Gidemeyeceğimiz için midir nedir ne tarafa baksam vizyondaki filmler için yorumlarla karşılaşıyorum.
Bizim kitabımızda yazmaz öyle kuzuyu bırakıp sinemaya felan gitmek :)
Bizde yazsa anneannede yazmaz.
Biz evde oturalım Aslı Elif gitsin sinemaya desek :) ( burası Özgüranne için)
Neyse artık bazılarını DVD den seyretmeye razı olacağız.

Sonunda öğrendik, bir tanıdığımızın boşandığını.
Kesin boşanmış.
Çok olmuş, ben üzülmüyorum sizde üzülmeyin diyor.
Kafamdaki bu konuyla ilgili soru işaretinden kurtuldum.
Ama herkesin bir hikayesi vardır diye yeni bir soru işareti!!!!
Nasıl kurtulurum bu soru işaretinden?
Senin kafanı kesersek kurtulursun diyor kocam.

Sonunda bunuda gördü anneannemiz!
Hani gazın bitmesi, tüpün bitmesini görmüştü dee
su kontörunun bitip sabahın 7sinde suyun şak diye kesilmesini görmemişti
Daha neler göreceğim acaba diyerek gördü bunuda.

Kuzunun 15 dişi oldu.
Kuaföre gitti uslu uslu saçlarını kestirdi.
Yüzü gözü ortaya çıktı .
Çok güzel oldu çok.
Böyle kısa kısa cümleler şeklinde yazmak daha kolay oldu.

Önce düğmesine basıyoruz.

Sonra kulağa  götürüyoruz.

Ateşimi kendim ölçebiliyorum ama kaçmış diye sordukları zaman işte orda takılıyorum.

 Kesin gavur icadı :)

January 19, 2010 Posted Under: kuzu   Read More

Dostluk Ödülümüz


Zülal’in Annesi Sinem bizi dostluk papatyasıyla ödüllendirmiş.Teşekkür ediyoruz kendisine ve Zülal’i çok çok öpüyoruz.

January 19, 2010 Posted Under: kuzu   Read More

Hamilelikte yaptığım gariplikler

    Yazılarıma blog annelerinin yazıları yön verir oldu.Birşeyleri okurken unuttuğum ya da çok düşünmediğim şeyler gün yüzüne çıkıyor.Çoğunlukla gülerek karşılıyorum hatıralarımı.Bunlardan 1-2 tanesi var kii  tam şenlik :) ))))

    Bunlardan en komiğini bauhausda çelik kapı için yapıştırmalı kapı numarası alırken yaşadım.Bizim evde 2 çelik kapı var ve bunlardan 1 tanesini sonradan biz değiştirdik ama kapıda daire numarası yok.Hep aklımda alıcam felan. Bauhausda dolaşırken plastik yapıştırmalı numaralar görüyorum ama bir sepetin içinde, arayacaksın istediğin numarayı bulacaksın.Ben başlıyorum numaraları karıştırmaya bu arada eşim başka birşeylere bakıyor.Derken ben epey bir arıyorum numarayı ama bir türlü bulamıyorum eşim dayanamayıp yanıma geliyor, durumu anlatıyorum kapı için numara bakıyorum diye.Ben aramaya devam ediyorum, ama bulamıyorum.Eşim tekrar başka birşeyle ilgilenmeye başlıyor. nihayet buluyorum ve  eşime gösteriyorum.Yarım saattir aradığım ve bulduğum numara 9.Eşim “ bu ne ? bizim kapı numarasımız  9 değil” diyor,olması gereken numara ise  13.Ben şaşkın şaşkın şaşkın…Eeee bu 9 neyin nesi????Nerden takılmış aklıma??Bizim kapı numaramız hiç  9 olmadıki. Annemlerin kapı numarası olabilir mi?Yaa kardeşlerin? Yok yok yok.Burda burda burda. 9 haftalık hamileyim ben  :))))

     Yine bir hafta sonu kahvaltı hazırlamaya başladım.Eşim evin içinde dolanıyor ben bir ara banyoya giriyorum  ve birden bir patlama sesi.Ne olduğunu anlamaya çalışıyorum yüreğim ağzıma geliyor.Çok kısa sürede aklımdan neler geçiyor neler.Ses nerden geldi mutfaktan.Yavaş yavaş mutfağa gidiyorum benden önce eşim mutfakta  ve  ocağın altını kapatmış beni bekliyor meğer yumurta haşlamak isterken yumurta kabına su koymadan yumurtaları ocağa koymuşum.Deneyin görün o küçücük yumurtalardan nasıl bir ses çıkıyor :) )))

January 15, 2010 Posted Under: Öylesine   Read More

Babalar üzerine…

      Özgür anne yazısında ne güzel dile getirmiş ben yazsam yani kendi hissettiklerimi yazsam, bu kadar anlatabilirdim.Özellikle bazı bölümler var ki doğumuzda hastanede geçirdiğimiz günler aklıma geldi.Eşim ilk gün heyecandan sabaha kadar uyumamıştı.Bütün gece kızımızı seyretmişti.Onun için çok başka bir heyecandı,  belki ilk kez bu kadar gerçekti kızımız.

     “Doğumdan hemen sonraki gece sevgili kaldı benimle hastanede. Çekirdek aile olarak yeni yılı kutladık, Ela sevgili ve ben. Annem kalabilirdi, istekliydi ama biz kalırız dedik, cesaret ettik. Videolarda bakıyorum da inanamıyorum, o küçücük yavru sevgilinin kucağında. Ben halsizim sadece emziriyorum. Gazını çıkarmak, ilgilenmek, şarkı söylemek, kucağında gezdirmek babada. Hastane koridorlarında benimle dolaşmak… Yani hayatında değil bebek, kucağına çocuk almamış bir adamdan söz ediyoruz burada. Cesaret ve sevgi. Bu ikisi olduktan sonra, her şey oluyormuş.”

       Aynı şeyleri bizde yaşamıştık.Kuzuşla  ilk gecemizi unutamıyorum.O yüzden bu kısımları okurken ayrıca heyecanlandım.Hastanede eşim hep yanımdaydı.O yanımdayken etraf ne kadar kalabalık ne kadar neşeliyse o yokken o kadar ıssız oluyordu.Bende kalmak isteyenlere gerek yok, Kocam çok iyi bakar bana demiştim.Aslında kimsenin bana bakmasına ihtiyaç duymadım.Ankaranın en iyi özel hastanesindeydim, herşey çok iyiydi, hemşireler herşeyimle ilgileniyorlardı.      

       Eşim bütün hamileliğim boyuncada yanımdaydı.İğnelerimizi olurken yanımdaydı.İnsanın kendine iğne yapması ne kadar zormuş yapamamıştım elim ayağıma dolanmıştı o yapmıştı ilk iğnemizi.Bir terslik olduğunda kanatlanıp geliyordu yanıma.Hele lohusalık dönemimde öyle üzerime titredi kii, öyle korktu ki üzülürüm bunalıma girerim diye.

      Bizde herşeyi birlikte öğrendik, birlikte okuduk bebek dergilerini, birlikte karıştırdık kitapları search ettik blogları.Bazı konularda benden daha ilgili daha becerikli oldu ve daha bilgili.Hala birlikte yatıp kalkıyoruz birlikte uykusuz kalıyoruz.Bizi bırakıp uyumamıştır hiç.Ne kadar ısrar edersek edelim bizi bırakıp uyuyamamıştır.Sabrını ve sonsuz sevgisini, özellikle sevgisini hep göstermiştir.Canım aşkım hep yanımızda ol inşallah.

 

       Ve son olarak şunu yazmak istiyorum özellikle bunları okuyacağını bildiğim eşim için yazmak istiyorum.Bütün bunlar klişe değil.Show değil.Herkesin yaşadığı şeyler değil.Çok içten ve çok samimi.Bu yüzden bu kadar etkileyici ve yazılmaya değer.

Ben kısa bir alıntı yaptım ama yazının bütünü oldukça güzel.Ellerine sağlık Özgür Anne.

January 14, 2010 Posted Under: Öylesine   Read More

Pierre Loti Tepesi

 İlknur arkadaşımızın Louvre Muzesi Maceraları‘nda bahsettiği kuyrukları düşününce kocamla bir istanbul gezimizde, Pierre Loti Tepesine çıkmak için saatlerce teleferik beklediğimiz aklıma geldi.Ben çok istekli değildim nitekim acayip bir kuyruk vardı.Zati içimde de değmeyeceğine dair güçlü bir his ama gel gör kii kocacığımı ikna edememiş ve saatlerce kuyrukta bekleyip teleferikle o tepeye çıkma sansına nail olmuş idim.Sonrasında masalarda gelinlikleriyle oturan yeni gelinlerden, Eyüp Sultana dua etmeye gelen yeni evli çiftlerin uğrak yeri olduğunu anladığımız tepeden beklediğini bulamayan kocam “ne yani bunun için mi? bu kadar bekledik”  deyip yaşadığı hayal kırıklığını dile getirmişti.Oysa o koca saatler boyunca Eyüp Sultan ne güzel gezilirdi.Yani şimdi düşününce yeni evli felan da değildik hani aşk sarhoşu olup deli deli gezdiğimiz zamanlarda değildi desemde aslında durum şimdi de pek değişmez biz Parise gitsek kuyruk felan vızz gelir tırıs geçer Eyfel’e de çıkarız Notre Dam’a da.

January 13, 2010 Posted Under: Öylesine   Read More

Sadece Anneye

Etrafta dikkatini dağıtacak birşey olmayacak özellikle reklam olmayacak Gazoon açık olmayacak anne kollarını açıp kucak kucak yapacak  o da tıpış tıpış gelip anneye sarılacak.Ama sadece anneye…

January 13, 2010 Posted Under: Öylesine   Read More

İşte bunlar benim canlarım!!

 Hazırlandık yemeğe gidiyoruz.Gideceğimiz yerde 10 dk.yoldu  ama bizim kuzu yolda  bir uyudu kii uyandırabilene ne olsun.Zar zor ağzına ayran dökerek uyandırabildik.Uykuyu almadan uyandığı için ne birşey yedi ne de yerinde durdu.Oysa onun için çıkmıştık dışarı,  etleri biz yedik geldik yani.

Bu arada 13 dişimiz oldu.Maşallah bu kuzuya maşallah.Bir ara yani yakınlarda doktorumuza erken çıkan dişler erken çürüyormuş öyle mi deme gafletinde bulundum.Kim söylüyor yok öyle birşey dedi ama nasıl bir söyleyiş fena kızdı fena.

January 12, 2010 Posted Under: kuzu   Read More

Bütünleşik Şeyler

            1-2 gün önce babamızın blogumuzu okurkenki  kikir kikir gülmeleri  bana 11 yıl önce 2 kardeşimin üniversite yıllığımı yere uzanmış şekilde  okurkenki  kikirdemelerini hatırlattı.Masada rahat edememiş olacaklar ki yere uzanarak, kendilerini kaptırmış, öylece, didik didik ederek okuyup gülüyorlardı.Yıllığımın kapağını yıllardır açmamama rağmen  “o anı”  her zaman hatırıma getirecek kadar  hoşuma gitmişti o halleri.

          Çok şey yazacaktım, sabah güzel uyanmıştım güzel rüyalar görmüştüm.1-2 gündür gördüğüm kabus niteliğindeki rüyaları hayra yormuştum.Güzel düşününce herşey daha güzel daha rahat olmuştu.Şimdi çok toparlayamasamda yazmak için aklımda bunlar vardı aslında .

          Sebep ve sonuç ilişkisi içerisinde bütünleşik şeyler.Sebepler perdesi arkasında olanları görebilmek, Rahmeti hissedebilmek ve onun için çabalamak ve bütün bunların sonucunda hissedilen huzur…Bir iki  gündür hissettiğim ve yaşadığım şeyleri anlatmak elbette böyle birkaç cümleyle olacak gibi değil ama uzun süredir yakalayamadığım bir noktayı yakalamışken , başımda duran  bir kuş misali küçük bir harekette uçup gidiverecekmiş gibi  hissetsemde yazmak istedim.”Gerçek mi? Yanılsama mı?”  diye sorgulayacak şekilde  zihnim bulanıklaşmış olsada  bir tarafım çok derinlerden hissetti Rahmet kırıntılarını.

January 12, 2010 Posted Under: Öylesine   Read More

Ocak ayı

     Blogumuzun görünüşünden anlaşılacağı üzere boya badanaya başlayamadık daha.Aslında template yükleyecektim hatta bir tane beğenmiştim bile ama siteye giriş bilgileri iş yerimde kaldığı ve 31 aralıktan beri işe uğrayamadığımdan dolayı olamadı.

       Neyse ocak ayı aslında bana fazla birşey ifade etmiyordu.Taa ki ocak ayında evlenene kadar.Hatta ocak ayında doğum yapmayı çok istemiştim.Evlilik yıldönümümüzde.Dışarda lapa lapa kar yağarken, kızımı kucağıma alıp pencere kenarında guzel bir aile fotosu.Ne guzel olurdu.

        Neyse öylesine birşeyler yazmak isteğimden mütevellit bir post oldu.Evlilik yıldönümümüzde ocak ayımızı tekrar deşerim.Hem daha süslü daha duygusal olur.

      Ankaraya daha kar yağmadı.Evlendiğimiz yıl o kadar kar yağmıştı ki son 10 yılın en güzel kışıydı.Bir de geçen yıl yağdı bol bol.Kızımın kısmeti dedik.Ondan önceki yıllar yağmur bile yağmazken bol bol kar yağdı.Camdan  seyrettik kuzuyla.

    Aklımızdayken, gitmek istediğimiz büyük bir ihtimalle gidemeyeceğimiz Engin Günaydın’ın filmi Vavien’i  gidecekler bizim yerimize bir de bu gözle izlesinler  diyelim.

        Bu arada ne olacak bu Esin’in hali ? Yaa Masal Bebeğin? Biz o kadar hazırlık yapmıştım doğum öncesi ,onunsa sadece bir beşiği var!!! Esin mi kim Masal Bebek mi kim? Kuzuşun birgün büyüyüp bu satırları okuyacak yaşa geleceği günler için   yapalım  açıklamamızı; bu iki isim annenin babanla cebelleşerek zar zor seyrettiği Melekler Korusun adlı dizinin 2 karakteri ))

       Bunlarda kuzudan kareler:

January 9, 2010 Posted Under: kuzu   Read More

Elif Elif…

Anne elinde fotograf makinası ELif Elif diye türkü çığırmasına rağmen  bir türlü ilgisini çekemedi.
Normalde makinaya hiç dayanamadığı halde elindeki kitabı inceledi inceledi sayfalarını çevirdi,
dokundu.Annesi de onu uzun uzun izledi.Bu kitapları çok seviyor.Aslında kitaplara dayanamıyor.O kadar
 güzel çeviriyor ki sayfalarını.Canım yavrum benim

 

 

 

 

 
January 8, 2010 Posted Under: kuzu   Read More

Öpücük

   Kızımın ağzını yanağıma bastırarak anneyi öpmeyi göstermiştim birkaç kere.Sonrasında “nerde anneye öpücük hani nerde ” diyerek hep kafasının etini yeyip durmuştum.Ama nafile bir türlü  öpücük alamamıştım ki sabah ilk işimiz anneyi öpmek oldu.Anne mutlu mutlu…

January 8, 2010 Posted Under: evlat   Read More