<BGSOUND src=\"adres\" loop=infinite> Category: Öylesine | Aslı Elif Malcı

Archive for the “Öylesine” Category

Hasta

Kocası yemin billah ediyor bir daha girmeyeceğim diye karısı haftada 2 kez kızımın ismini arattırıp giriyor.Bir insan o kadar hakarete ragmen neden girer? Dedikodu malzemesi olarak herseyi verdik.Bırakın ayları yıllarca yeter onlara.Asıl sebebi merak ediyor.Bizi merak ediyor, ilişkimizi merak ediyor, kızımızı merak ediyor.Bizimle yatıp bizimle kalkıyor.Kudurmuş köpekler gibi haset ediyor.Huzursuz, mutsuz, tatminsiz yılan karı, Rabbim sana bizim için istediğin şeylerin 100 bin katını versin.Bizim senden tek isteğimiz uzak durman.Kocanın erkek kardeşinin hayatını bu kadar merak etmenin ne demek olduğunu otur düşün kendini bilmez zavallı.

January 25, 2012 Post Under Öylesine - Read More

Şıllık

serife malci………………………………denilen kakalak yılan gelsin bol bol okusun
Kakalak yanlış yerde yanlış kelimelerle arıyorsun aradığını.Aradığın

burda.şerife malc…

-Alo bilo laa aç şu google lı benim karıyı bir araştırıver

-hangi karı laa

-laa göstermelik olanı laa

-bakıver ne yazılmış kakalak şıllık yazıyor mu hala

-laa baktım laa birşey yazmıyor

-haa s.tir ben yeni bir mesaj bile hazırlamıştım laa

-iyi bak looo

-baktım laaa yok birşey

-tamam loo ben bakarım

January 25, 2012 Post Under Öylesine - Read More

Şıllık

Kakalak yanlış yerde yanlış kelimelerle arıyorsun aradığını.Aradığın
burda.şerife m………denilen yılan

January 25, 2012 Post Under Öylesine - Read More

25 Ocak

Bugün bizim evlilik yıl dönümümüz.Sabah “kahramanına bir öpücük ver bakalım” diyerek hem hediyemizi veren, hemde blogu takip ettiğini söyleyerek bizi ayrıca mutlu eden adamla evlendiğimiz gün.Ne güzel gelin ve damat olmuştuk bee aşkım.

Neyse bugün günlerdir blogta birşeyler arayan elti için de önemli bir gün.Onun hediyesini hazırladık, bekliyor.Bakalım bulabilecek mi?
Bir ipucu ona, kaç gündür izlediği patikayı izlerse bulur.Yıllar önce bugün, ayakları yerden kesilmişti.Zannımca bugün uçacak.Mariyuana çekmişe dönecek.

January 25, 2012 Post Under Öylesine - Read More

Yazalım yavaştan yavaştan

Nerdeyse 4 ay öncesine ait bir foto daha yeni ekleyebildim.Media Marktda dolaşıyor bisikletiyle.Babasının mekanı 🙂

Blogu bu kadar ihmal ettiğime göre bunalımda felan olmalıyım 😛

Yazacak çok şey var aslında.Bir tarafından başlamak lazım.

* Kocam direk son posta giriş yapıp “neden 2012 yılı için seni şaşırttığını yazdın? mucize yılı olarak hissetmene sebep nedir?” diye sordu.Cevap olarak boşver, şimdi söylesem hem büyüsü bozulacak hem de sana çok çocukca gelecek desem de çok ısrar etmesi üzerine söylemek zorunda kaldım.Karşımda hiç şaşırmayan aksine aynı şeyleri hisseden birini bulacağımı pek düşünmüyordum sonuç itibariyle ama “ben de yanı şekilde düşünüyorum” deyince çok şaşırdım.Boynuna atılıp ağlayasım geldi.Seni çok seviyorum aşkım, dualarım seninle.Eşlerin birbirine yapacağı duayı her zaman çok makbul bulmuşumdur, inşaallah birbirimize en güzel duaları yapmak nasip olur bu hayatta.

* Sondan bir önceki post tamamen spontane yazılmış bir postu ve kocacığımın ” yazıların hep birbirine benziyor, aynı şeyleri okuyormuşum gibi geliyor” demesi üzerine yazılıvermişti.Kocamın posta yorumu ise ” bu kadar farklısını pek beklemiyordum, afalladım” oldu.Pehh pehh pehh 😀

* Benim koca yani kızımın biricik babası, kreşin sitesinde konu başlıkları altında yayınlanan fotolarda kızını göremezse çok fena bozuluyor bunu bilesiniz.Bir keresinde atlı spor kulubunde diğer çocukların at üzerinde boy boy fotosunu görünce “ben de kızımı götürüp bol bol foto çekeceğim” demiş ve dediğini yapmıştı.Bol foto ve videoyla dönmüştük.Komik adam vesselam.

Kreşin sık sık atlı spor klubüne gelmesinde dolayı mıdır, bizim kızın her konuda gösterdiği rahatlığı mıdır artık herneyse sanki kırk yıldır at binicisi havasıyla yapılan bir gezinti olunca, baba olayın çok sıradanlaştığı hissine kapıldı ve bu histen bir süre sonra rahatsız olup sıkıldı.İşin aslı sanki kendini onun yerine koyup çocukluğunu tekrar yaşıyormuş ya da yaşamak istiyormuş gibi genel bir kanı oluştu bende.Mesela aklına birşey koyduğu zaman özellikle yapmak istediği birşey konusunda çocuk bahane oluyor diye düşünmüyor değilim zaman zaman.Ancak bu durumun sonunda babanın gözlerindeki o çocuksu mutlulugu gözlemlemeye öyle alıştım ki ikisi de hiç büyümesin istiyorum 🙂

*Bugün bizim evlilik yıldönümümüz.Evin penceresinden 1-2 foto çektim.Ankara yine bu günlerde karlı ve soğuk.Ancak evlendiğim günkü soğuktan çok çok uzak.

Çok şekermişiz çok.Çok şekerimdir 😛

January 25, 2012 Post Under Öylesine - Read More

Kızgınlık nefret

Kızgınlık nefret…27/5/2009 ·

Bu yazıyı yazıp yazmama konusunda çok tereddütte kaldım.Çok kızgındım ve duyugusal davrandığımı tek taraflı düşündüğümü hatta haksızlık bile yapıyor olacağım konusunda sürekli kendimi eleştirdim durdum ama olmadı kızgınlığım geçmedi olanları söylenenleri haklı gösteremedi hiçbirşey.Bu yüzden ‘ Sarı Çizmeli’nin yazısındaki gibi öyle “babaanneye dedeye teşekkürler ” felan yazmayın.Bu konuda çok dertliyiz.Bizde babaanne yanında bacısıyla birlikte misafir gibi gelir 2 gün kalır gider.Bacısı sözcülük yapar babaanneye.Hani onun söyleyemediklerini söyler. Eeee ne de olsa anne yüreği taşıyor ucundan kıyısından da olsa.” Şunuda söylememeliyim, şurda da haksızım ” diyebilir.Buna mahal vermemek için her zaman bir bacı bulunur yanında sizinde teyze demek zorunda kaldığınız.

Anne:
-Babaannesi 1 haftalığına işe gitmem gerekiyor gelip kızıma bakar mısın?

Teyze:
-Yakınlarda bakacak kimse yok mu? Zart baksın zurt baksın, onu kocası (burdaki koca dede oluyor henuz kızımı görmeye bile gelmeyen) yanında istiyor.

Burda yazılmayacak daha nice boş söz ve eylem…Hala aynı azgınlık, hala aynı şeytani nefis…Nasıl rencide ederiz davası.Değişen hiçbişey yok.

şerife mal….denilen kakalak yılan gelsin kendisini bol bol okusun

January 25, 2012 Post Under Öylesine - Read More

Kakalak

serife malci………………………………denilen kakalak yılan gelsin bol bol okusun
    Herkesin bildiği blogumuzda , sık sık bu daaa neyin nesi diye gidip tıkladığı birkaç yazı var ki bu blogda son derece gereksiz olmasını hiç istemediğim halde olan yazılar.

    Bizim blogumuzunda ilk  açılma amacı anne olcağımı öğrendikten sonraki heyecanla kızımla ilgili şeyleri paylaşmaktı.Sonrasında  bu vesile ile benim gibi annelerle bilgi paylaşımında olmak , dünyamı ufkumu hayatımı genişletmek, başkalarını anlamaya çalışmak, başkaları için sevindiğimi, üzüldüğümü  görmekten mutlu olduğumuzu farketmeye başladım ve benim için vazgeçilmez oldu.Genelde okumayı tercih etsemde aslında yazmayıda çok seviyorum fakat epey vakittir kafam o kadar dolu ki değinmeyi, üzerinde konuşmayı istediğim her konuyu yazmak çok lüks kaçıyor ve Woody Allenin sol burun deliği gibi hissediyorum kendimi :)))
 Ne demek istediğimi Woody Alleni bilenler anlayacaktır 🙂
Aslında ben dünyayı kurtarmaya gelmişim de harcanıyorum bu hayatta :))))))))))

 Neyse yazının gidişatından anlaşıldığı üzere altını çizerek yazıyorum eğleniyorum.Burayı özellikle bursadan sürekli  gooogle dan kızımın ismini arattırak blogumuzu takip eden hayranlarımız çok iyi okusun.Anladığınız üzere beni eğlendiriyorsunuz.

 Gelelim konumuza biz fırsatımız, moralimiz elverdiği kadarı ile blogumuzu güncel tutmaya çalışırken,  meğer insan müsfetteleri bizi araştırıp kızımın bloguna erişmişler.Bu yazıda
yazılanları sahiplerine yetiştirmişler ve bütün yazı bu kadarcık dedikoduyla geçirmişler.Eeee ne de olsa alışmış kudurmuştan beterdir.Yani ne diyeyim dedim yaaa eğleniyorum.Keşke bu açık bulmak için bu kadar uğraştıklarını  bilseydim onları çok uğraştırmazdım.Elimden gelen yardımı yapardım.
 
 Neticede geçte olsa anladık takip edildiğimizi hergün birilerine yetiştirilecek birşeyler bulma ümidiyle kızımın blogunun takip edildiğini.

 Bilenler bilir kimin nerde hangi şehrin hangi semtinden,hangi saatte, hangi IP ile, hatta hangi browser hangi işletim sistemini kullanarak safyfanızın visit edildiğini anlamak çok kolaydır.Hatta biraz kasılırsa isme bile ulaşırsınız.

Şimdi düşünün sizin düğününüzde  aile terbiyesi almadığını göstermiş  biri, bulduk delidi olmuş 2 karıyı parmağına dolayıp, sırf kıskançlığından hasetinden dolayı kimsenin onunla muhatap bile olmamasına rağmen kayınvalideciğimin söylediğine göre daha kapıdan girer girmez yalan dolan bana şunu yaptılar bana bunu yaptılar diye yapmadık rezillik fitne bırakmadığı gibi gelinin odasına yerleşip yatağında yatıp sabaha kadar kocasını doldurmuş, nikah sonrasında gelin geldiğinde  bile odayı terketmeyen pijamalarını giyip  valizi odanın bir  köşesinde,  kıyafetleri yatağın üstünde elinde çay kupası, benim evimde daha ne rezillik çıkarırım diye yüzümüze bile bakmadan ortalıkta dolanan biri, kına gecesinde bacak bacak üstüne atıp ağzından ne kına gecesinde ne nikahta bir hayırlı olsun lafı bile çıkmadan ve bunun yanında gelin arabasına binmedim, kuaföre davet edilmedim diye utanmadan  ayrıca tepinen biri  olsa ne düşünürsünüz.Hele bizim düğünümüz değilde onu ağırlamaya geldiklerini düşünen sizin odanızı ona suit oda olarak tahsis eden birileri de olsa ne düşünürsünüz?

   Yeni kurulan bir yuvayı ilk günden yıkmaya çalışan birileri için ne düşünürsünüz?Bunlar için ne yapılır? Biz Allah havale ettik.

  Dahası bu kişi hergun kızınızın bloguna girip baksa, fotoları incelese o hasta kafanın hasta bakışlarından, hasta düşüncelerinden rahatsız olmazmıydınız? Hatta hakaret dolu mesajlar atsa ne yapılır böyleleri için?Mahkemelere mi başvurulur?     Ne arıyorsunuz?Ne yapmaya çalışıyorsunuz ? Aradığınızı bulmak için içinize bakın.çirkinliklerinizi görün tövbe edin ki başkalarına zararınız dokunmasın.

         Hala en mutlu günün zehir olmasının ne demek olduğunu anlamadınız mı?
    Siz anlamalısınız ki bizim hayatımızda yeriniz yok.Dünyaları size vereceklerini zannetmiştiniz salonumda at gibi tepinirken.Çıkardan başka birşey düşünmediğinizi biz zaten biliyorduk ama hangi çıkar için yapılır bunlar? Değdi mi barii? 
  Herşey sizin olsun.Evinizi yenilesinler, arabanızı yenilesinler .Yeter ki bizden uzak durun.Allah bizi size muhtaç etmesin.

Bak bakalım yüzün kadar çirkin kalbini sergilediğin fotolarına.


         Çok dertliymiş çokkk.Kolay mı üzerine kuma gelmesi.

Öküz gibi bakmış.Gibisi fazla

şerife mal…. denilen yılan

January 25, 2012 Post Under Öylesine - Read More

Ruh hastası

Anne anne bak benim icin neler yazmış ben bu kadar kötümüyüm anne?

Sabaha kadar uyuyamadım , sinirimden ağladım anne.

oku anne. iyi ezberle. bak bak bir de suit oda demiş anne.

anne ben ne zaman öyle dedim sana

ben kapıdan girer girmez herkes duysun diye bana şunu yaptılar bana bunu yaptılar bana niye bunları yapıyorlar dedim anne.

ben öyle bakmadım anne.fotomontaj anne.

internete benim fotolarımı nasıl koyar anne.

herkes yalancı anne.

pışpışla beni anne, okşa beni anne

yok yok bunlar yetmez,

sen benim ne istediğimi çok iyi biliyorsun anne.

4 günde bunları ezberleyemedin mi anne?

neyse evde teyzem çalıştırır seni anne.

bak bak şuna da bak anne.

daha neler yazmışta silmiş anne

facebooka geçmiş.

söz bir daha girmeyeceğim anne.

dayanamıyorum giriyorum anne.

hergun girip bakıyorum anne.

ben gelişmelerden haberdar ederim seni anne.

önce teyzemi haberdar ederim o daha güzel anlatır sana anne.

bak sonra bunlardan bahsetmek yok haaa anne

haberim yok dersin anne

anladın mı beni anne?

sen beni çok iyi anlarsın anne

sizleri çok seviyorum anne

şerife mal…. denilen yılan

January 25, 2012 Post Under Öylesine - Read More

ilk aile geleneği

Bizim de artık bir aile geleneğimiz var.Geçen yılbaşında ( burda)  küçük bir pastayı bütün güzel umutlarımızla kesince bu yılbaşında da aynı hislerle,  zorlamadan, tıfılımızla pasta keselim dedik.

Geçen yıl bu zamanlar annem hastanede yatıyordu ve karışık duygular, flu görüntüler vardı zihnimde.Ama şimdi aklımda küçük bir umudun büyüyüp kocaman olduğu hissi kalmış bütün keskinliğiyle.

Bu sefer daha olumlu, daha cesaretli bir bakış hakim bünyemde.Küçük bir telefonla hemen geliverdi pastamız.

Yılbaşı yaa pastanın üstüne çam ağacı koymuşlar.Demek yılbaşında pasta isteyen tek biz değilmişiz ki böyle bir form düşünülmüş.

Bizim kuzu inanılmaz mutlu oldu.”Benim doğum günüm mü? İyi ki doğdun mu yapacağız anne? ” gibi soruların ardı arkası kesilmedi.Tarifi zor; bir pasta nasıl bu kadar neşelendirebilir bir aileyi…Çocuk pasta başında kendini kaybetti ve defalarca mumu yaktırdı, üfledi arada faketmeden bir tabak nohut yedi.Anladım ki bu bir zaaf. Eee biz de kullanalım bu zaafı sonuna kadar değil mi? 😛

Kuzenimiz Zeynebimiz…

Bakın bakın nasıl her fırsatta kullanıyorum.Gelsin pastalar yensin yemekler 🙂

January 24, 2012 Post Under Öylesine - Read More

Bana beni kim anlatır?

Huzur için bazı şeyleri çok dile getirmemek gerekiyor, bazı şeyleri ise hiç düşünmemek.Vardır bir hikmeti deyip  geçemek en iyisi. Dır dır dır, car car car…Çok gereksiz.Gereğinden fazla önemsemeye  sebebiyet veriyor.Değersiz kişi ve konulara değer vermek gerçekten saçma.Zamanla öğrenilinen  birşey mi ya da insanın doğuştan sahip olduğu bir mizaç mıdır acep? Kendimle kıyas edince özellikle ev ortamında eşimi boğmamaya dikkat ettiğimi farkediyorum.Biraz kadınlık biraz anaçlıktan dolayı üzülsün istemem.Öfkemi içime atarım, o konuyu açtıkça konuşurum.Aslında öfkem konuşmama öyle mani olur ki suskunluğum katran olur içime öyle bir akar ki…Bu da olayların farklı bir yönü, zor yönü, insana zarar veren yönü.Neyse ki küçük şeylerden mutlu olan bir insanım.Yenilikleri, değişiklikleri seviyorum.Mutlu ediyorlar beni.Daha doğrusu öyle saçma sapan kişi ve olaylara takılıp mutsuz olmuyorum.Bundan belki küçük şeylerin beni mutlu ediyor olması.Küçük küçük notlar almışım sağa sola, öyle güzel notlar ki okuduklarım arasında hoşuma giden cümle ya da paragrafları yazmışım, altını çizmişim, yıldızlar koymuşum, kendimde karşılıklarını yazmışım ve beni nasıl rahatlattıklarını mutlu ettiklerini kazımışım hafızama.Evimin bir köşesine istediğim bir şeyi alıp koymuşsam ve bu çok istediğim bir şey ise değmeyin keyfime.Sonra kendimden  geçerek seyrettiğim bir film mesela.Asla unutmam, günlerce düşünürüm, bir karakter olur içine girerim.

Babası, ben ona kuru fasulyenin faydaları benzeri çok değerli bilgiler verirken “car car car kafamı patlattın” diyor, kuzu da bana dönüp “car car car” diyor.Bu kadar lafın üstüne bir de car car car etmiyorum diyorum bende 🙂

Allah kimseye kaldıramayacağı yük yüklemesin.Merhametini bizden esirgemesin.Şükrü hayatımızdan çıkarmasın.Sağlık sıhhat versin, sevdiklerimizle imtihan etmesin.Belli ki gerisi kolay.

Gece yatakta eşimle ne kadar yorgun olursak olalım o gün kuzunun yaptıklarını birbirimize anlatıp fingirdeşiyoruz. Yaptıkları daha bir anlamlı geliyor, öyle bir fasıl oluştu uyku öncesi.Güzel oluyor, yorgunluk alıyor, uyku açıyor :))

Geçen gün D&R ye gittik, kuzuya kitap bakalım diye.Tübitak kitaplarına baktık.İstediğim gibi değillerdi.Daha sonra babası benim beğenmediğim tüm tübitak yayınlarını alıp gelmiş.


Misafire gitmektense misafir bize gelsin istiyoruz duyrulur 🙂


Eşimin bir akrabasının askerlik bitimi yolu ankaraya düşmüş, kuzuyu da görmeye geldi.Bizim kız şu sıralar çok uyumlu bir modda, herkese sokulmalar, sosyalleşmeler felan.Gelen misafiri öyle güzel ağırladı ki, sarılmalar, oynamalar, biz seyrettik yine şaşkın şaşkın.Misafirde de maşallah bir çocuk sevgisi vardı, ayrıca çok sempatik bir çocuk, kızımla çok iyi anlaştılar.Doğduğundan beri gelmek istiyormuş, artık yazın da gelmeye söz verip gitti.Misiafir biz süslenemeden baskın yaptı, öyle ev haliyle karşıladık ana-kız.

Ahh tıfılım fotolarda iyice tıfıl çıkmış.Şu dişler bir tamamlansa da o da kurtulsa biz de.Bu yaşlarda diş çıkarmakta çok farklı bir olaymış. Acıyor acıyor diye ağzını açıp gösteriyor.Aynaya gidip ağzını açıp uzun uzun bakıyor.Komik oluyor hakkaten 🙂

January 20, 2012 Post Under kuzu, Öylesine - Read More

Dağınığım ama burdayım

Epeydir yazmamışım.Nedeni çok ama en büyük nedeni kafam çok dağınık.Hiç multi process bir insan olamadım ömrümce.Çok şeyle uğraşayım diyemiyorum bir türlü.Birşey hep diğerlerinin önüne geçmiştir.Bir konuda abartmak, diğerlerini sallama durumları hakimdir her zaman.İnsan ilişkilerimde de öyledir.Dikkatim ve enerjim öyle çok sosyal olmama izin vermez.Bir noktadan sonra kendime bir taraf bulur, keyfime göre at gözlüğü takarım maalesef.

Şöyle bir değerlendirirsek keyfim fena değil.Ancak hastalık sezonu kız 20 gün arayla hasta olup antibiyotik kullandı.Yavrum büyümüş artık; nasılsın diye sorunca “iyi değilim, hastayım” diye cevap veriyor.Evde sürekli bir hastalık kızı geçtim biz bile üst üstte hasta olduk. Bir noktadan sonra insanı bunaltan bir süreç.İnşaallah kolay atlatırız bu kışı.

2012 yılı beni şaşırtmaya devam ediyor.İyi yönde, garip yönde…Tuhaf işte.Mucize yılı olur inşaallah bütün güzel insanlar için.

Burdayım, yazacağım sonra 🙂

January 19, 2012 Post Under Öylesine - Read More

Geyik

January 17, 2012 Post Under Öylesine - Read More

Ooooo mimmmm

birinci tekil kişiliğin mimi 🙂

En sevdiğim kelime?
Huzur

En nefret ettiğim kelime?
Kıskançlık

ve bozgunculuk
Ne sizi heyecanlandırır?

yolculuklar

yenilikler

Heyecanınızı ne öldürür?
Zaman
En sevdiğiniz ses;
music of baby : Korkunç güzel, etkisinden kurtulamıyorum bir türlü, hala dinliyorum.Bebekler için değilde anneler için sanki

Nefret ettiğiniz ses;

her türlü çığırtkanlık beni rahatsız eder

Hangi mesleği yapmak istemezsiniz?
şoförlük, pilotluk bunlar hiç bana göre değil.Bunun dışındakileri zorlama da olsa yapardım sanırım.

Hangi doğal yeteneğe sahip olmak istersiniz?
Resim yapmayı çok isterdim.Ya da beste yapabilmeyi.

Kendiniz olmasaydınız kim olmak isterdiniz?
Düşünmedim yani bu türden soruları en son ilkokulda sorardık birbirimize :))

Nerede yaşamak isterdiniz?
Çok yerde mesela dubai, new yok, isveç , istanbul
En nemli kusurunuz nedir?
tırnak yiyorum ve hızlı konuşuyorum
bir de sesim biraz daha kalın olsun isterdim

Size en fazla keyif veren kötü huyunuz nedir?
merak 🙂

Kahramanınız kim?
eşim desem.İnanması zor di mi?
En çok kullandığın kötü kelime;
salak, geri zekalı, bazı özel sınıf mahluklar için müsfette, ruh hastası, bozguncu
Şu an ki ruh haliniz;
telaşlı

Hayat felsefenizi hangi slogan özetler?

Allaha havale et, o ne güzel vekildir
Mutluluk rüyanız nedir?
Kızımın ünüversiteden mezun olduğu günü hayal ediyorum, mutlu oluyorum 🙂

Sizce mutsuzluğun tanımı;

Sevdiklerimi birşey olması, bunun dışındakiler pek etkilemez.

Nasıl ölmek isterdiniz?
Sevdiğimin kollarında :))))))))))

Öldüğünüz zaman cennete giderseniz Allah’ın size ne söylemesini istersiniz?

O nerde?

January 16, 2012 Post Under Öylesine - Read More

Maksat kafa dağılsın

Ayyy ne sıkıcı boğucu bir gün.Bloga birşeyler yazmalı en azından kafa dağıtmak adına.


Akşam uyku tulumunu ıslatınca kat kat giydirip öyle yatırdım.Sabah uyanına üstüne sadece yelek giydirmekle yetindim.Kat kat kıyafetler içinde öyle tatlı görünüyordu ki, topaç gibi dolandı evin içinde.Çocuklarda 2 yaş sonrası büyüme nasıl acaba?Biz aylardır 86-87 cm arasındayız.Hoş pek birşey yediği de yok ki büyüsün.

Şeker cimcime.İşi gücü kanepe tepeleri.Oralarda gezinir, atlar.Kanepede oturan kim varsa tepesine çıkar.Yatan biri olursa ordan üstüne atlar.Hiç boş durmayı sevmez benim kızım.Hep action.

Bunlarda kızımın ağaçları.Çok güzel “ağaç” diyor.Aslında içinde “ğ” geçen kelimeleri çok kolay telaffuz ediyor.

Evde yapma çiçeği pek sevmemekle birlikte evimde yakıştırdığım tek köşe burasıdır.Önceleri gelip gelip ciciş ciciş diye seven kızım şimdilerde pek öyle uzaktan sevmekle yetinmiyor.Aslında evde düğündü, doğumdu derken epey bir bu tip çiçeklerden vardı.Bir baktım ben bunları hiç sevmiyorum evime de yakıştırmıyorum eee o zaman ne tutuyorum dediğim birgün hepsine yol verdim.Evin her köşesinde bu çiçeklerden olmasından hoşlanmıyorum, basit ve zevksiz buluyorum.Aslında doğru kelime sıradan.Sıradan olmasındansa sadeliği tercih etmişimdir her zaman.Bunun yanında temizlikleri de çok kolay değil.Çok fazla toz tutuyorlar.Bebekli bir evde son derece gereksiz kalabalık.B

Ben takıyorum böyle şeylere.Okuduğunuz bir kitapta sadece bir cümle çok hoşunuza gitmiştir ve okuduğuma değdi dedirtmiştir mesela, bir evde özellikle salonda böyle hoşa giden ya da gitmeyen bir ayrıntı benim için çok ön plana çıkabiliyor, özellikle kendi evimde.

January 10, 2012 Post Under Öylesine - Read More

Çek

Yavruların yavrusu çek çek diyerek koca makineyi banyoya almış gelmiş.
Ben makineyi açarken o da flaşı açıyordu.Poz da veriyor cimcime.Canım yavrum benim.

January 7, 2012 Post Under kuzu, Öylesine - Read More

Son haberler

Merak eden, mesaj bırakan herkese teşekkür ederim.Dostluk ne güzel şey.
Annemin durumu çok daha iyi.Biyopsi sonucu kanser olmadığını gösterdi. Tedavisi mümkün ve iyileşecek inşaallah.Sonuca öyle sevindik ki ne söylesek yetersiz.

Bu sabah amerikadan izinli gelen bir dost ve annesi ziyaretimize geldi. Çok mutlu olduk.Elif, gelen Fatma teyzeyi anneannesi zannetti.Sarıldı, öptü, kucağından inmedi.Anneane nerde dediğimizde onu gösterdi.Çok özlemiş anneannesini.Bu tabloyla, gelen güzel haber daha bir güzel oldu.Misafirlerden sonra hemen anneannemize telefon açıp olanları anlattık çok duygulandı.”Meğer beni seviyormuş” dedi 😛 😛


Ben uzun bir süre evde olacak gibiyim.Görüşemediğimiz arkadaşlarla görüşmek isterim.Nihal senden haber bekliyorum.Görüşeceğiz dedik ama bir türlü olmadı.Sonra ankaralı blog annelerle olan buluşmaya da gidemedim.Dışarda değil de bizim evde başka bir buluşma ne güzel olur.Hande senden de haber bekliyorum.

January 6, 2012 Post Under Öylesine - Read More

Yeni yıla nasıl girilirse

Yılbaşı gecesi eşimle küçük bir tartışma yaşayınca “yeni yıla tartışarak mı girmek istiyorsun” dediğimde ” senin yüzünden tartışıyoruz” deyip olayı hemen kapatınca anlaşıldı ki bu vakitlerde bizim evde dolaşan, “yeni yıla nasıl girilirse öyle geçer” geyiğini fazlasıyla ciddiye almışız.

Biz yeni yıla böyle girdik.Yeni yılda kuzumuz hep böyle mumlar üflesin, güzel haberler alalım, kutlamalar yapalım, sevelim sevilelim 😛 😛
İşte böyle…
Hep güzellikler olsun diyelim.



January 3, 2012 Post Under Öylesine - Read More

Bulanık anlar

İşte gidiyorum çeşmi siyahım.

Sabah sabah yanık yanık içten içten bu türküyü dinlemek insanı allak bullak ediyor.

Babamın “yavrularım ben size hakkımı helal ediyorum” deyişi geliyor aklıma, eşimin başını okşayıp “ben senden razıyım Allahta razı olsun” derken.

Kardeşim çok sinirlendirmiş, delirmiş gibi konuşuyor telefonda.Resmen bağırıyor, kaybediyor kendini.Nefes nefese kalıyor, sakinleştirmeye çalışıyorum ama bitirmeden rahatlamıyor.Nefesinin kesileceğini bilsede susmuyor.Karşısındakinin kim olduğunu, nasıl bir ruh halinde olduğunu hiç düşünmeden anı yaşıyor.Sus anne artık, bir de beni dinle diyemiyorum.Belki çok kötüyüm, belki benimle son konuşman bu diyeceğim.Belki artık yaşamak istemiyorum, gidip bir yerden atacağım kendimi.Olamaz mı? Ne diyecek sonra? Onunla konuşmuştum birşey dememişti, iyi gibiydi mi diyecek? Yoksa kendi sesimden onun sesindeki yorgunluğu anlayamadım mı? Kimbilir?

Keşke sevdiklerimizle geçirdiğimiz her ana kendimizi verebilsek, abartmak yerine Hakka teslim olabilsek!!

“Anne sen ütüyü böyle böyle mi yapıyorsun” diyerek elinde hamurdan yaptığı ütüyü bana gösteren cimcime, sen çok yaşa, gönlümün sultanı kuzum.

Okulun yarısına aktivite olarak hemşire hanımın da katılımıyla yaralanmalar sonrası uygulamalı olarak alçıya almayı göstermişler.Anlattıktan sonra kimin parmağını alçıya alalım demişler.50 çocuk içerisinden bir Elif gönüllü olmuş.Akşam almaya gidince bütün okul tarafından böyle özgüveni olan bir çocuğun annesi olarak tebrik edildim.Bilselerdi annesinin bu dünyada bu kadar acizken , böyle hayat dolu bir çocuğu mutsuz görmekten o derece korktuğunu, iki büklüm dolandığını; yaşaran gözlerimi daha iyi anlayabilirlerdi.

December 27, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Hep aynı değil!!!

 1-2 defa olmuş, hem de hiç istemediğim insanlara karşı benden garip bir şekilde bir yabancı gibi  bahsetmişti.Nasıl yer etmişse aynı ses tonu ve mimikleri tekrar yakayıverdim.Akşamki alınganlığımın nedeni buydu.Nasıl herşey anlamsızlaştı, uzaklaştı, küçüldü.Dert oldu, hayat zorlaştı.Kabul etmesi zor geliyor insana, sanıyor ki birbirimize en yakın olduğumuz ve en iyi tanıdığımız anda evlendik.Bu ne kadar ihtimalse, aksi de o derece ihtimal dahilinde görünüyor; bildik ancak pek kabul görmeyen öyle bir gerçek ki bu,  insana özgü bir zayıflık ancak anlaşılmaz değil.

Kafasının dağınık olmasına vermek , aramıza bu kadar mesafe girebiliyor olmasını görmeye engel değil; birlikte ama yalnız…

Birlikteliğimizin koşullanılmış bir yaşam olmasını istemiyorum.Her daim farkedilir yakınlıkta olsun yaşanmışlıklar.Her bakış, her dokunuş anlamsız kalmasın ortada.Şükürle sulansın, hep taze kalsın duygularımız.Sıradanlaştırma bizi.


>

December 13, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Hayat devam ediyor

Mahsunun dizisi var yaa “hayat devam ediyor”, seyrediyorum.Oyuncular çok yetenekli.O kudret yok mu, o kudret!!!! Nasıl bir oyunculuktur öyle.Vell vell vell…Kocam her seferinde Mahsunun dizisine mi bakıyorsun diye ııı, mııı yapıyor.Onun ııısı, mııısı önemli değilde çok kötü giderse devam edemem yaa ne öyle benim derdim bana yeter zaten.

Annem hasta, 1 yıldır hasta.Araya giren hastalığı yüzünden tedavisi aksadı.Artık yapılacak en son şeye başlanıldı.Dayanması lazım.Artık ciddiye alması gerektiğini, aksi durumda 3 yıl ancak yaşayacağını söyledim.Nasıl söyledim, nasıl söylenir? Demek durumun böyle olmayacağına, iyileşeceğine dair bir umut var ki söyleyebilmişim.Rabbim şifa versin, dua etmek lazım.Garip bir ruh hali içindeyim.Ruh gibiyim, dalgınım, solgunum, enerjim emiliyor gibi.Çaresizlik değil, umutsuzluk değil, bu biraz kabullenemek sanki.

Geçen hafta birden şişen bademcikler beni 3 gün yatağa düşürdü.Her tarafım ağrıdı.Ateşim çıktı.Hiç birşey yapamadım.Penisilin türevi bir antibiyotik 3 günün sonunda etki etti.Garip ki son günlerde yaşadıklarımdan dolayı en kötü senaryolar geldi geldi gitti aklıma.Oysa sorun bademcik şişmesiydi.Çok ciddi bir şeyde mesela menenjit ki ateşin 40 ın üstüne çıkması gerekirdi.Bunlara bilmeme rağmen tam bir paranoyaklık yaptım.Evli ve çocuklu birinin 3 gün yatması pekte hayırlı birşey değil.Ev öyle bir dağıldı, herşey yığıldı ki hala toparlayabilmiş değilim.Yardımcı kadının telefonuna ulaşamıyorum.Her akşam içimden bir çığlık yükseliyor; atsam bildik bir çığa sebep olacak  anında 😛 Neyse bu haftasonu pek bir çalışmam lazım.

Geçen pazar arayı açmadan Hande ile görüşme kararı alıp kahvaltıya gittik.Herşey çok güzeldi.Tekrar teşekkur ederiz.

Berilin elinde gördüğü herşeyi alma çabası, ağlamalar, abartmalar..Şah iken şahbaz durumları Berilin bir şekilde uyumasıyla duruldu.Orkun amcası da bütün enerjisini toplayıp ilgilenince çok eğlendi.Biz çocuklar kaynaşsın diye düşünürken, yine “yok yok bunların birlikte oynamalarına daha çok var” sonucuna vardık.Bir ara yerlerde sürünüp birbirlerinden rahatsız olmadan oyun buldular.Paylaşılamayan oyuncaklar kavga sebebi oluyor.Aslında kreşe giden bir çocuğun paylaşmayı öğreniyor olması gerekir gibi geliyor insana ama durum bizde tam tersi kreşe başlamasıyla bu türden tepkiler çok çok fazla arttı.Kreşte survivor durumu mu söz konusudur nedir 🙂

Diş doktoru olan Hande teyzesi kızımın dişlerine baktı.Parmak emdiğinden dolayı dişlerin çok etkilendiğini, bu yaşlarda bırakmazsa sonradan ciddi tedaviler gerekecegini söyledi.Ben zaten bu konuda çok endişeliydim, iyice panikledim.Parmak emme olayı özellikle geceleri çok kötüydü.Sürekli parmağını emmekten derin bir uyku bile uyumuyordu.Şimdi acı oje olayına yeniden başladım.Eskisi gibi tepki gösterip yıkatmıyor.Sadece yatarken sürüyorum.Anlatıyorum böyle böyle diye, anlıyor, Handenin söylediklerini de çok iyi dinlemiş.Doktor teyzemiz bırakman gerektiğini söyledi diyorum, parmaklarını uzatıp sürdürüyor.İnşallah uzun süre böyle devam edebiliriz.Yani böyle bir alışkanlık için 1 yıl gibi bir süre gerektiğini düşünüyorum.Tırnak yiyen biri olarak 1-2 aylık bir aranın alışkanlık üzerinde pek bir etkisi olmadığını çok kere yaşadım.

Akşam baba, gece bile çalışınca “bugün çok çalıştım, kendimi ödüllendireceğim” deyip bizi dışarı çıkardı.Her zamanki köftecimize gitmek için yola çıktık.Elifle aramızla şöyle bir konuşma geçti:

– et yiyecek misin anneciğim

– hayır ben kek  yiyeceğim

– ama orda kek yok ki!

– evet yok, keki sen pişireceksin evde!

Anne güler güler…

December 9, 2011 Post Under kuzu, Öylesine - Read More

3 deyip geçmeyin

3 yaş…3 deyip geçmeyin “pardon pardon ben mama yemicem, ben pasta yicem” diyen bir cimcime karşısında tutulup kaldığınız bir dönem bu. “İlkyul lütfen” demeleri; ahh…Annenin yüreği dolu, dili lal…O ise bülbül oldu şakıyor yuvamızda

Daha dün gibi hatırlıyorum o lohusa dönemlerini.Bakıp bakıp zaman nasıl geçecek, bu yavru nasıl büyüyecek diyen o buhranlı dönemler çok net aklımda; geçmeyen kış, sürekli yağan kar, pimpirikli baba, anneyle hiç konuşmayan bebek öylece duruyor hafızamda.

Nasıl özlemiştim o baharı, nasıl geç gelmişti.Şimdi kuzumla geçirdiğim her an bahar.Ömrümün baharı kuzum.

November 30, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Üzerimden bir doğum günü kutlaması geçti

Sanırım bu işte bir yanlışlık var.Günlerdir kafamda tasarladığım kızımın 3. yaş doğum günü kutlamasının ilk bölümünü dün evde ailecek kutladık ancak kutlamanın sonuna daha çok varken ben oturduğum yerden kalkamadım.Son ana kadar bir ocak, bir vileda, bir süpürge koşturdum durdum yine.Nasıl oluyor insanlar nasıl beceriyor anlamıyorum.Yiyecek içecekler günler öncesinden hazırlanmaz ki.Yaa temizlik akşam her yeri sil süpür sabaha eser kalmıyor bizim evde.Dün saat 4 te beklediğim kardeşlerden dayımız 2 çocuğuyla 2 de geldi, nerdeyse bornozla karşılayacaktım.Sonra teyzenin teki 6 da geldi; saati yanlış anlamış.Diğer teyze dört buçuk gibi geldi ki biraz erken gelip yardım etmesini istemiştim.Yardım istemesem kaçta gelecekti ki? Anneciğim “niye temizlikçi almadın?” kocacığım “2 günde hazırlanamadın” şeklinde hiçbir faydası olmayan konuşmalarla etrafta dolandılar.Arada tek başıma olduğumu hatırlatmak zorunda kaldım.Aslında çok gerilmemeye çalıştım ancak gerginlikten öte yorgunluk ve ayakta fazla kalmaktan kaynaklı sırt ağrısı iflağımı kesti.

Yine özel bir sofra hazırlamak istedim.Bu sefer çocuklar için menu hazırladım.Erzurumdan gelen halisi muhlis terayaği ile etli, kuş üzümlü, mısırlı, bademli güzel bir pilav ve pane harclı tavuk yaptım.Çeşit boldu.Herşeyi hazırlayıp masanın işini bitirdiğimde, erken gelen misafirler yüzünden gündüz uyumamış olan bizim kız sebepli sebepsiz ağlamaya ve üzerine aldığım kıyafetleri giymemek için direnmeye başladı.Bir ara kıyafetleri hiç giymeyecek ve sürekli ağlayacak diye düşündüm.Pastaya mumları yerleştirip,maytapları yakınca sustu çok şükür.Mumları üfledikçe neşesi yerine geldi.Herkesle fotograf çektirdi.Sonradan kuzen zeynep katıldı da Allahtan oyunla felan herşeyi unuttu.Ancak annede şarj çoktan bitmişti.Yaptıklarımdan yiyecek enerjim bile kalmadığı gibi başımda migren ağrısı, koltuktan kalkamadım.Kıza teyzesi biraz pilav yedirince, onun verdiği bir rahatlıkla öylece kaldım yerimde.Fotolarda herkes bir tarafta çıkmış.Bu kutlamaya ait anne, baba ve çocuğun olduğu bir kare bile çıkmadı fotoların arasında.

Neyse aslında fazla söze gerek yok.Bu devran böyle gidecek.Nihayetinde 3 yıldır değişen birşey yok 😛 Ama bir daha doğurursam şöyle temmuzda felan doğurcağım ki çayırda bayırda en azından ev işi derdi olmadan bir kutlama yapabilelim.

Uzun lafın kısası bu akşama kadar yorgunluktan eser kalmaz.Akşam çay yapıp dünden kalanları yer, o güne ait fotolara defalarca bakarım.Diğer makinelerdeki fotoları da ister, facete albümler hazırlarım.

Haa bu arada cuma günü başka bir kutlama da kreşte yapacağız.Kızımın SAT a göre doğması gereken günde yapacağımız bir kutlama olacak ve kuzu kreşteki kutlamadan çok daha fazla zevk alacak eminim.Kutlu doğum haftası kapsamında her mumu üfleyebilir her pastayı kesebiliriz duyrulur 🙂

Nice senelere tatlı kuzum!!!

November 21, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Hastalık hali

Kurban bayramı tatili fotolarını yine unuttum.Renk oluyor bu fotolar blogta, benim her zaman hoşuma gider renkli formlar.

Tatil öncesi öyle bir stres yaparım ki, tatilin başında o gerginlikten kaynaklı yorgunluk 1-2 gün beni çok etkiler.Tatile giderken unutmamalıyım dediğim 1-2 şeyi unutmuşum telaşla.Özellikle yanımdan hiç ayırmadığım dua kitabımı unutmuşum.Ortam da çok yaratamadım okumam gerekenleri okumak için.Belki onun eksikliğinden kaynaklandı, belki başka olumsuz birşeyleri hissetti ruhum bilemiyorum ancak geceler, uykular, rüyalar çok kötüydü.Böyle hallerde bana en iyi gelen şey oruçtu.O aç halin hafifliği yerine pis bir ağırlık vardı üzerimde.Eşimi, kızımı inceledim baktım yüzlerine, anlamamışlardır; bazen çok iyi oyuncu olurum.Onlar benden daha iyi görünüyorlardı.Daha çok eğlendiler, onları mutlu görmek hissettiklerimin sadece vesvese olduğunu, savsam, önemsemesem, düşünmesem, atsam sırtımda taşıdıklarımı şeklinde kendime yaptığım telkinlere yol açtı.

Belli ki bu zamanlar hastalık ve teşhis içindi.Bir umut kabardı içimde dermanını bulan hasta gibi.

Şöför koltuğunda sürekli konuşan eşimin o çocuksu dırdırcılığı ile sürekli o konudan bu konuya atlaması,elini kolunu sallaması,onu arkadan seyreden bana çok iyi geldi.Bir ara omuzlarını sıktım, yüzüne dokunamadığım için.Tatlı ve sevimliydi.

Evime yaklaştıkça gevşedim.Kapıdan girince kendimi daha enerjik ve mutlu buldum.Neticede bu kadar cebelleşmeye rağmen dinlenmiştim.

November 16, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Öylesine

Sanırım değişmeye başladım.

Geçen bir arkadaş facebooktan hadi görüşelim dedi.Olur dedim.Eşimi, kızı alır ODTÜ de buluşur sohbet ederiz dedim.Yok yok boşver ODTÜ yü dükkana bilkente gel deyince hem de pazar günü bir kuyumcuda, benim gözüm oraya buraya kaymadan bir iki laf etme şansımızın olmadığını düşününce çok anlamsız geldi bu teklif. Potansiyel müşteri değerlendirmesi pek bir rahatsız etti ve kibarca bir bahaneyle teklif savuşturuldu.Birden içim daraldı, hele bir duruver dedim kendime.Bana özel bir vakti ve mekanı hakettiğimi düşündüm.Bana değerdi 😀 Koca bu son nokta tutumuma pek bir anlam veremedi velakin.Şurası kesin ki artık yaşlanıyorum.Daha samimi ve çıkmazsız dostluklar istiyorum.Kısmet işte dostlukta kısmet.

Özden biliyorum ordasın 😛

November 15, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Konuşan sıpa

Babası doğduğundan beri sesi nasıl olacak, nasıl konuşacak diye çok merak ediyordu.Şimdi cimcime hiç susmuyor.Konuşmalarını en iyi anlayan benim.Ben anladıkça konuşmasını daha bir artırıyor sanki.Anlaşıldığını bilmek kendine güvenini artırıyor.

Dün akşam kucağımda klozete gidiyoruz:

“Ben abla oldum” deyince, ben de ” evet sütünü içtin, büyüdün, abla oldun” dedim.Hemen “hayır ben bugün hiç süt içmedim.Yasemin sütleri banyoya döktü” dedi ve ben dumur dumur dumur.Nasıl yani? Her sabah 2 kap hazırladığım pediasurelü sütler dökülüyor mu? Bir tuhaf oldum? Gerçek mi acep? Hala bir garibim.Öğretmenine bu konuda çok güveniyordum, olabilir mi böyle birşey? Tamam genelde sabah sütünün yarısını içtiğini akşam sütünü ise bitirdiğini söylüyordu ve dökülen sütün sabahtan kalan süt olma ihtimali yüksek olsa da sarsıldım yaa 🙁

Babaya anlattım söylediklerini ve öğretmene böyle söylediğini söyleyip söylememe konusunda fikrini aldım; sakın söyleme dedi.Daha kötü olur.Hem bir çocuğun sözlerine nasıl güvenebilirsin, ne söylediğini tam değerlendiremiyor şeklinde net bir tavır koydu.Hay Allahım ne garip bir durum 🙁

Neyse…Bu sabah hazırlarken sol gözü çapaktan tamamen kapanmıştı.Sıcak su ve pamukla açmaya çalışırken bizimki “kör oldum” demeye başladı.Eeee ben de koptum gülmekten.Sus kız dedim ne kör olması.Nerden öğreniyorsun bunları dedim güle güle.Duramadım babasına anlattım olanları.Ayy yazarken bile gülüyorum hala 🙂

Gerçekten 3-6 yaş dönemi çok değerli bir dönem aslında.Yabancı dil öğrenmek için de en uygun dönemmiş.Ne yapsak ki?

November 15, 2011 Post Under Öylesine - Read More