<BGSOUND src=\"adres\" loop=infinite> Category: kuzu | Aslı Elif Malcı

Archive for the “kuzu” Category

Köpek eğitir gibi

Üniversite 1. sınıfta babam köyden 1 haftalık ancak olan köpek yavrusunu arabanın arkasına atıp annesinden koparıp getirmişti.Şimdi hatırlıyorum o yavru gündüzleri melek, herkesin kocağında, el bebek gül bebek, gayet hayatından memnun olmasına rağmen geceleri bir türlü susmuyordu.Ev müstakil alt kata bırakıyorduk, bebek ağlamasına benzer aralıksız havlamaya başlayınca tekrar getiriyorduk.Evin bütün ışıklarını yaktırıp hepimizi başına toplayınca susuyordu.1 hafta böyle eziyetle geçti.Sonunda köyde, elinden çok köpek geçmiş annem sinirlenmiş ve ona aşağıda 1-2 defa vurmuştu.Küçücük hayvan nasıl korkmuşsa artık o geceden sonra hiç huzursuzlanmadı ve annemden her zaman korktu.Ama onunla en çok ilgilenen de her zaman annem oldu.Sonradan çok bağlandı anneme.Adam olacak çocuk bebekliğinden belli olurmuş ya onun çok akıllı olacağı o günlerden belliydi ve bir insan zekasından farksızdı zekası.Onu çok severdik, bir kış hastalanmıştı çok ağlamıştık 🙁

Neyse konuyu getirmek istediğim nokta akşam kapıda olanlar.

Kreş dönüşü ciddi bir esinti ve serinlik vardı ortalıkta.Arabadan iner inmez Elifi kucağıma aldım ve asansöre kucağımda bindi.Kucağımdayken arkadan elleriyle saçlarıma sarıldı, çekiştiriyor.Öyle çekiştiryor ki dayanmaya çalışıyorum ve bırakması için ikna etmeye.Ancak bırakmaya niyeti yok.Kapıya gelince ben artık kucağımdan indirdim ve eğildim ki acıyı çok hissetmeyeyim.Yok yok bırakmayacak.Ellerini tırmalamaya başladım, bıraksın diye.Tırnak yok annede, çok acıyor olamaz.Birden bütün hışmıyla adeta saçlarımı yere indirdi. Can havliyle kolarına iyice bastırdım ve bağırdım.Ağlamaya başladı, ben de iyice sinirlendim, bağırır gibi çok canımın yandığını, yapmaması gerektiğini anlatmaya başladım.Apartman boşluğunda bağrışıyoruz. Herşeyin farkında suçlu suçlu ağlıyor, beni bırakıp yanındaki babasının kucağına gitmeye çalışıyor.Babası sakinleştirmeye çalışırken kollarını açıp bana geldi.Gözümün içine bakıp ağlıyor.Tekar başladım anlatmaya bu sefer daha yumuşak ve sarılıp öperek.Onun saçlarını çektim hafif hafif.Bak çok acıyor di mi dedim.Evet acıyor, saçlar çekilmez demeye başladı.Dün akşam tekrar öyle bir vaka yaşamadık.Belki bundan sonra hiç yaşamayız.

Off off…Böyle olmamalı!

Genelde çok sabırlı davranmaya çalışıyorum, hatta zaman zaman kendimi bile aşıyorum ama onun hiç büyümeyen taraflarıyla uğraşmak zorluyor.Sonradan çok üzülüyorum.Bazı çocuklar çok olgun ve sakin.Onlara gıptayla bakıyorum.Benim kız heyecanlı ve hezeyanlı.Hiç büyümeyecek gibi geliyor.

August 19, 2011 Post Under kuzu - Read More

Sınıf geçtik

Bez olayından dolayı bebek grubunda başladığımız kreşimizde pazartesiden itibaren anaokulu kısmına geçtik.Bebek grubuna başlarken çok endişeliydim ama orda öyle güzel bakıldı ki geçişi engellemek için bir yalvarmadığım kaldı.

İnşallah bu kısımda yine problemle karşılaşmadan yolumuza devam ederiz.

August 17, 2011 Post Under kuzu - Read More

Abarttık mı ne?

Action, action…Evdeki genel halimiz budur.

Yiyoz, içiyoz, geziyoz şeklinde olan blogumuzun genel teması kapsamında benzer aktivitelere bu haftasonuda devam ettik.
Biliyorsun ki sayın okuyucu başka konulara girmek için başka bir blog gerekiyor.Herkesin bulamayacağı, adı sanı “cins isim” olanlardan.Tabiii google amcam yüz tanıma tekniklerini geliştirip kelimeyle değilde image yoluyla arama yaptırmaya kalkmadığı sürece.Çünkü ben bir blogu fotosuz düşünemeyenlerdenim.Birçok nedenden, bildik sebeplerden dolayı bu blog biraz güdük ve magazinsel kalmaya devam edecek.

Herneyse…

Daha bir aylık bebeği ODTÜ de görünce kızımın aylarca evden çıkamadığı dönemi hatırladım.Baba yine o bebeğe bakıp bakıp yok yok çok erken, en az 2-3 ay evden çıkmamalı dedi.Oysa o bebek evden çıktığı gibi akşama kadar dışarda kaldı.Bizim kız yaz bebeği olsa da pek birşey değişmeyecekmiş anlaşılan.

Bunun yanında etrafta koşturan sürekli oyunlar bulan kuzumuza bakıp evde tıkılıp kalmanın anlamsız olduğunu düşündük.Pazar sabahı ben mutfağı toparladım Elif babasıyla abuk subuk şeyler yedi, döktü, saçtı.Sonra brunch a gittik.Saat 12 ye geliyordu ve kurt gibi açıkmıştı.Yumurtalı sucuk yedi, tereyağlı ballı ekmek yedi.Açık çay içti.Nerdeyse 3 yaşına girecek hala yediği lokmaları sayıyorum.

Sonra ODTÜ ye geçtik.Geçen mayısta aldığımız fakat hiç kullanmadığımız hamağı aldık.Baba bir heves kurdu.Anne hemen kuruldu hamağa.Keyifçi anne 🙂

Fotograf makinesını almıştık yanımıza ancak piller durdukları yerde boşalmış.Makineyi açamadılar bile.Hava çok sıcaktı.Babası elbise giydirmişti.Ben de sonra içindeki fanilayı çıkarttım terlediği için.Eteği fırfırlı elbisesiyle fır döndü ortalıkta.Tam 2 saat oynadı.Hiç mızmızlanmadı, sıkılmadı.Sonra hamama koydum.Salladım hafif hafif tam 2,5 saat hamakta uyudu.Çocuk sesleri, konuşmalar, araba sesleri, hafif bir esinti eşliğinde uyudu kuzum.Sonra çok mutlu uyandı, hamaktan inmek istemedi.Parmak emerek keyif yaptı.Sonra kaldığımız yerden devam ettik.Biraz çorba içti.Sütü sevmiyormuş ” ben sevmem” diyerek reddetti 🙂

5 ten sonra ODTÜ ye daha çok gelen oldu.Çocuk sayısı birden arttı.Abiler ablalar bisikletler oyuncaklar.Bir onun peşine takıl git, bir diğerinin oyuncağını iste.Biraz oynayabilir mi, biraz binebilir mi derken herkeslerle tanıştık kaynaştık.Bir teyzenin elinden yoğurt yedik.
ODTÜ den ayrıldığımızda saat 19:30 civarıydı.Ordan cepa ya geçtik.Jokere takıldık. Dönen salıncakta tam 4 defa sallandık.Çok mutlydu çok enerjikti.Bizim pilimiz bitti, o daha oyun derdindeydi, o mutluluktan çığlıklar attıkça biz şaşkın şaşkın birbirimize bakındık. Eve geldiğimizde 10 a 10 vardı.İlk kez böyle dışarlarda takıldık.

Sonra bir güzel yıkayıp yatırdım.Horul horul uyudu.1 bölüm house bakmaktı niyetimiz ama nasıl uyudum hiç hatırlamıyorum bile.Sabah okula gideceğiz deyince park park diye söylenmeye başladı.Sanırım haftasonlarından sonra kafası karışıyor.Eeee şimdiden alışsın pazartesi sendromuna.

July 26, 2011 Post Under kuzu - Read More

Kreş günleri

Babasının cuma günü aldığı merdivenli klozet adaptorünü görünce

-eymenin değil?

-hayır eymenin değil, aslı elifin anneciğim

şeklinde bir konuşma geçti.Eymenle kreşte başımız dertte.Eymen kreşte herşeyi sahiplenmiş durumdaymış ve sınıfta bu duruma sadece benim kuzu tepki veriyormuş.Geçenlerde gözümün önünde olan bir olayı anlatayım.Eymen ve Elif kum havuzunda oynuyorlar.Eymen elifin elinde küreği gördü ve direk elifin saçlarını yolmaya başladı.Önce istemeye ya da elinden almaya çalışmadı.Sen nasıl benim küreğimi alırsın şeklinde bir tavırdı bu.Şimdi evde ona ait olan herşeyi bile eymenle paylaşmak zorunda kalacağını düşünüyor.Sahiplenmeyi bilmeyen çocuk kreşe başladığının 2. haftası herşeye “benim benim” demeye başladı.Evle kreş arasında bir bocalama yaşıyoruz.Kreşte öğretmenleri paylaşma konusunda telkinlerde bulundukları için evde de aynı şeyin geçerli olacağını düşünüyor, ancak böyle olmasını kesinlikle istemiyor.Anne unutmadığı zamanlarda kreşe evden oyuncak götürüyoruz.Sırasıyla herkesi birbirinin oyuncağı ile oynatmaya çalışıyorlar.Çocukların, kendilerine ait olanları paylaşmayı öğrenmeleri hedefleniyor bu yolla.Paylaşmayı bırakın bizimki özellikle Eymeni oyuncaklarının yakınından bile geçirmiyormuş.Almaya çalıştığı zaman ise ısırıyormuş 🙂 Paylaşmaya hazır değil.Kreşe ya 3,5 yaş gibi ya da 1,5 yaş gibi başlatmak daha iyi olacakmış zannımca.

Karakterimiz yavaş yavaş değişmeye başladı.Çok daha kolay ağlıyoruz, özellikle alt komşumun bu çocuğu dövüyorlar diye düşünmesinden korkmaya başladım.En küçük birşeyde bile ağlıyoruz.İstediğini ağlayarak yaptırmaya çalıştığı bir dönemi yaşıyoruz.Babasının bile sabrını zorladığı anlara tanık oldum yakınlarda.

Ahh bu çocuklar…Annenin babanın ona vermeye çalıştığı disiplini, terbiyeyi reddet sonra git öğretmeninin ağzından çıkan her şeyi kap.

Akşam yine kum havuzunda oynadık ve arabaya bindik eve gideceğiz.Bu parmak emmek istiyor ama kumda oynadığı için ellerinin pis olduğunu düşünüyor ve bana dönüp “anne ıslak mendil ver” diyor.Islak mendille elerini teömizleyecek öyle emecek.Islak mendil yok, yanıma almamışım dedim kızdı epey.Eve gidip ellerini yıkayana kadar parmak emmedi.Öğretmeni bu konuda birşeyler söylemiş olmalı.

Yani genelde şaşkınlık yaşıyorum böyle durumlarda.Hani büyüyor diyorum ama genel halimi şaşkınlık daha iyi ifade ediyor.Herşeyi kapmasına şaşırıyorum.Matematiğe de başlasalar mı acaba 😛 Mesela 3 yaş sonrası yabancı dili çok kolay öğreniyorlarmış.Bu konuda okulun müfredatına bakmalı.Madem alıyorlar onları sıkmadan çok daha fazlası nasıl verilir, neleri vermeyi planlıyorlar konuşmak, araştırmak lazım.

July 19, 2011 Post Under kuzu - Read More

Yazı sevmeyen var mı?

Geç gelen yazımız dilerim ekim sonuna kadar sürer.En büyük dileğimiz eylülde havaların çok iyi gitmesi.

Geçen hafta çok çok erken kalkan kuzu park park diye tutturunca 9:30 da ODTÜ’de çatının önündeydik.
Sabaha erken kalkmak, serinlikte o güzel havayı solumak çok iyi oluyormuş.Park, kaykay diyen kuzuya sütünü içirince öyle bir mutluluk hormonu salgılandı ki beynimden yataktan çıkmak istemeyen babayı bile büyük bir sabır ve anlayışla yataktan çıkmaya ikna ettim.Sonradan onunda hoşuna gitti sabahın o güzel saatlerinde yem yeşil bir ortamda olmak. Erken kalkıp, erken çıkalım dedik bundan sonraki haftasonları için ancak önümüzdeki 2 haftasonu baba çalışıyor olacaktı 🙁

Yine bizim kuzu bir oğlak gibi ordan oraya koşturdu, oyunlar oynadı.Onun bu hallerine tanık olmak, anne olmanın en güzel tarafı.

Bu haftasonu cumartesi baba çalıştı biz evde takıldık.Pazar evden çok erken çıktık.Kahvaltıyı dışarda yapıp ODTÜ ye geçtik.ODTÜ bu pazar pek bir sakindi.Baba bizi bırakıp yüzmeye gitti.Kızımla birlikte çok güzel 2 saat geçirdik.Etrafta bulunan ailere takıldık.Oyunlar oynadık, evden getirdiğimiz kahvaltımızı etraftaki insanların yardımıyla yedirebildim.Karnı tok olunca enerjisi bitmek bilmedi.Nasıl anlatılır ki çocuk işte.Oraya koştur buraya koştur.Ona saldır buna saldır.Yeni keşifler, yeni kavramlar, yeni cümleler…”Bak kurbağanın sesi anne, vıak vıak”

Büyük bir çocuğun ağaçta saldındığını görmüş.Hemen babasına kendisini çıkartmasını söyledi.Epey bir sallandı.Hİç korkusu yok, kafaya neyi takarsa onu yapazsa bize rahat vermiyor.Sonra da “ben başardım” diyor.
“Ben yapabilirim” deyip girişiyor.Sonrasında da “ben başardım” şu günlerde en çok duyduğumuz cümleler.

sonradan teyzemiz ve kuzen zeynep geldi.Birlikte yemek yedik.Çocuklara yedirmeye çalıştık.Bu kısmı tam bir eziyetti ve pilim tamamen bitti.İkisinin yan yana fotosunu çok çekmeye çalıştım şımarmaktan iyi bir poz vermediler.

July 18, 2011 Post Under kuzu - Read More

Spazm…

Gelelim haftasonumuzun en zor kısmına.

Pazar günü gerçekten herkes için yorucu birgündü.Eve gelir gelmez kuzuyu yıkadım.Yıkanınca uykusu kaçtı hiç uyumadı.Sebepsiz sebepsiz ağlamalar, park park diye tutturmalar.Ne yemek ne iş hiçbirşeye dokunamadım.Bir huzursuzluğu var ama nedeni nedir bulamıyoruz.Gece saat 11 kadar ayaktaydık.Artık uydu derken uykuda uyanmalar, sızlanmalar…Çok yorgun ondan yapıyor diyorum.Gece 02:30 da uyandı.Çırpınıyor, bacaklarını çekiyor sallıyor.Karnı ağrıyor, kıvranıyor yavrum.Gecer diye biraz bekledik yok.Kolik şeklinde bir kriz.Hemen alıp hastaneye götürdük.Kan ve idrar istediler.Yeni verdiğimiz ve herşey temiz çıktığı için hemen kuzuya lavman yaptılar.Hala ağlıyor ve lavmandan sonra ağrı iyice arttı.Yavrum morardı nerdeyse, tir tir titriyor ağrıdan.5-10 dakika sonra karnından bir gaz kütlesi çıktı.Sadece bu.İyice boşalması lazım ama başka birşey yok.Bundan sonra biraz rahatladı.Doktor iyice sakinleşmesini bekleyelim diyor, yürütmeye çalışıyoruz.Temiz hava iyi gelir diyor baba, dışarı çıkıyoruz.Çok daha iyi durumda.Konuşmaya başladı.Anne ve babasının ortasında.Ellerinden tuttuk yürüyoruz hastane önünde.Derken bir köpek ne olduğunu anlamıyorum, eğilmiş kuzuyla konuşuyorum.Tam o sırada baba köpek köpek bize saldırıyor diye bağırmaya başlıyor ve hemen köpeğin üzerine yürüyor.Bağırıyor elindeki küçük çantayı sallıyor köpeğe.Ben hemen kuzuyu alıp 1-2 metre geriliyorum.Etraftan sesi duyan birkaç kişi de gelip köpeği uzaklaştırıyor.Şok hali midir nedir kocamın birden köpeğin üstüne atlayışını unutamıyorum uzun süre.Hep o sahne geliyor gözümün önüne.Hep ondan bahsediyorum.Ben şaşkın şaşkın bakınırken onun o diklenişine hayret ediyorum.

Hastane dönüşü arabadan görüyoruz o köpeği; yanında bir tane yavrusuyla.O da anneymiş.Panik, ne yaptığını bilmez durumda sağa sola koşturuyor.Bir derdi var, bir arayış.Sanırım yavrularını kaybetmiş, saldırganlığı bu yüzden.

Herkes yorgun…Sabah oluyor.Kuzuyu kaldırıyorum ateşli.Hemen ilaç veriyorum ve haftaya böyle başlıyoruz.Yanında kalıyorum.O kreşe gitmiyor ben de işe.

Öğlen oluyor birşey yemiyor.Atlayıp kreşe gidiyoruz, alın diyorum karnını doyurun sonra götüreyim.Öğretmeni bir güzel yediriyor.Sonra anlatıp duruyoruz bu yaptığımızı.Kreşe gittik karnımızı doyurduk geldik deyip, milleti güldürüyoruz.Eeee gülünmeyecek gibi değil kii.

July 7, 2011 Post Under kuzu - Read More

Zor bir haftasonundan sonraki sessizlik…

Cumartesi günü kan tahlili ve idrar için doktora gittik.Kan verdik, idrar için eve geldik, bekledik, bekledik, yine bekledik.Yaklaşık 3 saat bekledik sanırım ancak torba kayınca olmadı.Neyse dedik sabah erkenden hastaneye gideriz ilk idrarı yapar deyip evden çıktık.Arkadaşlarımızı ziyarete gittik.Kızım daha uyumluydu, kreş yaramış, büyümüş cimcime.Çocuklara masa hazırladı arkadaş.Tabaklarını aldılar.Meyve suyu için 5 bardak vardı ortada.Şeftali suyu koydum hepsine ama kendi kuzuma bardak yetmedi.Bizimki meyve suyu içen çocuklara bakıp bakıp “bende içebilir miyim? ben de içebilir miyim?” dedi annesi ona bardak hazırlayana kadar.
Gerçekten arkadaşlarıyla çok güzel oynadı, beni hiç yormadı.

Pazar sabahı idrar olayını kesin bir kararlılıkla halletmek için düştük tekrardan hastane yollarına.
Bekle, bekle yok.Allahım tam kabus.Hastane odasında git gel, oldu mu, yaptımı, suyu aç, bacaklarını ıslak, su içir yok.Bir de sıkıldık hastanede. Beklemek öyle sıkıcı ki.

Sıkıntıdan parmak emirek volta atıyor 😛

Hastanede yapılabilecek azamii aktiviteleri yaptıktan sonra,babası 11 gibi bizi bırakıp yüzmeye gitti.Hadi dedik senin birşey yapacağın yok deyip yakındaki kuğulu parka geçtik.Bizimki öyle çoştu kii, hayatında ilk kez parka gelmiş gibiydi.İdrar torbasına ben bakmayı akıl ettim bir ara.Torba kaymış hemen hastaneye geri döndük yeni bir torba taktırdık ve kaldığımız yerden beklemeye başladık.Hastane kantininde çorba içtik.Kantin görevlisi amca ben çorba içirmeye çalışırken “hadi iç bitir sana dondurma vereceğim” şeklindeki repliği el kol alkış hareketleri eşliğinde etrar edip durmasa biz o çorbayı hayatta bitiremezdik.Sevgili amca inan bu iyiliğini hiç unutmayacağım.Bir anneye yapılacak en güzel iyiliklerden birini yaptın inan ki.Üstüne bir güzel de vişne kompostosu içince 3 saatini dolduran bekleyiş sona eriverdi.

Kuğulu parkımıza dönüp babamızı beklemeye başladık.Bu parkın bağımlılık yapacak cinsten güzel bir havası , cıvıl cıvıl bir ortamı var.

July 7, 2011 Post Under kuzu - Read More

Öylesine

Her zamanki yolumuzda bisiklete biniyorduk birden yanımızdan geçen bir ses güzel ablam yavrunun kıyafetlerinden veriver şu yavruya diyerek kucağındaki çoçugu gösterdi.Dalmışım hiç beklemiyordum, şaşırdım, evden biraz uzaktık, ne diyeceğimi bilemedim sadece aklıma kuzunun gelmeyenlerini verdiğim geldi.Cılız mahçup bir sesle ben veriyorum, verdim gibi birşey diyebildim.Eve yakın olsaydık bir koşu 3-5 parça birşey bulup getiverecektim aslında.Sonra gözyaşlarımı tutamadım, hızla uzaklaşan kadının arkasından bakarken.

Verme konusunu çok düşünüyorum.Kuzunun bütün kıyafetlerini en temiz halleriye kendi ellerimle ihtiyacı olanlara vermek istiyorum.Bazen ihtiyacı olan insanlara ulaşmak zor olsa da nerde bulacağımı biliyorum.Ayrıca kız kardeşimin çalıştığı hastanenin çocuk bölümünde kullanılmayan kıyafetleri topluyorlarmış.Canım yavrum senin gibi güzel kuzular da giysin onları, onlar da sevinsin, vermek, bir insana yardım etmek, bu dünyadaki bizim gibi sıradan insanların bile yapabileceği ve bu katı kalplerimizi yumuşatacak en güzel şey.Canım yavrum almaktan çok Allah rızası için vermeye çalış ömrün boyunca.Ancak bu şekilde sahip olduklarının kıymetini anlayıp hakkıyla Rabbine şükredebileceksin, başkalarını anlayacak ve başkalarını düşüneceksin.Belki bir kardeşin bile olmayacak ama kardeş gibi sevmeyi bu şekilde öğreneceksin, kardeşini bile sevmeyi bilmeyenlere inat.

Hayat zor bee kuzuşum…

July 7, 2011 Post Under kuzu - Read More

Yaramaz Kuzu

Akşam tezgahta duran süt kutusunu kaşla göz arasında alıp oturma odasına septire septire dökmüş.Görünce kriz geçirdim, kendimi kaybetmişim.Kutuyu alıp eline vurdum.Sonrada yüksek bir ses tonuyla nerdeyse bağıra bağıra bir daha yapmamasını anlattım.Tam kabustu.Gecem mahvoldu, bütün enerjim bitti, moralim sıfırlandı.Kendimi asla istemediğim bir noktada buldum.Gecenin ilerleyen saatlerinde iyice kötü oldum, ağladım artık.Kızım çok yaramaz.Erkek çocuklarına taş çıkartıyor.Bir de inatçı, ayrıca birşeyden zevk alıyorsa sen ne dersen de o işi tekrar tekrar yapıyor yani bana çok benziyor.Yasak kural tanımayan annesine çok benziyor.Onunla baş edebilmek için çok daha eğlenceli alternatifler sunmalıyım.Şu sıralarda evdeki oyuncaklarla da pek oynamıyor.Sıkılmış, yeni şeyler istiyor.Çok parçalı yapboz almak lazım ama akşam eve çok yorgun ve uykusuz geliyor.O türden aktiviteler iyice huzursuzlandırıyor.Gündüz dinlenmiş halde çok daha iyi oynuyordu evde.

Neyse dua ve yeni fikirlere ihtiyacım var.

Geçenlerde gittiğimiz brunchtan fotolar ekleyeyim.

Çocuklar mülayim yaratılışlı kaplumbağaları çok seviyorlar.Benim kız da çok seviyor.Yalnız burda o kadar çocuk içerisinde öyle hırslandı ki kaplumbağanın kafasını tutmaya çalıştı sonra iyice coştu ayaklarıyla ezmeye kalktı. Biz şaşırdık haliyle.Bizim melek bildiğimiz kuzu hiç de melek değilmiş aksine o bir insan yavrusuymuş meğersem. Bu dünyaya yaratılanı yaradandan ötürü sevmeyi öğrenmeye gelen bir çocukmuş.Bu yaşlarda olayları onun anlayacağı şekle indirgemek oldukça zor geliyor bana.Kendisiyle kıyas yaparak anlatmaya çalışıyorum.Bak onunda canı yandı, uff oldu gibi şeyler söyleyebiliriyoruz sadece.Üzerinde düşünecek çok konu var.Çocuk yetiştirmek  bir sanat nerdeyse.İnce ince işlemek, şekil vermek gerekiyor.

Yorgun anneden şimdilik bu kadar…

June 28, 2011 Post Under kuzu - Read More

PlatoniKİM?

Ey hergün  kaç kere kuzumun ismini arartırıp girmeyi hiç aksatmayan , listedeki bloglarda dolanan blogcu!!!  Belli ki sende annesin ve halden anlayansın.

Eeee neden bir Allahım selamını esirgersin?  😛

NOT: Elti değil, elti demeyin bana  How to Copy & Insert Animated Smileysthumbnail

June 20, 2011 Post Under kuzu - Read More

Aslı Elif

Kreşte hangi ismini kullanalım diye sorduklarında “aslı elif ” demelerini istemiştik.Cuma akşamı babalar günü için resim çerçevesi hazırlamışlar.İçinde kuzunun resmi olan bir çerçeve.Kim yaptı bunu diye sordu öğretmeni.Bizimki hemen “aslı elif yaptı” dedi.Çok sevmiş “aslı elif” diye çağrılmasını.Evde de kullanmaya başladım ben.Oysa doğduğundan beri babası “aslı” konusunda çok ısrar ettiğimi ama hiç kullanmadığı söyleyip dururdu.Şimdi öyle kolay geliyor ki tam ismiyle hitap etmek.

İlginçtir bazen beni gerçekten sinirlendiriyor.Mesela bebek arabasında gidiyoruz, ayağını fren olarak yere dayıyor ve siz bunun farkında olmadan itmeye devam ediyorsunuz.Araba gitmediği gibi nerdeyse bileğini kıracaksınız.Böyle yaptığı zaman burnumdan alevler çıktığını hissediyorum.Tekrar tekrar yapıyor aynı şeyi.Arabadan indirsen olmayacak, yanımızda çanta şu bu var.Böylelikle 10 dakikalık yolu yarım saatte gidiyoruz.

Bazende hiç kızamıyorum.Mesela geçen sabah elindeki suyu hem üstüne hem etrafa döktü.Sonra da “elif suyu döktü, anne kızdı” diyerek bana baktı.Ben hiç kızma modunda değilim; sudur, silinir, kurur.Kızmadığımı görünce “hadi anne kız” dedi sıpa.Eee bende kızdım tabikii.

Sormayın gündemde “Aslı Elif” ten başka birşey yok şu sıralar.Evde başka birşey konuşulmuyor.Hele kreşe başladıktan sonra daha bir doldu hayatımız.Aslında hayatımızın en basit ve en sade dönemi bu olmalı.

İnsan ne kadar karışık bir yaratık.Beklentiler, umutlar, umutsuzluklar, başarılar, genelde başarısızlıklar, acılar, hatıralar, özlemler, hırslar, dostlar, daha çok düşmanlar,  planlar, evler, arabalar,banka hesapları, borçlar, faturalar öyle işlemiş ki zihnime, göründüğü daha doğrusu olması gerektiği gibi sade bir “an” a bile izin vermeyip bütün enerjimi emiyorlar.Bir de gücünü yaşanmışlıktan alan zombiler çıkıveriyor köşe başlarında karşıma.Dağ başında , mis gibi hava içinde bir  ağaç olmayı isteyecek kadar nefes alamadığım oluyor.Dimdik bir ağaç.Rüzgarın efil efil ferahlattığı bir ağaç.Bitkisel hayatı arzuladığım anlar…Köşeye sıkışmış, çoğu hürriyeti elinden alınmış bir insandan daha çekici geliyor. Neyse velhasılı kelam insan olmak zor ve böyle sızlanmanın ise  hiçbir yararı yok.Her an imtihan, boş kalamıyorsun. İlaç gibi geliyor “burası imtihan dünyası” demek. Bazı şeylere hastalık gözüyle bakmak bana çok iyi geliyor. Ruhumun hastalıkları. Böyle diyebildiğim zaman aslında çok dingin ve güçlü hissediyorum kendimi. Çok uzun sürmesede bu ruh hali, tutunup kalkmak için bir dayanak oluyor zihnimde.

Konu aslında farklı ve karışık, gelinen nokta aynı olsa da.Anlamak için çok ayrıntı lazım, matematik de lazım. 2+2 nin 4 etmediği yerde  hani muhasebe denilen matematik…

Aslı Elif demiştim.Aslında sadece “ben” demişim.

Bahar geldiğinde mi ben böyle olurum
Yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar
Ayrıca bunun seninle ne ilgisi var
Tabiki ben böyle oldugum için bahar

June 20, 2011 Post Under kuzu - Read More

İki kere düşünün!!

Dün akşam kamera kamera diye tutturdu, neyse verdik.Memory card girişini açmış ve içinde kart olmadığını görünce koy koy diye tutturdu.O olmayınca foto çekilmeyeceğini kapmış bir taraftan.İnanması zor ama tam bir sünger.Herşeyi çekiyor.Gülüyorum, mutlu oluyorum ve doğrusu gurur duyuyorum.Rabbim aklıyla yaşatsın.

Neyse pazar günü Betül Teyzemize misafir olduk.Bizi misafir olarak kabul etmeden önce 2 kere düşünün derim.Bizim cimcime orda bir coştu orta sehbanın üstünde mi gezmeler, koltukların minderini indirip üstüne hoplamalar…Böyle bir durumda yapılacak pek birşey olmuyor.Dur yapma demek nafile.Sadece bir taraflara çarpmaması için bir çaba içinde oluyorsunuz.Ev sahibini gözünüz pek görmüyor.O artık neler görüyordur bilinmez 😛

Sonunda dayanamadım hadi tamam gidiyoruz Elif dedim.Hemen hoplamayı zıplamayı bıraktı.Pire gibi babasının yanına gitti .”Tamam baba hadi kalk gidioz” diye kolundan çekiştirip kaldırdı.O sahne aklıma geldikçe gülüyorum.Canım yavrum seni çok seviyoruz 🙂

Teyzemizin kara ve çirkin kızını(!) gördük.Çok sevdik.Tadı damağımızda kaldı.Pek bir akllı maşallah.Elifle konuşmak, onunla oynamak istedi.Sürekli elifi takip etti ama bizimki pek ilgilenmedi.Bu kızdan abla olmaz 🙂 Bizim kızın ordan oraya atlamasına güldü.Maşaallah maşaallah.Bütün kuzuları Rabbim anne babalarına bağışlasın.Sağlık sıhhat akıl ihsan etsin bol bol.

June 2, 2011 Post Under kuzu - Read More

Sezonu açmışız

Dünden beri ara ara yağmur yağıyor.Yine başladı.Çok tatlı bir hava var.Kuzu uyuyor, baba uyuyor.Anne birazdan ütüye girişecek.

Sabah çok erken uyandık. 2 gündür kabızlıkla uğraşıyoruz.Ondan bu kadar erken uyanması, rahatsız ediyor.Kahvaltıyı bile yapamadan biraz dışarı çıkartıp gezdirdim.Evde çok sıkılmış, uykuda gelmişti.Kapıda bir taraftan esneyip bir taraftan “elifin uykusu geldi” demesine güldük.Dışarda dolaştık markete gittik, denizle oynadık derken uyku rahatsız etmeye başladı.Babasıyla şımardıktan sonra kitap okumak için büyük yatağına getirdim.Kitapları ve birkaç oyuncağı bırakıp çıktım odadan.Biraz tepindi, takla attı sonra sesi kesildi.Üstünü örtmek için gittiğimde kaka yapmış ve çok derin bir uykuya dalmıştı.Bu kadar kısa sürede nasıl kaka yapıp uykuya dalmış şaşırtıcı, belliki çok uykusu gelmiş.Yataktan aldım altını suyla temizledim ama ona bile uyanmadı.Kıs kıs güldüm bu sevimli haline.Sonra torba tulumunu geçirip tekrar bıraktım yatağa.
Uykucu şirin aslında uykuyu çok seviyor, rahat geniş yatağını seviyor.Nerdeyse büyük yatağının dışında bir yerde uykuya dalamıyor .

Arkadaşlarımız cumartesi için atılım gardenda brunch ayarlamışlar.Abartmıyorum tek kelimeyle harikaydı.Ankarada çocukla gidilecek mükemmel mekanlardan birini keşfettik bu sayede.Kocaları evde bırakalım kadın kadına takılalım dedik ancak haftasonları bizden ayrılmak istemeyen babamız biraz bozuldu.Bizim kızda ortama girince dışarda her zaman onunla ilgilenen babasını “baba nerde baba nerde” diye söylenerek aradı ancak bir süre sonra oyuna kaptırdı.

İlk icraatı bir koşu havuz başına gidip yüreğimi ağzıma getirmesi oldu.Çok panikledim, hemen uzaklaştırdım, sanki anladı birşeyler ondan sonra o kadar yaklaşmadı havuza.Onun dışında pimpirikli babanın olmamasını fırsat bilip saldım ortalığa kuzuyu.Ortam çok muhafazalıydı onun rahatlığıydı sanırım.

Annesinin kızı yaa kimse keyfini bozamadı.Her yere tırmandı, hopladı zıpladı, müzikle dans etti, büyük çocukların peşini bırakmadı.O etrafta koştururken benim içimdeki kelebekde kanat çırpıyordu.Arkadaşların en çok eğlenenin elif olduğunu söylemeleri beni ayrıca çok mutlu etti.”Gerçekten mi? Bir daha söyleyin bir daha” diyesim vardı bu cümle karşısında. Herşey onun için değilmiydi? O mutlu anne kat kat mutlu 🙂

Sonradan babamızın “nasıldı, mutlu oldun mu?” sorusuna güldüm.Nerden esmiştiki böyle bir soru? Yani neden beğendiğimi değilde mutlu olup olmadığımı soruyordu? Çok önceleri sorardık birbirimize bu türden soruları.Neyse unutmuşum o günleri, birden duygulandım 🙂




Bol foto özellikle babamız için 🙂

Kızım büyüyor 🙂
Şapkayı kafasında istediği gibi takıyor.Görüşüne engel olsun hemen güneşlik kısmını yana getiriyor, arkaya çeviriyor.Daha bir sürü şey yapıyor şu an unuttuğum o anlarda ise şaşırdığım.





“Bebeğe bak yaa bizden 3000 kat daha küçük ama yaptıklarına bak” diyen büyük abiler beni güldürdünüz bol bol.Ama kızıma bebek dediniz yaa buna bozulduğumu belirtmeliyim.

May 29, 2011 Post Under kuzu - Read More

Yaz gelmiş

İki gündür hava öyle güzel kii yaz gelmiş diyoruz.Babamız 4 bizimle olacak inşallah.Bu da çok güzel bir haber bizim için. Kreş olayına ve yerine karar verdik.Baba çok kararlı değil ama ben oldukça kararlıyım.

Bisikletimizle dışarda turluyoruz.Çok hoşuna gidiyor.Babamızın aldığı ve bir kış evde bekleyen bisikleti bu şekilde kullanabildiğimize çok seviniyorum.Zira evde gözüme çok gereksiz gelmeye başlamıştı.Hızlı hızlı sürmemi istiyor.Koştur koştur etrafta koca dötüyle bisiklet süren birini görürseniz o benim işte.

Ayrıca çok yorulmuşum.Fiziksel ve zihnen çok yorgunum.Kahvaltı sofrasına oturuyorum daha lokmayı yutmadan kuzu elimden tutup kaldırıyor.Herşey yarım, istediğim gibi değil.Başka şeylerde var tabikii; keşke hayatı daha ciddiye alsaymışım dedirten.

“Elbette senin için her zaman, işin sonu, başından, bir sonraki halin öncekinden daha hayırlıdır.” (Duhâ sûresi, 93/4)

Bilmem ki ben neresindeyim bu ayetin.Sorguluyorum ancak bir cevap bulamıyorum 🙁

Haftasonu eymir gölüne gittik.Göl çok güzel, etrafını saran dağ tepe yem yeşil…Bir sonraki sefere traking yapma kararı aldık kocamla.Yalnız biizm kuzu çok tembel.Hiç yürümek istemiyor.Sürekli kucağımda ya da bebek arabasında taşıyorum.Bir de üstüne 2 adım gittikten sonra çömelip hızlı hızlı nefes alma efektiyle birlikte çok fena yorulmuş numarası çekiyor tam bir sıpa oldu anlayacağınız.

May 18, 2011 Post Under evlat, kuzu - Read More

Soğukmuş

Evde daralan anne, hava yağmurlu ve serin de olsa öğle vakti etrafta kuzuyla şöyle bir hava almak istemişti:

Anne: Elifcim dışarı çıkıp gezelim mi?

Kuzu: Iıı ııı bak soğuk!!!

diye kuzusu çıkışınca, haliyle çıkamadı evde oturdu 🙂

Yakında bu kız bana “dizini kır otur evinde” der di mi?

Zavallı kocam!! Gecenin yarımında bu şartlarda uyumaya çalışıyor.Kız cin, anne de cin olacak ki elinde makine şipşakçılık yapıyor.

May 5, 2011 Post Under kuzu - Read More

Olmaz ki böyle

Poz ver demiştim sadece, bu sefer çok ciddiye aldı nedense 🙂

Pamuk ellerini tut diyorum 😛

Herşeyi anne yapsın, o kadar ilgilensin, onun için işten ayrılsın, tüm fotoları o çeksin, fotografta gösterdiği pamuk ellerini öpsün ama o ne yapsın babası ona cips verdiği için ya da çubuk krakerini açtığı için üstüne basa basa, tekrar ede ede ” teşekkürler baba” desin.

May 4, 2011 Post Under kuzu - Read More

Bahar ve haftasonu

Hafif serin baharın geçişini evden takip ediyoruz.Havaların çok daha iyi olmasını en azından haftanın 1-2 günü güzel olmasıni çok istiyorum.Evdeyim kızımla dışarı çıkıp dolaşmanın hayaliyle geçiyor günler.Ancak böyle olmasını dilemek demek o rahmet dolu nisan yağmurlarına hayır demek aslında.

Ankara ne renksiz bir şehirmiş. Kuzudan sonra daha bir itici gelmeye başladı.Tamam sessiz sakin ama çocukla gidilecek hiçbir yeri yok nerdeyse.Uzun bir kış ve çok hızlı geçen çok sıcak kısa bir yaz.Uzaktan göründüğünden çok daha fazla bunaltıyor insanı.AVM ler dışında gidilecek bir yer yok ya da bir heves gidip hayal kırıklığına uğradığımız birkaç yer. Çocuktan önce evde vakit geçirmek çok daha kolaymış.Kocişle aç DVD yi uzan kanepeye al sana keyif ama evde bunalan bir çocukla dış mekan arayışına giriyor insan.Kuzuş büyüsün hele bir vuracağız kendimizi dağlara tepelere.Doğanın bağrına yaslanacağız 😛

Şimdilerde oyun hamuru en favori aktivite ve bunu farkeden baba evi hamurla doldurdu.Cumartesi yine bir çanta dolusu hamur almış.Bizimki öyle mutlu oldu öyle heyecanlandı, ısrarla çantayı açıp hamurları vermemi istedi.Bunun üstüne hemen arabaya atlayıp evin yolunu tuttuk.Arabada bile kıpır kıpır, yerinde duramadı, sürekli açmamı istedi.İnadına o da açılmıyor.Çantanın içinde de bir kutu varmış, evde ancak makasla açabildik.

ODTÜ’ de bahar…

Şartları zorlayıp her haftasonu gelme kararı aldım, sırf bu güzelliği kaçırmamak için.Kuzuşta çok sevdi belli ki baba da çok seviyor.Kahvaltıyı çatıda yaptık.Yine çok kalabalıktı.Baba kahvaltılıkları alırken bende bu fotoları çekebildim.Sonradan teyzemiz ve kuzen zeynep katıldı aramıza.Bizimki daha bir çoştu.

Diğer teyzemiz de çiğdem toplamaya çağırıyor.Baba uçurtma alalım kuzuya diyor.Evet bahar gelmiş belli.

Hiç korku yok.Hemen atladı otların arasına.Çocuk gözüyle çok daha güzel çok daha anlamlıdır bu yeşillik.

Karıncaları inceledik bol bol.Yine korku yok,yakalamaya çalıştı karıncaları. Anası gibi börtü böcek delisi 😀

May 3, 2011 Post Under kuzu - Read More

Beklenti

Nurturiadan hamile arkadaşların ya da lohusaların beklentilerini okuyunca içim bir acayip oluyor.Hiçbir beklentiye girmemiş hissediyorum kendimi.Yani kocamın alt değiştirmesini, sütü ısıtmasını, ütü yapmasını beklemediğim gibi aklımın ucundan bile geçmemiş.Hatta şimdi bile geriye dönük bakınca ne alt değiştirmesi yavv diyorum.Ne eşimi ne kendimi sorguluyorum.Eee ama beklentisiz insan olur mu? Olmaz!!! Birşeyler beklemişim ve bu beklentim karşılanmış ki hiç bu konu üzerine düşünmemişim.

Aslında çok hatırlamıyorum, düşünmemişim.Eşimden her zamanki beklentilerin dışında pek birşey beklediğimi sanmıyorum.İlgi, alaka, sabır, çok çok şefkat, bol bol anlayış beklemişimdir. O dönemde kafam çok dumanlıydı.Emzirme sorunu çok yaşadım.Canım çok yandı.Kızımı emzirdikçe kuş gibi hafifledim, emmedikçe dünya başıma yıkıldı sanki.Yalnızlık hissi çok ağırdı hani acizlikten, zayıflıktan kaynaklı bir yalnızlık.Çok küçük nasıl büyüteceğim diye bakıp bakıp ağladığım anlar çok net aklımda.Merhamet, küçük ve muhtaç bir canlıya karşı o derece bir merhamet gerçekten ağır bir yük.

Şimdi eşimin sık sık kızımın yüzüne bakıp en güzel duaları okuyup üflediği anlar ve benim onları seyrederken hissettiklerim en sevimli haliyle hafızamda yer etmiş.Günler genelde güzel geçmiş, mutlu olmuşum.Özlüyorum o günleri.

İnşallah herkesin hamileliği ve lohusalığı çok rahat ve huzurlu geçer.Çok abartmamak lazım herşeyin başı sağlık.Dirayetli ve huzurlu olmaya çalışmak lazım.Zaman öyle bir geçip gidiyor ki geride o günlerin tadını çıkaramamışlık kalıyor. Dua etmeli bol bol, güzel şeyler için el açmalı ve şükretmeli hakkıyla…

April 19, 2011 Post Under kuzu - Read More

Çöp

Haftasonu mothercare indiriminden bu şapkayı aldım sırf şapka delisi diye.Hemen aldı taktı kafasına.Babası sonra etiketlerini söktü yoksa öyle dolanıyordu ortalarda.Tam bir çocuk delisi nerde çocuk var onların peşine takıldı onlarla koştu durdu.Kreş olayında zorlanmayacak gibi.Bakalım havalar ısınır ısınmaz kreş yollarına düşeceğiz ana-kız.

Hep yemek konusnda zorlamayın denildi.Ancak ben bunu hiç beceremedim.Sürekli elimde birşeyler, onun peşinde yesin diye koşturdum.Çocuk artık benim elimde birşey gördüğü zaman “olmaz, çekil, git” deyip üstüne birde kapıyı gösteriyor 🙁
Abartmıyorum aynen böyle yapıyor.

Konuşması çok arttı.Konuşmadan ziyade kavraması, ilişki kurması, mantık yürütmesi arttı.
Mesela biraz önce kapı zilini duyar duymaz aramızda şöyle bir konuşma geçti :

-anne baba geldi!!
-hayır anneciğim baba değildir o.
-peki kimdir elifcim?
-çöp

Eee baba değilse her akşam kapımızı kim çalıyorsa o gelmiştir.

Sonra ucu köreldiği için yazmayan kurşun kalem için “anne kalemin pili bitmiş” gibi bir cümle duyabiliyorum.

Evde bile şapkayla geziyorum.Yakıştığını biliyorum.Gidip aynada uzun uzun bakıyorum kendime 🙂

April 18, 2011 Post Under kuzu - Read More

Neler oluyor

Off Allahım yaa kafam biraz boşa çıksa blog aklıma geliyor, elif güzel bir hareket yapsa yine blog aklıma geliyor.Kafamda onlarca cümle var.Ancak burayı açınca kendimi çok kasılmış buluyorum.İstediğim rahatlıkta olamıyorum.Nedeni belli, artık bilmeyen kalmadı.Neyse…Güncellemek lazım ya da bu işten vazgeçmek.Başka türlü kafa sürekli meşgul olacak.

Neler oluyor? Genelde yalpalıyorum.Herkesin derdi kendine büyüktür, işte budur yalpalama nedenim.Kendi kendime aldığım sürekli şükür halinde olma olayı genelde sözde kalıyor.Yeme sorunu…Dün mesela öyle bunaldım ki.Yaşıtlarının yediğinin onda birini yiyen bir çocuk ister istemez üzüyor.Abartıyor olabilirim ancak bu, kendimi daha bir bunaltığım sonucunu değiştirmiyor.

Biraz birşeyler yediği zaman çok mutlu oluyorum, yemediği zaman ise çok yorgun ve tükenmiş.İş yormuyor beni.Gözümü korkutmuyor.Aksine dinlendiriyor.Dün buzdolabına süt dökülmüş.Dolap batmış.Şöyle bir baktım ve temizleme işini kahvaltıdan sonraya bıraktım.Dolabı temizledim sonra geçip şöyle bir baktım iyiki dökülmüş süt, şimdi daha bir temiz oldu dedim.

İş yaparken içimdeki seslerin hepsine söz hakkı veririm.Konuşurlar, rahatlarlar.Ben hep dinlerim, hiç konuşmam.Onlar konuşurken anlamaya çalışırım.Sonra arkalarından atar tutarım.Abartı derim genelde.Bazen diyemem, bir kere demediysen sonra hiç diyemem, haklıyı haksız yapamam.Mantığım hızlı çalışır çok şükür.Allah kimseyi akıldan noksan bırakmasın.Başkalarının aklıyla yaşayanlar da benden uzak dursun.

Okunacak onca kitabım ve notlarım yığıldı beni beklerler.

Sahi ne olacak bu mahidevran sultanın durumu? Tarih der ki sülüman hürremin oldu mahidevran avcunu yaladı durdu.

En son sülümanla halvete giren mahidevranın mutluluğunu düşünüyorum.Gerçekte böyle bir sahne olmuş mu bilmiyorum ama birşeyler için umutlanan bir insanın umudunun boşa çıkacağını bilmek kötü bir tat bırakıyor insanın zihninde.Kendi geçmişimde birçok konuda böyle küçük şeylerden büyük umutlar kapmışlığım vardır.Onları anımsadım.Sanırım hep birşeyleri istediğimiz zaman yani bu derece umutlandığımız zaman olacağına öyle inanmışım ki bu açıdan üzüldüm ve değinmem bu noktadan dolayıdır.Yoksa öyle bir ortamda halis bir aşk yaşamak mümkün değil, hepsinin derdi hükümdara yakın olup daha güçlü olmak ve kendilerini güvende hissetmek.

Neyse kısa kesip biraz eliften bahsedelim.
Elif hep yeni şeyler derdinde.Yeni şeylerle oynayacak, yeni yerler görecek, yeni insanlar tanıyacak.Herşeye açık hemen kapıyor.İyi bir kreş bulmak lazım.Dua lazım çok dua.

Gece kara kuzu Baranımı ne kadar sevdiğimi düşündüm sonra onun için ne kadar az dua ettiğimi farkettim.Üzüldüm, duasız geçen her an çok büyük kayıp sevdiklerimiz için.Onları duasız bırakmak kurda kuşa bırakmak demek bu devirde.
Rabbim yar ve yardımcımız olsun.Amin.

Bu oyuncaklar çok basit kalıyor benim kız için.Bunları topladık kaldırdık.Yerine yap boz şeklinde ahşapları koyduk.Şimdilik 18 parçayla başladık.Ben resimle ilişki kursun istiyorum öyle anlatmaya çalışıyorum.Bak bu eşek, eşeğin yanında keçi felan ama o birden resmi ezberleyip ezberden gidiyor.Ezber ilişki kurmaktan daha kolay geliyor.

April 5, 2011 Post Under kuzu - Read More

Bir varız bir yokuz buralardayız.

Ahh blog çok sıkıntılıyım.İçimi öyle bir dökesim var.Seni de çok ihmal ettim.Son 2 haftadır çok hastaydım.Özellikle sana gelince çok hastaydım.Yoksa alıp antibiotiği alıp ateş düşürücüyü, ağrı kesiciyi gitmem gereken yerlere gittim yapmam gerekenleri yaptım bile.Ama zorlandım son 5-6 yıldır bu derece hastalanmamıştım.Alışmışım rahata hastalık zor geldi,kuzuyla birlikte hastaneye gitmek zor geldi.Titreye titreye girdiğim hastanede dışarda bekleyen kuzumu düşünerek ne serum taktırdım ne de akciğer filmi çekmelerine izin verdim.Anneler hasta olmasın.Çok şükür 2 kutu antibiyotik ve kocamın uyguladığı terletme yöntemleriyle ayağa kalktım.Neyse aslında en büyük sıkıntı işle ilgili olan ve benim kafamı çok meşgul ediyor.

Bunların dışında annem çok daha iyi.Bu hafta köye bile gitmiş.Rabbime binlerce şükürler olsun.

Tam hastalık haftası İstanbuldan İlknur Teyzemiz gelecekti.Onunla da çok ilgilenemedim.Evimize geldi misafir oldu.Kuzuma aldığı hediyeleri verdi.Kesesine bereket, ayaklarına sağlık.İnşaallah nisan sonu bizde iade-i ziyaret yapacağız.

Kız güzel teyze ondan güzel.Bakan gözde güzel 😛

Cuma günü İlknur teyzemizi misafir ettik.Cumartesi biz gittik misafirliğe.

İlknurcum senin için bu kadar süslenemedim :P.Kusura bakma ama o gün çok daha rahatsızdım.Telafi edeceğimdir.

Pazar akşama ise Baran abimizin doğum gününe gittik.Çok güzel bir akşamdı.

Canım kardeşim bütün çocuklarla ayrı ayrı ilgilendi.Hepsini öptü kokladı.

Eniştemiz bol bol resim çekti.Bizim nikahımızda çektiği fotolar günün en güzel fotoları.Fotograf konuısunda ondan ders almak lazım aslında.

Eeee ben de onları çektim.

March 25, 2011 Post Under kuzu - Read More

Son günler

Akşam birden gözümün önüne 2. dünya savaşı sırasındaki nazi almanyası geldi.Çok alakasız bir durumdayken  canlanıverdi.Tuhaf oldum.Oysa kuzuyla bir taraftan oynamaya diğer taraftan ise eline yesin diye birşeyler verme çabasındaydım.Kalori açısından hiçbirşey yemeyen kızıma şunu getir bunu götür derken, bir sığınakta olduğumuzu yiyecek birşeylerin olmadığını düşündüm.Birşeyler yemiyor diye üzülürken yaa böyle olsaydı tepesinde savaş uçaklarının geçtiği bir sığınakta olsaydık dedim.Bu çocuk beni gereğinden fazla duygusallaştırdı.Şöyle rahat bir çocuk olsaydı verdiğini yeseydi sonuçta benim kafam rahat edecekti.Rahat olmayan anne böyle senaryoları canlandırıyor zihninde.Aslında ben bu türden abartı duyguları hep bir şekilde savardım ama sanırım iyice yoruldum ya da anneliğin doğasında olan savunma, sahiplenme güdüsü hep böyle en kötüsünü düşünmeye sevkediyor .Bu ruh halinden karlı çıkmanın tek yolu şükre kapı açmak, şükreden kul olmak.

Ankarada kar vardı.Ben liseden beri böylesini görmemiştim.Rahmet derim hep.Hava ilk 2 gün çok soğuktu.Son gün bizim kız hasta oldu, ateşlendi.Haftasonu kuzenimiz gelmişti o biraz rahatsızdı.Ondan birşeyler geçti sanırım.Kuzenimiz kreşe başladığından beri neydeyse sürekli hasta, salya sümük , boğazlar şiş geziyor.Neyseki cok uzun sürmedi.Evden pek çıkasım gelmedi bu karda.Biraz tedirgin etti.Yoların  kötü olması, kaza haberlerini duymak… Yüreğim hop oturdu hop kalktı.

Mutfak artıklarını ayrıca ayırıp boş bir yerlere atmaya çalışıyorum.Aslında geri dönüşüm içinde birşeyler ayırmaya çalışırdım.Elimde poşet poşet artıkla iş yerindeki geri dönüşüm kutusuna birşeyler götürmüşlüğüm çoktur.Neyse son bir haftadır hava soğuk nasılsa bozulmaz diye balkonda tuttuğum yiyecek poşetini kuşlar keşfetmişti.Kar bastırınca birşeyler bulma ümidiyle  bizim balkona sık uğrar olmuşlardı.İnsanın yüreği burkuluyor.Benim tıfıl gibi küçücük küçücük serçeler.Sonra başı boş gezen köpekler belli ki aç hayvanlar.Hiç yapmadığım birşey yapıp mutfak balkonundan akşamdan artan tavuk kemiklerini boş arizeye attım.Gören ne düşünmüştür hiç umurumda değil.İnşallah oralarda dolaşan hayvanlar yemiştir.Benim keyfime kalsa balkonda 3-4 gün bekletirim dedim ve salladım, hiç pişman değilim 😛

Pancar salatası yapıyordum.Pancarlar ocakta turuncu olmuşlar.Kabuklarını soymadan koymak lazımmış.Ya da çok küçük almak.Pancar ne kadar büyük olursa içinin rengi o derece az oluyor.Yemek konusunda iyice ustalaştım.Kendim yapıp kendim yemesem çok daha anlamlı olacak bu yemek yapma işi ama ne kocada iştah var ne kızda.Neyse pancarları bol narekşisiyle kurtarabilirim.Bu da bir tecrübe oldu işte.

Ev çok dağılıyor.Sabah oturma odasına bakınca ben bu odayı daha dün akşam temizlememişmiydim dedim kendi kendime.Baba kız ne hale getirmişler.Bizim kız  şekilli delgeçlere sardırdı.Babası da bunun üzerine gidip 3-4 tane daha almış gelmiş.”Kelebek, çiçek” deyişine kurban ama ev kağıttan geçilmiyor.Ayrıca etrafa saçılan legoların yaptığı kalabalıktan nerdeyse basacak yer kalmamış durumda.Koca eve sığamadık 😛

Kardan bir gün önce hava güzel diye ODTÜ ye gittik.Uzun süredir gitmiyorduk.Biraz hava aldık.Elif etrafta dolaştı ancak gelecek soğuk kendini biraz hissettiriyordu fazla kalamadan ayrıldık.

Gel bahar gel gel  biz seni çok özledik, evlerde çok sıkıldık desek daha çabuk gelir mi acaba ?

Bloggerdaki yasak hala devam etmekte.Ben bloglara giremiyorum.Google reader üzerinden okuyabilmeme rağmen yorum yaptırmıyor.Benim listemdeki arkadaşları view all  kısmını tıklayarak okuyabilirsiniz.Listeme girip eli boş dönen arkadaşlara söylemiş olayım.Artık burdan bir teşekkur ederler 😛 😛

March 11, 2011 Post Under kuzu - Read More

3 sene olmuş

Ne zaman bitecek bu haftaları, ayları, yılları saymak.Kızım tam 3 yıldır benimle beraber.Trasferimizin üzerinden tam 3 yıl geçmiş.O günlerden aklımda kalan hep karmakarışık duyguların zihnimde bir duman gibi dolaşıp beni biçare bıraktığıdır.

O yerlerde olmak, o masada yatmak, benim gibi oraya gelmiş o insanların yüzlerine bakmak,
bazen konuşmak , bazen dinlemek de varmış yaşanacaklar arasında.Benim burda ne işim var deyip gerçekten isteyip istemediği sorgulamak ve karşılığında bir cevap bulamamak…O derece zihnin bulanıklaşması durumu, kaçıp gitme hissi…Vakit kaybedilmemeliymiş, bir an önce başlanılmalıymış, hep mışlı cümleler, şaşkınlık ve girilen bir yolun sonunda sabahın erken saatlerinde bir bekleyiş ve geçen 3 yıl.

Aslında o gün hiçbirşey beklediğim gibi başlamamıştı.Ondan önceki 3 gün çok yorulmuştum ve sabah duş yapıp hastaneye yetişelim derken içmem gereken suyu biraz salladım.Ancak arabada eşime su içmem gerekiyor ama nasıl olsa orda bekleyeceğiz o esnada içerim diyerek hastaneye varmıştık.Ancak biraz oraya gider gitmez doktorun ameliyata gitmesi gerekiyor deyip işleme alacaklarını söylediler.Eşim su içemediğim için çok sinirlendi.Herşeyi salladığımı, hiçbir şeyi ciddiye almadığımı benim yüzümden onca emeğin boşa gideceğini söylüyordu.Çok sinirlendi yine stresle başetmeyi başaramayıp kendini kaybetti.Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum.Düşünemiyordum, ne hissettiğimi değerlendiremiyordum, içimde sadece boşluk vardı.Birden  akşam telefon edip, destek olan Saile Ablamın bol bol besmele çek kızım dediği aklıma geldi ve besmele çekmeye başladım.Kocamla uğraşmak yerine Allahım hayırlı olacaksa olsun olmayacaksa istemiyorum diyebildim.Aslında suç bendeydi.

Embriyo uzmanlarından biri geldi ve Doç. Dr. Lale Hanımın bizimle çok görüşmek istemesine rağmen bir konferansa katılması gerektiğini, transfer yapılacak 2 embriyoyu  seçip gittiğini söyledi.Sebepler perdesi arkasında iş yapan Rabbime şükürler olsun.

Artık ben yalnızdım, bütün süreç boyunca benimle ilgilenen ebru hemşire geldi ve beni hazırladı.Ultrasonla herşeyin net gözüktüğünü su içip sıkışık olmanın sadece ultrason görüntüsü için gerekli olduğunu söyledi.O an keşke eşim bunları duysa diye geçirdim içimden.Çok gergindim, doktorumuz beni konuşturmaya çalıştı,  embriyolarımızın çok kaliteli olduğunu söylüyordu ama ben birşey diyemiyordum, konuşmaya çalışsam ağlayacaktım.En son ben girdim ve işlemi bitenlerin yanına hemen eşlerini çağırıyorlardı.Çok hızlı olması gereken bir işlemdi ve çok çabuk çıkmışlardı.Ancak ben ordan bir türlü çıkamadım.Embriyorlar 2 defa geldi gitti ve bir türlü transfer olamadı.Artık doktor işlemi bıraktı beni rahatlatmaya çalıştı ve ben yarım saat sonra çıkabildim.Dışarda bekleyen eşim iyice dellenmişti.Ne olduğunu sordu, transferin zor olduğunu söyledim ve yine beni suçlamaya devam etti.Artık dayanamadım ağlamaya başladım.Sonra kalan embriyoları dondurma konusunda konuşmak için yanımıza embriyo uzmanı geldi.Eşim hemen su içmediği için mi zor oldu diye sordu.O da hayır bazen böyle olabiliyor o konuda bir sorunu yoktu, doktor bazen zorlanabiliyor diyerek ayrıntılı bilgi verdi.Yani o kadını Allah gönderdi diyorum hep.Eğer o bu açıklamaları yapmamış olsaydı eşim hep beni suçlayacaktı.Sonra kötü hissetti kendini, özür diledi.Düğün günümüzdeki gibi beni yine ağlattın dedim.Demek ki sonunda yine mutlu olacağız dedi kahkaha atarak.Rahatlamıştı, biliyordum ki çok önemsiyordu ve bütün stresi ondandı.

Ve  ben aradan 3 yıl geçmesine rağmen o gune ait ne tranfer edilen embriyolarımızın bir fotosunun ne de bizim bir fotomuzun olmadığına yanıyorum hala 🙂 Delimiyim neyim 😛

 3 yıl önce bu cimcimeyi alıp gelmişiz biz  yaaa 🙂

Bu yazının çoğu bölümünü 2,5 yıl önce yazmıştım.Tamamlamak bu güne kısmetmiş.

March 6, 2011 Post Under kuzu - Read More

Tıfıl

Tıfılım yat deyince yatmaz, kalk deyince kalmaz.Yatakta kırk takla atar 🙂

March 4, 2011 Post Under kuzu - Read More

Bu sanatçının annesi kim ola?

Sanatçı bu, sınırlarını zorlayıp sanatını kendi üzerinde icra ediyor.

Pastel boya aslında en çok duvarlarda güzel duruyor 😛

Görende bütün gece beşik sallamış bu diyebilir ama biizm sanatçı bu kadar çalışmalardan sonra gündüz uykusuyla dinleniyor.

February 28, 2011 Post Under kuzu - Read More