<BGSOUND src=\"adres\" loop=infinite> Archives: 2009 August | Aslı Elif Malcı

Archive for August, 2009

Hamilelik ve annelik kelime bilgisi

Özgür bizi mimleyip elin değmişken yazıver demiş.Seni mi kırıcam Özgürcüm.Tabiki yazarım :)
Biraz ekşi sözlük formatında oldu ama idare etsin gariii.

A: Amniyosentez (kabus)
B: Beta HCG ( gün aşırı ölçtürdüğümüz hormon)
C: Chicco (hamilelik öncesi hiç duymadığım şimdi ise evin her köşesinde karşıma çıkan bebek markası)
Ç: Çift çizgi (ayyyyyyy ne kadar çok bekledik biz silik çift çizgimizi)
D: Doppler ( anne ile bebek arasındaki kan akışına bakılan ultrason çeşidi, hamilelik son aylarında doktorumuz saolsun her kontrolde yapmıştı)
E: Erken doğum ( Bütün hamilelerin korkulu rüyası)
F: Folbiol (ünlü folik asit tabletimiz)
G: Gebelik zehirlenmesi ( Bu da kocamın korkulu rüyasıydı)
H: Hacettepe (Kızımı bize kavuşturan, 4 tane dondurulmuş embriyomuzun saklandığı üniversite hastanesi)
I: Inglesina ( pahalı diye almadığım sonrada içimde kalan, 2. bebekte mutlaka dediğim bebek arabası markası)
İ: İnfertilite ( geldi geçti)
K: Kemal Göl ( Doktorumuz )
L:Lohusalık sendromu ( kocam çok korkuyordu ama karın ne sendromlar atlattı kocacım )
M: Micro ( Lazım değilse öğrenmeyin)
N: NST ( 20 dakika yatmak ne zor geliyordu bana)
O: Olsun (Annemin “Olsun da kız oğlan farketmez yavrum” deyişindeki vurgulu kelime)
Ö: Özelcan ( Abonesi olduğumuz Ankarada bulunan bebek mağazası)
P:Progesteron (Hamileliğimin ilk 3 ayında kullandığım evde, işte terör estirmeme sebep olan hormon)
R: Riskli gebelik ( cümle alemden 9 ay duyduğum replik)
S: Süt (günde 1 lt içtiğim, bacaklarımdaki korkunç krampların çaresi)
Ş: Şirret ( kızım doğduktan sonra daha fazla duymaya başladığımız ” ahhh ahhh o bunları hiç yaşayamadı”, “onun içinde kaldı” cümlelerinde adı geçen yılandan çıyandan kaçar gibi kaçtığımız eltinin temsil ettiği)
T: Tüp bebek ( Umut kapısı)
U: Uyku ( son aylarda hiç uyuyamamıştım)
Ü: Üç boyutlu ultrason (5 boyutlusu dışında hepsine girdik)
V: Vız vızzzz ( bebekler neden sever böyle kelimeleri ?)
Y: Yumurcak TV (kızıma yemek yedirmek için kullandığım çocuk kanalı)
Z: Zahmet (Annem “Zahmetsiz Rahmet olmaz” diyerek geçirtti 9 ayı bize)

August 30, 2009 Post Under Öylesine - Read More

Mim

İlknur  yine bizi mimlemiş. Burdan yeni düzeninde mutluluklar diliyorum.Önce logoyu koyuyormuşuz.

Koydum.

7 ilginç özelliğimizi yazmamız gerekiyormuş.O kadar ilginç özelliğim var mı  ya da bana ilginç gelen başkalarına ilginç gelir mi bilmiyorum ama yazalım birşeyler.

1) Kendime ve sevdiklerime çok nazarım değdiğini düşünüyorum.Buda beni çok tedirgin bir insan haline dönüştürüyor.Herşey yolunda deyip sevindiğim bir konu tepe taklak oluveriyor mesela.

2) Çok fena tıknak yiyorum. Bu yüzden 2 çene diskimde çıkık.Çok zor bir tedavisi var ve ben onuda aksatıyorum.

3) Rüyalarım…Rüyada gördüklerim genelde çıkar.Bana en ilginç gelen yanımdır.Onlarla yaşamayı öğrendim ve onların dilini artık çözdüm.

Mesela geçen yaz amniyosentez olduktan sonra benden alınan sıvıyı bozmuştu hastane ve bizi 2. kez amniyosenteze zorlamışlardı.Çok ağlamıştım, hiç geçmeyecek gibi gelen günler yaşamıştım.Amniyosentez olmuş ve sonuç bekliyorken böyle bir haber almıştık.Ama ben ondan once rüyamda kızımın (kızım doğmuş bu arada) beyin ameliyatı sonucu öldüğünü görüyorum rüyamda ve deliriyorum.Nasıl bir acıdır nasıl bu kadar gerçek hissedilir bir rüyada anlatılmaz.Ben rüyamda çıldırırken doktor gelip aslında çocuğun hiçbirşeyi yokmuş gereksiz birşey yapmışız diyordu ve ben bu rüya üzerine 2. kez amniyosentez olmayı kabul etmedim.

4) Hiç televizyon seyretmem.Seyrettiğim zaman çok fazla kaptırırım ve etkisinde kalırım.Seyrederken ki hipnotize olmuş  halim eşime çok ilginç gelir ve bana bu halini kameraya çekip sana seyrettirmek lazım der.O yüzden bir gözü televizyonda olan insanlardan değilimdir.Bunun yanında çok beğendiğim diziler var DVD den seyrettiğimiz :Tudors ve House.

5) Ailem (anne, baba, kardeşler, yiğenler), eşim ve kızım dışında hiçbir akrabamı sevmiyorum.Buda bizim şanssızlığımız maalesef. Akrabadan da yakın hissettiğim dostlarım  vardır boşluğu dolduracak.

6) Bir avrupalı ya da amerikalı vs. olmuş olsa idim kesinlikle evlilik yerine birlikte yaşamayı tercih ederdim.Buda benim çelişkim mesela.

7) Düğün günüm hayatımın en berbat günüdür ve o  günün aktrist ve artistlerine olan kızgınlığım hiç geçmiyecek.

8) Hayatımdaki bütün olumsuzluklara rağmen güzel şeylere karşı ilgisini hiç kaybetmeyen bir kız çocuğuyum ben aslında hiç büyümeyecek ( eşimin tabiriyle).

Bende ilkenin annesi Nilayı, Özcan bebeklerin annesi  Tülayı ve Sevgili candaşın annesi Gülayı mimlemiş olayım.

August 29, 2009 Post Under Öylesine - Read More

Unutulduk!!!

Biz bloğumuzu unutunca blogcularda bizi unuttu.Şöyle bir mesaj atıp nerelerdesiniz demek yok.küstük işte!!

Neyse blogcular bizi unutsada biz onları unutmadık, herbirini takip ediyoruz.
Şu sıralar kızımın istahsızlığıyla öyle meşguluz ki  yazı yazacak moral ve enerji bulamıyorum. 2 aydır kilo almıyoruz.Bu ay boyda da bir artış olmadı galiba.Doktorumuz tatilde olduğu için bu ayki kontrolumuzu biraz erteledik.

Aslında genel durumumuz iyi.Basmıyorduk artık basıyoruz ve biryerlere tutunup ayağa kalkmaya çalışıyoruz.Ellerinden tutar tutmaz hemen ayağa kalkıyor.Ama hiç adım atmıyor.Ben her çocuk ellerinden tutunca adım atar diye düşünüyordum ama böyle olmadığını kendi kızımda gördüm.Bizde herşey aşama aşama sindire sindire.

Uyumalarımıza gelince kendi kendine uyuma diye birşey yok.Hiç olmadı zaten.Müzük eşliğinde ana kucağında sallanarak uyuyoruz.Music  of mother and baby…Geçenlerde teyzemiz “ayy siz hala bu musicle mi uyuyorsunuz? Bebekler için bu muzik siz büyüdünüz”  diyerek bize çıkıştı.Doğrusu çok garipsedik ana kız olarak verdiği tepkiyi.Bırak kızımı ben bile bu muzikle uyur oldum, alışmak  diye birşey var yani :) . Benim için pek zor olmuyor ama ana kucağı küçük gelince ne olacak bilemiyorum.Kaldı ki bizim ana kucağı piyasadaki en büyük ve geniş ana kucağı.

Blog okumalarını seviyorum çok faydalı oluyor.Blogcuları özellikle listemde olan arkadaşları  beğeniyorum ve yakından tanımak istiyorum.İstanbulda olmak  bu yönden daha avantajlı olurdu. Özgür Anne ile bizde tanışır kaynaşırdık.Ankarada henüz kimseyle tanışamadık.

Ek gıdalarda anne kasıyor , sabırla azimle  yavaş yavaş ilerliyoruz.Tavuklu ve kıymalı yemeklere geçtik.Kıymalı tel şefriye yemeği yapıyorum.Yemek kımamında olduğu için çorba demiyorum.Şefriyenin nişaştası kıymanında kolayca yutulmasını sağlıyor.Çok güzel bir yemek oluyor.Hemen tarifini vererek blogcu annelere özellikle tavuk ve kıymada sorun yaşayanlara faydamız olsun.

-Yeşil soğan ve kıyma biraz sıvı yağda guzelce kavrulur
-Maydanoz, kırmızı biber ilave edilir
-Biraz kaynamış su ilave edilir (çok az)
-Karıştırarak pişirilir
-Karışımın içine çok kısa süreli blender sokulur
-sonra  1 küçük domates rendelenir cam rendede
-Birazda domatesle pişirilir
-Kaynamış su ilave (çokça)
-tel şefriye ilave edilir ve tel şefriyeler haşlanana kadar pişirilir.

Ölçüler göz kararı olduğu için net yazamadım.

Şimdilik bu kadar.

August 25, 2009 Post Under Öylesine - Read More