<BGSOUND src=\"adres\" loop=infinite> Archives: 2009 November | Aslı Elif Malcı

Archive for November, 2009

Hastayız!!

Cumartesi doğum günü kutlamamızın hemen öncesinde başlayan ateş akşamın ilerleyen saatlerinde 39.5 bulunca acile gitmek zorunda kaldık.Hastanede ateş düşürücü verilerek soğuğa yakın su ile duş aldırılıp ateşin düştüğünden emin olunduktan sonra bizi eve gönderdiler.Her 3 saatte bir yükselen ateşten dolayı dönüşümlü olarak calpol ve dolven verdik.Bu arada calpolun hemde yeni açtığımız calpolun ateş düşürme konusunda pekte etkili olmadığını tecrübelerimizle sabitledik.Ancak doz aşımı olmaması için dolven ile ikisini dönüşümlü vermek zorunda kaldık.aniden çıkan ateşle mücadele öyle kolay olmadı ve evde de sık sık duş aldırdık.Kasım ayında yavrumu nerdeyse çıplak tuttuk evde.Dünde tetkiklerimizi yaptırmak için tekrar hastaneye gittik.Sonuçlarda birşey yok herşey normal gözüküyor ancak 3. günü doldurmamıza rağmen ateşimiz yine 39 lara kadar yükseliyor.Ne yapacağımı bilemez haldeyim.Ağzımızda iki taraflı azılarımız kabarmış durumda ama dişten dolayı bu kadar yükselmeyeceğini söylüyorlar.

Bizde son durumlar bunlar.Moralimiz hem ateşten hem de kilomuzun çok düşük çıkıp diyetisyene yönlendirildiğimizden dolayı çok bozuk.Boyumuz 2 ayda 4 cm artmış ama kiloda sadece 200 gr bir artış var.Pencentile da %3 lere düştük.Doktorumuz ne yediriyorsan boyunu artırdığını ama kilosunu arttırmadığı söyledi.Aslında kilo almıyor değil ya da yemiyor sadece hızlı bir şekilde aldığı kiloları veriyor.Zaten ciddi büyüme geriliklerinde boyda artmazmış onuda ekledi.Boyumuz 1 yaşın üstünde 76 cm.Doktorumuzun önerisi bazı bebeklerin damak tadının çok gelişmiş olmasından dolayı yemek seçtikleri doğrultusunda.Bunun için sebzeleri felan kızartmamı daha lezzetli hale getirmemi söyledi.Olur yaparız üzerine sarımsaklı yoğurtta dökeriz :) ))).Ahhh ahhhh babasının kızı işte.

Anne sütü olayıda hastalıkla birlikte tarih oldu.Uykuda bile olsa tekrardan emmeye başlar mı bilemiyorum.Çok bunalmış durumdayım.Benim kadar anne sütü vermeye çalışan biri varmıdır acaba?

Kendimizi toparlar toparlamaz doğum günümüze ait fotoları koymaya çalışacağım.Şimdiden herkese iyi bayramlar.

November 24, 2009 Post Under Öylesine - Read More

Unutmadan yazalım

       Anne çok yorgun, ne olacak bizim halimiz.Saat 03:42 yi gösteriyor.Kızım uyuyalı 10 dak. oldu.Anneannesi gelmeden yani ben işe başlamadan bir düzen tutturmalıyız.
         Unutmadan yazacağımız şey ise kızımın ayakta desteksiz durması.İlk kez park yatağında öyle bilinçli bir şekilde ellerini bırakarak durdu.Sonra 1-2 kez tekrar etmeye çalıştı çok kısa sürede ayakta kalıp düştü.Gecenin ilerleyen saatlerinde oyun oynarken ellerini bırakarak daha rahat ayakta durdu.Bu yakında yürüyeceği anlamına mı geliyor acaba? O gözümün önünde ayakta durmaya çalışırken bir duygu sardı içimi.Mutluluk, heyecan…Gururlandım kızımla.
       

 
 
 

        Bunlarda en yeni hallerim annem gece demedi üşenmedi yükledi

November 5, 2009 Post Under Öylesine - Read More

Bu gıdaları mutlaka yemeliymişiz!!

Enerji veren gıdalar sağlığınız için faydalıdır, sizi daha güçlü ve daha enerjik yaparlar, ayrıca herhangi bir hastalığa karşı da korunmanıza yardım ederler. Foxnews, hazırladığı liste ile her gün tüketilmesi gereken dünyanın en sağlıklı besinlerini açıklıyor:

1. Kırmızı biber (Kapsaisin): Aktif bir hayatınız varsa, vücudunuzun da enerjik olmasını istersiniz. Kırmızı biberde bulunan kapsaisin doğal ağrı kesicidir ve dolaşımı düzenlemeye yardım eder. Gerçekten de kanınızı mukus ve toksinlerden temizleyen kırmızı biber, oksijenin hücrelerinize ulaşmasını kolaylaştırır. Kırmızı biberin mide hastalığına yol açtığı inancının aksine, kırmızı biber ülserle savaşmaya yardım ediyor. Zayıf bir mideniz ve stres dolu bir yaşamınız varsa, acı veren mide problemlerinden korunmak için beslenmenize kırmızı biberi ekleyin. Ayrıca, kırmızı biber erkekler arasında kanserle ilişkili ölümlerin başında gelen prostat kanserini de önlemeye yardım ediyor.

2. Havuç (Beta-karoten ve alfa-karoten): Yüzyıllardır, havucun görmeyi geliştirdiği düşünülüyordu ve modern araştırmacılar bu inancın doğru olduğunu ispatladılar. Havuç özellikle gece görüşünü geliştiriyor, çünkü insan vücudu beta-karoteni retina tarafından emilen A vitaminine çeviriyor. Bu gece görüşünü destekleyen pigmente transfer ediliyor. Ayrıca, beta-karoten tüketmek gözleri katarakttan koruyor. Havuç hücrelerinizi birbiriyle iletişim halinde kalmasını sağlıyor. Beta-karoten, dokuların bakımı ve tamiri için önemli olan hücreden hücreye iletişimi destekliyor. Bu da hücrelerinizin kanserleşmesini engelliyor. Bilimadamları beta-karotenden daha iyi olan alfa-karotenin tümör gelişimini önlediğini buldular. Cildiniz için de çok iyi olan beta-karotene yeteri kadar sahip olursanız, yaygın cilt problemleri ve hastalıklarından korunursunuz. Eğer güneşte fazla kalırsanız, havuç UV ışınlarının hasarına karşı cildinizi korumaya yardımcı olur. Diğer taraftan, yeterince güneş ışığı almıyorsanız beslenmenize ekleyeceğiniz havuç, cildinize bronzlaşmış bir görüntü verecektir. Çünkü, beta-karotendeki turuncu renk cilt altında depolanıyor. Havuca alternatif olarak yer elması ya da helvacı kabağını her gün tüketebilirsiniz.

3. Kivi (C vitamini): Fazla seyahat ediyorsanız, olağandışı saatlerde uyursunuz ya da stres altında olursunuz. Bağışıklık sisteminiz de zayıflar. C vitami bağışıklık sisteminin sağlıklı işlemesi için gereklidir. Kivide de portakaldan daha fazla C vitamini bulunuyor. Sadece serbest radikalleri tahrip etmeyen antioksidanlar, belirli hastalık türlerini azaltmaya yardım ediyorlar. Ayrıca her gün kivi yemek, vücudunuzu astım ya da kuru öksürük gibi solunum yolu hastalıklarına karşı korur. Bunun yanında günde bir kivi, kalp krizi ve felci önlemeye yardımcıdır. Kalp sorunu olanlar için aspirinle yer değiştirebilen kivinin her gün yenmesi gerekiyor. Çünkü, damarlardaki pıhtılaşmayı önlüyor. Kiviye alternatif olarak portakal ya da papaya (vatanı Amerika olan ülkemizde de yetişen kavuna benzeyen meyve) yiyebilirsiniz.

4. Fasulye (Lif ve protein): Yüksek oranda lif içeren fasulyeler birçok nedenden dolayı sağlık için yararlıdır. Lif sağlıklı bir sindirim sistemi için gereklidir. Sindirim sisteminde kolay ve hızlı bir şekilde hareket eden lifler sindirim sistemini temizler ve sistemin fonksiyonunu yerine getirmesini sağlar. Düzenli olarak lifli gıdalar tüketmenin asabi bağırsak sendromu ve kolon kanseri gibi belirli sindirim sistemi hastalıklarından koruduğu belirtiliyor. Fasulyedeki lifler, kilo vermeye de yardım ediyor. Çünkü bol lifli gıdalar, düşük glisemik indekse sahiptir. Ayrıca az kaloriye sahip olan fasulye sizi tok tutar ve yüksek kalorili yiyeceklere karşı kendinize hakim olmanızı sağlar. Yemekte tükettiğiniz fasulye, kan şekeri seviyenizi daha sabit tutacağı için diyet yapanlar için de mükemmel bir seçimdir. Fasulye de ayrıca cilt dokusu, saç, kemik, tırnak, kas ve kan için yapı taşı olan proteinden bol miktarda bulunuyor. Protein ihtiyacını fasulye, kolesterol ve yağ olmaksızın karşılıyor. Fasulyeye alternatif olarak ise bezelye veya mercimek tüketebilirsiniz.

5. Karadut (Antioksidan): Karadut yemenin bir faydası, vücudunuzdaki toksinleri ve kirleri atarak temiz tutmaktır. Karaduttaki siyah pigmentlerde çok güçlü antioksidanlar var. Antioksidanlar sağlığınız için yararlıdır ve yaşlanma sürecini de yavaşlatır. Bunun yanında antioksidanlar, yaşa bağlı hastalıkları ve rahatsızlıkları önlüyor. Karadut kötü kolesterolü düşürüyor ve kalbi koruyor. Alzheimer ya da felçten sonra oluşan hafıza kaybı gibi sorunlara karşı beyni koruyor. Ayrıca, kanser, virüslerden koruyan bu meyveyi sabahları kahvaltınıza dahil edebilirsiniz. Karadut sevmiyorsanız, kiraz ya da eriği deneyebilirsiniz.

November 4, 2009 Post Under Öylesine - Read More

Kızımın Baran Abisi

Kızım doğmadan önce sık sık bizde kalan Baran abimiz, kızım doğduktan sonra bebekli bir teyze hiç çekilmiyor diyerek çok nadir gelmeye başladı.Bu yüzden 1-2 foto dışında pek fotoları yokmuş, bizde fırsatı değerlendirip birkaç foto çektik.

 
Burda 4,5 günlüğüm.Sarılığım olduğu için kan tahlili vermeye gitmek üzere hazırlanmışım.Bu arada fotoların tarihi yanlış.  
 
Çok masummuşum di mi?  
 
Burda 10 aylığım ve çok uykum var!!!!!

Bu fotoda tipim kaymış, Baran abim de çok köşede kalmış olsa da babam,ben ve baran abimin olduğu tek foto bu.
 
November 3, 2009 Post Under Öylesine - Read More

Son durumlar


  İştah yine yerlerde uyku düzeni diye birşey yok.Gece 3-4 de yatıyoruz haliyle gündüz vücut bir türlü uyanamıyor.Uyanamayınca birşey yemiyor.akşam 7-8 gibi açılmaya başlıyor.Böyle bir kısır döngünün içine girdik ki bir türlü kırılmıyor.Oyuncaklarla daha bilinçli oynuyoruz.Mesela halkaları geçiriyoruz.Tasları iç içe  koyuyoruz, en zorlandığı ve üzerinde en çok çalıştığı ise şekil kutusu.Bizim yardımımızla şekilleri erleştirmeye çalışıyor.Yerleri uymasa bile girsinler diye epey bir bastırıyor, artık acıyıp biz yardım ediyoruz.
    Öyle güzel meyve yiyor ki.Koparıyor, ağzında çiğnemeye çalışıyor, diliyle hareket ettiriyor.Allahım o kadar güzel ki onun yiyişini seyretmek.
    Az bucuk olan yürüme çabamız emeklemenin hem daha kolay hem daha hızlı olduğunun farkedilmesi üzerine nerdeyse kayboldu.Bakalım ne olacak.
   Aşağıdaki fotolarda kızım 10. aylık.şimdi 2 cm felan daha uzun ama kilo yine yerlerde.
Favori oyuncağım
Oturma odamızın son hali bu.Annem açıkta parke bırakmadı, her boşluğa halı serdi.
Çok fena ata binerim :)

   Anne ne olur izin ver açayım şu çekmeceyi!!
November 3, 2009 Post Under Öylesine - Read More

Kabuk bağlamayan yaralar

Benim şu anki ruh halimi en iyi tanımlayan tabir bu.Benim suçum çok bu durumda.Ruhumu yeterince besleyemediğimden dolayı bütün bu çektiklerim.Yazmakta zorlanıyorum keşke söylemek istediklerim bir anda dökülüverse kanlı irinli iltihapla birlikte de ruhum rahatlayıverse.Olmuyor işte,  bir türlü olamıyor.

November 2, 2009 Post Under Öylesine - Read More

Anne olduktan sonra hayatımızdan çıkanlar

Başlık için şöyle bir girizgah yapıp listeyi yazının sonuna ekleyelim.Anne olduktan sonra benim hayatımdan çıkan çok fazla şey olmadı çünkü zaten çok fazla şeyim yokmuş.Olanların büyük bir bölümü evlilikle birlikte çıkmış hayatımdan geri kalanlarlada ben hayatta kalıyormuşum deyip olayı dramatize edelim :)

Neyse gerçekten  çok şey var yazacak ama elim bir türlü yazmaya varmadı,  blog okumaları daha kolayıma geldi.Zihnen çok yorgunum.Hergun aynı rutin işleri yapmak genelde evden dışarı bile adım atmamak beni sandığımdan da fazla etkiledi.Artık dualarım arasına akıl sağlığımın devamını dilemekte var.Zihinsel olarak çok pasif olduğum bir dönem.Sadece düşündüğüm yavruya ne yedirsem, nasıl yedirsem ve sık sık sorğuladığım nasıl bir anne olduğum konusu.Yavruya yemek yedirmek çok zor  .Anne sütü derseniz günde bir defa o daa çok zorla uyurken.Şimdilik sağıyorum ne kadar böyle devam eder bilemiyorum.

Bu arada 4 tane dişimiz oldu.Üst köpek dişlerimiz çıktı.ilki 9 aylık olmaya 1 hafta kala çıkmıştı.İkincisi 3 hafta sonra 3 gün 3 gece ailecek uğraşlarımızdan sonra çıkabildi.Yine kızımın iştahı sıfırlandı, yine anne çok sinirlendi ama yapacak birşey yok.Zar zor aldığı 200-300 gr 3 gün içinde gidiverdi.

Var mı bir  gönüllü  şu tekirin yüzünü  yalamak için ?

Şaçlarımız yine uzadı ve  çok şekilsiz oldular.Tepeler yine havada nasıl yatar bu çocuğun şaçları bilmiyorum.Biz saçlarının böyle olmasına alıştık ama yabancıların ilk dikkatini çeken saçları oluyor.Birde büyüyünce çok yakışıklı olacağını söyleyenler var :) )))).Sık karşılaştığımız soru ” erkek mi?” :) )) Bütün pembeliklerimize karşın bu soru ile karşılaşıyoruz yavvvv.

Hayatımızdan çıkanların listesi:

A:Araba kullanmak

Tamam kabul ediyorum çok iyi bir şöför değildim ama az buçuk idare ediyordum.Hamilelik felan derken şöför koltuğu hayal oldu.

B: Boş zaman

Hiçbir işe yetişemiyorum, annelik konusunda çok acemilik çekiyorum.Kızıma bir öğün yemek yedirmek saatlerimi alıyor.Oyun oynayarak, televizyon seyrederek yediriyorum.Yepmam dediğim çoğu şeyi yapmaya başladım.Öyle kitaplarda yazılanlara pek uyamadık.

C: Cevriye

Annem…Eskisi gibi değil sana düşkünlüğüm.Ayrıca zormuş hem sana  hem kızıma annelik yapmak.

Ç: Çelişki

Anne olduktan sonra hislerim daha mı güçlendi nedir.

D:Deniz

2 senedir ankaranın dışına çıkamadık

E:Evimin eski hali

Daha az tertipli, daha az temiz eskiye göre

F: Faturalar

Hepsini kocamın üstüne yıktım.

G:Güzellik

Fazla kilolarla güzellikten pek bahsedemiyorum.

H: Hafıza

Çok kötüleşti.

İ: İstanbul

Aşkımızın şehri.Her yıl 2 kez gidip gezdiğimiz ve çok özlediğimiz şehir.

K:Kabızlık

M:Majezik

Ne güzel ağrı kesici imişsin sen majezik.Korkunç gecelerin sabahında tek kurtarıcım.

N: Nane

Ender Saraç sütü azaltır dediği için naneden uzak duruyorum.Oysa kışların vazgeçilmez içeceği idi naneli çay.

O:Oruç

2 senedir Ramazanları oruçsuz geçiriyorum.İnşallah kazalarımı tutabilirim.

Ö:Öfke

Kimseye şöleee hakkıyla öfkelenip kahır okuyamıyorum.Göremediğim, anlayamadığım çok şey olduğunu düşünecek çok vaktim oldu .Özellikle kızımı emzirirken hayatı sürekli sorgulayıp durdum.Emzirme anları koca bir yazı olur yazmaya kalksam.

P:Parfüm

Emzirmenin birinci kuralı bebeğin anne kokusunu alması olarak hayatımıza girince parfüm olayıda kalmadı

R: Romantizim

Eskisi gibi değil.Biraz zorlama

S:Sınav

En son hamile iken KPDS e girmiştim.Kafamı bir türlü toparlayıp ders çalışamamıştım.Şimdilerde düşünemiyorum bile.

Ş:Şımarıklık

Kocama şımarıklık yapardım önceden.

T: Titizlik

Titiz olmak için vakit lazımmış.

U: Uyku

Bir kulağın uyanık uyumak

V:Verim

En verimsiz dönemin heralde.

Y: Yabancılar

Herkesi anlıyorum, herkesin acısını, sevincini  içimde hissediyorum yabancı diye birşey yok artık.

Z: Zihin

Sanki her daim bulanık.

Aslında çok fazla şey bulamadım.Hani bir çırpıda yazamadım.Kızım benden çok şey alıp götürmedi.Aksine eksik yanımmış o benim.

November 2, 2009 Post Under Öylesine - Read More

Yaz Bitti

 Gelmesini bir hevesle beklediğimiz yaz bitti.Belki son günleri.Kızım kış bebeği olduğundan anne ve babasıda çok pimpirikli olduğundan,  hayatının ilk 4 ayı evde geçti.

Kış öyle uzun geldi ki güneşe hasret kaldık.Bu yüzden her güneş gördüğümüzde sarılıp sarmalanıp dışarı atmaya başlamıştık kendimizi.
Pencerelerde  güneşe alışmaya çalışmıştık.

  Yaz  için annesi bütün kış hayal kurdu, plan yaptı.Hatta denize gitmeyi bile istiyordu.Ama olmadı.Geç gelen yaz hızlı bir şekilde geçti gitti.

    Ek gıda, katı gıda, diş çıkarma felan derken planladığımız gibi geçiremediğimizi düşündüğümüz yaz,  hızlı bir şekilde giderken garip bir his bıraktı  içimizde. Tarifi zor. Biraz burukça.
   

   Çok az daa olsa hamileliğimizde her hafta gittiğimiz ODTÜ ye  gidebildik.
  

      Bunun yanında geçen zamanla birlikte emekleyerek, sıralayarak hatta kendince konuşarak ben büyüyorum diyen kuzuşumuz var ve bu yüzden geçen zaman bütün burukluğuna rağmen sevindiriyor.

   Cimcimem canım yavrum…
 

November 2, 2009 Post Under Öylesine - Read More

Yarsıdık

     Özgür annenin Elasını sepette görünce bizde sepetteki fotomuzu koyalım dedik.Yarsımak daa  eski ağızda çok kullanılan benimde çok komik bulduğum bir kelimedir.

November 2, 2009 Post Under Öylesine - Read More

Son Kuzen


Bu ne güzelliktir Yarabbim!!!!

Maşallah kuzularımıza

November 2, 2009 Post Under Öylesine - Read More

Çalışan Annenin Zorlukları-1

Kreş mi bakıcı mı diye bocalarken, apartmandan bir komşum bebek aradığını benim kızıma bakabileceğini başka bir komşum aracılığıyla iletmişti.Kendisini uzaktan görmenin dışında hiç tanımam.Ben pek fazla bakıcı olayına sıcak bakmadığımdan pek oralı olmamıştım.Sonrasında ısrar edilince kadınla görüşmüş ve bakıcının hemde apartmandan birinin çok daha iyi olacağına kanaat getirmiştim.Kadında gözün arkada kalmasın çok iyi bakarım deyip içimi rahatlatmıştı.Tabiii bunlar epey önceydi ve bende ücretsiz iznimi ona göre ayarlamıştım.Bu olaydan sonra ilk kez geçen bayram sonrası şöyle bir uğrayıp hal hatır soralım diyerekten görüştüm.İşe başlamaya 2 hafta kala gelmeye başlarsınız dedim.Dur bakalım o gün gelsinde bir terslik olmazsa gelirim dedi.Ne gibi terslik mesela dedim?Neticede o gelip kızıma bakma konusunda ısrar etmişti.Böyle söyleyince haliyle şaşırdım.Yüksek tansiyonu olduğunu ilaçların bazen faydalı olmadığını söyledi.Sabah evden kaçta çıkacağımı kaçta geleceğimi, eşimin evden kaçta çıktığını sordu.Eşimin benden sonra çıkması, arada eve hiç uğramayacak olmam pek hoşuna gitmedi. Ev işi yaptıracağımdan da çok korkuyor.Neyse kızı okula gidene kadar onun evinde bakacakmış, sonra bizim eve çıkarmış.Yemeklerle arasını sordu.Pek iyi olmadığını uğraştırdığını söyledim buda pek hosuna gitmedi.Yemeklerini yapıp bırakırsın dedi.Elbette yapıp bırakacağım ama yapamadığım zamanlarda olacak mutlaka.Onun için bebek bakmak nasıl bir iş acaba? Benim aylardır başında full mesai yaptığım , 3-5 sn dışında hiç yalnız bırakmadığım çocuğu önüne oyuncak yığıp tv karşısında bırakıp iş yapmaya felan mı gidecek acaba.Kaldı ki asla yerinde durmayan bir çocuktur benim kızım.Şimdi ben nasıl böyle his uyandıran birine bırakabilirim kızımı.Sonuç itibariyle baştan çok şey vaadeten kadının aslında para karşılığı bile olsa pek fedakarlık yapamayacağını anlamış oldum.

O günün gecesinde epey huzursuzlandım.Kadından hiçbir şekilde pozitif elektrik almadığımı anladım.Sabah ilk işim iş yerimi aramak ve ücretsiz iznimi uzattırma hakkımın olup olmadığını öğrendim.Yapılabiliyormuş neyseki.Daha sonra annemi arayıp durumun böyle olduğunu anlattım.Annem kız kardeşimin 1,5 yaşındaki kızına 3 aylıktan itabaren bakıyor.Kardeşim doktor olduğu ve çok ağır bir asistanlık dönemi geçirdiği için gece gündüz zeynebe annem baktı.Onların evlerine yerleşti bütün düzenini bozup.

Neyse biz seni en geç şubat başında alıcaz dedim.Artık zeynebe kayınvalidesi bakmak zorunda dedim içim sızlayarak.Annem gelir bakarım diyor.Baştan annemin baksanını isteyen eşimin bu iş aslında hoşuna gitti.Kardeşim bozulacak bu duruma ama bende haklıyım.Annem nerdeyse 1,5 yıldır onunla ve ben çok ihtiyacım olduğu zamanlarda hatta annemin, yanımda olamadığı için çok üzüldüğünü bilmeme rağmen sırf zeynep ihmal edilmesin diye annemden birşeyler beklemedim. Fakat kayınvalide bakması işininde şöyle bir çıkmazı var ki o kadıncağızda kızının, zeynepten 2 ay küçük oğluna bakıyor çanakkalede.Allahtan 2. çocuk ve ikisinide o büyüttüğü için bizimkilerin onlar bakıcı bulsun, sen birazda bizimkine bak deme hakları var.Tabiii bu arada anneannelerine çok alışmış hatta annelerinden bile çok seven iki çocuk neler hissedecek durumları söz konusu.

Bakalım görelim bizde durumlar ne olacak.

November 2, 2009 Post Under Öylesine - Read More

Birkaç Enstantane

İlk görüş…


Ameliyathane kapısında bir baba…

Dünyalara bedel gülüş…


November 2, 2009 Post Under Öylesine - Read More

Doğum Hikayemiz

Hep aklımızda olan ve bir türlü tamamlayamadığımız doğum hikayemizi sonunda yazdık ama bu seferde  yayınlayıp yayınlama konusunda tereddütte kaldık.   

   Herkesin bir doğum hikayesi vardır. Anne ve babalar için bu hikaye biraz daha farklıdır bence.Hele babalar için daha farklıdır, daha  başka bir heyecan ve strestir.Doğum yaklaştıkça eşim fazlasıyla bu stresi yaşadı.En büyük korkusu doğum sancıları başladığında hastaneye yetişememekti.Uzun süre “şu doğumu bir atlatalım” laflarını duydum diyebilirim.Ben 1 doğurdum o 9 doğurdu yani.İnternetten okuduğum doğum hikayelerinden bahsettim, doktorların söylediklerini anlattım ama olmadı.Ne yaptıysam heyecanlı babayı rahatlatamadım.Sonunda bu stres ve heyecanla acil bir durumda araba kullanamayacağına karar verip birkaç taksi durağının numarasını not ettik muhtelif yerlere.  

  İki kız kardeşimde erken doğum yaptığından ailemden çoğu kişi benim en fazla 37. haftaya kadar dayanabileceğimi düşünüyordu.Ama ben kızıma daha 3 aylık hamile iken,  rüyamda 38,5 haftalık olmamıza rağmen hiçbir ağrı hissetmediği ve ne zaman doğuracağım diye söylendiği görmüştüm.Gerçektende aynen rüyamdaki gibi 37. hafta geçti 38,5 olduk ama bende hiçbir doğum  yakınmış emaresi yoktu.Şöyle bir dokuz ay daha taşıyabilirmişim gibi hissediyordum.Aslında 32. haftaya kadar çok sık kasılmalarım oluyordu ama periyodik ve uzun süreli olmadıkları için tehlikeli değillerdi.32. haftadan sonra  birden bu kasılmalar kayboldu.Hatta kendimi çok dinledim acaba kasılma, ağrı gibi birşeyler var mı diye ama gerçekten rahat bir döneme girmiştim.Kızım 28. hafta kontrolumüzde baş aşağı pozisyona geçmişti.Garip bir şekilde  erkendi .Sonrasında doğuma kadar direnen ayaklarını yanlarımda hissettim.Özellikle sabahları, anneciğim kalk ben acıktım der gibi.  

   35. haftalık kontrolumuzde kızım 2300 gr gelmişti.Biraz küçük bir bebekti.Daha iyi beslenmem gerekiyordu ama olmuyordu bakamıyordum kendime.Hamileliğimin en zor yanı akşam bulantılarıydı.Sabah hiç bulantım olmadı.Kusmamaya çok özen gösterdim.Kusmak benim için kabustu, her kusmada beynime bıçak gibi bir ağrı saplanıyordu.Bu yüzden kusmamak için ne gerekiyorsa yaptım.İnternetten, doktorlardan epey bir bilgi topladım.Doktorum kusmaların çoğunun kişilerin kendi hatasından kaynaklandığını söylemişti.Çok yeme, aç karnına diş fırçalama, ya da yemeklerden özellikle kahvaltıdan hemen sonra diş fırçalama kusmaların başlıca sebepleri arasıdaymış.Bunlara çok dikkate ettim çünkü hamilelikte her daim midem ağzımda dolaşıyordum.Benim kusmalarım hep sulu ve katı yemekleri birlikte almaktan kaynaklandı ve istisnasız kusmakla sonuçlandı.Bu yüzden çorbayı  hamileliğim boyunca içemedim.Aslında birkaç vukuattan sonra canım hiç istemedi.Hamile iken yemek yapmak çok zor gelmişti.Canım çok birşey istediğinde o yemek yaparken ki kokuyu düşününce hiç isteğim kalmıyordu.Birde çok az yiyebiliyordum.Benim en bakıma muhtaç olduğum zaman bu zamanlardı.Doğum yapalı neydeyse 11 ay oldu , sezeryan sonrasında bile bu zamanlardaki gibi  bakıma yada birine  muhtaç olmadım.Durum böyle olunca kızım karnımda çok zor kilo aldı.Doktorumuz doğum için düşündüğü zamanı sırf kızım 3 kilonun üstüne çıksın diye erteledi.  

   Herşey haftalar önceden hazırdı.Normal doğum haberlerini duyduğumuzda hep heyecanlandık, içimiz cızz etti.Keşke şöyle kolay bir normal doğum olsun dilekleri her zaman aklımızdan gönlümüzden geçti ama tüp bebekler için normal doğum düşünen doktora rastlamadık.Bizde ısrar etmedik.Kızımda pek oralı olmadı ve 19 kasım çarşamba sabahı eşim ve ben sezeryan için  hastane yollarına düştük.Sakin ılık , güzel bir sonbahar sabahıydı.Sabah 9 da hastanedeydik.Odamıza çıktık.Çok güzel ferah konforlu bir odaydı.Daha sonra teker teker bizimkiler geldi.Annem dışında ve askerdeki kardeşim dışında herkes ordaydı.Annem, kız kardeşimin kayınvalidesi hacıya gidince, kuzen zeynebe bakmak için kardeşimde kaldı.Ya kardeşim gelecekti ya annem.Annem de kardeşimde gelmeyi çok istiyordu özellikle kardeşim annemi ikna etmemiz için çok uğraştı.Annemi ikna etmek öyle kolay olmadı.Araya eşim girdi ve kız kardeşiminde ameliyata gireceğini söyleyerek onun evde kalıp zeynebe bakmasını, bol bol dua etmesini söyleyince yumuşadı.Damatlar daha mı çok seviliyor nedir?  

   Herkes gelmişti.Şıkır şıkır , düğüne gelircesine en güzel halleriyle.Odamız gittikçe kalabalıklaşıyordu.Teker teker doktorlar geliyor hemşireler geliyor kendilerini tanıtıyorlardı.En son anestezi uzmanı geldi ve hasta rahat olsun diye epidurali odasında takıyoruz diyerek bana epidurali takmaya başladı.En korktuğum nokta burasıydı.Biraz canımın yandığını söyleyebilirim.Herşey çok yakın gözüktü ve içimde şiddetli bir heyecan duydum.Etrafımda olanlara 3. şahıs gibi dışardan bakarken ,birden doğum yapacak olan kişinin ben olduğumu farkettim sanki.Kulaklarımda tuhaf bir uğultu başlamıştı, oradakilere  onları duyamadığımı söyledim.Anestezi uzmanı şaşırmıştı epiduralin böyle bir yan etkisi yok diyordu.Onunla konuşmaya çalışıyordum ama  ağzımda dilim  zar zor hareket ediyordu. Konuşamıyorum dilim hareket etmiyor bana birşeyler oluyor diye panik bir şekilde anlatmaya başladım ki nefesimin kesildiğini ve boğazıma  adeta birilerinin sarıldığını hissettim ve o an artık  nefes alamıyorum diye bağırmaya başladım.Gerçekten nefes alamıyordum.Başımda erkek kardeşimin doktor eşi oksijen seviyesi normal nefes alıyor olması lazım diyordu.Herkes ne olduğunu anlamaya çalışıyordu ki kız kardeşim fatma üzerime eğilip gözlerini gözlerime dikip “abla  herşey yolunda derin derin nefes al panik atak geçiriyorsun, bak az kaldı kızına kavuşacaksın ” diye yüksek bir ses tonuyla  beni sakinleştirmeye çalışmaya başladı.Doktorlar hemşireler hepsi  sakinleştirmeye çok çalıştılar ama  olmuyordu, gözlerimden yaşlar boşalıyordu kendimi bir türlü sakinleştiremiyordum.Artık öyle bir noktaya geldim ki “ben yapamayacağım beni bayıltın “diye bağırmaya başladım.Eşim hep elimi tutuyor cılız ürkek bir sesle yardım etmeye çalışıyordu.Bu arada çoktan ameliyathanenin kapısına gelmiştik nefes almalarım biraz düzelmişti.Bildiğim bütün duaları okuyordum.Aklıma gelmeyen başıma gelmişti.Oysa tatile gelir gibi hazırlanıp, onca valizle hastane yollarına düşerken çok rahattım.  

   Sezeryan sırasında saolsunlar yaptıkları herşeyi bana anlatarak kendimle başbaşa kalmamamı sağladılar.Artık biraz daha iyiydim.Ama kızımın doğumuna yakın içimde yoğun bir ayrılık acısı duydum.9 ay birlikte karnımda taşıdığım yavruma o kadar alışmışım ki benden koparılıyormuş gibi geldi.Öyle yoğun hissettim ki istemiyorum almayın kızımı dememek için zor tuttum kendimi.Allahım bunları yapan benmiydim.Kendime hiç hakim değildim.Duygularım çok yoğundu.Hala gözlerimden yaşlar akıyordu.  

   Kızım saat 11:11 de doğdu.Baktım saate gerçekten 11:11 di.Nerden aklıma esti bilmiyorum kafamı çevirip duvardaki saate baktım.Saat 11 de girdiğim sezeryanda 11 dakikada kızımı çıkarmışlardı.Doktorumuz bak annesi işte burda deyip hemen gösterdi.Tıpkı rüyalarımda gördüğüm gibiydi.Hiç şaşırmadım ama tuhaf bir his sarmıştı içimi.Sanki karnımdaki ile doğan bebeğe karşı aynı şeyleri hissedemiyordum.Karnımdayken daha bağlıydım.Biraz yabancı geldi bana ama doğum sonrası 2 kız kardeşimin gözlerinde de aynı duyguyu gördüğüm için bunun çok kısa süreli bir alışma dönemi olduğunu çok iyi biliyordum. Kızımı hızlı birşekilde temizleyip dışarı çıkardılar.Ben 1 saate yakın kaldım ameliyatta.Ameliyat sonrası korkunç bir titreme sardı bütün bedenimi ama ne titreme tir tir titriyorum.Doktorum hormonlardaki ani değişikliklerden dolayı bazı annelerde olabildiğini söyledi.Odama geldikten 1,5 saate yakın bu titremelerin geçmesi için uğraştık.Sıcak sıcak havlular gelip gitti sürekli.Bu yüzden doğum sonrası fotolarımın hepsinde havlular içinde bir omuzum açıkta çok hoş olmayan pozlar vermişim.Neyseki bol bol video var, orda görüntüler daha iyi gibi.İlk videomuzdaki kardeşimin neler hissediyorsun sorusuna çok üşüyorum demişim.Seyrederken gülüyor insan.  

    Hastanemiz ve kadrosu süperdi.Herşeyimizle ilgilendiler.Eşimin yatağını bile hazırladılar.Sık sık hadi annesi emzirme vakti deyip  kızımı emzirmeme yardım ettiler.Aslında sütüm 3.günde geldi ama anne ile bebeğin temasının sağlanması hemde süt salgısının olması için periodik olarak emzirme denemeleri yaptırdılar.Doktorudan başhemşiresine kadar herkes anne sütünün öneminden bahsedip herdeyse bire bir takip ettiler.Kızımın bütün bakımını hemşireler yaptı.Çok güzel sıcacık bebek odasında alt bakımı yapıldı, maması verildi.Eşimle gidip penceresinden kızımızın mama alışını bol bol seyrettik.  

    Hastanemiz gerçekten çok iyiydi.Hani tek başına doğum yapıp gelebilir insan.Kimseye ihtiyacın yok.Bakım mükemmeldi.Burdan doktorumuz Kemal Göl’e çok ama çok teşekkür ediyoruz.  

   Çok kolay toparladım kendimi sürekli ayaktaydım.Çok ağrım olmadı.İnanılmaz bir şekilde kolay iyileştim.Kimseye ihtiyaç duymadım.Bunun  anne ve babamın duaları sayesinde olduğunu öyle derinden hissettim ki, anlatılmaz.  

    Bunun yanında ev işi mi yapamıyorum, yardımcı alırım gelir yapar, yemek mi yapamıyorum söylerim getirirler şeklinde düşünme lükssüm oldu.Eşim ve ben bu konuları hiç dert etmedik.Rahat rahat kızımızın keyfini çıkardık, sağlıklı sıhhatli olduğu için bol bol şükrettik.ilk 3 ay bir heyecan bir telaş  geçti gitti.  

   İşte bu 39+2 haftalık 3160 gr doğan kızımın doğum hikayesi. öyle saf öyle temiz…  

    Bizi en mutlu günümüzde yalnız bırakmayan aileme burdan  tekrar teşekkur ediyorum.Özellikle bütün videolarda parmağı olan kız kardeşim Fatmaya, her zaman olduğu gibi bütün koşuşturmacaları üstlenip kocamı rahatlatan kız kardeşim Öznura, 2 gün boyunca başımızdan ayrılmayan acemi anne baba olarak bize  bol bol bilgi veren, erkek kardeşimin çocuk doktoru eşi İlknura, kızımı kucağına alır almaz mutluluktan ağlayıp bizide ağlatan anneme, onsuz nefes bile alamayacağım eşime ayrıca teşekkür ederim.  

    Şimdi sıra video ve fotolarda :)   

Baby at home :)  

 
:P
Görmediğin kızı olmuş bütün kapıları pembiş pembiş süslemiş :P

Ameliyata ne eşimi ne de kız kardeşimi aldıklar.Onun yerine foto ve video çekimi için ayrıca elemanları varmış.Şöyle koca bir “haaaaaa” dedik duyunca.Biz makinaları onlara verdik.Doğrusu kendimi Gülben Ergen gibi hissettim


 
November 2, 2009 Post Under Öylesine - Read More