<BGSOUND src=\"adres\" loop=infinite> Archives: 2010 January | Aslı Elif Malcı

Archive for January, 2010

Karla başladık!

 

Ankaraya nihayet kar yağdı.Akşam başlamıştı, sabaha doğru iyice hızlanmış.İşe gelebilmek için yarım saat servis beklemek zorunda kalsamda karın güzelliği, etrafı kaplayan Rahmeti hissetirip umutlandırdı beni.

İşe gelir gelmez hemen annemi arayıp öğlen kızımı giydirip biraz dışarı çıkarmasını söyledim ama pek bii kızdı.Camdan bakarız dedi.Aslında haklı kuzuş pazartesi akşamı yine  ateşlendi.18 saat sürdü.Karnı ağrıdığı zorlandığı yine çok belliydi.karnı boşalınca rahatladı ve ateşi düştü.Sonra üst üstte ateşlenmeler ve buna eşlik eden kabızlığın, karın ağrısının hep ferro sanolu üst üste kullandığımız günlere denk geldiğini farkettim.Özellikle son ateşte karnı rahatlayınca ateşin düşmesiyle iyice düşünmeye başladım.Demire ara verip gözlemleme kararı aldım.Tabikii bütün bu rahatsızlıklara eşlik eden iştahsızlığımızda işi daha bir zorlaştırıyor.Burda kabızlık ateşin nedeni midir yoksa sebebi midir açıkcası ne düşüneceğimi şaşırdım bir taraftanda parmaklar ağızda iyice diplere sokulup kaşınıyor.16 dişimiz oldu ama heralde 20′yi tamamlayacağız.

 İnşallah kar hemen erimez en azından biz kuzusun fotolarını çekene kadar.

January 28, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Çığlık

                                                                                                

Yazmalı mı yazmamalı mı? Yoksa hiç düşünmemeli mi? Ama ben düşünmeden yaşayamam ki!!!

Bizim çocuklar komik gerçekten!!!

 Bir arkadaş sabah sabah çay ocağına kaç çay söylendi muhabbetinden hemen sonra adı Balyozcu Paşa’ya çıkan emekli orgenerallerimizden Çetin Doğanın  namusu ve şerefi üzerine yemin ederek  son Balyoz haberlerini yalanladığını söylüyor ortaya .Bir diğeri hemen yorum yapıyor bununla ilgili olarak ama buraya yazılmaz  ancak tahmin edilebilir  

Devir değişeli çok olmuş.

Yakınlarda şahit olmuştum çıkar için ”adı lazım değilin”  nasıl yeminler ettiğini yalan yere.Getir Kuran’a el çarpayım diyordu yüzsüz kadın.Keşke getirseydim çarpsaydı dedim kardeşime .”Çarpsa ne olacak içinde inanç olmadıktan sonra” dedi Oda.Annem birgün gelir Kuran’da ona çarpar dedi.Güzel laf aklımda kaldı.Kim diyor sana yalan yere yemin et diye, hele Kuran’ı işin içine karıştır diye bee kadın.65 yaşındasın yazık değil mi ömrüne.Sonra kocamla konuştuk; kazara öyle bir insanı  mahkemede şahit diksen demek ki çıkarı için ipe gönderecek insanı.Öylece şaşkın şaşkın günlerce dolandığıma göre meğer  ne kadar az insanla karşılaşmışım bu tipte olan.İçimdeki çığlığın tarifi yok.

Bu da  böyle bir yazı oldu.Yeminin çağrıştırdığı.

şerife mal…. denilen yılan

January 27, 2010 Post Under Öylesine - Read More

25 Ocak

  

Bugün bizim evlilik yıldönümümüz ve hiçbir zaman hakettiği yeri bulamamış, içimizdeki buruklukla ağırladığımız bir tarih 25 Ocak.Uzun bir hikayesi var.Onun yerine yüzüklerimizde yazan 15.07.2002 tarihi daha çoşkulu ve daha anımsanmaya değer bizim için.

January 25, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Durumlar

     Yaşıtımız olan blog bebekleri yavaş yavaş yürümeye başladılar.Bebeklikten çocukluğa geçiş döneminde çoğu.Zaman ne kadar çabuk geçiyor.Geçen yıl bu zamanlarda gün sayıyordum.1 aylık oldu 2 aylık oldu bahar gelse felan derken koca 1 yıl geçmiş gitmiş.Yine bende aynı duygu hakim; geçen giden günlerin bıraktığı hüzün.Yine bahar özleniyor ama geçen seneki kadar değil. Öyle anlar oluyor ki öyle tatlı anlar zaman geçmesin bunlar eskimesin hep taze kalsın istiyor insan.Özleyeceğimi bildiğimden belki.

    İşe başladıktan sonra kıızmla çok vakit geçiremiyorum.Çalışırken daha kaliteli vakit geçirildiği söyleniyordu  ama bana pek  olmuyormuş gibi geliyor.Eve gidince  kuzuya yemek yedirmeye çalışıyorum.İştah yine yerlerde  çok zor yiyor çok uğraştırıyor.Hani şöyle uğraştırmadan yese ve bizde kalan zamanda oyunlar oynasak rahat kafayla istiyorum ama pek öyle olmuyor.Benim aklım hep birşey yedirmede oluyor.

   Bunların  dışında daha dolu dolu olabilir mi sorusu her zaman var.Daha iyisi olsun daha iyi ilgileneyim daha çok  şey vereyim ancak çok yorgun oluyorum akşamları.Birşekilde yorulmuş oluyorum.Evde annemde olmasa iyice postu sericem durumları.

   Çok heyecanlı bir kızım var.Özellikle yeni bir şey öğrendiği zaman öyle heyecanlanıyor kii sanırsın kanatlanıp uçacak.Bir de hırslı olucağını söylüyor annem.Heyecanı hırsındandır belki.İnşallah hırsını hep iyi şeylere yöneltir.En büyük duam ise kışı hastalanmadan geçirmek.Öyle korktum ki hastalıktan, ateşten.Allah beterinden saklasın.

    Yerinde durmak istemiyor artık aynı odada kalmak sıkıyor.Sürekli odaları dolaşmak istiyor.Yürümesi çok çok iyi.Birde parmağımdan tuttu mu iyice kendini güvende hissedip hızlı hızlı hedefe yöneliyor.geçen hafta sonu AVM’ine gittik.Bol bol yürüdü nasıl  mutlu oldu nasıl çığlıklar attı, herşeye saldırdı.Hala o halleri gözümün önünden gitmiyor.Sonra oralarda yürüyen bebekleri gördükçe onlara bakıp özendiğimiz zamanlar aklıma geldi.Daha renkli bir gezme oldu.Yavrum bebek arabasında sıkılıyormuş biz anlamamışız meğer.ayrıca çok daha sosyal oldu.İnsanlarla vakit geçirmek özellikle bebek ve çocuklarla  oyun oynamaktan çok hoşlanıyor.Baran abisi gelince sevinçten ne yapacağını bilemiyor.Onun üstüne çıkıyor saçlarını çekiyor, dokunuyor ve bütün bunlar onu çok mutlu ediyor, çığlıklar atıyor.

      Bahar gelsin ve dolu dolu geçireceğimiz bir bahar olsun.Etraf yeşillensin, düşünceler yeşillensin, herşey çok çok iyi olsun diyelim son olarak.

 Fotosuz olmaz :)

January 22, 2010 Post Under evlat - Read More

Yazmalı

Kulağımda bir fısıltı “Yaa kulum sen dua et böylesi daha güzel” diyor sürekli.

Gidemeyeceğimiz için midir nedir ne tarafa baksam vizyondaki filmler için yorumlarla karşılaşıyorum.
Bizim kitabımızda yazmaz öyle kuzuyu bırakıp sinemaya felan gitmek :)
Bizde yazsa anneannede yazmaz.
Biz evde oturalım Aslı Elif gitsin sinemaya desek :) ( burası Özgüranne için)
Neyse artık bazılarını DVD den seyretmeye razı olacağız.

Sonunda öğrendik, bir tanıdığımızın boşandığını.
Kesin boşanmış.
Çok olmuş, ben üzülmüyorum sizde üzülmeyin diyor.
Kafamdaki bu konuyla ilgili soru işaretinden kurtuldum.
Ama herkesin bir hikayesi vardır diye yeni bir soru işareti!!!!
Nasıl kurtulurum bu soru işaretinden?
Senin kafanı kesersek kurtulursun diyor kocam.

Sonunda bunuda gördü anneannemiz!
Hani gazın bitmesi, tüpün bitmesini görmüştü dee
su kontörunun bitip sabahın 7sinde suyun şak diye kesilmesini görmemişti
Daha neler göreceğim acaba diyerek gördü bunuda.

Kuzunun 15 dişi oldu.
Kuaföre gitti uslu uslu saçlarını kestirdi.
Yüzü gözü ortaya çıktı .
Çok güzel oldu çok.
Böyle kısa kısa cümleler şeklinde yazmak daha kolay oldu.

Önce düğmesine basıyoruz.

Sonra kulağa  götürüyoruz.

Ateşimi kendim ölçebiliyorum ama kaçmış diye sordukları zaman işte orda takılıyorum.

 Kesin gavur icadı :)

January 19, 2010 Post Under kuzu - Read More

Dostluk Ödülümüz


Zülal’in Annesi Sinem bizi dostluk papatyasıyla ödüllendirmiş.Teşekkür ediyoruz kendisine ve Zülal’i çok çok öpüyoruz.

January 19, 2010 Post Under kuzu - Read More

Hamilelikte yaptığım gariplikler

    Yazılarıma blog annelerinin yazıları yön verir oldu.Birşeyleri okurken unuttuğum ya da çok düşünmediğim şeyler gün yüzüne çıkıyor.Çoğunlukla gülerek karşılıyorum hatıralarımı.Bunlardan 1-2 tanesi var kii  tam şenlik :) ))))

    Bunlardan en komiğini bauhausda çelik kapı için yapıştırmalı kapı numarası alırken yaşadım.Bizim evde 2 çelik kapı var ve bunlardan 1 tanesini sonradan biz değiştirdik ama kapıda daire numarası yok.Hep aklımda alıcam felan. Bauhausda dolaşırken plastik yapıştırmalı numaralar görüyorum ama bir sepetin içinde, arayacaksın istediğin numarayı bulacaksın.Ben başlıyorum numaraları karıştırmaya bu arada eşim başka birşeylere bakıyor.Derken ben epey bir arıyorum numarayı ama bir türlü bulamıyorum eşim dayanamayıp yanıma geliyor, durumu anlatıyorum kapı için numara bakıyorum diye.Ben aramaya devam ediyorum, ama bulamıyorum.Eşim tekrar başka birşeyle ilgilenmeye başlıyor. nihayet buluyorum ve  eşime gösteriyorum.Yarım saattir aradığım ve bulduğum numara 9.Eşim “ bu ne ? bizim kapı numarasımız  9 değil” diyor,olması gereken numara ise  13.Ben şaşkın şaşkın şaşkın…Eeee bu 9 neyin nesi????Nerden takılmış aklıma??Bizim kapı numaramız hiç  9 olmadıki. Annemlerin kapı numarası olabilir mi?Yaa kardeşlerin? Yok yok yok.Burda burda burda. 9 haftalık hamileyim ben  :))))

     Yine bir hafta sonu kahvaltı hazırlamaya başladım.Eşim evin içinde dolanıyor ben bir ara banyoya giriyorum  ve birden bir patlama sesi.Ne olduğunu anlamaya çalışıyorum yüreğim ağzıma geliyor.Çok kısa sürede aklımdan neler geçiyor neler.Ses nerden geldi mutfaktan.Yavaş yavaş mutfağa gidiyorum benden önce eşim mutfakta  ve  ocağın altını kapatmış beni bekliyor meğer yumurta haşlamak isterken yumurta kabına su koymadan yumurtaları ocağa koymuşum.Deneyin görün o küçücük yumurtalardan nasıl bir ses çıkıyor :) )))

January 15, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Babalar üzerine…

      Özgür anne yazısında ne güzel dile getirmiş ben yazsam yani kendi hissettiklerimi yazsam, bu kadar anlatabilirdim.Özellikle bazı bölümler var ki doğumuzda hastanede geçirdiğimiz günler aklıma geldi.Eşim ilk gün heyecandan sabaha kadar uyumamıştı.Bütün gece kızımızı seyretmişti.Onun için çok başka bir heyecandı,  belki ilk kez bu kadar gerçekti kızımız.

     “Doğumdan hemen sonraki gece sevgili kaldı benimle hastanede. Çekirdek aile olarak yeni yılı kutladık, Ela sevgili ve ben. Annem kalabilirdi, istekliydi ama biz kalırız dedik, cesaret ettik. Videolarda bakıyorum da inanamıyorum, o küçücük yavru sevgilinin kucağında. Ben halsizim sadece emziriyorum. Gazını çıkarmak, ilgilenmek, şarkı söylemek, kucağında gezdirmek babada. Hastane koridorlarında benimle dolaşmak… Yani hayatında değil bebek, kucağına çocuk almamış bir adamdan söz ediyoruz burada. Cesaret ve sevgi. Bu ikisi olduktan sonra, her şey oluyormuş.”

       Aynı şeyleri bizde yaşamıştık.Kuzuşla  ilk gecemizi unutamıyorum.O yüzden bu kısımları okurken ayrıca heyecanlandım.Hastanede eşim hep yanımdaydı.O yanımdayken etraf ne kadar kalabalık ne kadar neşeliyse o yokken o kadar ıssız oluyordu.Bende kalmak isteyenlere gerek yok, Kocam çok iyi bakar bana demiştim.Aslında kimsenin bana bakmasına ihtiyaç duymadım.Ankaranın en iyi özel hastanesindeydim, herşey çok iyiydi, hemşireler herşeyimle ilgileniyorlardı.      

       Eşim bütün hamileliğim boyuncada yanımdaydı.İğnelerimizi olurken yanımdaydı.İnsanın kendine iğne yapması ne kadar zormuş yapamamıştım elim ayağıma dolanmıştı o yapmıştı ilk iğnemizi.Bir terslik olduğunda kanatlanıp geliyordu yanıma.Hele lohusalık dönemimde öyle üzerime titredi kii, öyle korktu ki üzülürüm bunalıma girerim diye.

      Bizde herşeyi birlikte öğrendik, birlikte okuduk bebek dergilerini, birlikte karıştırdık kitapları search ettik blogları.Bazı konularda benden daha ilgili daha becerikli oldu ve daha bilgili.Hala birlikte yatıp kalkıyoruz birlikte uykusuz kalıyoruz.Bizi bırakıp uyumamıştır hiç.Ne kadar ısrar edersek edelim bizi bırakıp uyuyamamıştır.Sabrını ve sonsuz sevgisini, özellikle sevgisini hep göstermiştir.Canım aşkım hep yanımızda ol inşallah.

 

       Ve son olarak şunu yazmak istiyorum özellikle bunları okuyacağını bildiğim eşim için yazmak istiyorum.Bütün bunlar klişe değil.Show değil.Herkesin yaşadığı şeyler değil.Çok içten ve çok samimi.Bu yüzden bu kadar etkileyici ve yazılmaya değer.

Ben kısa bir alıntı yaptım ama yazının bütünü oldukça güzel.Ellerine sağlık Özgür Anne.

January 14, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Pierre Loti Tepesi

İlknur arkadaşımızın Louvre Muzesi Maceraları‘nda bahsettiği kuyrukları düşününce kocamla bir istanbul gezimizde, Pierre Loti Tepesine çıkmak için saatlerce teleferik beklediğimiz aklıma geldi.Ben çok istekli değildim nitekim acayip bir kuyruk vardı.Zati içimde de değmeyeceğine dair güçlü bir his ama gel gör kii kocacığımı ikna edememiş ve saatlerce kuyrukta bekleyip teleferikle o tepeye çıkma sansına nail olmuş idim.Sonrasında masalarda gelinlikleriyle oturan yeni gelinlerden, Eyüp Sultana dua etmeye gelen yeni evli çiftlerin uğrak yeri olduğunu anladığımız tepeden beklediğini bulamayan kocam “ne yani bunun için mi? bu kadar bekledik”  deyip yaşadığı hayal kırıklığını dile getirmişti.Oysa o koca saatler boyunca Eyüp Sultan ne güzel gezilirdi.Yani şimdi düşününce yeni evli felan da değildik hani aşk sarhoşu olup deli deli gezdiğimiz zamanlarda değildi desemde aslında durum şimdi de pek değişmez biz Parise gitsek kuyruk felan vızz gelir tırıs geçer Eyfel’e de çıkarız Notre Dam’a da.

Bunlarda Pierre Loti’den

Birgün kuzuyuda çıkarırız insallah :)

January 13, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Sadece Anneye

Etrafta dikkatini dağıtacak birşey olmayacak özellikle reklam olmayacak Gazoon açık olmayacak anne kollarını açıp kucak kucak yapacak  o da tıpış tıpış gelip anneye sarılacak.Ama sadece anneye…

January 13, 2010 Post Under Öylesine - Read More

İşte bunlar benim canlarım!!

 Hazırlandık yemeğe gidiyoruz.Gideceğimiz yerde 10 dk.yoldu  ama bizim kuzu yolda  bir uyudu kii uyandırabilene ne olsun.Zar zor ağzına ayran dökerek uyandırabildik.Uykuyu almadan uyandığı için ne birşey yedi ne de yerinde durdu.Oysa onun için çıkmıştık dışarı,  etleri biz yedik geldik yani.

Bu arada 13 dişimiz oldu.Maşallah bu kuzuya maşallah.Bir ara yani yakınlarda doktorumuza erken çıkan dişler erken çürüyormuş öyle mi deme gafletinde bulundum.Kim söylüyor yok öyle birşey dedi ama nasıl bir söyleyiş fena kızdı fena.

January 12, 2010 Post Under kuzu - Read More

Bütünleşik Şeyler

            1-2 gün önce babamızın blogumuzu okurkenki  kikir kikir gülmeleri  bana 11 yıl önce 2 kardeşimin üniversite yıllığımı yere uzanmış şekilde  okurkenki  kikirdemelerini hatırlattı.Masada rahat edememiş olacaklar ki yere uzanarak, kendilerini kaptırmış, öylece, didik didik ederek okuyup gülüyorlardı.Yıllığımın kapağını yıllardır açmamama rağmen  “o anı”  her zaman hatırıma getirecek kadar  hoşuma gitmişti o halleri.

          Çok şey yazacaktım, sabah güzel uyanmıştım güzel rüyalar görmüştüm.1-2 gündür gördüğüm kabus niteliğindeki rüyaları hayra yormuştum.Güzel düşününce herşey daha güzel daha rahat olmuştu.Şimdi çok toparlayamasamda yazmak için aklımda bunlar vardı aslında .

          Sebep ve sonuç ilişkisi içerisinde bütünleşik şeyler.Sebepler perdesi arkasında olanları görebilmek, Rahmeti hissedebilmek ve onun için çabalamak ve bütün bunların sonucunda hissedilen huzur…Bir iki  gündür hissettiğim ve yaşadığım şeyleri anlatmak elbette böyle birkaç cümleyle olacak gibi değil ama uzun süredir yakalayamadığım bir noktayı yakalamışken , başımda duran  bir kuş misali küçük bir harekette uçup gidiverecekmiş gibi  hissetsemde yazmak istedim.”Gerçek mi? Yanılsama mı?”  diye sorgulayacak şekilde  zihnim bulanıklaşmış olsada  bir tarafım çok derinlerden hissetti Rahmet kırıntılarını.

şerife mal…denilen  yılan karı

January 12, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Ocak ayı

     Blogumuzun görünüşünden anlaşılacağı üzere boya badanaya başlayamadık daha.Aslında template yükleyecektim hatta bir tane beğenmiştim bile ama siteye giriş bilgileri iş yerimde kaldığı ve 31 aralıktan beri işe uğrayamadığımdan dolayı olamadı.

       Neyse ocak ayı aslında bana fazla birşey ifade etmiyordu.Taa ki ocak ayında evlenene kadar.Hatta ocak ayında doğum yapmayı çok istemiştim.Evlilik yıldönümümüzde.Dışarda lapa lapa kar yağarken, kızımı kucağıma alıp pencere kenarında guzel bir aile fotosu.Ne guzel olurdu.

        Neyse öylesine birşeyler yazmak isteğimden mütevellit bir post oldu.Evlilik yıldönümümüzde ocak ayımızı tekrar deşerim.Hem daha süslü daha duygusal olur.

      Ankaraya daha kar yağmadı.Evlendiğimiz yıl o kadar kar yağmıştı ki son 10 yılın en güzel kışıydı.Bir de geçen yıl yağdı bol bol.Kızımın kısmeti dedik.Ondan önceki yıllar yağmur bile yağmazken bol bol kar yağdı.Camdan  seyrettik kuzuyla.

    Aklımızdayken, gitmek istediğimiz büyük bir ihtimalle gidemeyeceğimiz Engin Günaydın’ın filmi Vavien’i  gidecekler bizim yerimize bir de bu gözle izlesinler  diyelim.

        Bu arada ne olacak bu Esin’in hali ? Yaa Masal Bebeğin? Biz o kadar hazırlık yapmıştım doğum öncesi ,onunsa sadece bir beşiği var!!! Esin mi kim Masal Bebek mi kim? Kuzuşun birgün büyüyüp bu satırları okuyacak yaşa geleceği günler için   yapalım  açıklamamızı; bu iki isim annenin babanla cebelleşerek zar zor seyrettiği Melekler Korusun adlı dizinin 2 karakteri ))

       Bunlarda kuzudan kareler:

January 9, 2010 Post Under kuzu - Read More

Elif Elif…

Anne elinde fotograf makinası ELif Elif diye türkü çığırmasına rağmen  bir türlü ilgisini çekemedi.
Normalde makinaya hiç dayanamadığı halde elindeki kitabı inceledi inceledi sayfalarını çevirdi,
dokundu.Annesi de onu uzun uzun izledi.Bu kitapları çok seviyor.Aslında kitaplara dayanamıyor.O kadar
 güzel çeviriyor ki sayfalarını.Canım yavrum benim

 

 

 

 

 
January 8, 2010 Post Under kuzu - Read More

Öpücük

   Kızımın ağzını yanağıma bastırarak anneyi öpmeyi göstermiştim birkaç kere.Sonrasında “nerde anneye öpücük hani nerde ” diyerek hep kafasının etini yeyip durmuştum.Ama nafile bir türlü  öpücük alamamıştım ki sabah ilk işimiz anneyi öpmek oldu.Anne mutlu mutlu…

January 8, 2010 Post Under evlat - Read More

Büyüyoruz!!!

       İçimi garip bir duygu sarmış durumda.Geçen zamana dur demek mümkün olsaydı dur derdim şuan için.Kızım büyüyor, elimdeki kaşığı alıp küçücük  kavanoza sokup sonrada ağzına götüren kızım ben büyüyorum diyor.Ben kendim yiyebilirim anne diyor.Anne ise şaşkın, hüzünlü.Doyamıyor kızının bebekliğine.

January 1, 2010 Post Under Öylesine - Read More