<BGSOUND src=\"adres\" loop=infinite> Archives: 2010 March | Aslı Elif Malcı

Archive for March, 2010

Günler geçiyor

           Günler geçiyor.Geçen hafta çok yoğundu.İş gittikçe yoğunlaşacak gibi gözükmekte.Evde olmak ne güzelmiş.Keşke geçen günleri geri getirmek mümkün olsaydı.

           Kadın olmak zor.Annelik yükü altında anneliğin bile tadını çıkaramıyoruz.Kaygılar çoğu şeyin önüne geçiyor.Daha doğum yapmadan başlayan kaygılar.Bazen motive ediyor, bazen yorgunluk yapıyor.İnsanız işte acizliğimizin bir tezahürü buda.

           Çocuk büyütürken en doğruyu öğrenmeyi en doğruyu uygulamayı istiyoruz.Kim ne yapmışlara bu derece kulak vermemizin nedenide bu.Önemsemek.

           Bebeklikten çocukluğa geçiş dönemi.Bu dönem annelerinin gündemi ortak.1-2 ay sonra çocuklarımızın konuşmalarının ne durumda olduğunu tartışmaya başlarız.Kaç kelimesi var, 2 kelimeli cümlelere geçtiler mi gibi.
              

              Tv nin çocuklarımıza verdiği zararlar ortadayken ben de başta olmak üzere zorda kalınca çocukları TV nin karşısına geçiriyoruz.İlerde en vicdan azabı duyacağım konu bu gibi duruyor.Bunun en önemli sebebi yemeyle ilgili sorunlarımız.Çoğu kişi kreşe başladığı zaman bunların ortadan kalkacağını söylüyor.Bu ne kadar doğrudur bilemiyorum ama sırf TV den kurtulmak adına bile kreşe başlama zamanını öne çekmeyi düşünmeye başladım.

         İnsan anne olunca kendini aşıyor sanırsam.En azından bende öyle oldu.Mesela kuzu yemek yesinde nasıl yerse yesin modundayım.Herşey hallolur.Halılar yıkanır, yerler silinir, olmazsa atılır yenisi alınır.Yeterki ilerde pişmanlık duymayayım.Geçen zaman geri gelmiyor.

        Evini batırıyor diye çocuğun eline hiçbirşey vermediği için katı gıdaya geçememiş, yazlıkta üstünü batırıyor diye o sıcakta çocuğa karpuz bile yedirmemiş birini anlatmışlardı cık cık diyerekten de kocamla birbirimize bakarak nasıl bir gerizekalıdır bu böyle diye söylenmiştik daha kızım doğmadan.Zeka pırıltısı olmadığını zaten biliyorduk da hayvanlarda bile olan bazı şeylerin olup olmadığı üzerine çok düşünmemiştik. 

          Ben zannetmiyorum ki blog aleminde öyle anneler olsun.Hani lost seyretmeyeni vardır daa :) Yoksa siz hala lost seyretmeyenlerden misiniz ? 

           Kızım 80 cm oldu.79 ile 80 arasında 1 cm fark vardır mantıken ama bende oluşturduğu mutluluğa vurunca 1 cm den çok daha büyükmüş meğersem.

            2 haftadır havalar çok iyiydi.Geçen hafta sonu cumartesi ODTÜ deydik.Kızım hem güneşlendi hem cimlerde oynadı.Güvercinlere taş attı.Kedilerle tanıştı.Anne babası mest oldu.Pazar günü Baranın doğum günündeydik.Kızım yine çoştu.Herkesi şaşırttı.Bütün odalara girdi heryere dokundu.Engellemeye çalıştıkça kafa tuttu.Banyo dahil bütün odaları gezdi keşfetti derken en dip köşedeki lavabo kapısını görmemiş olacak ki orayı açmaya çalışırken artık biz kalkalım dedik.Neydi öyle yaa kızımı tanıyamadım :)

           Bu hafta sonu dayımızla gölbaşında buluştuk.Çok güzel güneş vardı.Yedik içtik.Dayımız çok özlemiş kuzuyu yedi bitirdi nerdeyse.Ordan Eymire geçecektik ama bizim kuzu uyuyunca eve döndük.Fotoları akşam ekleyelim.

           Geçen haftadan Baran Abimizin doğum günü fotolarını koyalım ki küsmesin teyzesine!!

Bırak beni daha evi karıştırmayı bitiremedim ağlaması

şerife mal…. denilen yılan

March 29, 2010 Post Under Öylesine - Read More

İstiyorum

Eski ama güzel fotoları değerlendirelim

İstiyorum.Kızım için onun adına istiyorum çünkü anneyim.Elimde değil istememek.İster adı biyoloji olsun ister yaradılış mayası olsun kadim-i mutlak.

Ne istiyorum? iyi, mutlu bir insan olsun demek geliyor insanın ilk aklına.Sonra bu kelimelerin içi birden boşalıveriyor.Kime göre iyi ? Mutluluğun tarifi ne, ne kadar sürer?

Ben kızımın Mutlak Olanı, geç kalmadan, saflığını, o tertemiz ruhunu kaybetmeden Hz. İbrahim’in  ay, yıldızlar, güneş  gibi batan, sönen, giden şeylerde  olmayan  sonsuzluğu aradığı gibi aramasını istiyorum.Onun ayı, yıldızı, güneşi ne olur bilemiyorum ama kendimdekilerin karşılığını çok iyi biliyorum.

Hz. İbrahim’in put yapıcısı babasına rağmen başardığı gibi, kızımın bunu banne babasının eksiklerine, kusurlarına, algılamadaki noksanlıklarına rağmen başarmasını istiyorum, diliyorum.

Onun bir yaratıcısının olduğunu, kendi benliğinin onu tanımakta kullanacağı  bir ölçü, bir mukayase aracı olduğunu bilmesini, hissetmesini istiyorum.İster bu doğrultuda yaşar ister yaradılış paradoskları bunlar der onun bileceği birşey ama ona söyleyebileceğim şey, insanın en çok kendini sevdiği ve kendi için ne istiyorsa çocuğu senin için de onu istediği olacak.Ben buna inanıyorum insan inandığının dışında ne söyleyebilir ki.Bana düşen kızımın anlayacağı şekilde inandığım şeyleri izah etmek.Okumak, anlamak ve Kızıma anlatmak.Sonrasında şükür.Hakkıyla şükür.Düşünmeyen insan nasıl şükredebilir ki? Sebeplere bağlı gibi gözüken olayların arkasındaki asıl ilahi hikmeti görmeden nasıl şükredebilir insan?

Ne iş yaparsa, ne meslekten olursa olsun hayatını  bu şekilde sıradanlıktan ve anlamsızlıktan kurtarmasını istiyorum.

En küçük börtü böcekteki ilmi bile görmeye çalışmasını ve yaratılan herşeyi yaratıcısından dolayı, hakkıyla  sevmesini istiyorum.

Yaradılış gayesine hizmet etmeyen hiçbir doğruya itibar etmemesini, gelip geçici heves ve mutluluklar uğruna hatalar yapmamasını istiyorum.Acılarında hayatın gerçeği olduğunu ve  ne  dayanılmaz ne de sebepsiz olduklarını anlayıp, sabrı öğrenmesini istiyorum.Bu pencereden bakınca hayatındaki bütün müsfettelere dayanma gücü bulacağını bilmesini istiyorum.

Ve herşeyden önce Rabbimin çok merhametli olduğunu hissetmesini ve bu merhamete aynalık yapabilmesini diliyorum.Rabbimden kalbinden bu hissi hiç eksik etmemesini, kızımın ondan hiç uzaklaşmamasını istiyorum.Merhamet timsali olmasını beklemiyorum ama bunun için çabalamasını bekliyorum.

Aslında insanın kendinin başaramadığını çocuğundan beklediği çok doğru.Yazdıklarımı okuyunca açıkça ortaya çıkanın bu olduğunu görüyorum :(

March 17, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Herşey unutuluyor mu?

Herşey unutuluyor mu? Tabikii hayır!!!

Bir aylık cimcime nasılda yan yan bakmış oyuncaklara

 

Sıklıkla kızımı emzirmelere doyamadığımı dile getiririm her elime geçen fırsatta.Anne sütü vermek için benim kadar kasan biri var mıdır acaba? 2-3 ay göğüs ucu problemleri ile uğraşıp saçımı başımı yoldum.Ama emzirdim kızımı.Bıçak yarasına benzeyen yaralarım vardı.Sonra göğsüme yayılan yakıcı ağrılar.Ağlaya ağlaya emzirdim kuzuyu.Hem emzirdim hem sağdım.Kızım emmeyi 3 aylıkken bıraktı.İstemedi memeyi.Ne yaptıysam almadı.Ne yollar denedim, ne göz yaşları döktüm.Buda yetmiyormuş gibi biberonu da almadı.Kaldık öylece.Çok ağladım, çok çaresiz hissettim kendimi.Yani beni emmeyecekse ben niye yanındaydım, niye işe gitmiyordum.Hem nasıl büyüyecekti? Garip bir ruh halindeydim unutmuyorum.Kendi içimde fırtınalar kopuyordu ama kimseye gam izhar etmedim.Faydasız gördüm, eşim bile hissettiklerimden habersizdi.Değişik pozisyonlarda emzirmeyi denedim, olmadı.Sonra uyurken aldı birden, ondan sonra hiç uyanıkken, gözlerinin içine bakarken emziremedim.Gecemiz gündüz oldu.Az emdiği için geceleri her 1,5 saatte uyanıp emzirdim.Sonra haftalarca emmediği olurdu.Sürekli sağardım kaşıkla verirdim.Saatlerce uğraşarak, şifa niyetine…Yazarken bile gözlerim doldu ama yaşadıklarıma bakıyorumda o kadar eziyetten, acıdan geriye birşey kalmamış, geçmiş gitmiş.Hiç geçmeyecek gibi gelen anlar bile geçmiş.Sadece geride kuzusunu emzirmelere doyamamış bir anne kalmış.

Sonra hırs yapmamayı öğreniyor insan.Emzirme konusunda bile hırs yapmışım.Şu kadar emzireceğim gibilerinden.Sanki herşey benim elimdeymiş gibi.Şimdilerde evle iş arasında ne yapılırsa onu yapabildiğim için çoğu konuya kafa patlatacak ne hal ne vakit kalıyor.Belki daha iyi oluyor.Yani daha az kendini dinlemek için, daha az kendine yüklenmek için, daha az olumsuz düşünmek için.Belki böylesi daha iyi.Herşeye yeteceğini düşünmek, aksi olunca mutsuz olmak.Kendini diğer annelerle kıyaslarken bulmak çok yıpratıcı geldi bir noktadan sonra bana.Sonra artık başka şeyler düşünmek istiyorum.Baharın tadını çıkarmak, tatil planları yapmak gibi.

Neyse yazması kolay oldu ancak fiiliyat nasıl olacak bakalım görelim!!

March 11, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Notumuzu düşelim

Oturma odasının kapısı açıktır bir hışımla koridora çıkılır.Sağa bakılır sola bakalır.Solda karar kılınır ve koşar adımlarla evin diğer ucuna gidilir ama bu da ne? Karanlık!!!
Anneye dönülür ve
aç aç aç!!!
ışıııı aç aç!!!
denilir.

Tıfılım annen yesin senin dillerini.

March 8, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Mim

Kisdin mimi vardı.Evimizden bir köşe seçecektik.Biraz karar veremedim biraz da tembelliğime geldi.En sonunda salonda değiştirdiğim perdeleri koyayım dedim.Evlenirken yaptırdığım fonları 3 ev değiştirmemize rağmen hala kullanıyorduk ama pek güzel durmuyorlardı pencerelerde.Çok pahalıya kaçmadan koltuklara uyumlu olan kumaşla değiştirdim ama bunlarıda çok begenmedim.O kadar baktıktan sonra içime çok sinmeyen bir fon seçimi yaptığıma önceleri çok inanamadım ama yavaş yavaş alışıyorum galiba.

Konuyu çok uzatmadan fotoları koyup kaçayım.

March 8, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Bir demet foto

Son 2 hafta sonumuzdan fotolarımız.Ankarada haftasonları ne yapılır? Ancak AVMlere gidilir.

March 5, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Atalet Teyze

Bir tembellik bir can sıkıntısıdır gidiyor.Elimiz yazmaya gitmediği gibi diğer blogları da okuyamadık.Eklemeyi düşündüğüm fotolar var KİSD in mimi var ama atalet teyze geldi çöreklendi gitmiyor.Akşam kendimi yatağa zor atıyorum.

Neyse yazmaya başlamadan önce gelişimimizden bahsedelim.15 aylık olduk.Boyumuz artıyor 1,5 cm civarında aylık bir artış var.FMF sonucu negatif.Rabbime şükürler olsun 2 aydır ateşlenmiyoruz.Ateş dışında burnumuz bile akmadan kışı yarıladık diyelim.2 defa ciddi ateşlenme yaşadık.İlkinde 4 tane azı diş birden çıktı.İkincisinde 4 tane köpek diş abartısız aynı anda çıktı.Bunlara kabızlık eşlik etti.Diş çıkarmaya başladığımızdan beri bazı bebeklerde diş çıkarmaya eşlik edebilir denilen kabızlıkla hep uğraştık.

Dün sersem gibi dolaştım etrafta, kafam çok doluydu.İnternette bebeklerde yeme sorunu ile araştırmalar yapıp okudum bol bol.Kızımın yemesi çok kötü idi birkaç gündür.Nedeni hakkında ne yapabilirim diye bir göz atayım dedim ama bir türlü bırakamadım sonunda.Kuzunun yemesi kötü ama hastalık noktasında ya da psikolojik destek alınacak boyutlarda değil.Annesine eziyet olsun diye de yapmıyor bunu.Bazı bebeklerde damak tadı çok gelişmiş olurmuş.Bu yüzdende yemek seçerlermiş.Bizimkisi de fazlasıyla yemek seçiyor.Bu yönüyle babasına çok benziyor.Eşimde yemek seçer çok az yer doyar.Kendimce yeni taktikler geliştiriyorum.Yemekte önce onun sevdikleriyle başlıyorum.Mesela balığı çok seviyor.Küçük balık hamsi,istavrit olacak kızartılacak ve yemeğe ilk onunla başlayacak.Haftada 3-4 kere balık kızartılıyor hatta gün içerisinde bile birkaç kere yapıldığı oluyor.Ev nerdeyse koktu.Havalar iyice ısınsa, şöyle kapı pencere açıp güzel bir bahar temizliği yapılsa ne güzel olur.

Bu arada kaka sorunumuz var.2 günde bir yapınca şişlik yapıyor ve en büyük iştahsızlık nedenimiz bu.Bağırsaklarını çalıştırsın diye bol bol meyve veriyoruz eline.Bunun yanında hazır meyve pürelerinden yedirmeye çalışıyorum.İlginç bir şekilde bu hazır meyve püreleri işe yarıyor.Hip favorimiz hero baby nin organikleri çok guzel oluyor.Milupa meyve püresi işini becerememiş.Meyve ile karışık nişasta var sanki içlerinde tadı garip ve kuzuda begenmiyor.Ayrıca kavanozları atılmıyor, anneannemiz saklıyor.Yazın kendisi kayısı, erik, şeftali gibi yaz meyvelerinden püre yapacakmış.

Akşam yine aynı taktikle yemek yedirdim.Hamsiyi çok güzel yedi.Yani oyunla tv ile.Yine aynı şekilde tarhana çorbasını ekmek doğrayarak yedirdim.Kaka yapmıştı, karnı rahattı.Sonrasında aklımıza dolapta duran ananasımız geldi.Doğradım ısınmasını bekledik ve mama sandalyesinin tepsisine koydum.Önceleri yemek istemedi toktu ama tadını çok beğendi.Hepsini yedi sonra eğildi tepsideki sularınıda yaladı.Allahım o öyle yaparken elim ayağıma dolaştı ne yapsam dolaptan çıkarıp yeniden mi doğrasam diye düşünürken boşver dedim.Hem soğuktur, hemen ısınmaz hemde yeter, yarında yer.Tabii bunlar beni çok mutlu etti.Akşama kadar internette yeme sorunlarını araştır, kafanda senaryolar yaz ve eve gel bunları gör.Ne kadar rahatladığı anlatamam.

Ahhh ekşi!!!!

Birisi söylese inanmayabilirdim ama kendim bizzat yaşadım hamileliğim boyunca.Ağzıma tatlı olarak nerdeyse hiçbirşey koyamadım.çikolata bile yiyemedim.Ekşi de ekşi.Ye ekşiyi doğur ayşeyi oldu tamamda kuzuda tatlıyı ağzına sürmüyor.Hep ekşi, hep mahoş olacak.

Sonra etçiyiz.Et, köfte, tavuk, balık illaki bunlar olacak.Sebze ya da çorba bunlardan sonra yenecek eğer yenirse.Varsın öyle olsun ne yapalım.Yavaş yavaş, büyüdükçe bizimle birlikte yiyecek elbet.

2 haftasonudur PANORA’daki karacaoğluna gidip et, köfte türü şeyler yiyoruz.Yemekten önce su böreği geliyor kuzu onunla başlıyor.Çok sevdi.İkidir guzel guzel yiyor .Bu hafta pilavlarınıda çok sevdi üstüne köfte yedi ama hepsi çok yağlıydı, biraz ağır geldi gece uykusu çok bölündü.Ben çok yağ kısıtlaması yapmıyorum.Yağ güvenilir olsun, taze olsun çok sorun etmiyorum.Beyin gelişimi için ilk 3 yaş yağ kısıtlaması yapılmamasını okumuştum nedense öyle bir rahatlık gelmiş bana.fotolarını akşam eklerim artık.Buraya yazalım ki yazdık diye ekleyelim yoksa çok tembelim bu aralar.


Çok yemişim şiştim yavv!


Anne çıkar artık beni burdan!!!!

Onun dışında ayrı bir post olmayı hakeden ancak buraya yazalım gitsin dediğim, günlerdir eşimle birbirimize dedi di mi dedi diye sorup sorup, evet söyledi, duydum duydum dediğimiz birşey var ki belki biz abartıyoruzdur ne bileyim ama kızım hafta sonu dışarı gitmek için hadi gel asansöre basalım gelsin dediğimde “aşanşör” dedi :)

İşte böyle anne baba olarak bazen yalpalıyoruz, bazen çok mutlu oluyoruz, ağzımız kulaklarımızda geziyoruz ama vakit geçiyor.4 mart olmuş. 6 mart 2008′de tranferimiz olmuş, kuzumuzu alıp eve gelmişiz.2 sene geçmiş.

Şükür diyelim herşeyin sonunda!

Şükür!!!!

March 4, 2010 Post Under Öylesine - Read More