<BGSOUND src=\"adres\" loop=infinite> Archives: 2010 April | Aslı Elif Malcı

Archive for April, 2010

Bu şehirde buldum buğday ellerini


Sezen Aksu çalıyor bir PCde.

Bu şehirde buldum buğday ellerini
Bu şehirde sevdim badem dillerini
Senle unuttum bütün ezberlerimi

Yazmaya kalksam çok sey var yazılacak.Bazen yazmamak gerekiyor, susmak gibi.

Akşam kuzuyu yıkadık.Sabah misler gibi kokuyordu.Yine ağladı arkamızdan.

Hafta sonu kuzunun kahvaltısını yaptırmak uzun sürünce baba yemeğe çok var anlaşılan diye bizi Beğendiğe branch götürdü.Ankarada sevdiğim yerlerden biridir Beğendik.Küçük,nezih ve abartısız.

Yine alacak birşeyler bulmuşuz.

Aldıklarımızı arabaya bıraktık.

Ordan Kocatepe Camisine çıkacağız.Kuzuyu salacağız camiye :)

Cami çok kalabalık değildi.Bizimki ordan oraya koşturdu.Camiyi oyun alanı gibi kullanan tek çocuk Elif değildi.
Kuzunun arada attığı çığlıklar insanları rahatsız etmiş midir bilmiyorum ama onun arkasından turist havasında koşturan anneden rahatsız oldukları çok belliydi :(

Fotograf makinemizden memory kart full mesajı geldi.Anne karıştırdı karıştırdı bir türlü eskileri silmeyi beceremedi.Baba yeter bu kadar foto dedi.Bu yüzden caminin içini çekemeden eve döndük.

April 28, 2010 Post Under kuzu - Read More

Park Maceramız

Evimize çok uzak olmayan bir yerde babamız çok güzel bir park bulmuş.Epeydir bakınıyorduk ama güzel bir park bulamamıştık.Baba çok heyecanlıydı sabahtan.Hemen balkona çıkıp havayı kontrol etti.Hava serin ama güneş var belki sonradan ısınır diye konuştuk.Kahvaltı kuzunun yemesi içmesi uyuması derken evden 5 gibi çıkabildik.

Parkta binecek çok şey var gibi geliyor insana ilk bakışta ama küçüklerin bineceği oyuncaklar kısıtlı.
Önce biraz sıra bekledikten sonra salıncağa bindi bizim kuzu ama korktu.ilk kez binmekten midir nedir yadırgadı.Sonra sonra iyice ağlamaklı bir şekilde kollarını açıp beni alın dedi.

Aslında çakılla kumla oynamak daha çok hoşuna gitti.Arada küçük çakılları ağzına götürmeyi ihmal etmedi.

Parkın güzel tarafı geniş çimlerle kaplı bir alana yayılması.Ferah, özellikle büyük çocukların koşturması açısından oldukça uygun.Bizim kuzuda epey dolandı koşturdu ortalıkta.

Ama en çok etraftaki ağaçcıklar ve bitkiler ilgisini çekti.Uzun uzun oynadı, dokundu.

Gelelim kaykay maceramıza.

Dedik yaa babamız çok hevesli diye.Hemen gözünü kaykaylara dikmeye başladı.Baktık baktık kaykaylar çok büyük ve yüksek.Aslında her yaş grubununa uygun kaykay varmış ama acemilik işte gözümüzden kaçmış.Baba kararlı illaki bindirecek.Anneye dönüp hadi çık, al kucağına kuzuyu birlikte kayın dedi.Anne olmaz desede çıktı kaykayın başına ama çok yüksek içi bir acayip oldu binemem ben dedi.Sonra baba daha küçük bir kaykay gösterdi, anne istemeye istemeye gitti.Aldı kuzuyu kucağına kaydılar derler çenesi kuzunun başına çarptı ve nerdeyse kuzuya dilini ısırtacaktı.Babaya sert bir çıkış yaptıktan sonra kaykay işinden vazgeçmek üzereydiler ki olaya “gel git nöbet” olayından sıkılıp parkta bize eşlik etmeye karar veren teyzemiz yetişti ve bizim kıza uygun kaykayı bir bakışta buldu.Eee ne de olsa park delisi kuzen Zeynebin annesi.

Meğer asıl eğlence bundan sonra başlıyormuş:

Kaydıktan sonra tekrar tekrar kaydırdık.Doyamadı bir türlü.Hatta o kadar sabırsız davrandı kii kaykayı tırmanarak çıkmak istedi.Merdivenlerden çıkması gerektiğini anlatmaya çalıştık zor geldi kanadı olsa uçarak gidecek o derece sevdi.

April 27, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Elif’li günler

3 günlük tatil bitiminde kendimi cırcır böceği gibi hissederek geldim işe.Hava güzel 3 gün tatil.Biraz abartı kaçsada ohh ohh deyip kendimizi attık sokaklara diyesim var .Babamız gezme modunda evde durmaya niyeti yok.Perşembe akşamından planlar yapıyor.Eve yakın bir yerde çok güzel bir park bulmuş kuzuyu oraya götürecek salıncaklara kaykaylara bindirecek.Bunları sevip sevmeyeceğini çok merak ediyor.İlk kez binecek kuzu.Acaba nasıl tepki verecek? Öyle heyecanlı hevesli ki sanki kuzu için değilde kendi için gidecek diyorum gülüyor.Yakında babamızın işinde çok yoğun bir döneme girilecek bu tatilleri iyi değerlendirip evde tıkılı kalmayalım diyorum bende.

3 günlük 23 nisan tatilimize fotolarla birlikte bir sonraki postumuzda yer verip konuyu değiştirelim.

Kuzunun ben elinden tutuyorum benim gittiğim yöne değilde kendi istediği yöne gitmek istiyor.Çekiştirmece yaşanıyor aramızda.Hemen babası olaya müdahale edip diğer elinden de o tutuyor.Yürüyüşü düzeliyor, kendini bize bırakıyor, yürüyoruz.Hoş bir tablo çıkıyor ortaya birisi resimlese ne güzel olurdu.

1,5 yaşımıza ne kaldı şunun şurasında.Yükselti farklılıkları fark edilir oldu.Şu günlerde en küçük bir yükselti merdiven başları en dikkatimizi çeken ayrıntılar etrafımızdaki.İn çık in çık çok büyük keyif .Çıkamadığı zaman elini bana uzatıyor elinden tutacağım çekip çıkaracağım.

Yeni şeyler giriyor hayatımıza.Yeni tepkiler yeni duygular yeni hareketler… Baba kitap okuyor dalmış hemen gidip kolundan çekiştiriliyor.İki eliyle kolundan tutup hızlı hızlı sallıyor.Gelmiş gitmiş babasını yoklamış ama baba başka işle meşgul.Kızıyor kendince.Babaya tavır daha farklı.Ondan beklenen ilgi daha fazla.Kedi gibi gidip babasına sokulma modunda sürekli.

Anneanne anlatıyor onunla oyun oynamayıp ya da oynar gibi yapıp kendini ona vermeyince ayaklarını yere vurup bağırmaya başlıyormuş.

Banyoya giriyor.Işık kapalı, karanlık.Kapıyı kapatıyor, ses yok orda öylece kalıyor.Ne yapıyor ne hissediyor ya da ne anlıyor bu durumdan ? Anne Elif nerdeymiş nerdeymiş diyerek geliyor ve kapıyı açıyor.Sonra baştan aynı oyun.Kapı kapatmaca oyunu buda.Banyo tehlikeli diye başka odalarda oynuyoruz.Anne bu sefer kapı deliğinden bağırıyor.Sesi biraz farklı giriyor içeri. Çok hoşuna gidiyor kahkahalar atıyor.

Kapıyı kapatıyor o içerde anne dışarda.Hep böyle mi oluyor hep böyle mi olmalı? Olmamalıyıymış.Mutfak kapısındayız.Bu sefer oyun değil.Kuzu içerde anne dışarda kapıya yöneliyor kapatmak için. Aslında açık kapılardan hoşlanmıyor hemen gidip kapatıyor ama bu sefer anneyi dışarda bırakmak istemiyor ve annenin elinden tutup içeri çekiyor sonra kapıyı kapatıyor.Anne için çok özel hareketler bunlar.Farketmek görmek için birlikte vakit geçirmek lazımmış.

Babamızın harici diskindeki videolara bakıyorum.Kuzu 2 aylıkken çekilmiş bir videoyu açıyorum.Bakmamışım uzun süredir.Ne kadar küçükmüş ne kadar farklıymış ne kadar karaymış derken bir acayip oluyorum.İçimde öyle bir özlem seli gelip beni sürüklüyor ki mideme bir yumruk yiyorum sanki.Tarifi yok.Çok özlüyorum o günleri.Yine abartı duygular sarıyor ve…

Dün öğleye kadar süt dışında birşey yemedi.Birde üstüne teyzesi geldi iyice dikkati dağıldı, uğraştım ama olmadı.Neyse uykusu da geldi bir taraftan.Uyusun dedim sonunda.Aç aç yatacak, düşündükçe bunalıyorum.Bizimki uyursa en az 3 saat uyur.Derken 1,5 saat sonra uyandı.Acıkmış ve açlık uyutmamış.Sevindim açıkcası öyle birşeye sevindim gerçekten.Kimilerine garip gelecek ama sonunda açlığı öğrenmeye başlıyor diye sevindim.

Az bizden çok ondan… Bizim günlerimiz işte böyle onunla dolu.

April 26, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Güne güzel başlamak

Güne güzel başlamak bu olsa gerek.Aslında bu cümle uzunca bir açıklamanın arkasından gelmeliydi değil mi? Sabırsız bir tipin yazdığı yazılar böyle başlıyor işte.

Çok iş var hem işte hem evde.Kuzunun dolabında bulunan, alınıp daha sonra giydirilmek üzere kaldırılmış olan bütün kıyafetleri hafif derecede yıkandı.Ütülenmeyi bekliyor.Yazlıklar, gelecek kışa giyilmek üzere olanlar hepsi yıkandı yani.Beni bekliyorlar bir köşede.Bir başlayabilsem bitecek biliyorum. Akşamları kuzuşla uğraşıyorum.Yemesi, içmesi,oyunu,arkasında koşturmacası derken birden saat 10 oluyor.Yaz aylarında dünya daha hızlı mı dönüyor nedir?

Üç akşamdır bizim kız erken yatsa diye dua ediyorum ama bu yönde kastıkca o daha da geç yatıyor.Erken yatıp işleri sabaha bırakmak, dinlenmiş bir şekilde uyanıp herkes uyurken halletmek istiyorum ama nafile bir çaba olarak kalıyor bu.

Bu gecede saat 12 oldu ama kuzu bir türlü uykuya dalamadı.Üstüne birde hıçkırık tuttu, hıçkırıyor.Artık kalkıp su içirdim.Bardağı çok dikmişim bu seferde öksürmeye başladı.Neyse hıçkırıktan daha iyidir dedim.Uyuyan anneanneyi kaldırıp ona verdim artık kuzuşu.Derken yine geç bir saatte yatağa girebildim.Saati 5 e kurdum ki tam 5 saat uyuyup kalkıp ütü yapacağım.Bu sefer kararlıyım diyorum.Saat çalıyor bir hışımla kapatıp yatağa geri dönüyorum.Kafamı kaldıramıyorum.Çok uykum var, olmuyor.Derken kuzu odasında anne anne diye ağlamaya başlıyor saat 6 yı az buçuk geçmiş.Yatağa getiriyor babası yanımızda dalsın diyoruz olmuyor dalamıyor.Sonra ben odadan çıkmaya yelteniyorum bizimki ayağa kalkıp sırıtmaya başlıyor.Bu uyanmış diyor eşim.Kucağıma alıyorum yalıyorum yutuyorum.Oturma odasına geçiyoruz.DVD açıyorum sonra mutfaga süt hazırlamaya gidiyorum.Tam hazırlamayı bitirdim ki bizimki dayanamamış gelmiş yanıma.Öyle sevimli öyle tatlı bakıyor ki yüzüme.Geldim deyip alıyorum kucağıma.Yine süt nazlana nazlana içiliyor.Biraz içtikten sonra uykusu iyice açılıyor ve DVD gördükleri şeyleri o da yapmaya başlıyor.Sanmayın ki DVD ya da Tv reklama yapmaya çalışıyorum.Mecburiyetten başvurulan yollar bunlar.Neyse yavaş yavaş içiyoruz sütü, yarıladık ama bitirmek istemiyor.Soğudu diye ısıtıp tekrar vermeye çalışıyorum almıyor, kararlı.Sonra kucağıma alıyorum.Başını göğsüme koyuyor, konuşmaya başlıyoruz.Tatlı tatlı konuşuyorum bir taraftanda başını öpüyorum.Öylece duruyor.Hoşuna gidiyor.Gözlerim doluyor sesim değişiyor.Dünyanın en güzel duygusunu yaşıyorum bütün masumluğuyla.Sabahın huzuru doluyor içime.En güzel dualar dolup taşıyor gönlümden.Diğer odada başka bir kuzu yatıyor; kara kuzu Baran.Daha bir mutlu oluyorum onu düşününce.Sonra kuzuş kucağımda kanepeye uzanıyoruz.Başı hala göğsümde.

Bir güne daha ne kadar güzel başlanabilir ki!!!!!!

April 22, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Bana neyse!!!

Şaşkınım.Çünkü İzlandadaki yanardağ patlamasından önce gördüğüm rüya geliyor aklıma sürekli.Rüya şöyle: Bizim apartman yüksekçe bir yerde imiş.Balkondan bakıyorum dışarıya ama o sırada gökyüzünden bir uçak birden yere çakılıyor.Aşağılarda bir yerde.Balkondan kafamı uzatıp enkazı görmeye çalışıyorum derken birden başka bir uçak daha düşüyor.Daha sonra başka bir uçak daha.Böyle böyle 7-8 uçak düşüyor.Ben çıldırıyorum.Kız kardeşim Avrupadaymış ve o gün dönüyormuş.Deli oluyorum kesin bu uçakların birinde diyorum.Allahım nasıl bir panik ve acı.Cebini arıyorum kapalı kesin bu uçaklarda diyorum.Sonra bütün uçak seferlerinin bu kazalardan dolayı iptal edildiğini izliyorum TVden.Rüya işte biraz karışık.Nasıl oluyorsa kardeşimi buluyorum.Havaalanında kuyrukta bekliyormuş.Bütün uçak seferlerinin iptal olduğunu ve ne zaman geleceğinin belli olmadığını söylüyor.Rüya böyle.Uçakla pek işim olmaz aslında ayrıca kardeşimde dönmüştü ama.Garip bir rüya hani saçma denilecek türden ama tutan tarafı ilginç.

April 20, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Son durumlar


Bayılıyorum bu yüz ifadesine.Babasına o kadar benzetiyorum ki bu hallerini.Birde gözlerini koca koca açıp gelip gözümün taa içine bakıyor ki içim eriyip gidiyor.

Bir haftayı geçmiş blogumuza birşey yazmamışız.Yazılacak aslında çok şey var.Mesela ilk kez şehir dışına çıktık kuzuyla.Sıradan bir olaymış gibi görünebilir ama bizim için büyükçe ve sıradışı bir hadise.Öyle çok uzaklara gitmedik ama yine de epey bir telaşesi oldu.Akşamdan çorbaları yaptık.Sabah ısıtıp termoslara koyduk.Yoğurtlarını aldık yanımıza.Sabah erken kalkıp Elife sütünü içirdim.Saat 8 de yola çıktık.Kuzu 1 saat sonra uyudu.Gidişte yolun yarısını uyuyarak geçirdi.Yanımıza fotograf makinemizide aldık ama şansımıza hava o kadar soguktu ki sık sık mola verip etrafı gezip fotograf çekme planlarımız boşa çıktı.Sonra epey bir soğuğa yağmura hatta kara maruz kaldık ailecek.Eğer bu çocuk bugun hasta olmazsa hiç hasta olmaz dedim içimden.Günü birlik bir seyahatte kızım için bütün herşeyi düşünmüşüm ama kendim öyle ince giyinmişim ki ayaklarım buz kesti.Kendini unutmak bu oluyormuş demek ki.Gidiş geliş derken 8 saat yol sürdü.Elifin karnını doyurmak sorun oldu.Atıştırmalık birşeylerle durdu.Doktorların sürekli 1 gün aç kalsa birşey olmaz açlığı öğrensin laflarını düşünüp neyse bugünlük böyle oluversin dedim artık.Yol boyunca etraf öyle yeşillikti ki betonla kaplanmayan heryerden çeşit çeşit bitkiler boy göstermişti.Yolculuğun en güzel tarafı bu dirilişi görmek, seyretmekti arka koltuktan.

Bu arada oto koltuğumuz römer king plus ve boyun desteği için ayrı bir parçası var.Yolculuk esnasında kuzunun rahat uyumasında bu parçanın çok faydasını gördük.Yazlık kılıfı vardı ben ayrıca boynunu koyduğu kısma terletmeyen nevresim parçası da geçirdim .Kaloriferi ara ara çok kısa süreli açtık.Üstünü kalın giydirmek yerine uyurken battaniye örtmeyi tercih ettim.Böylelikle terlemeyi en aza indirmeye çalıştım.

Neyse bir türlü ankaraya bahar gelemedi.Havalar soğuk gidiyor.

Her gün annemden bizim kuzuyla ilgili yeni birşeyler duyuyoruz.Dün birşeylere basaraktan kanepeye çıkmayı başarmış.Epeyde yüksektir bizim kanapeler yani tehlikeli, yanlarından sarkmayı seviyor.Allah korusun düşse felan.

Sonra anakuçağımızı keyif koltuğu olarak hala kullanıyoruz.Arkadan yükseltip koltuk gibi kullanıyoruz yerde.Sütünü sadece orda içiyor.Ordan Tv seyretmeye bayılıyor.Yakınlarda hamile olan sevdiğimiz birine anakucağı hediye aldık.Renkler canlı çok hoş cafcaflı bir anakucağı.Bizimki hemen gidip oturdu., yerleşti içine çıkmıyor.Zor kaldırıp paketledik tekrardan.Ağladı arkasından.Anneannemiz o Elifin olsun eskisini verelim dedi masuzcuktan.Çok şaşırdım yaptığı şeye.İlk kez böyle birşeye tanık oldum.Oyuncakları için asla böyle davrandığını görmedim.

Dün annem Elifi oturma odasında bırakıp mutfakta iş yapmaya gitmiş.TV açık.Bizimki anakucağına yatmış üzerine ince battaniyesini örtmüş çizgi film bakıyor.Annem gördüklerine inanamamış.Anlattı durdu tüm akşam böyle böyle oldu diye.

Mama sandalyesini 1 ayllıktan itibaren kullanıyoruz.Emniyet kemerini sürekli bağlarız.Bizimki aç aç diyerekten kemeri açtırıyor kendi 2 tarafından tekrar takıyor sonra eliyle bastırıp iyice oturtuyor.Sonra tekrardan aç aç diye açtırıyor ve evire çevire takıyor.Öyle sıkılmadan defalarca tak çıkar yapıyoruz.Aynı şeyi salıngacına da yapıyor.İnce motor gelişimi oluyormuş bunlar.

Kıyafet olayında kendimi frenlemeye karar vermiştim ancak dün yine dayanamayıp kuzuya yazlık tişört ve şortlar aldım.Renkleri cıvıl cıvıl ve kumaşı yaz için çok uygundu.Dayamadım epeyde para verdim.Neyse artık kendimden kısarım diyorum teselli niyetine.

Bu gece yine sık sık uyandı ağladı.Ayağımda salladım konuştum sakinleştirdim.Rahatsızlığı var ama nedir? Böyle gecelerin sabahında hep ateşlendi.Eyvah dedim yine mi? Çok üzüldüm.Neyse uyku tulumu vardı üzerinde sıcaklamış bunalmış bol su içirdim.uykuya daldı yatağına götürdüm.Benim uykum kaçtı zor uyudum.Sonra klozet ses çıkardı tekrar uyandı.Yine sakinleştirdim.Su içirdim.Bu sefer yatağına götürmedim yanımızda yatsın dedim.Yatak odası serin geldi daha derin uyudu.Onu uyurken seyrettim derin derin uyuyordu.Babası yatağına götürelim dedi, şimdi oyunabilir bırak uyusun dedim.Sık sık ateş kontrolu yaptım.Onun derin derin uyuması beni öyle rahatlattı ki hasta olsa böyle uyuyamazdı diyorum kendime.Odası sıcak gelmiş bunalmış o yuzdendi huzursuzluğu.Kalkar kalmaz akşamdan kalan biberonları kaynattım.O arada birşey düşürdüm yere.Gürültü çıktı.Yatak odasına gittiğimde uyanmış tatlı tatlı bana bakıyordu. Hemen kuçağıma aldım öptüm kokladım.Hasta değildi mutluydu iyi uyumuştu.Öyle sevindim ki hemen üzerini değiştirip sütünü içirdim.10 ar cc içip mola verdiğimiz için süt içme olayı yaklaşık 1,5 saat sürdü.Ortalama bir süre ve hiç kolay olmuyor.Sabırla, oyunla oluyor.Varsın böyle olsun diyorum hep.

Biliyor yaa sabahları gideceğiz.Sürekli kollarını uzatıyor ve kucağımızdan inmek istemiyor.Bu sabahta anneannesine verdik oyuna daldılar bizde çaktırmadan kaçtık babayla evden.

Bizde son durumlar bunlar.

Kuzunun saçlarını kestirdik.Hacimce inceltik.Bütün yaz terlemeyi en aza indirmek için bu modeli tercih edeceğiz gibi gözükmekte.

Saçlarımızın tepeleri yine havada.

April 16, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Sıradan bir gün

Sonra bir gün
Sizin için bir gün
Tehlikesiz, eski bir harita gibi
uyuttuğunuz aynaların tozunu silerken
elinize batar
bir zamanlar yaranızı kanatmış sözcükler
olaylar silinmiş, adlar unutulmuş, belirsiz bir geometride
yerini bir türlü bulamaz kişiler, ilişkiler
yalnızca bir duygu
dipdiri bir acı çok eski tarihli bir çağrışıma eşlik eder
bu nedir ki, yıllar sonra, telâşsız bir gün, ömrümüzün durulmuş
bir mevsiminde, içinizin kazınmış yerlerinden
ölümcül bir ağrı ansızın geri teper
 

 

Sıradan bir gün işte.Bir özelliği yok gibi görünüyor şimdilik.Benim durumum birazcık daha iyi gibi.Vitamin haplarımı aldım geceden.Erken yatmıştım,akşam pek iyi görünmüyordum, iştahım yoktu birşey yiyemedim.Sadece 3-4 çilek.Çilek yemek için erken mi acaba?Kötüyüm dedim eşim ve anneme ben gidip yatayım birkaç saat sonra kaldırırsınız kuzuya sütünü içiririm dedim ama eşim başıma geldiğinde saat 1i geçiyordu ve kuzuda sütünü içmeden çoktan uyumuştu.Kuzu doğduğundan beri 2. kez onu bırakıp yatıyorum.Hiç onu bırakıp yatağa giremiyorum.Ne kadar yorgun olursam olayım her akşam yemeğini ben yediriyorum.Birbirimizi özlemiş oluyoruz akşamları.Ondan heralde birbirimizden ayrılamayışımız.Ama öyle kötüyüm ki şu günlerde.Çok yorgunum yemekle içmekle aram yok.Herşey tatsız.Aslında kilo vermem gerekiyor.

Sabah Elifi kaldırıp sütünü içirdim.Geceden aç olunca sabah sütü iyi içti sayılır.Sonra evde dolandı biraz.Birşeyler aradı etrafta, oyuncak sepetine felan baktı.Ben anlamadım ne aradığını anneannesi anladı.Anneannesinin calsiyum sandoz kutularını arıyormuş.İkisini bulmuş ama 3. eksikmiş.Gelde gülme.Onca oyuncak içinden…

Sabahları kuzudan ayrılmak zor oluyor, görünmeden evden çıkmaya çalışıyorum.Bu sabah uykusu vardı tam açılamamıştı annem uyutmaya çalışırken çıktım evden.

Hava serin yağmurlu birgün.Hafta sonu güzel olacağı söyleniyor.

Blogda eski kayıtlara baktım.Çoğunun yeniden düzenlenmesi lazım.Hatta çoğu fotonun yeniden yüklenmesi gerekiyor.Blogu taşıma sırasında bozulmalar olmuş.Bir ara el atmak lazım.

Yukardaki foto fotokritikten alınma.İnterlaken adlı bir İsviçre kasabasına ait bir kare.Tren camının arkasından çekilmiş.Kadrajın güzelliğinden,belki insanlar seyretsin diye verilen küçük bir mola esnasında çekildiğini düşündürüyor.Çekenin profesyonelliğininde etkisi var bu güzel karede bence.Çok güzel bir kasaba kanatlanıp gidesim geldi doğrusu.Sonra karadenize bile gidemediğimiz, gitmediğimizi düşündüm :( .Gidilecek görülecek ne kadar güzel yer var aslında memleketimizde.Neden ağırdan almışız neden ertelemişiz ki gezmeyi, tozmayı, görmeyi diyorum fotoya bakıp bakıp.

April 8, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Öylesine…

Tipik turk ailesi köyden şehre gelinmiş ve evin erkeği işe girmiş.Küçük bir dünya.Etrafta onlardan daha olgun daha aklı başında birisi yok örnek alınsın onun gibi olunmaya çalışılsın.Yok yok.Derdini anlatacak kimseleri bile yok.TV şimdilerde ki gibi değil.Kitap yok, gazete yok.Sonra 5 çocuk, üstü üstü doğumlar.Kadını ezmek adına (ben bu noktayı çok düşünmüşümdür) erkeği tepelere çıkaran kadınlar var etrafta bol bol ve cahillik… O zamanların Anadolu insanı için en yerinde tespit budur bence.Anadolu insanı cahildir.Dilini bilmez, dinini bilmez.1950 lerde başlayan dinsizleştirme politikası çok iyi işlemiş.Ciddi bir temelde yokmuş.İçki bahsenlerine dönüştürülen camiler mescidler için ciddi bir itiraz gelmemiş.Maneviyat yok, tefekkür yok, para da yok.Hem fakir hem cahil.

Neyse…

Öyle bir ortamda yetişmiş.İzlerini hala taşıyor.Hala dünyası küçük.Küçük dünyada abartı duygular oluyor.Doluyor ama boşalacak yer yok.Duygularınıda ifade edemiyor.Zaman zaman asabileşiyor.Uzaklaşıyor, uzaklaştırıyor.Hep duyguları aklının, mantığının önüne geçtiği için olumsuz düşünüyor.Zor dönemin zor insanı olarak kalıyor.

Kendi kabuğunu kırabilenler var.Kendini aşanlar, yetiştirenler.Etrafta okuyacak kitap, gazete olmasın tabiatı okuyanlar var.Hikmeti görenler, yaratıcıyı anlayan anlatanlar var.Bu lutuflara nail olanlar var.

Üzüldü.Senin aklına en son ben geliyorum dediğimde üzüldü.Sen yetiyorsun kendine dedi dilince.Böyle düşündüğün için kendime yetmeyi, güçlü biri olmayı öğrendim desem daha da üzülecekti.Konu nerden açılmıştı kelimeler nasıl çıkmıştı? Gereksizdi.Onu seviyordum sadece biraz yorgundum, küçük bir çocuk gibi anne ilgisine her zamankindan daha fazla ihtiyacım vardı .Ama söyleyemedim bunu böyle.Belki onun anlamasını bekledim, bekliyorum.Kocam gülüyor bu konuşmalara.Çocukça buluyor oysa dokunsa ağlayacağım.Sonra konu kapanıyor, kocam sarılıyor ben seni anlıyorum ama abartma, benim gibi ol,çok şey bekleme insanlardan diyerekten.

Aslında sorun annem değil.Annemde gördüğüm küçük birşey bile bana hayatımdaki ruh hastalarını çağrıştırdığı için bu derece duygusal tepkilere sebep olabiliyor.”Anne sen bari yapma” demek oluyor bu aslında.Bu mide bulantısı, tiksinme hissi geçecek hafifleyecek ama zaman lazım.

Hayat bir şekilde geçiyor şu günlerde.Kendime ve etrafımdakilere fazla yüklenmeden geçişini kolaylaştırmak yapılacak en iyi şey.Biraz boşvermek biraz oluruna bırakmak, gereksiz titizliklere girmemek vakit buldukça kuzuyla ilgilenmek, bol bol dışarı çıkıp baharın tadını çıkarmak.

Fotolar çok güzel.Yedigöllerde çekilmiş.Yine bir arkadaştan aşırdım.

burdan bütün fotolara bakılabilir.Bizzat kendisi çekmiş.Fotolara bakınca bu işten anlayan biri çekmiş diyor insan ama yedigöllerde çok amatörce çekilmiş 1-2 foto görmüştüm onlarda fena değildi.Sanırım ortamın öyle bir fotojenikliği söz konusu.

April 7, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Hemşerim memleket nire?


Ne güzel çıkmışlar di mi? Ne güzel gülümsemişler öyle!!

Kız kardeşim 3 aydır staj için Avrupada.Avrupanın çoğu şehrini gezer de Parise uğramaz mı?Uğrar da oralarda bulunan İlknur’la tanışmaz mı? Tanışır!!

Bir de şöyle arkada Eyfel olan bir foto çektirselerdi de bizde “aaa burası Paris” deseydik yaaa!!!

April 5, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Resimlerle…

Parmak emdiğimin resmi.Annem hamile herkese doğum yapar yapmaz bebeklerini emziğe alıştırmalarını şiddetle tavsiye ediyor.Emzikten vazgeçirmek parmağa göre çok çok kolaymış.


Evde sürekli koşturuyorum.Kayıp düşmeyim diye evde sürekli ayakkabı giydiriyorlar.Ayaklarım büyümüş annem 21 numara toddler yazlık ayakkabı almış.Bu 2. toddlerim.Rengi yine pembe, çok yumuşak ve kaymıyor.Tavsiye ederim.

Burda da geziyorum.Kitap beğeniyorum.

Sonunda aradığım kitabı buluyorum.

Ödemeyi yapmaya gidiyorum

Canım babam, öpmelere doyamıyor beni

Oyuncakçıdayım

Dayımlarla Gölbaşında buluştuk.Pınar ablamı da gördüm.Koca kız olmuş.”Yemek yiyen büyüyor da yemeyen büyümüyor mu?” diyor onu görenler.Onunda benim gibi yemekle pek arası yok.

Dayım çocuk psikiyatristi.Annem geçen dayıma Tv olayını sordu.Benim çok Tv karşısında kaldığımı ne yapması gerektiğini sordu.Zararları hakkında konuştular.Dayım sürekli Tv karşısında kalmasın, yemek yedirirken açın sonra kapatın dedi.Dikkat eksikliği yapıp yapmadığı konusunda ise dikkat eksikliğinin nedenin başka olduğunu TV ile pek alakalı olmadığını söyledi ama annem doktor işte ne kadar rahat konuşuyor diye söylendi sonra.

Böyle arabada dolaştığıma bakmayın.Epey bir koşturdum etrafta.

Rüzgar güllerimiz

Bu da anneannem.Bu hafta sonu bir taraflara göndermedik.

Sonunda dayanadım uyuyakaldım.
Aaaaa bu da kim?
April 2, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Güldüren kareler

OİP  de olmasa hiç gülemeyeceğim şu günlerde.

Kış bitti bahar geldi, pek hastalanmadık derken kızım hastalandı.Yine ateşlendi.39 a dayandı ama üstüne çıkmadı.Salı akşamından mızmızdı.En ufak düşmelerinde çarpmalarda bile ağlıyordu.Lavoboya bile  gittiğimde salya sümük anne anne diye feryat figan etmesinden gecenin kötü geçeceği belliymiş aslında.Bütün gece burnu tıkanıklığı yüzünden uyuyamadı.sürekli ayaklarımda salladım.Sabah 6 da bir baktım ateşli, hemen ateş düşürücüyü verdim.İşten izin alıp  yanında kaldım.Ateş olayı öyle korkutmuş ki beni elimde ateş ölçer dolandım evin içinde bütün gün.

Gece rahatsızlandı, burnu tıkalı açmak lazım serum fizyolojik sıkmaya çalışıyorum ama çığlık çığlığa bağırıyor burnuna dokundurmuyor.Neyse pilli burun aspiratörü almıştı babası  müzikli felan, onunla oynadıktan sonra vakumuyla ellerini yüzünü çekip yavaş yavaş alıştıra alıştıra burnunu temizledik.Büyüdükçe bu işler zorlaşmaya başladı.Hele gecenin bir vakti hem hasta hem uykusu varsa daha da zor oldu.Sonra gün içinde burnu akmaya başladı arada diliyle sümüğünü yaladı yaaa hali çok komikti.Bir taraftanda gözleri sulanıyor felan.Ankarada hafta başından beri kışı yeniden yaşıyoruz.Havalar dengesiz olunca bizimkini biraz üşütmüşüz  ya da virütük birşey almış bir yerlerden.Parmaklar ağızda iyice, en diplere sokmaya çalışıyor.Son azılarda mı geliyor yoksa diyorum.Hastalık felan derken yapışık ikiz gibi olduk evde.Ütüyü bile o kucağımdayken yaptım.Bugün anneanneye bırakıp geldim işe.İşler yoğun.Evde anneanne olmasa bırakıp gelmek çok daha zor olacakmış.

Annenin de kızından pek farkı yok.Bahar çarptı başım sürekli ağrıyor.Ağzımda dilimde aftlar çıkıyor.Bir taraf iyileşiyor bir taraf çıkıyor.Bu durumda en iyi çözüm çöken bağışıklık  sistemini güçlendirmek için folik asit takviyesi almak ama kendimle ilgilenecek ne halim ne de vaktim olduğundan sürenmekteyim şu sıralar.

April 1, 2010 Post Under Öylesine - Read More