<BGSOUND src=\"adres\" loop=infinite> Archives: 2010 May | Aslı Elif Malcı

Archive for May, 2010

Nihayet yaz geldi

Havalar ısındı annemde bana yazlık kıyafetlerimi giydirmeye başladı.Tişört ve şort giyip geziyorum güneşte.Pazar günü ODTÜ ye gittik yine.Çam havası o yeşil ortam herkese iyi geldi.Güneşlendim bol bol.Ayrıca çamlar arsında kozalaklarla oynadım.


Aaaaa şapka felan istemiyorum ne olur ısrar etme baba!!

Annem ve babam 12 yıl önce tam bu vakitlerde tanışmışlar.Annem asistan arkadaşının odasındaki PC de bitirme ödevini yaparken babam annemim tam karşısında oturmuş kitap okuma bahanesiyle saatlerce annemi seyretmiş.Aradan 12 yıl geçmesine rağmen hala üzerindeki kıyafetleri bile hatırlıyor.Bakmış alıcı gözüyle yani.Ama annem okulu bitirip bir daha ODTÜye uğramayınca babam annemi çok özlemiş.Beklemiş sabırla.Sonunda bulmuş ve hiç bırakmamış.

Sonrada beni beklemiş sabırla :)

şerife mal……. denilen kakalak yılan gelsin bol bol okusun
ilknur bodur malci
aslı elif malci

May 30, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Eski Ankara Evleri, Kale…

Haftasonu kuzuyu yanımıza alıp şöyle bir Kale yapsak mı?

May 28, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Bebeklerde Konak

Anneler babalar gelin gelin çözüm burda biz çektik siz çekmeyin :)

Hiç korkmadan rahatlıkla uygulanabilecek bir yol ve dermatolog tarafından bize tarif edilen bir karışım.Bu yüzden kesinlikle korkmayın uygulayın ve konaktan kurtulun.

1) Bir kahve fincanının 1/3 üne su koyun,1/3 üne zeytinyağı (biz halis muhlis sızma zeytinyağı kullanmıştık )

2) Sonra 1 tatlı kaşığı karbonat koyup koyu bir karışım elde edene kadar hızlı hızlı karıştırıp bebeğin konaklı bölgelerine yumuşaçık parmak uçlarınızla yedire yedire bol bol sürün

3)Bıngıldak bölgesine dökün bastırmayın

4) Etrafa yağ bulaşmasın diye kafasına ince bir şapka gecirilebilir

5) Bekleyin 45 dakika kadar içinde karışım kurumaya başlayacak ve konaklarımız yerinden oynayıp kabarmaya başlayacak.

6) Kabaran konakları yine yumuşacık parmak uçlarıyla masaj yaparak iyice yerinden oynatıp bebeğin kafasından temizleyin.Saçı kopacak diye korkmayın.Kökü onda tekrar çıkıyor :) Bu işlem için kesinlikle tarak kullanmayın.

7) En son bebeği konak önleyici şampuan kullanarak yıkayın.Bize doktor en iyisi mustelanın konak önleyici şampuanı demişti.Biraz pahalı gelebilir ama ben sadece baş yıkamak için kullandığım için uzun süre gidiyor.Vucudu için başka şampuan kullanıyorum.Şimdilerde vucudu için genelde chicconun sabununu tercih ediyorum.

8.) Bu işlemleri 3 gün üst üste yapın.

9) Bebeğin başında konak görüldüğü zaman ara ara yapılabilir.

Kızım 1-2 aylıkken başlayan konak sorunuyla ilgili olarak geçen bir sitede bebeğinizde konak sorunu varsa doktorunuza danışınız yazınca bende çözümle ilgili olarak birşeyler yazayım dedim.İnternette araştırdığımızda çok fazla birşey bulamamıştık.Bebeğin başını yağlayın sonra yumuşayan konakları temizleyin dışında gerçekten birşey yoktu.

Bebeklerde konak sorunu genelde yağ bezlerinin fazla çalışmasından kaynaklanıyor.Bizim kuzu kış bebeğiydi ve bizde evin sıcaklığını 24 derecede tutup üstüne sarıp sarmalıyorduk.Ayrıca kullandığımız şampuanlarında konağı arttırdığını düşünüyorum.Yani doğumdan itibaren konak önleyici şampuanlar kullanmış olsaydık yaşadığımız derece konak sorunu olmayacaktı.Nivea ve chicco kullanmıştım.Kimseye saçlar için önermiyorum.Dalin bile daha iyi olabilir.Bunun yanında chicconun şampuanını ve sabununu vücudunda kullanıyorum.

Neyse kızımın konaklı fotolarını sonra ekleyelim ama gerçekten ciddi bir konak sorunu yaşadık.Doktorumuza sorduk birşeyler önerdi ama yeterli olmadı.Bizim kızın çok saçı vardı ve bu da konak oluşumunu hızlandırdı.Şunu ndeneyelim bunu yapalım derken hızlı bir şekilde kuzunun başında kalın bir konak tabakası oluştu.Avenin konak için vazelin şeklinde bir bir keremi vardı banyodan sonrası sürüp , konaklarının yumuşamasını sağlayıp temizlemek için ama bana mısın dememişti.

Sonra doktor yengemiz 2 kez dermatolog ayarladı.Fakat baba hastane çok uzak, kar yağıyor konak için götürüp çocuğu hasta edeceğiz diye götürmedi.Bahane değildi gerçekten.Anne baba olarak 2-3 aylık bir bebek için öyle endişeliydik kii kızımı hayatının ilk 3 ayı hastane dısında dışarı çıkarmaya cesaret edemedik.Odasından bile çıkartırken koridordaki sıcaklık farkını düşünüp pamuklara sarıp sarmalıyorduk.3 aylık olduğunda kuzen zeynebin doğum gününe gitti ilk kez.2. kez ise kuzen Baranın doğum gününe gitti.Tarihleri belli ama ayrıca not düşelim buraya.

Altını çizerek belirtmek istiyorum ki internette bu konuda birşey bulamamak bizde sanki birşey yapılamıyor daa zamanla azalıyor geçiyor gibi bir düşünceye sevk etti kii hala aklıma geldikçe kendime kızıyorum.

İnsanların zaman zaman basiretleri kapanıyormuş gerçekten.Bu konuda bizim öyle bir basiretimiz kapanmış kii sonradan çok üzüldük.En son olarak başta yapmamız gereken şeyi sonda yaparak dermatologa götürdük.Doktor gördü kızımın başını ve saymaya başladı.Anladık ki biz konaktır her bebekte olur deyip önemsemediğimiz şey gerçekten tehlikeliymiş ve konaklaşan baş bakteriler için çok uygun bir ortam olup, sonu ciddi antibiyotik kullanmaya kadar gidiyormuş.Düşünün pamuklar içinde büyütmeye çalıştığımız kuzumuz daha 2-3 aylık iken antibiyotik kullanmak zorunda kalabilirdi.

Doktorun söylediği herşeyi yaptık harfi harfine ve sonuç süperdi.Boşu boşuna kızımı öyle konaklı kafayla bekletmişiz.Kim bilir ne kadar rahatsızlık vermiştir :(

Hala mustelanın konak önleyici şampuanını kullanıyorum ve sanırsam hep kullanacağım.Kuzunun konaklı fotolarını ve hemen sonrasındaki fotolarınıda koymaya çalışayım sonra.

Ve kuzularımız hiç sorun yaşamasın diyerekten…

May 28, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Merdiven Demişken…

Geçen hafta bir tatil günü rüyamızda ailecek vatan bilgisayarı görmüş olacağız ki kahvaltı sonrası soluğu orda aldık.Babamız eve toplama PC alma derdindeydi.Elinde listesi hemen işe koyuldu, bizde kuzuyla dükkanın içinde gezmeye başladık.

Kahvaltıdan hemen sonra gelmiştik, çok aç değildik ama sabahın sersemliği vardı üzerimizde.Zaman zaman sıkıldı kuzu.Sürekli farklı şeyleri göstererek oyalamaya çalıştım.En çok yürüyen merdivenlere saldırdı.Kendi kendine inip çıkmak istedi.O kadar hareketli ki gözümü açıp kapatırken bile pire gibi bir dünya yol yapıp soluğu merdivenlerin başında alıyordu.Sonunda dayanamadım kucağımda indik çıktık.Önünde hareket eden merdivenleri inceledi hiç sıkılmadan.Anne bir taraftan kuzuya sıkı sıkı sarıldı, diğer taraftanda merdiven korkuluğuna.Neyse birşekilde başka şeylere yönlendirebildik.Çalışır durumda olan ve onun boy hizasına yerleştirilen LCD ler çok hoşuna gitti.Bizimki duvarda olduğundan dokunamıyordu burda bol bol ekrandaki görüntülere dokundu, çığlıklar attı.

Sonra dükkanın bir köşesinde bulunan mermer merdivenleri gördü ve…1,2,3…in,çık…5,8
Kaç defa indik çıktık hatırlamıyorum ama bizimki bıkmadı tekrar iniyoruz, anne kuzunun arkasında, ellerinden tutmuş merdivenlerden indiriyor.Son 2-3 merdiven ve birden annenin ayağı merdivenin ucunda bir yerlere takılıyor ama kuzu önde son hızla inmeye çalışıyor, dengesini kaybeden annenin ellerini çekiştiriyor, anne kuzunun üstüne düşeceğim diyor,saniyeler içinde oluyor bunlar.Nasıl oluyor beyin o kadar kısa sürede nasıl karar veriyor bilinmez ama annenin vücüdu öyle bir “S” şekli alarak kendini yana atıyor bir taraftanda kuzunun ellerini sıkı sıkı tutup üzerine çekiyor.Annenin kıvrılmış vücudu altta kuzu üstte fena bir düşüş gerçekleşiyor.Anne olayın şokunda, yerden kafayı kaldırıp kuzusuna bakıyor, bizim kuzu cin cin annesine gülümsüyor yaa tamam diyor ın ın ın.Kendini iyice bir salıyor, yerde öylece yatıyor bir süre.Dükkanın en ücra köşesindeyiz sabahın bu satinde hani gelip anneyi kaldırmaya yeltenecek kimsecikler yok.Boşver önemli değil diyor kendi kendine.Derin derin nefes alıp şükrediyor oracıkta.

Düşüşün acısı en çok boyunda çıkıyor.Eeee kolay mı koca vücuda “S” şeklini vermek.Öyle bir ani dönüş yapmışım ki abartısız hala boynum ağrıyor.Olayı çok çok sonra babaya anlatabildik korkumuzdan.

Böyle bir actionda gerçekleştirdik annelik maceramızda.

PC nin montajını beklerken armadada dolaştırdık kuzuyu sonra.Kuzu babaya teslim edildi.Baba kız oynadılar.

May 26, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Cimcime

Cimcime kızım tam 1,5 yaşında.Annesinin babasının bir tanesi.Dün ba ba ba ba diyerek gezdi ortalıkta.

Bana çok büyüyormuş gibi gelmesede bir birey olma yolunda ilerliyor.Kendince isteklerini dile getiriyor, farklı tepkiler veriyor, oyun kuruyor.

Şu günlerde farklı olarak neler yapıyoruz: Şekilli oyuncaklarını kendi renklerine uygun yerleri bulup çok güzel yerleştirmeye başladı.Düşüp bir tarafı acıdığı zaman acıdı acıdı diye ağlıyor en ilginç bulduğum şey bu aslında.Geçenlerde yine düştü kafayı vurdu biryere.Babası acımadı kızım acımadı diyerek sakinleştirmeye çalışıyor bizimki sert bir ses tonuyla acıdı diye bağırıyor, koptuk anneannemizle birlikte.Arada yaşasın diye bağırıyor.

Öyle çok konuşmaya hevesli değil.Canı isterse konuşuyor.Mesela geçen ona ceviz vermek için bıçakla cevizin kabuğunu açmaya çalışıyorum hemen acele acele gelip bıçak deyip gitti.Yine beni ütü yaparken görünce sıcak dedi.Nerdeydin nerdeydin diyor.Anneannesinden duyuyor bol bol.Akşam bizim eve gelme vaktimizde kapı çalınca geldi geldi diyormuş.Bir ara herşeyi açla hallediyordu.Tek kelime, birşey mi isteyecek “aç” diyordu.Canım yavrum, küçük mucizem…

Merdiven inmek, çıkmak en favori oyunumuz uzun süredir.1,2,3,… diyerek inip çıkıyoruz.Sonra anne susuyor o başlıyor 5,8 diye.Öyle güzel beş diyor ki!!

Bu arada gittikçe sararıyoruz.Kirpiklerinin dipleri bile sararmaya başlamış.Kapkara çocuktan geriye birşey kalmadı nerdeyse.Ben sarı doğup sonradan kararanı görmüştüm ama böylesini görmemiştim.

Annem babam o kadar çok bana eski fotolarımı ve videolarımı gösteriyorlar kii artık yeni fotolarda daha güzel çıkmak için poz veriyorum.

Bakın bakın takla atıyorum işte!!!
Benim ellerim varmış, oysa uzun süre sadece baş barmaklarım olduğunu sanıyordum.Meğer 1o tanede parmağım varmış.Özellikle işaret parmağımı bir elimle tutuyorum sıkı sıkı.Çok sevdim ellerimi :)
May 26, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Çalışan teyze, çalışan abla, çalışan anne

Öveçlerde 5 yıldızlı otelde 5 günlük tatilin(!) sonunda işe geldik.Hem blog alemini hem blogumuzu pek bir ihmal etmişiz.Yavaş yavaş normale dönelim :D

Küçük teyzemiz 36 haftalık hamile.2. kızını bekliyor.Çocuk da yaparım kariyerde diyen anneye, çalışan teyze ve çalışan abla olarak çok bir yardımımız dokunamıyor maalesef.Artık ondan gelen her telefon bende ayrı bir telaş ve heyecan yaratıyor.Her an “abla doğum başladı hastaneye gidiyoruz” haberi alacakmışım gibi geliyor.Rüyalarımda sürekli doğumla ilgili şeyler görüyorum.Kendini çok yormadan hazırlıkları tamamladı sayılır.Bu konuda alışveriş listesini oluşturup tedarik etme konusunun dışında yine pek yardımımız olmadı.Bizim kuzunun kız bebek için uygun bütün herşeyi verildi teyzemize.Güle güle kullansınlar.Bu arada ekim ayında doğacak “Yiğit Oğlan” için de birşeyler ayrıldı, alışveriş başladı :)
Hoş gelsinler, hoş yaşasınlar minik kuzular.

Aslında kimse kimseden birşey beklemeden hayatını devam ettiriyor.Teyzeler çalışıyor, çocuklar var sürekli koşturuyoruz.Yoruluyoruz, zaman zaman bunalıyoruz.Aynı şehrin 3 ayrı ucunda yaşıyoruz ve ortada sadece 1 tane anneanne var ki sürekli çocukları arasında mekik dokuyan, yorulan, kendini unutan.O anneyse tv karşısında ömür tüketen hiçbir diziyi kaçırmayan, zihni sürmenaj olmuşların adı nedir bilmiyorum.

Ve annem…Nasıl kuzuşumu sarıp sarmalıyorsam, öpüp kokluyorsam onuda öyle sarıp sarmalıyorum.Hemen yumuşuyor.Gidiyorum öpüyorum sarılıyorum sıkı sıkı herşey halloluveriyor.Daha bir dikkatli dinliyor beni, anlayışı değişiyor.Anne olduğunu hissediyor.Herşey daha kolay oluyor.Zaman çok hızlı geçiyor bu zamanlarda geçecek, annemle birlikte geçirdiğimiz bu vakitlerde geçecek.Kıymetini bilip güzel, dolu dolu geçirmeli.Birbirimizin yükünü alıp, asıl hafifletmeyi ise ruhen yaşatmalı diyorum kendime.

Kuzu bu günlerde öyle iştasız kii ve bu hali beni o kadar yordu kii bugunler hiç geçmeyecek, bu kız hiç büyümeyecek dedim bir an için.Sonra geçti bu haleti ruhiye yerini şükre bırakarak :)

Gündelik ayrıntılar içinde kaybolmuş giderken, dört bir taraftan da kötü haber bombardımanına uğruyor insan.Bu durumun katnanılmazlığı karşısında kaçış yeri yok.Yaşanan, duyulan, görülen herşey içimize bir çizik atıp gidiyor.Çok aciziz.Herşeyin anlamsızlaştığı noktadayız.Nereye sığınsak kimden yardım dilesek acaba?

May 24, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Aferin adaşımıza

Umur’un Elif Adan’ın kitap düşkünlüğüne dair yazdığı  son yazılar o kadar hoş ve yol gösterici kii okurken duygulanmamak elde değil.İnşallah kuzuşla aynı şeyleri paylaşır ve blogumuzda bizde uzun uzun anlatırız.

May 17, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Haftasonumuz

Hafta sonu çok yoruyucuydu.Kuzuşun iştahı hiç yok.Yine kakasını 2 günde zar zor yapmaya başladı.Kısacası bunaldı, bunalttı.Cumartesi akşamı kısa süreli dışarı çıktık geldik.


En büyük ilgi alanıma elektronik eşyalar giriyor.Hemen nerde olduklarını buluyorum.
 
Fiş bile yazdırdım hemde tek tuşla.

Kolej öğrencilerinin sergisi vardı.Yıl boyunca okulda yaptıklarını sergilemişlerdi.Onları inceledik annemle.

Pazar sabahı güzel bir uyku çektikten sonra uyandım.8′e çekrek vardı.Babamız ve kuzu uyuyordu.Salona geçtim.Pencereyi açtım.Mis gibi sabahın o taze havasını soludum.Birşeyler okudum.Ne güzel yaz gelmişti.Ne kadar özlemişim, ne kadar ihtiyacım varmış güneşe, bu havaya.Evimi, yazın köşe buçak daha çok seviyorum.
sonra kuzuyu kaldırdım ve yavaş yavaş birşeyler yedirmeye başladım.Çok iştahsızdı, yemek istemiyordu.Bizde açık havada branch için yere gitmeye karar verip yola çıktık ama terletip hasta etmeye müsait çok rüzgarlı bir havadan dolayı yönümüzü başka tarafa çevirdik.Orda kuzuş birşeyler yedi.Babaya göre iyi yedi anneye göre az yedi.

Çok tatlı olduğumu söyleyen teyzelere gülüyorum.Böyle iltifatlara bayılıyorum.

Böyle epey dolandım ortalıkta.Bir ara herkes bana bakıyor gibime geldi ama çok üzerinde durmadım.
 
Babamın pestilini çıkardım ama ben gayet iyi durumdayım görüldüğü üzere :)
May 17, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Bebek görmeye gittik!

Perşembe akşamı annemin arkadaşı Gülşah ablanın kızı doğayı görmeye gittik.Nasıl iyi geldi anlatamam.Değişiklik oldu, yeni bir ev daha gördüm.Her yeri inceledim. Ev çok sıcak diye balkon kapısını açık tuttular bende girdim çıktım, girdim çıktım.O kadar uyumlu davrandım ki herkes bana bu abla olmuş dedi.Tam benim istediğim gibi bir evdi.Herşey ortada.Kablolara bile dokunabiliyordum.Hele telefonlar vardı ki hemen elimin altında.Bütün kapıları açık olan mutfak dolaplarını es geçemem.

Dedim yaa çok iyi geldi diye.Gerçekten çok mutlu oldum.Öyle kii Gülşah Teyzemin böreklerinden bile yedim.Misafirlikte çok kalmamıza rağmen hiç sıkılmadım.Beni böyle gören annem babamda çok mutlu oldu.Sık sık misafirliğe gitme kararı aldılar.Bu iyi birşey “biliyorum”.

Bakmayın fotodaki halime Aydın abime gidip sık sık sarıldım.
May 17, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Satranca başladık

May 13, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Gerer gerilir, gerilir gerer!!!

Ben hep derim bazı şeyler doğuştan gelir ve ne yaparsan yap değişmez diye.

Cuma akşamı kuzuyu yıkadık, rahat rahat uyur diye düşünüyoruz.Aksine bizimkinin uykusu bir kaçtı, o yatağa götür burda salla yok uyumuyor.Kaç saat cebelleştikten sonra nasıl olduğunu anlamadan bir şekilde ikimizde sızmışız derken sevgili kocam geliyor.Saat 2′yi geçmiş.”Evin anahtarının tekini bulamıyorum, ben sana vermiştim gördün mü? Yoksa kapıda mı unuttuk? Eğer unutmuşsak eve hırsız girer” diyor.Son cümlesi can alıcı.O yorgunluk o uyku sersemi halimle öyle bir geriliyorum, sinirlerim bozuluyor ki hemen yataktan kalkıp anahtar aramaya başlıyorum.Bir taraftan kızıyorum kocama kilitleseydin kapıyı, çekseydin sürgüleri sabah haber verseydin anahtarın kayıp olduğunu diyorum.Böyle birşeyin olması ne mümkün adam takmış kafaya bir kere.Arıyorum tarıyorum en olmadık yerlere bakıyorum yok.Neyse evin bütün kilitlerini değiştiririz desemde panik sinir, yatıyorum tekrardan.

Sabaha kadar rüyamda anahtar arıyorum ve nihayet buluyorum.Sonra uyanıyorum saat sabahın 5′i. Tamam rüyamda bulduysam bu anahtar buralarda bir yerlerde diyerek kendimi rahatlatıyorum.

Sabah öğleye doğru kocam buluyor anahtarımızı ve en fazla 10 yaşındaki çocuk tavırlarıyla bulduk anahtarımızı bulduk diye sarılıyor boynuma.Artık ne kadar gerildiyse.Seviyorum onun bu çocuksu hallerini.

Cumartesi gecesi yine kuzuyu yeni uyutmuşum ve yanında dalmışım.Eşim yine başımda “İlknur bir gelir misin? Bigisayar odasında çok fena yanık kokusu var, kablo yanığı gibi” diyor.Ben yine kendime gelemeden “çek bütün fişleri sadece telefon kalsın, yok yok onu da çek” diyorum.Ama o ısrarlı kalkmamı istiyor.Kalkıyorum, odadan çıkıyorum ama koridorda çok fena yanık kokusu.Hemen koşarak mutfağa gidiyorum ocakta birşey mi unuttuk diye yok birşey.Yemek yanığı bu, kablo yanığı değil.Saat 1′i geçmiş.Koku banyodaki havalandırmadan gelmiş ki havalandırma penceresi kapalı olduğu halde bu kadar koku dolmuş eve.Ne yapsak ki? İkimizde gittikçe panikliyoruz, birisi yemeği unutmuş, uyumuş diyorum.Hemen telefonunu bildiğim komşuları arıyorum onlarda birşey yok.Sonra eşime gidip bütün komşuların kapısını çalıp uyandırmasını söylüyorum.Yok diyor ben en iyisi gidip kapıcıyı uyandırayım o çalsın bütün kapıları.Neyse gidiyor kapıcıyı zar zor uyandırıyor ve yatıyoruz.

Yine rüyamda yanan yemekle uğraşıyorum.

Dün aklıma geliyor soruyorum acaba yanan yemek kiminmiş diye eşime.Kapıcı durur mu hemen gelmiş söylemiş eşime.1. kattan birileri ocakta yemeği unutup yatmış meğersem.İyi etmişsiniz uyandırmışsınız diyorlarmış. Bütün kapıları çalmış herkesi uyandırmış adamcağız yangın korkusuyla.

İşte böyle eşim gerilir gerer, bir türlü rahat bir adam olamaz.

Olmasın da di mi?

Hadi ya kulum… denmiş sanırsam kocama.

May 12, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Dualarımız seninle

Dualarımız Nehir ‘le ve onun gibi hasta olan bütün kuzularla.Daha fazlasını yapmayı geçiriyor insan içinden bu durumda.Ama annesi yazısının sonunda çok güzel dile getirmiş küçük yardımların onlar için ne demek olduğunu.

May 6, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Kız babası olunca!!

May 5, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Akşam Güzeli

Akşam iş çıkışı kuzuyu alıp ODTU’ye gittik.Sırf temiz hava alsın diye.Gerçekten o çam havası bambaşka birşey.Bizim gibi hava almaya gelen birileriyle tanıştık.Kızım Rüzgar oğlanla oynadı.Anneler sohbet etti.Rüzgarda bizim kuzu gibi iştahsız bir çocuk.Annesi onun için arı sütü içeren iştah şurubu almış.Bizde ismini not ettik, almayı düşünüyoruz ama araştırmak lazım, neyin nesidir doktorlar ne diyor gibi.

Hava serinlemeye başlayınca ayrılmak zorunda kaldık.Sağda solda biraz daha dolaştıktan sonra eve döndük.
Anne kıza temiz hava iyi gelmiş olacak ki pek bir enerjiktik.Çorba ısıttık, koca koca tencerelere koyduk.Yere örtümüzü serdik, eline kaşığını verip kendi kendimize yemeye çalıştık.Arada anne kendi kaşığıyla vermeye çalıştı.Bir Elif bir anne olsa da çok çok az yedik.Yine aynı metodla meyve püresi yedik, onu nerdeyse bitirdik.Kendi kendine yeme işini bir hallettik mi artık bizi kimse tutamaz dermişim :)

Bu arada takla atıyoruz.Benim pire kızım takla atmayı da beceriyor artık.Koştur koştur yatak odasına gidiyor. Bizim yatağa çıkıyor, geniş geniş ortopedik yatakta taklasını atıyor.Başka yerde değil orda atacak.Bunları kendi kendine keşfediyor yaa şaşıyorum.

May 5, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Evimizi dolduran güzellik

Tıfılım dün çok huysuzdu.2 gündür iştahsızdı.Yemekle içmekle pek arası yok ama zorla oyunla yedirmeye çalışıyorduk.Bu haftasonu onuda beceremedik.Resmen bağırdı, istemedi.

Huysuz, uyuyamıyor bir türlü.Biraz kırgınlık var heralde dedik annemle.Balkona sık sık çıkmaya başladı ordan rüzgar felan çarpmış olabilir diye düşünüyorum.Annem uyutmaya çalışıyor ama olmuyor.Ne yapsak nasıl uyutsak? Gidip laptobı aldım.Bebekken dinlediği baby sounds açtım.Hemen tanıdı oysa aylardır dinlemiyordu.Gitti anakucağına yerleşti, bende sallamaya başladım.Sakinleşmeye başladı.Aç, birşeyler yediremiyoruz.Gidip süt hazırlayıp getirdim.Sakinleşmişken bir taraftan da süt içirmeye çalışıyorum.İçmek istemedi.Sonra müziği kapatıp TV açtım.Anakucağından kalktı PC nin başına geçti birşeyler istiyor.Tekrar müziği açtım ve o da gidip anakucağına yattı.Kafasını yana çevirdi, arada gözlerini kapatıyor.Meğer müziği dinliyormuş, hatırlamış, seviyormuş.Canım yavrum büyürken anneyi hep duygulandırıyor.

Artık ileşimi iyice gelişmeye başladı.Evin içinde ama etrafta görünmüyor. “Elif nerdesin” diye sesleniyorum.Bulunduğu yerden hemen “ne” ye benzer bir cevap geliyor.Bazen “hı” oluyor bu.Büyüyoruz sanırsam :)

May 3, 2010 Post Under Öylesine - Read More