<BGSOUND src=\"adres\" loop=infinite> Archives: 2010 June | Aslı Elif Malcı

Archive for June, 2010

Yaz Günleri

Şu günlerde nasılız? Ben çok yorgun hissediyorum kendimi.Kronik bir yorgunluk var üzerimde.Kafa dolu onun yorgunlugu galiba.İş yoğun evde de yapılması gereken çok iş var ama zaman yok.Aslında kırk gün kırk gece temizlik yapasım var.Netekim olmuyor.Şöyle böyle derken yaşayıp gidiyoruz işte.

Herşey kuzu için şu günlerde.Kendimiz için yapmayacağımız çoğu şeyi onun yüzünde oluşturduğu heyecanı ve mutluluğu görmek için yapar olduk.Hayata onun aynasından baktığımız bir dönem, çok güzel bir dönem: Yeniden çocuk olmak gibi.

Aslında anne baba olmanın en rahat dönemini yaşıyoruz.

Ankarada bir yağmurdur gidiyor.Bu arada tutmayan hava tahminleri konu oluyor evde.Yani yakın zamandaki hava tahminlerinden bahsetmiyorum.Baharda gazetelerde yer alan bu yaz kavrulacağız haberleri söz konusu olan.Yoksa bacaklarımın ağrımasına bakıp ben bile yağışın olcağını söyleyebilirim.Bu arada bacaklarım gerçekten ağrıyor.İşte gün boyu hareketsiz kalmak hiç iyi gelmiyor.

“Yağmurun asıl sebebi rahmettir.Zamanını da Allahtan başkası bilemez ”
Derin konu aslında.Merak edenler internette güzel makaleler var bakabilirler.

Cuma hava çok serindi.Akşam iyice serinledi.Akşam arkadaşın oğlunun sünnet düğünü vardı.Kır düğünü oldu ağaçlar arasında.Düğün çok güzel olmasına rağmen serin havadan dolayı fazla kalamadık.Her zaman olduğu gibi kuzu çok eğlendi, müziğe eşlik edip dizlerini kıra kıra oynadı.Hopladı zıpladı.O gecenin en güzel tarafı yemekte gelen tavuğu çok güzel yemesiydi.Annenin en çok bu hoşuna gitti.

Ordan Panoraya geçtik.Mothercareden indirimden birşeyler aldık.Diğer yerlere göre burdaki dükkanda çok daha fazla çeşit kalmış.Diğer yerler biraz talana uğramış.

Haftasonunun en güzel kısmı pazar günü ODTÜ de geçirdiğimiz vakitlerdi.Hava bir açtı bir kapattı ama etrafın yeşilliği mis havası beni çok mutlu etti.Pazar aslında erken basladı ama kuzu sütünü içip uyudu.Anne biraz temizlik yaptı.Babayı sık sık uyandırmaya çalıştı ama kuzuyla babası ancak 11:30 gibi uyandılar.Ondan sonra baba hadi ODTÜ ye gidelim çatıda kahvaltı yaparız dedi.Kuzunun kahvaltısını yanımıza alıp çıktık.

Bizim kız hemen oyuna başladı anneside arkasında bir elinde kaşıkla birşeyler yedirme derdiyle peşinde dolandı.Görenlerin çoğu “şimdiki bütün çocuklar böyle Allah kolaylık versin” dediler :( Böyle bir anne olmak hiç istemezdim aslında.

Yine etraftaki bütün insanların ilgi odağı oldu.Bizim tıfılın farklı bir elektriği var insanları çeken.Bu da blogumuzun en iddaalı cümlesi oldu :P

June 28, 2010 Post Under evlat - Read More

Yorgun Günler

Kafam çok dağınık.Çok yorgun hissediyorum kendimi.Konu yok.Yazacak çok birşey bulamıyorum.
Birkaç foto ekleyelim en iyisi.

Uğraşa uğraşa sonunda saksıyı devirdim.Hemde üstüme devirdim.Bana birşey olmadı ama her yer battı.Annem de kızdı.

Öyle düz serin yerlere dayanamıyorum.Hemen uzanıyorum serin serin ohh ohh.

ODTÜ’nün temiz havasında 50 dk. uyku 5 saat gibi geldi bana.

Babamla merdiven in çık oynuyorum.

June 21, 2010 Post Under Öylesine - Read More

İsyan Ettim

Bugün kötü bir günümdeyim heralde ki sabahtan beri birşey yememekte ısrar eden kızım beni öyle sinirlendirdi kii kendime zor hakim oldum.Birşey yapacağımdan değil ama içimde fena bir kızgınlık, tahammülsüzlük yükseldi ve beni darmadağın etti.Sabah sabah iştahım bile kaçtı.

Yani nedir derdi bilmiyorum az mı dua ediyorum az mı şükrediyorum hırs mı yapıyorum çok mu karşılaştırıyorum nerde hata yapıyorum nerde?

Sabah gelen şehit haberleri için ağlıyorum şimdi.Ne dayanılmaz acıdır kii uzaktan böyle ağlatır.

June 19, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Şu günlerde

Yaz geldi de geçiyor.Haziran ayını yarıladık çoktan.Araya Ramazan ayıda girince yaz bitip gidecek.Vakit çok hızlı geçiyor her nedense.Özellikle yaz günleri çok çabuk geçiyor.Çalışan anne bu geçişi daha buruk hissediyor.

Tv lerde gazetelerde Gazzeden özellikle kucaklarında bebekleriyle anneler karşıma çıkıyor.Burnumun direkleri yanıyor, gözlerim doluyor.Bunca lüksün içinde büyütmeye çalıştığım kuzumun yanında evlerine yıllardır meyve bile girmeyen çocuklar var çok uzak olmayan bir yerde.

Küçücük dünyamda haksızlığa bu derece dayanamazken,büyük haksızlıkların, dayanılmaz zülümlerin rahatlıkla yapıldığı bir dünya burası: Yalan dünya…

Çokça gaflet unutturuyor, içimizi sızlatıp geçen şeyleri.

Neyse…

Tatile gitme planları yapıyorum kendimce.Kuzuya mayo, terlik, krem gibi şeyler bakınırken buluyorum kendimi.

Kuzu havalar ısınınca bizim odadaki park yatağında yatmaya başladı.Ben öyle istediğim için oldu bu.Genelde kendi odasında anneannesiyle birlikte yatıyordu.O olmadığı zaman ben onun odasında yatıyordum yani pek yalnız yatmadı denilebilir.İlk başlarda telsizi açıp onu odasında yatırıyordum ama sonradan fark ettim ki geceleri uyanıyor ve hızlı hızlı parmak emmeye başlıyordu.Bu esnada benim sesimi duyarsa parmak emmeyi bırakıp uykuya dalıyor aksi durumda uzun süre parmağını emmeye devam ediyordu.Bu durumu farkettikten sonra onu yalnız yatırdığım zamanlara çok üzüldüm.

Aslında doğduktan çok kısa süre sonra benim sesimi duyar duymaz sakinleştiğini farketmiş ve kuzuya sarılıp ağlamıştım.Bebeklerin anne karnındayken bile annelerinin sesini tanıdıklarını okumuştum ama bunu yaşayarak farketmek çok daha şaşırtıcıydı, gayret vericiydi.

İlerde illaki bizim yanımızda yatacağım diye tutturur gibi kaygılarım yok.Özgür bir yanı var hemen farkedilen.Anne babası gibi öyle kısıtlamaya pek gelmiyor.Kuzu yavaş yavaş kendi tercihlerini ortaya koymaya başladı aslında..Mesela yüzüstü yatacak, çarşaf serin olacak.Bunlar hoşuna gidiyor.

Bebeklerde 2,5 – 3 yaşına dek beynin kendi kendini sakinleştirme ile ilgili bölümün gelişmediği söyleniyor. Rahatlamak için ebeveyn yardımına ihtiyaç duyarlarmış. Bir uyku safhasından diğerine geçerken uykuya tekrar girmekte zorluk çekmelerini bundanmış. Onun için yalnız başına uyanmak korkutucu gelirmiş. Araştırmalara göre anne babayla yatak paylaşan bebek daha az ağlıyormuş, kalp atış ve nefes alışı daha düzenliymiş ve ebeveyn ile bebeğin beraber uyumalarını özellikle ilk 6 ay ve sonrasında, bebeğin gelişimi açısından önemliymiş diyerek konuyu özetleyip kapatalım.

Kuzu büyüyor sürekli konuşuyor.Biz pek anlamasakta birşeyler anlatıyor tatlı tatlı.Akşam bizi görünce özellikle babayı görünce sevinç dansları yapıyor kendini yerlere ata ata.Yamyam dansı diyorum ben buna.Çok mutlu, huzurlu bir çocuk maaşallah.

Büyüdükçe işler kolaylaşıyor mu? Evet kolaylaşıyor en azından yemek olayı kolaylaşıyor.Biz ne yiyorsak ona da onu yedirmeye çalışıyoruz.Az yese de yiyor.Kilo alımı durdu gibi.Çok hareketli ve yediklerini yakıyor zannımca.

Fotolar 1 ay öncesine ait ama koyalım.

June 18, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Teyze kızı Zehra

Fotolarda yokum çünkü çeken benim :P

June 11, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Senden Önce Senden Sonra

Senden önce senden sonra aslında çok klişe bir ifadedir.

Dün kız kardeşim doğum yaptı.Hayatımda gördüğüm en güzel bebeği doğurdu 41X maaşallah .Küçük bir bebek ama öyle güzel öyle tatli kii.Cin cin etrafa bakınıp durdu.Seslere tepki verdi kuçakta gezinmenin hoşuna gittiğini kedi gibi omuzda yatarak belli etti.

Üniversite hastanesinde normal doğum oldu.Hastanenin doktoru olmasından mıdır nedir koca bir ekiple doğum yaptı.Çok itinalı bir doğum oldu.İlk kez normal bir doğumu başından itibaren takip etme şansını buldum.Öyle heyecanlandım kii herkesi soru yağmuruna tuttum.Ayrıca çenem öyle bir düştü kii mutluluğumu heyecanımı öyle bir döktüm ki ortalığa yüzüme bakan içimi aynen görmüştür yanii.Hatta halimi görenlerin sık sık burcumu sorması bundandır bundan!

Tamam çok heyecanlandım çok mutlu oldum ama birşeyler farklıydı.O telaş arasında hep kuzuşum aklıma geldi kanatlanıp yanında olmak istedim.Öyle özledim öyle özledim kii herşey onu çağrıştırdı.Yine kız kardeşimin ilk kızının doğumunda, onu ve kızını bırakıp eşimle eve döndükten sonra o bebeği öyle özlemiştim ki sürekli ne yapıyordur nasıldır annesi neler hissediyordur diye düşünmekten sabaha kadar uyumamıştım.Durum bu sefer öyle olmadı.Nöbeti diğer teyzeye devredip eve geldim.İçim rahattı, sağlıklı sıhhatli bir bebekti ve çok güzel doğum olmuştu, gözüm arkada değildi.Kapıdan girdim ve kuzumu gördüm o an herşeyi unuttum, bütün yorgunlugum o güzel bebeğin suretiyle birlikte uçtu gitti.Kuzuma sıkı sıkı sarıldım, kokladım.Anladım ki hiçbirşey eskisi gibi değildi.Önceden teyzeydim, halaydım ama artık anneydim kuzumun annesi.Anladım ki kimse kimsenin çocuğunu kendi çocuğu gibi sevemezdi :(

June 10, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Cuff cuff dışarı

Yazı seviyorum herşeyini seviyorum.
Daraldı mı bunaldı mı birşey yemiyor mu at bebek arabasına cufff dışarı.
Giysin yazlıkları güneşlensin bakınsın.
Anne de bakınsın kafa dağıtsın.

Ankara çöllerinde gezinti

Aaaa kırıldı yaaa!!!
June 8, 2010 Post Under Dişler - Read More

Ne desem ki

Resme iyi bakın ne görüyorsunuz?

Parmak emiyor derken ayrıca parmak burunda geziyor.Bizim kız burun deliklerini keşfetmiş.Burnunu karıştırmak değil onunkisi.Tamamen kendini keşfetmek.Parmağını burnuna sokuyor eline gelenleri inceliyor inceliyor sıkılınca kurtulmaya çalışıyor :)

Ayrıca iki işaret parmağını kulaklarına sokarak kulaklarını kapatıyor.Böylece etrafın sessizleştiğini farkediyor.Öylece bir süre durduktan sonra parmaklarını çekiyor ve kahkaha atıyor.Duyma kavramını kendi kendine anlatıyor.

Betül’ün yorumunu okuyunca aklımaHouse’nın bir bölümü geldi.İstemeye istemeye poliknikte hasta bakan Dr. House a , abisine bakması için emanet edilen 1-1,5 yaşında küçük bir çocuk gelir.Çocuk kıpkırmızıdır ve nefes almakta zorlanır.Burnunda birşeyler vardır.Burnundan sırayla itfaiye eri ve itfaiye aracı,minyatür polis ve minyatür kedi çıkar.Ufaklık meğersem önce kedisini sokmuş burnuna sonra onu kurtarsın diye polisi ve itfaiyi devreye sokmuş.Ne gülmüştüm ama.

June 7, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Toddler Shopping ( bızdık alışverişi)

KİSD (kendi izini süren deli imiş :) ) in mimini cevaplayalım.

1) Nasıl giydiriyorum?

Genelde özenli giydirmeye çalışıyorum.Çorap renginden ayakkabı rengine kadar abartı dikkat ediyorum.Gündüzleri anneanne baktığından canı nasıl giydirmek istiyorsa öyle giydiriyor.Genelde günlük kullanım için ütüsüz olup çekmecelere tıkılanları tercih ediyor. Havalar burda da çok ısındı ama anneanne bir türlü kısa kollulara geçemedi.Biz haftasonları kafamıza göre takılıyoruz.Kışın alt olarak sezon fiyatına morhercare in polar altlarını almıştım.Onlar sürekli ayağındaydı.Doğumdan hemen sonraki indirimlerden bu kış giyilmek üzere aldığım çoğu şeyi giydi.Öyle fazla fazla almışım ki kendim bile inanamadım.Aslında kreş olayını düşünerek bol bol almıştım.Baba kıyamadı 1 yaşındaki kuzusunu kreşe vermeye.Saolsun anneannemiz bakıyor şimdilik.

Yine kreşi düşünerek indirimden aldığım chicconun 1 yaş için kadife ve kıot pantolonları elimde kaldı.4 tane pantolon kızım 4 aylıktı aldığımda.Büyür gürbüz bir bebek olur içlerini doldurur sanmışım ama olmadı bütün kış 8 kiloda ısrar eden kuzunun belinde durmadılar.İnşallah bu Eylülden sonra giydireceğim.Biraz kısa gelselerde kararlıyım giydirmeye.

Ayrıca kışın uyku tulumu kullandık.Öyle deli yatıyor kii başka şekilde olmasına imkan yoktu zaten.

2) Marka mı? Pazar mı? Semt butiği mi? Nerelerden alışveriş yapıyorsunuz?

Şimdilerde hep markalı kullanıyoruz.Hemen hemen bütün markalardan birşeylerimiz var.İndirim sezonlarını takip ettiğimiz için pazar fiyatından pek farkı olmuyor.Aslında pazarda çok beğendiğim birşey olduğunda düşünmeden alırım ama model ve dokularını beğenmiyorum.Öyle olmadık yerlere birşeyler iliştiriyorlar, abartı işlemeler danteller felan pek beğendiğim şeyler değil.Şimdi kuzu küçük, herşeye ben karar veriyorum ama ilerde kendi seçerken öyle cafcaflı kıyafetlere karışırmışım gibi geliyor.Mesela LCW ın hemen hemen bütün kız bebek kıyafetlerinde kulandığı renkler hiç hoşuma gitmiyor.Bu sene renkler daha ağır ama özellikle geçen yıl çok fazla kullanılmıştı.

Birde kıyafette yazı olayını sevmiyorum.1-2 sene önce öyle değilmiş aldığım kıyafetlerden anlıyorum ama şimdilerde öyle kıyafetin her yerine markanın isminin işlenmesi hoşuma gitmiyor yine.Kısaca sade seviyorum ve sade seçiyorum.

Genelde üzerindeki aya uyumlu gidiyoruz.Birkaç markanın kalıpları çok dar özellikle Zara.Nexti bende seviyorum.
İndirimde fiyatları oldukça uygun olan mothercare in modelleri güzel ama kalitede yerli markalardan aziz bebe ve tintini bebenin kalitesinden uzak.

İnternetten kıyafet almaya pek cesaret edemiyorum.Belki başka dükkanlarda gördüğüm nasıl olduğunu bildiğim şeyler için olabilir.

Şimdilik kızıma alışveriş konusunda kendimi çok sıkmıyorum.Öyle çok beğendiğim birşey olursa alıyorum.İçimde birşeyler kalsın istemiyorum.Bu günleri doya doya yaşamak istiyorum.Nasıl olsa kızım biraz daha büyüyünce elindekilerin kıymetini bilmesi ,şımarmaması açısından terbiye adına,ona ve kendimize sınırlama getireceğiz.

3)Haftada 3-5 defa makine döndüren çamaşır canavarlarının cicilerini ütülüyor musunuz?

Ütülemeye çalışıyorum.Ütülü olduklarını ,hazır ve nazır olduklarını bilmekten çok büyük haz alıyorum.Aksi durumda canım sıkılıyor ve aklım hep ütüde oluyor.

Bir evcilik oyununun içindeyim sanki.Ben küçük bir kız çocuğuyum, kızımsa benim oyuncak bebeğim.Hamileliğimden beri böyleyim.Kızımı giydirirken ona birşeyler alırken onun kıyafetlerini yıkayıp ütülerken hep oyun oynar gibi mutlu oluyorum.

4) Terlik mi sandalet mi?

İkisinide kullanmıyoruz.Terlik olayı için çok erken diye düşünüyorum.Ayakkabıda ortopedik olmasına dikkat ediyorum.Genelde deri kullanıyoruz.Çorapsız hiç giydirmedim.Hediye gelen birkaç ayakkabımız var biraz büyükler Eylül gibi giyer insallah.

5)Şapka sorun mu? Nasıl çözüyorsunuz?

Çok sorun.Sürekli kafasından atıyor.3 ayrı şapkayla dolaşıyoruz.Belki birini sever diye.Öyle bağlamanın pek faydası olacağını sanmıyorum.Çıkartana kadar çekiştireceğini biliyorum.Büyüdükçe bazı şeyler çok zorlaşıyor.

6)Malum deniz mevsimi açıldı. Mayo kullanıyor musunuz?

Denize gitme şansımız pek olmadı ama bu sene çok istiyoruz.Kızımın ten rengi çok açık mayoya ihtiyacımız olur di mi? Onun dışında mayo bezleri kullanmıştı teyzemiz ve çok memnun kalmıştı.

Hadi mimi beğenen olursa ayrıca vakti varsa yazsın please!!! Ben bütün yazanları okudum :)

June 3, 2010 Post Under kuzu - Read More

Yazmalı yine

Burası kuzunun blogu ondan bahsetmeli!!

18. ay aşılarımız için dün sağlık ocağına gittik.Doktorun odasına girdik.İçerde bir hasta vardı, doktor meşguldü.Bizim kuzu hemen içeriye dalıp etraf bakınıp konuşmaya başladı.Doktorun masasındaki açık çekmeceyi kapattı.Kilo, baş çevresi, boya bakıldı.

Kiloda 9600 olmuşuz.Hasta olup aldığımız kiloları vermezsek 2 yaşımızda olmamız gereken kiloyu yakalarız diye düşünüyorum.İnşaallah diyelim.Boy 82 dediler ama o kadar var mı kine?

Güneşli güzel bir havaydı,bebek arabamızla gitmiştik.Kuzu gidip gelirken güneşini bol bol aldı.Evin önünde arabadan indirdim bahçede oynadı biraz.Kapının önüne geldik ama eve girmek istemedi.Eşyalarımızı anneannemize verip, merdiven inip çıkmaca oynayalım dedim.Merdivenlerin başına geldik ama oralı olmadı.Hemen yan taraftaki karşılıklı dairelere açılan kapıya yöneldi.Komşuya oturmaya gitmek istiyormuş. Hemen Selma Teyzemizin kapısını çaldık.O yanımda kapının önünde kapının açılmasını bekliyor.Sıradan bir belkeyiş değil bu.Öyle bilinçli bekliyor ki sanki 1,5 yaşında bir cimcime değilde 7-8 yaşında bir çocuk duruyor yanımda.Arada bakınıyoruz birbirimize, biraz bekledikten sonra selma teyzesinin gelip kapıyı açacağını biliyor.Gayet sakin bir bekleyiş.Demek hep böyle oluyormuş, anne gidip kapıyı çalıyormuş o kucağımda sakin sakin kapının açılmasını bekliyormuş.Ama kapı açılmadı bu sefer Selma Teyzemiz evde yokmuş.Sonra hemen diğer kapıya yöneldik.İçerden süpürge gürültüsü geliyor, komşumuz evde diyorum.Ama yine açan yok.Epey bir zile basıyorum.Kuzu öyle sabırla bekledi kii kapının açılmasını.Annenin gözünün önünden hiç gitmiyor bu hali.
Öyle güzel , öyle özel kii tarifi zor.

Nereye bakıyor bu kuzu?

June 1, 2010 Post Under kuzu - Read More