<BGSOUND src=\"adres\" loop=infinite> Archives: 2010 July | Aslı Elif Malcı

Archive for July, 2010

Bunun boyu uzamış

Aslı Elifi gören herkesin verdiği ilk tepki bu oluyordu son günlerde.Yok canım aynı pek uzamadı diyordum.Öyle geliyordu.Dün akşam oturma odasındaki pencerenin küpeştesinin altına girmeye çalışırken kafasını çarpmasıyla anladım ki aradaki 2-3 cm lik boşluk dolmuş.Biraz daha uzamış bizim tıfıl çok şükür.

July 30, 2010 Post Under kuzu - Read More

Tatil ayrıntıları

Kuzuyla ilk tatilimizi yaptık geldik.Çok yorucuydu açıkcası.Hani geçeyim bir köşeye denizi seyredeyim, içeceğimi yudumlayım kafamı dinleyim olayı hayal oluyor.Biz karı koca alışmışız böyle rahat tatillere dönüşte kendimizi pek dinlenmiş hissedememiştik.Ancak bugün işe gelince anladım ki aslında en kötü tatilde bile kafa rahatlamış oluyor.Şimdi resimlere bakıyorum videoları seyrediyorum mutlu oluyorum, hafif sarhoşluk hali var üzerimde.

Bizim tıfıl ilk günlerde ne denizi ne de havuzu sevdi.Denize yaklaşması 3. günün sonunda oldu.Havuza bir denemeden sonra hiç girmedik, girmeye çalışmadık.Aslında deniz o kadar güzeldi ki havuza girmek vakit kaybı olurdu.

3 gün boyunca deniz aktivitesi olarak kumlarda koşturmakla yetindi.Bizde denize doğru yönelmesini, sulara dokunmasını bekledik sabırla.Ama o beklenen an hiç gelmedi.Sonunda anne dayanadı aldı tıfılı kucağına, soktu denize.Nasıl bir tepki, nasıl beni burdan çıkar feryatları sormayın.

İlk günlerde otelin çocuk parkına takılmayı tercih etti bizim tıfıl.

Akşamları ilk başlarda cimlerde koşturduk.Sonrasında yavaş yavaş plaja indik serinlikte.

Animasyonlara katıldık.Bacaklarımızı kıra kıra oynadık sahnede bol bol.

Yavaş yavaş oyun modunda kumlarla ve suyla yakın temasa geçti.Saat akşam 8 gibi.Gezmeye çıkmıştık aslında.Hazırlıksız yakalandığımız için ayakkabılarımızda dahil herşey ıslandı.Hiç sorun değil deyip bir güzel oynattık.Çok mutlu oldu.

Anne ve baba için öyle özel anlar ki bunlar her anını karelendirmek çabasındaydık bütün tatil boyunca.

Yine bir yemekten sonraki akşam gezmesi.Pozisyon malum bildik klasik pozisyonumuz

Ve ve sonunda kremlerimiz süründük, mayomuzu giydik, indik plaja.

Mayomuz Paristen.İlknur Teyzemizin büyük bir organizasyonla didime ulaştırdığı ve tatil boyunca üzerimizden hiç çıkmayan mayomuz.Özellikle babamız bayıldı.Saklayacağımız kıyafetlerimiz arasına soktuk kimselere vermeyeceğiz.Burdan çok ama çok teşekkür ediyoruz tekrardan.

Aslında tatilin başlarında çok tedirgindim.Çok yanacak, güneş çarpacak gibi korkularım vardı.Boşuna korkmuşum.Plajda en fazla bir saat kaldık.50 faktörlük kremler kullandık, hiç sevmediği şapkalarını şaşırtıcı bir şekilde hiç başından çıkarmadı.Tam sıcak bastı bunaldı dediğim anlarda boynuna kadar denize soktum.Sonrasında tuzlu suyla kalmasın diye duş aldırıp kurulayıp yaa tekrar plaja bıraktım ya da bebek arabasında uyuttum.Bu kısımlara çok kafa yormamıştım ama böyle davranmak gerçekten çok koruyucu oldu.

Bir haftalık tatilde en büyük kurtarıcımız yeni aldığımız baston bebek arabamız oldu.Yatak kısmı geniş ve uzun olduğundan uyuması çok rahat oldu.Bizim kuzu bebek arabasıyla gezmeyi sevdiği için sıkıldıkça gezdirdik, yoruldukça oturtuk.Çok işe yaradı kısacası.

Mayoda bir terslik görülüyor mu?

Anne denizdeyken,odada uyuyan kuzunun başında bekleyen baba kuzu uyanınca hazırlayıp, mayosunu ters giydirip plaja getirmiş.Güldüm görünce.Canım benim bu aşk bu sevgi hiç bitmesin.

Sattı bu kız tatilde anneyi.Baba delisi oldu.Yazdım bunu bir kenara.

Bikinili yakalandım eyvah!!!

Gezerim denizde simidimle
Hiç korkmam bakarım etrafa
Bilirim ben her zaman
Yanımda annem varsa bana birşey olmaz!!!

Son akşam.
Eski günlerdeki gibi kalan temiz kıyafetleri giyip, takıp takıştırıp indik yemeğe.Ordan plaja yönelen kuzunun peşinde elinde yoğurtla dolanan anne olarak tatili özetleyen bir foto olmuş.

Bu da plajda zorla yoğurt yiyen kuzu.
Aslında 1-2 günümüz daha olsa bizim tıfıl denize daha bir alışacaktı.Son akşam hava kararmasına rağmen plajdan çıkaramadık.Onun bu halleri bize iyiki gelmişiz dedirtti.

Otelden ayrılıyoruz artık.Son anlar son pozlar.


Şişmanım ama güzelim, di mi? Neyse her zaman olduğu gibi bu tatilde de en çok eğlenen, en çok yüzen ve en çok yiyen yine bendim.Yüzmede kendi rekorumu kırdım.Yeşil sularda mavi mavi yüzdüm.Deniz o kadar güzeldi ki doyamadım aslında.

Otelin servisiyle havaalanına gidiyoruz.Kıpır kıpırım.Bütün yol boyunca cin gibiydim.Babamın kucağında yolu seyrettim.Araç durduğu zaman kalkıp “aç” diye bağırdım şöföre, durma git anlamında.Anlamış mıdır kine?

Havaalanında turluyorum.Çok tatlıyım çok.

July 27, 2010 Post Under kuzu - Read More

Döndük!!


Didimde tatildeydik, döndük.

Güzel resimlerle yakında burdayız

July 26, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Kuzen Zeynep, Kuzen Zehra

yalan olur bir gün yalan
yaşadığın aşkın sevdan
yaradandır baki kalan
hayat ne garip
cem karaca

Bir dereye bakıyorsunuz.Şırıl şırıl bir dere, inişli çıkışlı.Üzerinde su kabarcıkları var, köpük köpük.Pırıl pırıl güneşin ışığıyla parlayıp bir süre sonra ufalıp soluyorlar.Ardından başka su kabarcıkları aynı şekilde güneşe bakıp ışığını emip gözlerde bir pırıltı bırakıp gidiyor.Onlar gidiyor güneş kalıyor.Güneş yerinde durduğu sürece bu pırıltıyı yansıtacak tanecikler hep bulunacak.Gündem ne olursa olsun yönleri nereye dönerse dönsün bu böyle olacak.Bu basit bir benzetme sadece.Hayatı anlatmaya çalışan bir benzetme.Yukardaki kuzu tanelerinde görülen pırıltıyı anlatan bir benzetme.Hayat pırıltısı ve hayatın asıl kaynağına, geçip giden şeylerin anlattığı sonsuzluğa dair.

July 16, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Bir de konuşsa, gülerim ha ha


Bu foto çok hoşuma gidiyor.Öyle güzel bakmış kii.Doyamıyorum bakmalara dönüp dönüp bakıyorum.

Kuzu bu sabah ben evden çıktıktan sonra çok ağlamış.Hep yanında olmamızı istiyor.Dün akşam saçlarını kestirip gelirken arabadan inmesi geçiken babayı göremeyince öyle ağlamaya başladı ki bir hışımla indirdik babayı arabadan.Ne zaman geçer bu durum acaba?

Tatile çıkacağız kısmetse bu haftasonu.Nihayet 3 yıldan sonra ilk tatilimiz olacak.Çok heyecanlıyız aslında.Biraz da tedirgin.Nasıl olacak kuzu eğlenecek mi? Ne tepki verecek, hasta olacak mı gibi sorular var kafamızda çokça.

Geçen hafta hasta idik.Görünürde sadece boğaz kızarıklığı vardı.Ateşimiz çıktı ama çok yükselmedi en fazla 38.4 olmasına rağmen yaz ayında çok tedirgin etti bizi.2. günün sonunda ateş kayboldu, fena bir geniz akıntısı başladı ve anladık ki üşütmüşüz kuzuyu.Doktora tekrar götürdük, geniz akıntısı çok rahatsız ediyordu ve kötü kötü öksürüyordu.Rahatlaması için bir şurup verdi.Bizde fırsatı değerlendirip bu hafta sonu çıkacağımız tatili sorduk.Klima aralıklı açılacak, bol bol mola verilecek felan deyince doktor, arabayla olmayacağını anladık.Yol çok uzundu ve birşekilde klima açılacaktı.Uçakla gideceğiz inşaallah.Bunların dışında biraz iştahsızız.Yani hep iştahsız aslında ama hastalık durumunda hiçbirşey yememeye kadar gidiyor.Anneannemiz hasta ve bu durum onu çok yoruyor.Biz tatile gideceğiz o da biraz dinlenecek.Bizimle gelmesini çok istedik ama başka sağlık sorunlarından dolayı istemedi.Onunla eminim tatil daha kolay olacaktı.İnşaallah seneye hep beraber oluruz.

Şu aylarda maaşallah çok büyüdü.Herşeyi anlıyor.Garip garip şeyler yapıyor şaşıyoruz.Sanki konuşmayı biliyor daa ne işe yaradığı konusundan emin değil gibi.Mesela geçen hafta hastalığın verdiğ asabiyetle oyuncaklarına dokunan Baran Abisine “elleme” diye öyle bir bağırdı ki Baran şaşırdı ve “elleme” dedi ilknur teyze bu yaa diye söylendi yavrum.Evet “elleme” dedi.”Elleme” de nerden çıktı ki? Biz hiç kullanmayız ama anneanne bol bol kullanıyor.Yakında “gepet” diye bağırmaya da başlarsa şaşırmayacağız.

İşte böyle benim bir an önce valizleri hazırlamam gerekiyor.Aslında 1 aydır kafamda listeler hazırlıyorum, eksikleri alıyorum.Bakalım hiçbirşeyi unutmadan yola çıkabilecek miyiz?

July 15, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Gelde koyma!!!

İşyerindeyim, gülemiyorum şöyle kahkaha ata ata, bari buraya koyayımda ara ara okuyup güleyim hakkıyla.

itiraf.com’dan,

“Kardeşim doğduğunda azalan ilgiden dolayı onu kıskandığım için değil, nüfus cüzdanında benim neden adım yazmıyor diye günlerce ağlamıştım. Ne dedilerse ikna edemediler beni. Onlar anne babaysa, ben de ablaydım. Hayret bir şey! “

July 13, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Kocam İçin

Pazar kocamın doğum günüydü.35 oldu.Büyüdü kocaman oldu :)
Bir 35 yıl daha birlikte olurmuyuz dedim, sanki 35 yıllık ömrünün tamamında ben varmışım gibi.
Çok buldu 35 yılı.70 yıl yaşamayı mı düşünüyorsun dedi.Diliyorum, istiyorum evet neden istemeyeyim ki sevdiğim adam ve yavrumla koca bir ömür diliyorum.

Zaman çok hızlı ilerliyor aslında.Kızının peşinde koşturan babaya ait fotolardan biri 3 mayısta, diğeri 6 temmuzda çekilmiş.Sanki daha dün gibi.Nasıl bir hızla geçmiş 2 ay.Düşündükçe garip bir duygu sarıyor insanı.

CEBECİ İSTASYONU VE SEN ( “Haydarpaşa Garı ve Sen” oluyor burası bizim için)

Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü

İncecikten bir yağmur yağıyordu yollara

Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi

Sıcak bir kara sevda

Yüreğimizin başında bağdaş kurup oturmuştu;

Acımsı, buruk.

mühürlenmişti ağzımız bir sessizlik içinde

Sessizliği üstümüzden atamıyorduk

Bir saçak altında kararsız, yorgun

Saatlerce duruyorduk

Kimse görmüyordu bizi

Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü

Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi

Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü

Bir başka türlüydü bu insanlar

Sen bir başka türlüydün

Gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi

Gözlerin gözlerimde erimekteydi

Bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun

Beni bırakma diyordun

Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam

Bir yalnızlık duyuyorduk

Ağlıyordun, ağlıyordun…

Cebeci İstasyonunda bir tren

Nefes nefese soluyordu

Gerilmiş bir keman teli gibiydik

Ankara Kalesi’nde bir eski çalar saat

Bilmem kaça vuruyordu

Bir yağmur yağıyor inceden ince

İçimizdeki binbir düşünce

Harmanlar misali savruluyordu

Islanmış bir ceylan yavrusu gibi

Tiril tiril titriyordun

Gitsek gitsek diyordun.

Yüreğimin atışından deli gönlümce

Sırıl sıklam, paramparça, permeperişan

Türküler söylüyordum

Ağlıyordun, ağlıyordun…

Şimdi, şimdi seni düşünüyorum

Cebeci yollarında rüzgarlar esiyor, serin

Paramparça düşmüş gönül ufkuma

İki yıldız gibi gözlerin

Gel Ey ciğerime saplanan hançer

Gel ey yüreğime oturmuş kurşun

Göçmen kuşlar gibi çok uzaklardan

Gel artık

Ne olursun

July 13, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Yumuşak dokunuş!

Postun başlığını son 1-2 yazım için kocamın “klavyeyi kırmışsın” yorumu üzerine verdim.Yumuşak yumuşak yazdım bu sefer.Kuzunun blogunda kuzuyu yazdım yani.

Miraç Kandiliymiş bugün.Öğlen kuzuyu evde bırakıp işe dönerken simitçilerin astıkları branda üzerindeki yazılarda olmasa bugünün kandil olduğu bilmeyeceğim.Oysa ki yakın bir zamanda panik bir şekilde Berat Kandilinin ne zaman olduğuna bakmıştım.Bütün mübarek geceler gibi bu geceninde ifade ettiği en büyük şey dua ve lütuftur.Öyle bir geceki bütün bir yıl olacakların Rabbimiz katında yazıldığı gecedir Berat.

Anne olduktan sonra kandiller arasında en fazla Berat beni duygulandırır oldu .Farklı farklı anlamların kapısı açıldı gönlüme.Bir hamile için doğacakların, öleceklerin yazıldığı bu gecenin anlamı öyle büyük oluyor kii eli karnında öyle hıçkıra hıçkıra o dağacaklar arasında yavrusunun da olması için dua ediyor.Göz yaşları gayr-i ihtiyari, ondan değil sanki, ondan olsa hakim olabilir, durun diyebilir belki.

Neyse…

Kuzu hasta.Gece boyunca kötüydü.Sabaha karşı biraz dalıp uyuyabildi.Doktora götürdük.Boğazında kızarıklık varmış.Bunun için boğaz kültürü verdik.Kültür sonucuna göre ilaca karar verilecek.İdrar vermemizde gerekiyordu aslında ama idrar torbası kayınca onca beklemede boşa gitti.Doktorumuz ateşin gidişatına göre tekrar idrar olayını düşünürüz dedi.Öğlen kuzuyu yıkayıp ateşin düştüğünden emin olduktan sonra işe gelebildim.Kıyamıyorum yavruma ama şükür çok şükür herşeye.

Hafta sonu artık rutine bindi.Kuzuyu alıp ODTÜ ye gidiyoruz.İyi oluyor hepimiz için.

Kimse kızmasın bebek koltuğundan ön koltuğa transfer oldum.

Bu haftasonu ODTÜ de sınıf arkadaşlarımdan birinin ikiziyla karşılaştık.Tıpkı kendisi gibi onunda ikiz kızları olmuş.Nasıl sevimliler, nasıl birbirlerine benziyorlar insan şaşıyor.2,5 yaşlarına basmışlar.Kızım peşlerinde epey koşturdu.Onlara bakınca keşke bizim kuzuda ikiz olsaydı düşüncesi geçti.Öyle bir ihtimal olduğu için geçti.2 embriyo transfer edilmişti ve ben ikiside tutarsa diye çok korkmuştum.Gerek hamileliğin zorluğu gerekse sonraki bakımlarının zorluğu açısından fazla bir endişe duymuştum.Oysa bazı şeyleri Allaha havale etmek ve hep en hayırlısı için dua edip öyle gereksiz endişelere kapılmamalıydım.Her zaman olduğu gibi yine beceredim böyle davranmayı, Rabbe teslim olmayı.

İkiz büyütmek kolay mı? Elbette zor ama bir şekilde dışardan yardım alınır yardımcı tutulur, idare edilirdi.Beslenme konusuna gelince 3 çocuk büyükmüş gibi beni yoran kızım açısından etrafta kardeş olması yeme yönünden iyi olabilirdi.Ayrıca anne sütü 2 çocuğa yetecek kadar boldu ve kızım içmek istemediği gibi gün geçtikçe azaldı.Mamaların, meyvelerin en iyisi alındı ama çoğu atıldı, hala içilmeyen sütlerin atılmasına çok üzülüyorum.Kıyafet konusu deseniz 4 çocuk büyütür.

Nerdeyse 2 yıl sonra bunları sorgulamamın nedeni hep kafamı meşgul eden 2. çocuk meselesi olabilir.Ya da kardeş olayı demek daha doğru olur.

Sevimli kuzu
July 8, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Ateşlendik

Sabah kuzu ateşli uyandı.Akşam yıkamıştım ve yanımızda yatırmıştım.Odanın penceresini biraz aralamıştım.Hava gece boyuncada sıcaktı.Ama bizim kuzuyu çarpmış.Nasıl moralim bozuk nasıl kendimi suçlu hissediyorum anlatamam.4-5 aydır hiç hastalanmamıştı.Bu mevsimde havalar tam ısındı derken hasta etmek kötü oldu.Sabah ateşini düşürmeden işe gelemedim.Olmuyor çıkamıyorum evden, onu öylece bırakıp işe gelemiyorum.Akşama kadar bakacağız durumda bir kötüleşme olursa doktora götürüp boğaz kültürü ve idrar vermeyi planlıyoruz.Havada öyle sıcak ki.Bu sıcaklarda ateş daha bir tehlikeli oluyor.

Aslında epeydir blogu ihmal etmiştim.Aklımda çok şey vardı.Haftasonundan bahsedecektim, fotolar yükleyecektim.Artık bir sonraki posta inşallah.

Güzel düşünelim, güzel şeyler dileyelim, hep güzellikler olsun hayatımızda!!!

“İnsan anne olunca geçmişinde ne çok eksiklik buluyor” demiş Hilal bıraktığım bir yorum için.Hep daha iyi olmaya çalışanlar için çok yerinde bir tespit.İster bu annelik olsun ister başka birşey, birey olarak geçmişteki eksikliklerin, hataların farkına varıp daha iyi olmaya çalışmak hayatta edinilebilecek en güzel hedef değil mi?

July 7, 2010 Post Under Öylesine - Read More