<BGSOUND src=\"adres\" loop=infinite> Archives: 2010 August | Aslı Elif Malcı

Archive for August, 2010

Bir normal doğum hikayesi

Sibelin doğum hikayesini okuduktan sonra açıkcası dehşete kapıldım.Çok doğum hikayesi okudum ancak en kötüsü buydu.Doktorun gel, lavman yapınca doğum başlar sözleri inanılmaz bir cahillik göstergesi diye düşünüyorum.Benim okuduğum gördüğüm lavman doğum eylemi başladıktan sonra yapılır.Garip gerçekten ve acaba sibel yanlış anlamış olabilir mi sorusu geliyor aklıma.

Benim anlatacağım normal doğum hikayesi kız kardeşimin doğumu.Birebir gözlemlediğim ilk ve tek normal doğumdur.

Kardeşim 38. haftayı doldurur doldurmaz ağrıları başlamıştı ve telefonda konuşmamızda ağrıların çok arttığını hastaneye kontrole gideceğini söylemişti.Muayeneden sonra 3 cm lik açıklığının olduğunu ( nişan gelememiş, su gelmemiş) hastanede tutmak istediklerini söyleyip yanına gelmemi istedi.İlk doğumu çok hızlı olduğu için bununda öyle olacağını düşünüyordu.Sesi endişeli ve heyecanlıydı.Yine sesinden canının yandığı ağrının şiddetli olduğu belliydi.Hemen yanına gittim.Ağrıları azalmıştı rahatlamıştı.Eşide yanındaydı.Beklemekten başka birşey yoktu.Doğum eyleminin bir şekilde başlatılması için en az 5 cm açıklığının olması gerekiyormuş.Ayrıca ağrının durumuna göre epiduralin takılması içinde açıklığın en az bu kadar olması gerektiğini söylüyorlardı.1-2 saat yanında kaldım.Doğumu daha geç beklediği için hep çok istediği kapı süslerini ve bebek şekerlerini alamadığı için üzülüyordu.Hemen olaya el atılarak diğer abla arandı, siparişler geçildi.

Durumunda bir değişiklik yoktu.Doğum odasında yatıyordu.Eşi hastaneye giriş ve özel odasınına geçiş işlemlerini halletti.Birşey yiyip içmesine izin verilmedi ilk başlarda ama sonradan ağrılar azalınca yiyebilirsin denildi.Eğer 24 saat için ağrılarda bir artma olmazsa eve dönebilecekti.

Ben o kadar doğum ve doğum öncesi hazırlık hikayeleri okumuş biri olarak hemen kendimi ortaya atıp konuşmaya başladım.Bu 2. doğum epizyo yapmasınlar.ilkinde epizyo yapılmıştı.İkinci doğumu epizyosuz yapanlar var diyorum.Epidural bebeğin doğumunu geciktirip anne karnında strese girmesine sebep oluyor, bu yüzden epiduralde takılmasın diyerek kardeşime akıl veriyorum.

Akıl çok, saçıyorum ortalığa

Ben sonra işe döndüm.Yanına diğer kardeşlerim geldi.Kalabalık aile olmanın bir avantajıda bu.Asla böyle zamanlarda yalnız bırakılmıyorsun.

Beklemekten başka yapılacak birşey yoktu..Arıyoruz sürekli ama değişiklik yok.En son gece 3 te aradım ama kimse açmadı.sonra 6 da aradım eşi uyandı ve kardeşimin doğum odasında olduğunu, kendisinin uyuyakaldığını söyleyip bakmaya gitti.

Ağrılar başlamıştı ve bizimki ağlıyordu, dayanamıyordu.Aradan nerdeyse 24 saat geçmişti ve açıklık ancak 4 cm olmuştu.Ondan önce hadi suni sancı verelim, hızlansın denilmedi.Belenildi.Doğal akışına bırakıldı.

Sabah 9 gibi tekrar yanındaydım ve nihayet açıklık 5 cm e ulaşmıştı.Epidural takılması için ekibin gelmesini bekliyorlardı.Ekip geldi.Üniversite hastanesi illaki işin içine asistanlar karışacak.Anastezi asistanları epidurali takmaya çalışıyor.Biz dışardayız.Yarım saat geçti hala takılamadı.Ben şöyle bir kapıdan bakıyorum bizimki dudaklarını ısırarak ağlıyor.Ağrı fazla ama asistan 5 kez delik açmasına rağmen bir türlü takamadı.Bir taraftanda riskli bir işlem.İnsan o anda özel hastene, uzman bir ekip farkını anlıyor.Benimkini 1-2 sn içinde takmışlardı.Kendisininde doktor olduğu hastane, kendi seçimi, doktoru orda gibi sebepler var ortada.1 saatten fazla uğraştılar desem abartı olmaz ve bu sürenin sonunda kardeşim çok yorulmuştu.Takıldıktan sonra ağrıların geçmesini ve dinlenmesini beklediler.

Bundan sonraki aşama doğumu başlatma ya da hızlandırma aşamasıydı.Su kesesi patlatıldı.3-4 kadın doğum asitanı var odada.Onların en kıdemlisi bu işlemleri yapıyor ve diğerlerine aşama aşama anlatıyor.Arada kontrole gelen profesör doğuma yakın gelecek en kritik işlemleri o yapacak.Ben korkuyorum ya gelmezse diye.Bir terslik olursa acil bir şey olursa gibi.İnsanın aklına binbir türlü şey geliyor.

Hani yapılınca doğumun başlayacağı(!) lavman olayı ise sanırsam epiduralden önce oldu.

Su kesesinin patlatılması rahim ağzının tamamen açılmasını tetikledi.Yarım saat içinde rahim tam açıldı.Hızlı olduğunu söylediler aslında.Herşey gayet iyi gidiyordu.

Ve doğum başladı. Prof. Dr. Tuncay Nas da içerdeki ekibe katıldı.İtinalı ve kontrollu bir şekilde doğum yaptırdı.İlkine göre çok az epizyo yapıldı.Böylelikle benim ezberden verdiğim akıllar hiç işe yaramadı.Ağrıya dayanamadı, çok yoruldu epidural takıldı, prof epizyoya karar verdi felan yani.

İşte aşama aşama kardeşimin doğum hikayesi.

Kız kardeşlerim :D İkiside çok güzel değil mi?

August 26, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Bu da başlıksız olsun! Ne öyle başlık başlık!!

Birgün salon penceresinin önündeki berjere oturup elimde kitabım, çayımı yudumlarken okuduğum kitabın verdiği esinlenmelerle birlikte şu bloga daha farklı şeyler yazacağıma inanıyorum.

Garip bir akış var hayatımda.

Bir tarafım eski alışkanlıklarını devam ettirmek istiyor, diğer tarafım ise o tarafa yeni şeylere uyum sağlaması için baskı yapıyor ve hiçbir taraf galip gelmeden yaşayıp gidiyoruz.

Neyse…

Ahh açlık!!!

Allah kimseyi açlıkla imtihan etmesin.Ramazan ayındayız.Sayılı gün, çabuk geçiyor.Akşamı zor etmiş bir şekilde eve gidiyorum.İftara kadar eksik ne varsa onu yetiştirmeye çalışıyorum.Annem birşeyler hazırlamış oluyor genelde.Evde iftar yapmayı tercih ediyoruz 2 senedir.Bir koşturmaca, suya sarılmaca, yemeğin ortasında tıkanıp kalmaca yaşanıyor.Eşim Ender Saracın ramazan için tavsiyelerine uymaya çalışıyor.Çorbadan sonra 10 dak. ara verip sonra devam ediyor.Mideyi yormamak açısından dikkat etmek lazım.

Ahhh çay!!! Meğer ne kadar severmişiz seni karı koca olarak.

Yaz ayı olduğundan mıdır bizimkiler bizde olduğundan mıdır hep küçüklüğümdeki yani en fazla ilkokul 5 felan, o yaşlardaki ramazan ayı geliyor gözümün önüne.Küçük küçük çocukların dizili olduğu bir sofra geliyor.Babamda var ama annem yok.Son ana kadar mutfakta birşeyler hazırlıyor olmalı.Babamla birlikte ezanın okunmasını bekliyoruz.Herkesin yanındaki şişe kola açılmayı bekliyor.Evde ramazanın bereketi var.Normalde olmayan çoğu şey var.Tatlı olarak genelde hazır kadayıf var, üzeri sonradan şerbetlenmiş bir şekilde yemeğin sonunu bekliyor.Kadayıf yoksa annnemin yaptığı lokma tatlısı var, yani tatlı hep var.Birde unutulmayan bir huzur var etrafta.Kokusu var mıdır huzurun? Hangi kokuyla özleşmiş ya da? Hafızamda bu denli yer ettiğine göre varmış bir kokusu.

Bu ramazanda etrafta dolanan bir tıfıl var.Geçen sene bu zamanlarda küçücük bir bebekti.Ne güzel günlermiş.Kucağımda hiç indirmek istemiyordum.Hep yanımda o derece yakınımda olmalıydı.Kanguru gibi bir kesem olsaydı ne iyi olurdu.Şimdi 21 aylık oldu.Kelimeleri tekrar ediyor.Teyze teyze diyor son olarak.Konuşmada atağa geçtik.Hani 2 yaşına basınca birden konuştu diyenleri şimdi daha iyi anlıyorum.

Ve son olarak hastayız.Boğaz ve kulak enfeksiyonu geçiriyoruz.Bizde sonunda antibiyotikle tanıştık.Özellikle boğazı çok fena bir durumda.Yutkunamıyor bile yavrum.2 gün öncesinde su bile içemiyordu, şimdi daha iyi.
Son 1-1,5 ayda 3 defa hastalanıp bir kiloya yakın verdik.Tıfıldık iyice tıfıl olduk.

Herkes bu hastalıklar konusunda rahat.Böyle böyle büyüyeceklerini söylüyorlar.Ancak gelin görün ki her hastalığında boğazıma birşey yapışıyor nefes alamadığımı hissediyorum.İlerde hissettiğim bu şeylerin acısını unutulup amma abartmışım dermiyim bilemiyorum ama her yaşın ayrı bir sürü zorluğu olacağa benziyor.

Boyda 84 cm olarak normal sınırlardayız.Doktor kalori açığı olduğunu söyledi.Protein ağırlıklı beslediğimi, böyle besleme tarzının hem iştahı azaltacağını hem de tok tutacağını belirtti.Böyle bir sonucu boyunun bu kilodaki bir bebeğe göre uzun olmasından çıkartığını hissettim.

Söyledikleri çok doğru tespitler değildi aslında.Kızım 3 aylıkken anne sütü dahil herşeyi reddetmişti.O zamanda mı öyle besliyordum yani.İnsanlara tuhaf geliyor gerçekten benim anlattıklarım.Çikolata sevmiyor,tatlı birşeyi ağzına sürmüyor, ekmek yemiyor vs vs.Pek anlayamıyorlar.Genelde kendi çocuklarının elinden bunları zor aldıkları için öyle anlamsız anlamsız bakıyorlar suratıma.Sanki abartıyorum ya da… Herneyse, kısacası çocuğu yemeyen bir annenin halinden bunları yaşamış bir anne anlıyor.Yoksa şunu anladım öyle ortalıkta benim kız hiç yemiyor derseniz sanki karşınızdaki annenin çocugunun yediklerine nazar ediyormuş havası esmeye başlıyor ki hiç sevmem böyle ortamları ııııııııııııııııııııııııı.

Hastane fotolarımızı koyalım.

Baktım fotograf makinemiz çantamızda ertafta gezinen kuzunun fotoğraflarını çektim.Yavrum fotolarda bile çok hasta çıkmış.

August 24, 2010 Post Under evlat, kuzu, Öylesine - Read More

Şaka gibi

Dün akşam mutfakta ızgara tavuk yapıyorum.Kokusu eve yayılmış durumda.Bizim kuzu mutfak kapısına dayandı, açmaya çalışıyor ama açamadı.Ben açtım kapıyı.Kapıyı açar açmaz “mama pişir” dedi.Dona kaldım.Şaka gibi yaa.Böyle oluyormuş demek konuşmaya başlamaları, böyle şaşkınlık yaratıyormuş!
Böyle bir durumda hemen yanında kim varsa ona dönüp benim duydugumu sende duydun mu diye soruyorum o şaşkınlıkla.Bu sefer kimse yoktu ama sürekli aynı cümleyi tekrar ederek dolaştı evde.En son “mama pişirin” de çıktı ağzından.

Akşam yatarkende kucağımda bezini atmaya gidiyoruz ve bir taraftanda konuşuyorum. “Anne bezi attı” dedim.Tekrar etti.Sonra oyun yaptık bunu birlikte söyledik.Uykuya dalana kadar “be-zi at-tııııııı” dedik ninni yerine.

Not düşmek istedim bloga.Unutmamak için ilk cümlelerini cimcimenin.

August 17, 2010 Post Under kuzu - Read More

Bakma bana öyle!!!

Son aylarda anne bağımlılığı öyle arttı ki sürekli kucağımda ya da yanımda olmak istiyor.Sabahları işe göndermek istemiyor, arkamdan fena ağlıyor.

Akşam eve gidince yapışıyoruz birbirimize yatana kadar böyleyiz.Bu duruma anneannemiz çok bozuluyor.Harbi harbi bozuluyor.Cuma sabahı o kucağımdayken annem geldi yanımıza, kucağımdan alacak ve bende işe doğru yola çıkacağım.Öyle fena bakıyor ki anneme “sen ne zaman bana yaklaşsan annem evden gidiyor, istemiyorum seni” bakışı.Ay ne fenaydı öyle.Uzun uzun kadıncağıza öyle baktı.Annem haliyle bozuldu.Alışkın değil öyle 2. planda kalmalara.Eliften önce kuzen zeynebe bakardı ve zeynep annesini işe yollarken bye bye ederdi.Annem gideceği zaman ise eteklerine yapışırmış.Annesi yerine koymuştu annemi.Şimdi aynı şeyi Eliften bekliyor ama bizim kuzunun hiç niyeti yok öyle birşeye.

Neyse son olarak elimizde kalan son fotoları koyalım.

Parka geldik yine.Parka yaklaşır yaklaşmaz çığlıklar atıyoruz.Park manyağıyız.

Öyle şıkır şıkır parka geldiğimize bakmayın.Aslında niyetimiz başka bir yere gitmekti.Son anda karar değiştirip parka döndük.

İlk başlarda kızım ve oyuncakların sahibi vardı sadece.Onları gören 2 çocuk sonradan katıldı.Arada oyuncak kavgası oldu.Bir tanesi fena indirdi kuzunun kafasına.Şaşırdım kaldım.Kuzuda afalladı, durdu durdu olayı anlamaya çalıştı ve sonra ağladı.Çocuk kreşe de gidiyormuş.Kreşteki çocukların vay haline.

Unutmadan Betül Teyzemizin bir kızı olacağı kesinleşti.Duyunca hem çok sevindik hem çok duygulandık.Kızımın cinsiyetini öğrendiğimiz anlar geldi aklıma.Aynı doktor, aynı yer…

August 15, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Haluk Bilginer, Ezel’in Kenan Birkan’ı oldu

Haluk bilgineri severim, özel bir sempati duyarım.Özellikle sanatına.Sesini sürekli duyarım TVlerde,belli ki alışmışım.

Ezeli şöyle göz ucuyla bakmanın dışında seyretmedim.Ama Haluk Bilginer ismini duyunca epey bir merak uyandı içimde.Özellikle dizideki karakterin Haluk Bilginer’in oyunculuğuyla birleşmiş halini merak ediyorum.Hani belli oyuncuların üzerine yapışmış roller vardır ve başka bir rolde oynayamaz, Haluk Bilginer için böyle birşey asla denilemez.O yüzden merak uyandırıyor bende.Onda değişmeyen sadece karekterine ait yılların verdiği mimiklerdir diye düşünmekteyim.

Bir zamanlar algılarımda ön planda olmasından mıdır nedir, baba olmak için gösterdiği çabadan etkilenmiştim.

Bazı erkeklere en çok yakışan şey babalıktır.

En son bir yerlerde okuduğum, bir turnedeyken otomobil yolculuğu sırasında bir kaza atlattığını ve o an ilk düşündüğü şeyin “Kızım babasız kalacak!” olduğunu söylemesi çok duygulandırmıştı beni.Yakışmış babalık Haluk Bilginer’e.

August 12, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Daha ilk gün

Ramazanın daha ilk günü eve elinde baklavalarla gitme planı yapılmalı mı yapılmamalı mı?
Yoksa hiç düşünmeden alınıp gidilmeli mi?
Ne yapmalı nasıl bastırmalı içimden yükselen bu sesi?

August 11, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Buralardayız

Buralardayız.Anne hasta.Hastalıkta sağlıkta biriken fotoları eritip blogu güncellemek lazım.

Ankara çok sıcak.Son 10 yılın en sıcak yazıymış.Bizim ev 3 taraftan güneş alınca birde üst katlarda olunca çok çok daha sıcak oluyor.Kışları rahat oluyor fakat yazları özellikle bu yaz gerçekten bunaltıcı oldu.Bu haftasonuda sabah kalkınca baktık ki ev yine çok sıcak özellikle mutfak, hemen kendimizi serin yerlere attık.

Fotolar nasıl? Her “yeter artık, in Elif” dediğimizde ağlamaya başladığı için 7 kez jeton attığımız görülüyor mu ordan? O binerken anne boş durmadı video çekti.Evde videolarına bakıyor.Tekrar tekrar açtırıyor, seyrediyor.Özellikle ağladığı anlar çok hoşuna gidiyor.Sanki ağlayan başkasıymış gibi taklit ediyor.

Minik Zehra.Kızımın en küçük kuzeni.İnşallah ilerde çok iyi arkadaş olacaklar.

Yakınlarda kuzenlerimizi ziyarete gittik.Bu sefer makinemizi unutmadık.Fotolarımızı çektik.Nasıl özlemişim kuzuları nasıl iyi geldi anlatamam.Özellikle kızımdan 9 ay büyük olan Zeynep’in o tatlı tatlı konuşmaları beni kendimden geçirdi.Kızımla aralarında tam olarak 9 ay var.Tüp bebekte ilk iğne olduğumuz gün Zeynep doğmuştu.Hele kızımın cinsiyetinin kız olduğunu öğrendikten sonra Zeynep’e öyle bağlanmıştık ki, eşimle haftada 2 kez soluğu yanında alıyorduk.Ne kadar zor bir bebekti Zeynep.Annem büyüttü onu.3 aylıkken annesi işe başlamıştı.İlk hafta biberon almayı reddetmişti.Anneanne ile babası hiçbirşey yememiş bebeği alıp annesine götürmüşler 1 hafta boyunca.Yoğun bakım kapılarında annesinin çıkmasını ağlaya ağlaya beklemiş bir bebek Zeynep.Annem hala ağlar bunları anlatırken.Daha çok şey var.Anne sütünü sadece 5 ay alabildiği için ortaya çıkan besin alerjileri.Kullanılan steroidler, kortizonlar.Neyse şükür Rabbime.Şimdi koca kız oldu 2,5 yaşında 97 cm lik bir fıstık.Benim kız çok tıfıl kaldı onun yanında.

Bu görüşmede birlikte çok güzel oynadılar.Elif her tarafı karıştırdı.Zeynep onu sık sık uyardı, bırak artık dedi tatlı tatlı.Elifin bana getirip verdiği şeyler için “aaa nerden bulmuş” diye söylendi.çok güzeldi bu halleri.

İri ile tıfıl:

August 10, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Ordan burdan

-Tatil dönüşü uçakta pilotun sesini hiç duymadık.Arada bir uçuş bilgisi verirken ki sesin verdiği rahatlama iyi geliyormuş olacak ki eşim pilot hiç konuşmadı dedi.Ben pilot yoktur da ondandır deyince güldük birlikte.

-Yine tatilde tanıştığım birkaç bayanla yaptığımız sohbetler geliyor aklıma.Hele birinin kendini anlayan birini bulmanın verdiği bir rahatlamayla “İlknurum” diye başlayan cümleleri geliyor.Bir diğeri “ne yapayım ablacım çok sevdim eşimi, eşim çok imanlı biri” demişti.Uzun süredir duyduğum en sevimli cümleydi, gülümsetiyor hala beni.

-Ankara çok sıcak.Resmen bütün vucudumun kavrulduğunu hissediyorum.İçtiğim 2-2,5 lt su bile yetmiyor.5 lt olmalı.En son hamileyken içmiştim, sıcak yaz aylarında bu kadar suyu.Doktorum Tarık Aksu çok üzerinde durmuştu.Şimdi ben karşılaştığım hamilelere söylüyorum aynı şeyi.

-Sabah uyanınca kızımı farklı bir body ile bulduğumda şaşırmıyorum artık.Biliyorum ki babası kalkıp terlediği için değiştirmiştir.

-Yapılacak daha güzel şeyler olmalı, günler bu kadar boş geçmemeli, hayat daha anlamlı olmalı bir şekilde.Ama nasıl?

-Tatile gitmeden bir gün önce yıkamaya verdiğim halılarım nerdeyse 3 hafta olmasına rağmen hala gelemedi.Evin halısız hali en çok halıyı bırakıp açıktaki parkeler üstüne yatan kuzunun hoşuna gidiyor.

-Geçenlerde kuzuyla birlikte bir arkadaşın evindeyiz.Biz konuşurken benim tıfıl yine etrafa saldırdı.Orta sehpanın üstünden sonra gidip TV unitesinde bulunan LCD nin yanına oturdu.Hali çok komikti.Arada konuşmalarımıza arkadaşın 9 yaşındaki oğlu girmeye çalışıyordu ama annesi her seferinde çocuğu, büyüklerin lafına karışılmaz diyerekten susturuyordu.Beynimin çok çok yaşlı kıvrımlarında kaldığını düşündüğüm bu cümleleri tekrardan duymak içimi öyle bir tırmaladı ki bırak konuşsun çocuk dedim sık sık ama…

- Haftasonu üzerimde çok fena bir gerginlik vardı.Eşime bir ara “dünya batmış altında ben kalmışım gibi bir ağırlık var üzerimde” dedim.Klasik ifadem, farklı bir şekilde ifade edecek kadar bile içimde yaprak kımıldamıyordu.
Biraz hormonel…Sıcakların 2-3 kez daha sıcak hissedilmesi sonucu daha tahammülsüz bir ruh halinde olmam olabilir sebepleri.Kocam benim bu sözlerime karşılık şükredecek ne kadar çok şeyim olduğundan bahsederek benim bu halet-i ruhiyeme hiç yardımcı olayamayacağını klasik metodlarıyla yine gösterdi.
Sanırım insanın kendisini bir köşeye çekip kendi kendine söylemesi gereken şeyleri bir başkasından duyunca hiçbir etkisi olmuyor.

-Sonra geldi sarıldı, söyle bakalım ne derdin varmış hiç anlatmıyorsun ki bana dedi. Meğer hiçbirşeyim yokmuş,
ona ihtiyacım varmış. Ne olur anla beni,hep sarıl bana öyle!!!

August 5, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Harf çıldırsa deli olsa heceler!!

Kızım büyüyor ve bana ihtiyacı artıyor.Çevreyle iletişim içinde olmak istiyor özellikle anne ve babasıyla. Anlamak anlaşılmak istiyor, buna ihtiyacı var.Bu dönemde “yakın temasın” önemsenmesi gerekiyor. Söz dinlemeye başladığı, konuşulanları çok daha iyi anladığı, hafif hafif disipline edilme kıvamına geldiği dönem.

Bu dönemde benim ve eşimin çok sakin ve sabırlı olmamız lazım.

Merak olayı gittikçe artıyor.Ayrıca çok korkusuz, cahil cesuru.Aynı annesi aslında bu yönüyle
Böyle olunca etraftaki potansiyel tehlikeler artmış durumda.

Harf çıldırsa deli olsa heceler
Anlatamaz seni bilmez söz beni

İnsan bazen öyle basit şeyler karşısında öyle yoğun duygular hissediyordu kii bir başkasının bunu anlaması çok zor oluyor.Bu yüzden genelde blogda yazdıklarım ilerde kuzunun bunları okuma fırsatı bulacağını varsayarak, hani unutulur, önemsiz gözükür, zamanla bizde bıraktığı etki azalır ya da ağızdan çıkan kelimeler kifayetsiz kalabilir denilerek yazılmış şeylerden ibaret.Sıkıcı ya da abartı bununabilir.

Mesela, geçen akşam Altınparka gittik.Büyükçe bir park.Hava çok sıcaktı evden ancak akşam çıkabildik.Bizim kuzu hopladı zıpladı olmadık yerlere tırmanmaya çalıştı.Baktık şöyle ama en son bir duvardan aşağı sarkmaya çalıştı, atacak kendini aşağıya.Tutup uzaklaştırmaya çalışıyorum, ağlıyor ve kendini yerlere atıyor.Sonra sakin ve tatlı dille onun anlayacağı şekilde yapmaması gerektiğini anlatmaya başladım.Yavaş yavaş sakinleşti.Aynı şekilde birkaç olay oldu.Yine sakin ve tatlı bir dille konuşarak ikna etmeyi başardım.Laf dinliyor, onunla konuşulması hoşuna gidiyor.Muhabbeti sıkı tutmak gerekiyor yani.

İtiraf etmeliyim ki bütün bunlar beni öyle duygulandırıyor ki kızım büyüyorda annesinin sözünü tutuyor.İçimde büyük bir duygu seli kabarıyor.

Akşamları şımarıklık saati.Özellikle baba geldikten sonra.Kendini yerlere ata ata oyunlar oynuyor.Bitmez bir enerji salınıyor üzerine.Sonra banyo yapıp uyuyor.Ankara öyle sıcak ki, zor uyuyoruz.Eşimle ilk kez klima alsak mı dedik.

2 yaşımıza yaklaşıp, 2 yaş sendromlarının baş gösterdiği şu dönemde yapılacak en güzel şeyin sakin ve sabırlı olmak olduğunu anladım.Sevgiyi göstermek için ya da kuzuya birşey vermek için böyle olması gerekiyor.Daha da önemlisi hızlı bir şekilde geçip gidecek olan bu dönemlerin en güzel şekilde geçirilmesi için böyle olmalı.

August 4, 2010 Post Under Öylesine - Read More