<BGSOUND src=\"adres\" loop=infinite> Archives: 2010 October | Aslı Elif Malcı

Archive for October, 2010

Pastoral Senfoni

Şimdi yazmaya yeltenince bir bakmışım ki akşam bulaşıkları toparlarken aklıma gelen şeylerin çoğu uçmuş gitmiş.Ses kayıt cihazı felan olmalı ki aklımda kalabilsin (imza kendini Orhan Pamuk zanneden bir şahsiyet :P )

Sahi ne sıkıcıdır Orhan Pamuk romanları.

Elif dün bütün günü dışarda geçirince, gündüz uykusuna akşam 7 de ancak yatabildi.Annemde yattı.Kociş PC nin başında döküman incelemeye başladı.Eve bir sessizlik hakim oldu, insanı sakinleştiren.

Bende bulaşıkları toparlamaya başladım.Kafamdan aşkıma şiirler, romantik yazılar yazma hissi geçti hızlı bir şekilde…yoğun duygular eski günlere özlemle birleşince aşkın her daim taze olduğunu fısıldıyor ruhuma; Pastoral senfoni gibi sakinleştiren, çoşturan, kızdıran bir söyleyişle.

Ordan oraya atlıyor düşüncelerim.

Bana en iyi gelecek şey şükretmek.Gözlerimi açar açmaz şükürle başlamak, her gözüm birşeye iliştiği, aklım bir konuya takıldığı zaman vs. vs. şükretmek.Sık sık aklıma gelmesi için özellikle sesli kendi kendine konuşma modunda fısıltılar duyulmalı ki beyin tek bir taraftan uyarılmamalı ve daha kolay adapte olmalı.

Dilim Elif dese kalbim Elif dese.

Çoğu olay bizi olgunlaştırır.Aslında olgunlaştıran şey olaylar değildir.Olgunlaştıran şey sabırdır.Hırs yapmak yerine olayların bize öğrettiklerini kabullenmek olgunlaştırır.Hayat bu, öyle kabullenmek lazım.

Aşkım çok çalışıyor.Aylardır 3-4 de yatıyor.Sürekli bir koşturmaca.Ramazan sonrası 1-2 yere gitmek istiyorduk ama soğuklar öyle bastırdı kii.Soğuklarda sorun olmazdı normalde kuzu olmasa.İstanbul burnumuzda öyle tütüyor kii.

October 28, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Hep istiyorum bende

Ahh ben kızıma uslu mülayim felan derken meğer nasıl baskın bir tip varmış yanıbaşımda.

Haftasonu 3 çocuk bir araya gelince ortalık toz duman oldu.Bizim kız diğer çocukların elindeki oyuncak vs. gibi şeyleri nasıl bir hışımla cıyak cıyak ellerinden aldı.2 erkeğe kök söktürdü.Tuttuğunu kopardı yani.Onu bu halde hiç görmedim dersem yalan olmaz.

Karakter olarak kendini yavaş yavaş ortaya koymaya başladı.Biraz tam olarak konuşamamanın, kendini tam ifade edememenin zorluklarını yaşıyoruz.Mesela dün baran abisinin elindeki oyuncakları alıp attı, sinirlendi, mızmızlandı.Birşeyler anlatmaya çalıştı.Baran abisine ben bu oyuncaklarla oynamak istemiyorum, farklı şeyler yapmak istiyorum demek istedi.Ben farkediyorum ancak çoğunlukla ne istediğini anlamakta zorlanıyorum.Anlayamadığım durumlarda dikkatini farklı noktalara çekmeye çalışıyorum.

2 yaş sendromlarını yaşıyoruz.Belki önümüzdeki yaza hem bizi daha iyi anlayacak hem de kendini daha iyi ifade edecek diye düşünüyorum, umuyorum, dua ediyorum.

Kızımın terbiyesiyle ilgili olarak en ciddiye aldığım ve beni en tedirgin eden “sınırlarını belirleme” olayı.Sınırları kavrayabilmesi onun gelişimi açısından çok önemli bir aşama.Sınırlarını bilen çocukların kendilerini çok daha güvende hissettikleri bilimsel bir gerçek.Kendini güvende hisseden çocuğu sakinleştirmek, dikkatini dağıtmak çok daha kolay.Çocuklardaki asabiyetin en büyük sebebi kendilerini kontrol edememelerinden kaynaklanıyor. Sınırlandırmak demek burda kontrolu anne babaya vermeyi kabul etmeleri oluyor.Bu nasıl olacak? Öncelikle sabır ve şefkatin dengelediği sevgi gerekiyor.Sevgiyi ifade edecek güçlü bir iletişim. Akıl yürütmeyi, düşünmeyi öğretebilmek.Sonra sabrı öğretmek…Çocuklara öğretmesi en zor şeylerden biri sabır sanırım.Bunun için mükafatlandırma yoluna başvurulabilir.

Aslına bakılırsa epey kafa yoruyorum bu konulara.Aslında derin konular ve bu konularda daha çok okumak istiyorum.Daha çok tecrübe dinlemek mesela.Kızımın şımarık, asabi bir çocuk olmasını kesinlikle istemiyorum.Kendini kontrol etmesini bilen, güçlü bir birey olma yolunda olmasını istiyorum.Zor ve emek istiyor.Ayrıca benim gibi hep isteyen bir annesinin olması da zor onun açısından.Ne bileyim belki zoru sever, kim bilir?

October 27, 2010 Post Under kuzu, Öylesine - Read More

Gülüyorum

Aklıma geldikçe gülüyorum.Gülünmeyecek gibi değil ki.

Babasına gökçin gökçin diye sesleniyor.Hayy allahım yaa.

October 25, 2010 Post Under kuzu, Öylesine - Read More

O bir sıpa artık

Zihnen bir dinginlik, bedensel bir enerji fazlalığı var üzerimde.Bu durumda en zor gelen şey ise PC başına oturup kalmak.Hava aaa acaip.Sanki mart ayı, yağmurlar nisan yağmuru gibi.Gök gürlüyor şimşekler çakıyor.Etraf yeniden yeşillenmeye başladı.Son bir haftadır ılıman bir mevsim yaşıyor şehrim.

Dün gece 4′te kalkıp hastaneye gittim.Anneme randevu sırası almak için.Önce sıra alınacak, sabah o sıraya göre randevu verilecekmiş.Sabaha kadar oralarda kalır randevuyu alıp işe geçerim diye düşündüm ama yarım saat ancak durabildim.Hemen eve geri gittim, girdim yatağıma.Kocacığım mışıl mışıl hiçbirşeyden habersiz uyuyordu.Sabah 8 de yine hastanedeydim.Annem için romatolojiden bir hocadan randevu aldım.Yine hacettepeden.Diğer hastaneler bıktırdı açıkcası.Neyse akşam içim rahat etmedi kocama gece yaptığım şeyleri anlattım.Şaşırdı kaldı.Şimdi ona söyleseydim yaa boşver başka hastaneye gideriz derdi ya da gece peşime takılırdı.Ben hallettim oldu bitti.Hiç korkmadın mı diye sordu. Hiç korkmadım gerçekten,sadece geç kaldığımı ve sırayı alamayacağımı düşündüm.İşte bir hastanenin saçmalıkları neler yaptırıyor.Birde tam olarak bilgi alamamak var.Saatlerce o bölümün sekreterliğini ara, randevu almak istediğini söyle ve karşıdaki hatun çarşamba sabahı erkenden gelip sıra almanız gerekiyor desin.Sonra ne kadar erken sorusuna geceden gelin denilince, ne yapılırsa onu yaptım harfiyen.

Bu sabah kocam kalkar kalmaz “eee bu gece nereye gittin geldin” diye sordu.Güldük.

Daha da sorar.Unutana kadar ya da karısının başka bir atraksiyonuna kadar

Annede durum böyle.

Sıpada durum fena.Yemek seçiyor.Balık kızartması, patates kızartması yiyor 2 gündür.Hatta kokusunu alır almaz mama sandalyesine geçip oturuyor ve mamasının gelmesini bekliyor.Kuzuya yakışır mı bu yaptıkları? Yakışmaz.İşte bu yüzden sırf bu yüzden…O artık bir sıpa.

October 21, 2010 Post Under kuzu, Öylesine - Read More

Yorucu bir günün sonunda

Kuzu için Hacettepe üniversitesinin istediği tahlilleri yeni tamamlayabildik.iştahsız diye gittik bir dünya tahlil yapıldı.Şunu atlamayalım bunu atlamayalım dediler.Yaptırmak bir tarafa sonuçları beklemek çok zor geldi bana.
Teyzemizin arkadaşı sonuçlara bakmış ve bu sabah onu ziyarete gittiğimzde herşeyin normal olduğunu söyledi.Geriye sonuçları esas doktora göstermek kaldı.Diyeceklerini az çok tahmin ediyorum aslında.Beslenme bozukluğu olduğunu söyleyip bu doğrultuda tavsiyeler duyacak gibiyiz.

Sabah doktora gideceğiz diye midir nedir bilinmez ikidir kuzu geceleri huzursuzlanıp uykusuz kalıyor.Yine bu gece 12 gibi yatıp gece dörtte çok huzursuz birşekilde uyandı.Çok susamış ve çok terlemişti.Oda çok sıcak gelmiş heralde.Çok huzursuzdu.Gecenin o saatinde kucağımdan inmedi.1,5 saate yakın sakinleştirmeye çalıştık.Sonunda babası pış pışlayarak uyutmayı başardı.Sabah yatağında öyle derin uyuyordu ki normalde kaldırmaya kıyamazdım ama hastaneye gitmemiz gerekiyordu, uyandırmak zorunda kaldım.

Bugünkü teste kuzu ve ben yalnız gittik.Babamız gelemedi.Hava yağmurlu olmasına rağmen güzeldi, soğuk değildi.
Test 2-3 parçadan oluşuyordu ve her parçada kuzunun koluna birşeyler takıldıktan sonra 5-10 dakika beklememiz gerekiyordu.İşte bu kısımlar zordu.Çanta, montlar, kuzu ve çok sıcak bir hastanede 5-10 dakika çocuk oyalama olayı beni çok yordu.Her seferinde merdivenlerde oynadık.Sonra montları giyip hava almaya çıktık.Dışarda turladık.Terli olmadığı için hafif yağmurda dolaşmasına izin verdim.İçerde beklemekten çok çok daha iyiydi.Sonra baloncuyu gördük ve hemen koşup bir çırpıda balon aldık.

Nihayetinde yorucu bir gündü benim için.

October 19, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Notlar


Dünyanın en güzel duygusu bu kuzuya annelik yapmakmış.

Gerçekten başlamak bitirmenin yarısıymış.Niyet etmek tamamıymış.Uzun süredir kafamı meşgul eden birkaç şey vardı.Gözümde çok büyüyordu, nasıl olur diye düşünürken oldu bitti sonunda.Benim işler hep böyle oluyor her ne hikmetse.Birşeyi yapmaya karar veririm düşünürüm düşünürüm adeta kendime işkence ederim.Bir defa takmışım kafaya.Sonra o iş birşekilde halloluver.Bunun yanında olur halledilir deyip hafife aldığım çoğu şey, çok basit bile olsa sarpa sarar.Zihin gücünün maddeye hakimiyeti olarak açıklana dursun, beni duyan rabbime şükretmek düşüyor bana.

Kuzu herşeyi anlıyor artık.Öyle basit cümleler kurmuyorum eskisi gibi.Uzun uzun cümlelerle konuşuyorum onunla.Her zaman böylesinin daha çok hoşuna gittiğini hissetmişimdir.Konuşuyoruz ana kız.Yakında dedikoduya da başlarız.Ne yani dedikodu yapmayalım daa içimizde mi kalsın Hem sonra söylenen söz orda kalır der başkalarını suçlarız birileri gibi.

Sahi söylediği söz yerinde kalmış mı ne olmuş? Yerinde kalmadığı gibi yanına kaç misli katılarak etrafa yayılmış.Eeee sen öyle yalancıları dost bellersen öyle olur.Bana dostunu söyle sana kim olduğunu söyleyim.Söylemişten beter oldum, di mi? Ayrıca yana yana etrafta suçlu arama.Suçlu çok yakınında.Bu kadarı sana yeter.

Yine kuzu için kafamda bir sürü kitap var.En kısa zamanda almak istiyorum.

Yemek yedirme olayı tam işkence.Şimdilerde mama sandalyesine oturtup oyunlar oynayarak biraz birşeyler yedirebiliyorum.Sürekli yeni oyunlar yeni malzemeler lazım.Herşey oyuncak bizim evde.En son bardaktan bardağa su boşaltmaca oynuyoruz.Sıkılınca suyu masaya döküyor.Sonra kağıtla siliyoruz.Daha da sonra ıslak kağıtları sıkıyor.En son artık kağıtları parçalıyor.Dün akşam oyun konusunda öyle tıkandım ki anneannesinin sandoz kutusunu aldım elime sandozları doldur boşalt derken ben kaşıkla ağzına birşeyler tıktım.

İnanması zor gelebilir ama ben buna razıyım.O ağzını açsın ya da verdiklerimi reddetmesin ben uğraşmaya razıyım.2 aydır ağzını hiç açmıyordu.Yeni başladığımız vitaminle biraz açtı.Kabızlık sorunu hala var.Hala iştahını çok etkiliyor.

Nar…Nar yediği zamanlar hem iştahlı oluyor hem kakasını çok kolay yapıyor.Derdimizin dermanı nar ama bu hafta hiç yediremedim.En son katı meyve sıkacağımızda suyunu sıkıp verdim, çok az içti.Aslında tane tane yemek, çekirdekleriyle yemek en faydalısı.

Bu haftasonu annem evine gitmedi.Cumartesi sabahı kalkınca kuzu bir baktı ki hem annesi yanında hem de anneannesi.Hemen bu durumda bir terslik olduğunu düşünüp benim gideceğim sonucuna vardı.Bırakın gitmeyi sırtımı döndüğüm anda çığlıkları bastı.Lavoboya bile göndermedi derken klozetin üstüne oturabilen annesinin kucağına geldi oturdu.Kameraya alınıp ilerde gösterilesi anlardı.
şerife mal…. denilen yılan

October 18, 2010 Post Under kuzu - Read More

Blogumuzun en çok okunan 5 yazısı

Kisd bize de bu 5 yazıyı yazar mısın demiş.Yazarız elbette.

1. Sonradan girip başı çeken bir yazı var ki en çok okunmasına hiç şaşmıyorum.Teyzemizin doğumunu anlattığımız Bir normal doğum hikayesi başlıklı yazımız, blogumuz burda olduğu sürece number one olacak gibi.

2. Keyword çeşitliliği oldukça fazla olan bir diğer yazı İyiki doğdun baba başlıklı yazımız.Ayrıca şaşkın hatunların google amcaya “kocama doğum gününde ne yapmalıyım” türevi sorularının cevabı olarakda bol bol tıklanmakta.Benim ise okumaktan ve hatırlamaktan her zaman keyif alacağım bir yazı.

3. Yine ihtiyaçtan yapılan araştırmalar sonucu girilen bir sayfada Aslı Elif’in kıyafetleri .Özellikle bebek kıyafetleri ile ilgilenler sık sık ziyaret ediyor.

4. Bu şehirde buldum buğday ellerini
başlıklı yazı.Şarkı sözünden dolayı sık sık girilen ancak içeriğinin başlığı ile çok alakası olmamasından dolayı, girenleri hayal kırıklığına uğratma olasılığı yüksek bir yazı.

5. Nerde kalmıştık adlı yazıda bol bol bebek gereçlerinden bahsettiğim için port bebe,telsiz,salıncak,park yatak gibi kelimelerle girilen, yine blogumuz burda olmaya devam ettiği sürece sık sık girilecek bir sayfa.

October 14, 2010 Post Under kuzu - Read More

Kim demiş sevgi karın doyurmaz diye

Bugün Hacettepe üniversitesine doktora gittik.Annem, babamın özel doktor ve özel hastane takıntısına isyan etti sonunda ve teyzemin doktor arkadaşlarının yardımıyla doçent doktor hulya hanımdan randevu aldı.O hastaneye en son anne karnında 18 haftalıkken gitmiştim.Ortalık pek net gözükmüyordu ama bugün hersey netleşti.

9:30 da hastanedeydik.Doktor ancak 11′e çeyrek kala toplantıdan çıkıp gelebildi.Babam beklemekten çok sıkıldı ve özel hastanelerin nesi varmış, doktorlar iyi olmasa orda hiç tutarlar mı diye söylendi durdu.Ben hiç karışmadım, çok meşğuldum zaten; yeni bir mekan yeni insanlar tam benlikti.

Bu gece annem aylar sonra beni kendi odamda yatırdı.Sık sık uyandım, huzursuzlandım annemin sesini duymak istedim ama annem yoktu.Anneannem vardı.Onun sesini duydukça annemin olmadığı gerçeği yüzüme tokat gibi çarptı bütün gece .Burası türk filmlerinde geçen bir replikmiş.Ezberden yani.Yoksa benim için çok kompleks bir cümle.Haliyle iyi uyuyamadım.Birde üstüne erken kalkmak zorunda kaldım.Canım hiçbirşey yemek istemedi.Sütümü bile içmedim.Hastaneye aç aç gittim.

Hastanede beklerken boş durmadım her tarafı karıştırdım.En son sekreterin masasının üstündeydim.PC yi kapattım, ekranı açtım kapattım, klavyeye sıra gelmişti kii “aaaa in sen ordan” diyen bir ses.Annem kaptı aldı beni ordan.Sonra her istediğimi karıştırmama izin verdiğini düşündü.Biraz endişelenir gibi oldu fakat sonra çok meraklı olduğuma ve çok fazla sınırlama getirmek istemediğine karar verdi.Biraz daha büyüyeyim tekrar bu konuları düşünecekmiş.

Neyse oraya koştur buraya koştur derken birden bir açlık bastırdı, kan şekerim düştü, sinirlerim bozuldu.Canım babam hemen güzelinden bir simit aldı geldi.Şöyle açma gibi olanından, susamlı ayrıca.Çok hoşuma gitti.Yedim epeyce.

Sıra muayeneye geldi.İlk etapta teyzemin arkadaşlarından biri ilgilendi bizimle.Ben düz duvarlara tırmanırken o anneme bir sürü soru sordu.Sonra asıl doktor geldi.Ayy ne kadar çok sevdi beni.Çok güzelmişim ben meğersem.Kime benziyor bu? Anneye benzememiş dedi.Annemde babaya benziyor dedi.Canım babam tabikii benzeyeceğim.

Bu arada 86 cm olmuşum.Kilo aynı kalıp boy uzayınca, yakında ince tarafımdan kopacağımı düşünüyor annem. 2 aydır çok az şey yiyerek yaşıyorum.Karnımı sizden gördüğüm sevgi doyuruyor diyorum bir türlü dinletemiyorum.Tutturmuşlar sevgi karın doyurmaz diye.Bugünkü doktor ziyaretide bu yüzden yani az yiyorum diye.

Herneyse annem için çok yorucu bir gündü.Sonunda ne mi oldu? Kolum çok acıdı ve çok ağladım.Anladınız siz oniii.

October 14, 2010 Post Under kuzu, Öylesine - Read More

Beni benden aldı

itiraf.com dan bugun okuduğum bir itiraf var kii beni de benden aldı.


İyilik meleğim

Öksürüyorum, “Al iç, su getirdim.” diyor. Dışarıdan gelip lavaboya gidiyorum, elbiselerim çoktan katlanmış oluyor. Galiba acıkmaya başladım diye düşünürken, “Bak sana yemek ısıttım.” diyerek tepsiyi bana uzatıyor. Uyumak için yatağıma gittiğimde, yerinden kalkıp bana iyi geceler öpücüğü veriyor. Çalışırken, “Ne istersin? Kahve yapacağım sana. Lütfen söyle!” diyor. Ayakkabılarımı giyerken yere bıraktığım çantamı eline alıp beni uğurluyor. Uykusundan kalkıp “iİlacını aldın mı?” diye beni takip ediyor. Tüm bunları Down sendromlu kardeşim yapıyor. Beni kendinden bile çok sevmesi, beni benden alıyor.”

October 13, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Ne ola kiii??

Ne olacak daaa!!!!

Bacısının evinden bloga girip girip eli boş dönen eltinin arkasından atılan döt, göbek olayı oliiii.
şerife mal…. denilen yılan

October 11, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Ben deterjan tozundan anlarım


Kuzunun bacaklarında bayramdan sonra egzama oluştu.Aylardır aynı deterjanı kullandığımız halde birden ortaya çıkması acaba karaciğerle ilgili birşey olabilir mi sorusunu getirdi aklımıza.Eşim doktora gösterelim diyordu uzun süredir.Neyse her zaman gittiğimiz özel hastaneden randevu aldık.Hastaneye gittiğimizde yine bizim kız yerinde durmadı turladı etrafı.

Sonra doktor gördü.Egzama bu dedi.Karaciğer kaynaklı değilmiş.Alerjik, kontak dermatit gibi birşeymiş.Banyo sonrası nemlendirici kullanmamızı ve şu sıralar banyo aralarını açmamızı söyledikten sonra çamaşırlarda sadece omomatik baby kullanmamızı ekledi.Ben lekeler için kullandığım deterjandan kaynaklanmış mıdır diye sormaya yeltenmiştim ki “ben anlamam deterjan tozlarından” diyerek susturuldum.Doçent hanımımız burnundan kıl aldırmadı.Sonra yazdığı ilaçlarla ilgili sorularıma ve ilaçlar hakkında bilgime de şaşırıp mesleğimi sordu.Mühendisim ama çok okurum dedim.He he he havam olsun.

Sonra geyiğini yaptık eşimle.”Ayyy ben anlamam çamaşırdan felan, hizmetçim halleder.Olmazsa atarım yenisini alırım, onunla mı uğraşacağım.Ben doçentim bilim kadınıyım” gibi.Bariz bende plak kadına takıldı yani.

Bende çalışan bir kadınım ama deterjandan da anlarım.Anlama gereği duyarım.Kadınlığın verdiği bir yatkınlıkta vardır,öyledir, şöyledir ,böyledir.Sonuç olarak çoğu şeyden anlıyorum.

Kuzu 10 aylıkken götürdüğümüz bayan göz doktorunun 1,5 yaşında bir oğlu vardı ve muayene işlemi bittikten sonra kadıncağız bana bütün annelik tecrübelerini bir çırpıda aktarıvermişti.Ama ama o doçent değildi bu noktaya dikkatinizi çekerim

Gençliktir, ilgidir, anneliktir, enerjidir ama doçent, prof olmak ya da olmamakla alakalı değildir (heralde?).

Yok yok değildir kesin.

Hastane sonrasında kocacığım boş durmadı.Hemen karşıda bulunan vatan bilgisayara geçti.

e-bebek yolumuzun üstündeydi orayada uğradık.Oynadık, bakındık.

October 5, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Yiğit gitti Ahmed kaldı

Dayımızın beklenen oğlu Yiğit Çağlar geçen cuma günü bir süprizle doğdu.Bizim kuzu erkek olsaydı adı Ahmed Yiğit olacaktı.Yiğidi kuzenimize verdik.Bize Ahmed kaldı.Evlenmeden çok önce eşim kızımız olursa Elif, oglumuz olursa Ahmed koyalım demişti.İlk duyduğumda bile bu isimleri çok sevmiştim.
Esmer yeşil gözlü bir kızı olmasını özellikle istiyordu.Bizim kuzu ne esmer ne de yeşil gözlü oldu babasına inat :D

Hoşgeldin Yiğit Çağlar.İsmin kadar güzel bir ömrün olsun.Halan seni oğlu gibi sevecek.Şimdilik bir resmin yok halanda.Yakında değilsin uzaktasın.Bizi çok bekletme gel bir an önce.

October 4, 2010 Post Under Öylesine - Read More