<BGSOUND src=\"adres\" loop=infinite> Archives: 2010 November | Aslı Elif Malcı

Archive for November, 2010

Doğum günü kutlamamız

2. kez anladım ki ne düğün ne bayram bizi bu kutlama kadar heyecanlandırmıyor artık.

Sevgi ve aşk olsun yeter ki, herşey nasıl anlamlı oluveriyor.

Çok koşturdum, hazırlıklar yine çok yordu beni.Bazı şeylere gereğinden fazla takıldım, zaman planlaması yapamıyorum bir türlü.

Gökçen işe gitti.Haftasonu mesaisi.Akşam 5 gibi evde ol dedim sert bir tavırla.Kuzunun doğduğu gün gibi yine çok mutluydu.İşe gitmek zorunda kaldığı için üzüldü.

Eve geldiğinde saat 6 yı geçiyordu.Nerdeyse herkesten sonra geldi.Hazırlanmaya başladı.Gömleğinin düğmelerini kapattım teker teker.Sonra kol düğmelerini taktık birlikte.Ne zaman nerden almıştık ki bu gömleği? Ne kadar yakıştı.Günler öncesinden balonları, süsleri, pasta için mumları almıştı.Kafası bu kutlamayla meşgulmuş.Şöyle bir baktım yüzüne.Mutlu.Ona böyle başka kim bakabilir ki?

Sonra pastayı sordu.Gitti baktı.Yine Serenderden frambuazlı pasta.Onun en sevdiği pasta.Sonra mumları aldı geldi.Ben en son gördüğümde mumları yerleştiriyordu .Sonra bir baktım ki elinde pasta salona giriyor.Işıkları kapatmayı da unutmamış.

Ve…

Baba ve meleği.

Kaç defa ışıklar kapatıldı, mumlar yakıldı, üflendi.Kaç defa iyiki doğdun elif denildi.Saolsun babamız elindeki bütün mumları koymuş pastanın üstüne.Yak yak, üfle üfle, alkış alkış :)

Aslı ve Elif haa? Güldük, en çokta çocuklar güldü.

Ana kız olarak kötü çıkmış olsakda aşkım çok güzel çıkmış.

Orta sehbanın üzerinde poz veriyor cimcime.

Kuzenlerimiz, dayımız ve küçük kuzen yiğit.

Ana kız masa hazırlıyoruz.

Bu da 35 haftalık hamile Betül Teyzemiz.Kuzen Zehrayı seviyor.Bizde onun kızını sevmeye gideriz insallah.

Bu da akşamın en can alıcı fotosu.Nöbetten kaçıp gelen teyzesine kendini bir türlü sevdirmeyen sıpa :P

November 29, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Blogumuz çöktü

Blogumuz şöyle bir sallandıktan sonra çöktü.Bir kısım yazılarımız kayboldu.Tekrar yüklemeye çalışıyorum.Biraz zaman alıcak ama buralardayız.

November 24, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Tam 2 yıl oldu

Önce kulaklarımda bir uğultu hissettim.Etrafta konuşulanları duyamıyordum.Dilim ağzımda hareket etmemeye başladı.Konuşamıyordum.Sonra boğazıma bir el yapıştı adete.Artık nefes alamıyorum diye bağırmaya başladım ki birden gözyaşlarım boşaldı.Ben yapamayacağım beni uyutun diyordum.Ne kimse beni uyuttu ne de gözyaşlarım durdu.15 dakika sonra yüzünü ilk kez göreceğim kuzum için duyduğum heyecandandı bütün bu olanlar.

Tam 2 yıl oldu ben anne olalı.

November 19, 2010
Posted Under: Öylesine  
Read More

Bu kız çok fena

Bizim sıpa kaç gündür kök söktürüyor.Ne günü 2 haftadır böyle.Sanırım son dişler yolda.

Gece 12:30 olmuş.Anne babada pil bitmiş, yalvarma durumları ne olur yatalım diye ama nafile.Yapmadığı şımarıklık haşerelik kalmamış durumda.Yatağın üstünde saatlerce hoplama zıplama oynamalar.Sürekli yüreği ağzına gelen anne ve baba.Allahım nerden buluyor bu kadar enerjiyi bu tıfıl.

Artık herşeyi bitirdi sıra kitap okumaya geldi.Gözünde annesinin güneş gözlükleri kitap okuyor.Öyle şirinki gidip hemen makinayı getiriyorum ve 1-2 poz çekiyorum.Sonra yine çekmemi istiyor.Bende çekerim ama kitap okuyor gibi yapman lazım yoksa çekmem diyorum.Hemen uzanıyor gözüne gözlükleri takıyor ve kitap okumaya başlıyor.Arada bana çekerken bakıyor.Tamam tamam diyorum sen devam et ben çekiyorum.Öyle numaracıktan kitabını okumaya devam ediyor.Yani benim bu kız var yaa çok fena.Yaptıgı şeye inanamıyorum hala.Demek istediğimi harfi harfine anlamasına mı şaşayım öyle hiç istifini bozmadan doğal doğal poz verdiğine mi şaşayım anlamış değilim.Çok bilmiş cimcime.

Bu arada biz bunları yaparkene bana yanda sızmış durumda :)

Bunlar neysede sonradan makineyi elimden alıp evirip çevirip herşeyini incelemesi çok zaman aldı yavv :)
Gecenin o saatinde ahh keşke söyle kibrit kutusu gibi bir makine alsaymışım dedim yani.

Şunuda yazmadan geçemeyeceğim.1-2 gün önce fotograflara bakıyor.Bir fotoda babasını hemen tanıdı ve “baba” dedi.Sonra bir fotoda daha babasını buldu ve hemen “başka babası” diyerek fotoyu bana getirdi.”Başka” kelimesini kapmış bir yerlerden akıllı cimcime.

November 12, 2010
Posted Under: kuzu  
Read More

Son haftanın özeti

Ben var yaa ben:

Kış saati uygulamasına ayak uyduramayan anneme ve babama tam bir haftadır kök söktürüyorum.

Sürekli uyumak isteyen anneme inat uyumak istemiyorum.

Sürekli yorgun babama inat hiç yorulmuyorum.

Bebekken hiç sesimi duymayan komşularımı, annem yanımdan 1 sn bile ayrılsa ağlayarak rahatsız ediyorum.

Canım ne isterse onu yiyorum.

İşime gelmeyen herşeyde ağlıyorum.

Kendi odamda yatmayı reddedip tekrar annemlerin yanında yatıyorum.

Süt ve süt ürünlerini ağzıma sürmüyorum.

Annemi işe göndermek istemiyorum.

Her cümleye “şimdi” ile başlıyorum.

Annemin kardeş gelsin mi sorusuna “gelsin” diyorum.

Vurdum mu oturtuyorum.

Hiçbirşeyimi paylaşmak istemiyorum.

Biri beni durdursun, kendi durumumu hiç iyi görmüyorum.

November 5, 2010
Posted Under: kuzu  
Read More

Çocuk odası resimleri

KİSD’nin yeni dükkanından bu resmi aldım kızımın odasına.

Bir an önce çerçeveletip odamıza asmak için sabırsızlanıyorum açıkcası.
Ellerine sağlık KİSD teyzemizin.İlhamı bol olsun.

November 4, 2010
Posted Under: Öylesine  
Read More

Anne ne yapsın

Anne, baba kız gezerken çanta taşımanın dışında fotoğraf çeksin boş durmasın!!

November 3, 2010
Posted Under: Öylesine  
Read More

Kitap Seçimi

Anne Café ‘den çocuk kitapları konusunda mim gelmiş.Kızıma kitap seçerken nelere dikkat ettiğimi yazmamı istemiş.Tembellik etmeyelim yazalım.

Bu arada benim takip ettiğim anne blogları arasında en beğendiğim blog Anne Café ‘nin bloğudur. Bir şekilde kimyaların uyuştuğu, takip etmekten eski yazılarını okumaktan en çok zevk aldığım hatta birbirimize çok yakın oturduğumuzu bile düşündüğüm kişidir Hilal.Öyle ki 1-2 bina ötede bile oturabileceğimiz ihtimali zaman zaman aklıma gelmiştir.Çıkıp gidiliverilecek, kapısı çalınıverecek yakınlıkta olduğunu hissetmişimdir.Gerçekte nasıldır acaba?

Ahh İlknur neden gittin istanbula sanki :(

Neyse konuya dönelim.

Kızıma kitap seçmeye, onunla birlikte kitaplar okuma hayallerine hamileyken başlamıştım.Ona kitaplar almaya, ne okusak, ne anlatsak olaylarını düşünmeye çok erken girişmiştim.Daha 1-2 aylıkken ona kitap okumaya başladım aslında.Tabii çok dinlemiyordu ve anne için onun dinlemediğini farketmek olayı sıkıcı hale getiriyordu :P . Aç parantez; İlerde bu kısımları bizim sıpayla birlikte okuyup bol bol güleriz insaallah.

Elif büyüdükçe bu okumalara asla izin vermemeye başladı.Kitap adına ne varsa hemen saldırıyordu.Bu şekilde yavaş yavaş kitaplar hayatımızdan çıktı.Onun yerine yırtılması zor ve hışırtılı kitaplar aldım.Çok seviyordu o kitapları, hala alır getirir bakarız.Bu türden kitapları tavsiye ederim.Bezden 3 boyutlu olacak şekilde tasarlanmıştı bizimkiler.Kitabın içine kuşlar kelebekler çiçekler yerleştirilmiş.Onların altına başka imgeler yerleştirilmiş.En çok onları kaldırıp ceee oynamıştık.Kapatıp açıp ceee diyorduk.

Aslında ben kızımın doğayla iç içe olmasını kuşları, kelebekleri, çiçekleri tabiattan öğrenmesini çok isterdim.Kitaplarda resmini görüp annesinin çıkardığı seslerle birleştirdiği şeyleri tv de gördükleriyle ilişkilendiriyor.Anlamak adına ne kadar zor bir yol aslında.
Hiç bilmediği görmediği birşeyleri bu şekilde öğrenmek ne garip bir metod.Geçenlerde ineği gördü minusculede ve hemen tanıdı, bööö bööö demeye başladı.Üzüldüm çok.Hayvanları, doğayı, köy hayatını çok seven biri olarak üzüldüm kızımın haline.Dayımın daha 3-4 aylık çocuklarının hayvanları görünce nasıl çırpınıp mutlu oldukları geldi gözümün önüne.Bizim ilk yılımız ise evde tıkılıp kalmakla geçti.

1. Boncuğunuza kitap seçerken en çok önem verdiğiniz kriterler neler?

Benim kızım yaşındaki çocuklar için resim önemli.Çizim ve renkler nesneleri ön planda tutmaya yönelik olmalı.Az karede çok şey anlatmak yerine 1-2 şeyle yetinilmeli.

2. Bir kitabın kapak tasarımı sizi cezbeder mi?

Sadece kapak yeterli olmaz diyeyim kısaca.

3. Çocuk kitaplarının didaktik yaklaşımlarını nasıl buluyorsunuz? (Kolay buluyorum felan diyen olursa-ki ben olsam derdim ya neyse- mızıkçı yazacam)

Ben şimdilik basit anlatımdan yanayım.Bunun yanında kitabın hikayesi ve anlatımı şimdilik çok önemli değil.Bizi şimdilik bütünden ziyade parçalar ilgilendiriyor.İlerde çok daa fazla önem kazanacak bir konu.Özellikle ilgi alanı artan ve daha çok şey bekleyen bir çocuk varsa ve konu bulmak zorlaşıyorsa fikir vermek açısından önemli olabilir.

4. Çocuk kitaplarındaki resimler nasıl olmalı sizce? Hikayesini beğendiğiniz bir kitabı ilüstrasyonlarından dolayı almamazlık ediyor musunuz veya tam tersi oluyor mu? Hikayesi uyduruk olan bir kitabı grafiklerine aşık olarak aldığınız oldu mu? Grafiklerde aradığınız temel özellikler var mı? Varsa nedir?

Şimdilerde kitap seçmek çok zorlaştı.Gezdiğim kitapçıları inceliyoruz kitaplar öyle savsaklanmış, resimler renkler öyle özentisiz yapılmış kii.Üzerine çok kafa yorulmuş kitap bulmak çok zor.Oysa yapmaları gereken canlı renklerle sade ve bebeklerin anlayacağı şekilde birşeyleri ortaya koymak.

5. Çocuğunuzun şu anda en çok sevdiği 3 kitap hangileri? Bu kitapların bir ortak yönü var mı?

:) Babasının bütün kitaplarını seviyor.Onun elinde görmeye görsün.Ortak yönleri anlaşılmıştır sanırım.

Benim resimlerden ziyade ona okumak için aldığım 1 Tl lik Timaş yayınlarının kitapları var evde bol bol.Dinlemeyi seviyor benim kız.Ben okuyorum ilk başlarda çok iyi dinliyor sonra sıkılıp etrafta gezmeye başlıyor.Ancak ben okumaya devam ettiğim sürece çok uzağa gidemiyor.Aklı kitapta, okunan şeylerde oluyor.Bir kulağıyla dinliyor çıkamıyor odadan.En çok beni bu hali mutlu ediyor.

6. Bir çocuk kitabı yazsanız hangi temayı işlemeyi düşünürdünüz, ya da temasız öylesine bir masal mı uydururdunuz?

Şöyle kalabalık bir aile içinde bulunan bir çocuk için büyükanne, büyükbabaya, dayı, hala, teyzeye ait temalar çok ilginç gelebilir.Erkek çocuklar için arabalar en ilgi çeken tema.Hayvanlarda çok popüler bir tema.Tema özellikle bebekler için oyuncak ağırlıklı olabilir.Önemli olan sanırım ele alınan temayı anlatım ve sunum şekli.

Aslında kitap şeçiminde zorlanan bir anneyim.Ayrıca Eşimde aynı kitaplara bakıyor ve o da çok uygun olmadıklarını düşünüyor.O da zorlanıyor yani.İstediğini bulmak zor ve çok çeşit yok maalesef.

Bizde kitap olayı bu kadarcık.Yeme savaşına giren anne kız, ne zaman bu şavaşı bırakıp başka şeylere daha fazla zaman ayırılarsa işte o zaman hayatımızda çok daha fazla şey olacak.Daha fazla kitap gibi.

Kitap seçimi konusunda da çoğu konuda olduğu gibi blog annelerinden yardım alacağız.Kitap olayının piri Umur .Bir yerlerde kitap sevdalısı olan ve bu sevdayı en ayrıntısına kadar dile getiren bir annenin yazdıklarının elinizin altında olması kadar insanı rahatlatan başka birşey olabilir mi?

November 2, 2010
Posted Under: kuzu  
Read More

Hep istiyorum bende

Ahh ben kızıma uslu mülayim felan derken meğer nasıl baskın bir tip varmış yanıbaşımda.

Haftasonu 3 çocuk bir araya gelince ortalık toz duman oldu.Bizim kız diğer çocukların elindeki oyuncak vs. gibi şeyleri nasıl bir hışımla cıyak cıyak ellerinden aldı.2 erkeğe kök söktürdü.Tuttuğunu kopardı yani.Onu bu halde hiç görmedim dersem yalan olmaz.

Karakter olarak kendini yavaş yavaş ortaya koymaya başladı.Biraz tam olarak konuşamamanın, kendini tam ifade edememenin zorluklarını yaşıyoruz.Mesela dün baran abisinin elindeki oyuncakları alıp attı, sinirlendi, mızmızlandı.Birşeyler anlatmaya çalıştı.Baran abisine ben bu oyuncaklarla oynamak istemiyorum, farklı şeyler yapmak istiyorum demek istedi.Ben farkediyorum ancak çoğunlukla ne istediğini anlamakta zorlanıyorum.Anlayamadığım durumlarda dikkatini farklı noktalara çekmeye çalışıyorum.

2 yaş sendromlarını yaşıyoruz.Belki önümüzdeki yaza hem bizi daha iyi anlayacak hem de kendini daha iyi ifade edecek diye düşünüyorum, umuyorum, dua ediyorum.

Kızımın terbiyesiyle ilgili olarak en ciddiye aldığım ve beni en tedirgin eden “sınırlarını belirleme” olayı.Sınırları kavrayabilmesi onun gelişimi açısından çok önemli bir aşama.Sınırlarını bilen çocukların kendilerini çok daha güvende hissettikleri bilimsel bir gerçek.Kendini güvende hisseden çocuğu sakinleştirmek, dikkatini dağıtmak çok daha kolay.Çocuklardaki asabiyetin en büyük sebebi kendilerini kontrol edememelerinden kaynaklanıyor. Sınırlandırmak demek burda kontrolu anne babaya vermeyi kabul etmeleri oluyor.Bu nasıl olacak? Öncelikle sabır ve şefkatin dengelediği sevgi gerekiyor.Sevgiyi ifade edecek güçlü bir iletişim. Akıl yürütmeyi, düşünmeyi öğretebilmek.Sonra sabrı öğretmek…Çocuklara öğretmesi en zor şeylerden biri sabır sanırım.Bunun için mükafatlandırma yoluna başvurulabilir.

Aslına bakılırsa epey kafa yoruyorum bu konulara.Aslında derin konular ve bu konularda daha çok okumak istiyorum.Daha çok tecrübe dinlemek mesela.Kızımın şımarık, asabi bir çocuk olmasını kesinlikle istemiyorum.Kendini kontrol etmesini bilen, güçlü bir birey olma yolunda olmasını istiyorum.Zor ve emek istiyor.Ayrıca benim gibi hep isteyen bir annesinin olması da zor onun açısından.Ne bileyim belki zoru sever, kim bilir?

October 27, 2010
Posted Under: Öylesine  
Read More

Gülüyorum

Aklıma geldikçe gülüyorum.Gülünmeyecek gibi değil ki.

Babasına gökçin gökçin diye sesleniyor.Hayy allahım yaa.

October 25, 2010
Posted Under: Öylesine  
Read More

O bir sıpa artık

Zihnen bir dinginlik, bedensel bir enerji fazlalığı var üzerimde.Bu durumda en zor gelen şey ise PC başına oturup kalmak.Hava aaa acaip.Sanki mart ayı, yağmurlar nisan yağmuru gibi.Gök gürlüyor şimşekler çakıyor.Etraf yeniden yeşillenmeye başladı.Son bir haftadır ılıman bir mevsim yaşıyor şehrim.

Dün gece 4′te kalkıp hastaneye gittim.Anneme randevu sırası almak için.Önce sıra alınacak, sabah o sıraya göre randevu verilecekmiş.Sabaha kadar oralarda kalır randevuyu alıp işe geçerim diye düşündüm ama yarım saat ancak durabildim.Hemen eve geri gittim, girdim yatağıma.Kocacığım mışıl mışıl hiçbirşeyden habersiz uyuyordu.Sabah 8 de yine hastanedeydim.Annem için romatolojiden bir hocadan randevu aldım.Yine hacettepeden.Diğer hastaneler bıktırdı açıkcası.Neyse akşam içim rahat etmedi kocama gece yaptığım şeyleri anlattım.Şaşırdı kaldı.Şimdi ona söyleseydim yaa boşver başka hastaneye gideriz derdi ya da gece peşime takılırdı.Ben hallettim oldu bitti.Hiç korkmadın mı diye sordu. Hiç korkmadım gerçekten,sadece geç kaldığımı ve sırayı alamayacağımı düşündüm.İşte bir hastanenin saçmalıkları neler yaptırıyor.Birde tam olarak bilgi alamamak var.Saatlerce o bölümün sekreterliğini ara, randevu almak istediğini söyle ve karşıdaki hatun çarşamba sabahı erkenden gelip sıra almanız gerekiyor desin.Sonra ne kadar erken sorusuna geceden gelin denilince, ne yapılırsa onu yaptım harfiyen.

Bu sabah kocam kalkar kalmaz “eee bu gece nereye gittin geldin” diye sordu.Güldük.

Daha da sorar.Unutana kadar ya da karısının başka bir atraksiyonuna kadar :P

Annede durum böyle.

Sıpada durum fena.Yemek seçiyor.Balık kızartması, patates kızartması yiyor 2 gündür.Hatta kokusunu alır almaz mama sandalyesine geçip oturuyor ve mamasının gelmesini bekliyor.Kuzuya yakışır mı bu yaptıkları? Yakışmaz.İşte bu yüzden sırf bu yüzden…O artık bir sıpa.

October 21, 2010
Posted Under: Öylesine  
Read More

Yorucu bir günün sonunda

Kuzu için Hacettepe üniversitesinin istediği tahlilleri yeni tamamlayabildik.iştahsız diye gittik bir dünya tahlil yapıldı.Şunu atlamayalım bunu atlamayalım dediler.Yaptırmak bir tarafa sonuçları beklemek çok zor geldi bana.
Teyzemizin arkadaşı sonuçlara bakmış ve bu sabah onu ziyarete gittiğimzde herşeyin normal olduğunu söyledi.Geriye sonuçları esas doktora göstermek kaldı.Diyeceklerini az çok tahmin ediyorum aslında.Beslenme bozukluğu olduğunu söyleyip bu doğrultuda tavsiyeler duyacak gibiyiz.

Sabah doktora gideceğiz diye midir nedir bilinmez ikidir kuzu geceleri huzursuzlanıp uykusuz kalıyor.Yine bu gece 12 gibi yatıp gece dörtte çok huzursuz birşekilde uyandı.Çok susamış ve çok terlemişti.Oda çok sıcak gelmiş heralde.Çok huzursuzdu.Gecenin o saatinde kucağımdan inmedi.1,5 saate yakın sakinleştirmeye çalıştık.Sonunda babası pış pışlayarak uyutmayı başardı.Sabah yatağında öyle derin uyuyordu ki normalde kaldırmaya kıyamazdım ama hastaneye gitmemiz gerekiyordu, uyandırmak zorunda kaldım.

Bugünkü teste kuzu ve ben yalnız gittik.Babamız gelemedi.Hava yağmurlu olmasına rağmen güzeldi, soğuk değildi.
Test 2-3 parçadan oluşuyordu ve her parçada kuzunun koluna birşeyler takıldıktan sonra 5-10 dakika beklememiz gerekiyordu.İşte bu kısımlar zordu.Çanta, montlar, kuzu ve çok sıcak bir hastanede 5-10 dakika çocuk oyalama olayı beni çok yordu.Her seferinde merdivenlerde oynadık.Sonra montları giyip hava almaya çıktık.Dışarda turladık.Terli olmadığı için hafif yağmurda dolaşmasına izin verdim.İçerde beklemekten çok çok daha iyiydi.Sonra baloncuyu gördük ve hemen koşup bir çırpıda balon aldık.

Nihayetinde yorucu bir gündü benim için.

October 19, 2010
Posted Under: Öylesine  
Read More

Notlar

Dünyanın en güzel duygusu bu kuzuya annelik yapmakmış.

Gerçekten başlamak bitirmenin yarısıymış.Niyet etmek tamamıymış.Uzun süredir kafamı meşgul eden birkaç şey vardı.Gözümde çok büyüyordu, nasıl olur diye düşünürken oldu bitti sonunda.Benim işler hep böyle oluyor her ne hikmetse.Birşeyi yapmaya karar veririm düşünürüm düşünürüm adeta kendime işkence ederim.Bir defa takmışım kafaya.Sonra o iş birşekilde halloluver.Bunun yanında olur halledilir deyip hafife aldığım çoğu şey, çok basit bile olsa sarpa sarar.Zihin gücünün maddeye hakimiyeti olarak açıklana dursun, beni duyan rabbime şükretmek düşüyor bana.

Kuzu herşeyi anlıyor artık.Öyle basit cümleler kurmuyorum eskisi gibi.Uzun uzun cümlelerle konuşuyorum onunla.Her zaman böylesinin daha çok hoşuna gittiğini hissetmişimdir.Konuşuyoruz ana kız.Yakında dedikoduya da başlarız.Ne yani dedikodu yapmayalım daa içimizde mi kalsın :) Hem sonra söylenen söz orda kalır der başkalarını suçlarız birileri gibi.

Sahi söylediği söz yerinde kalmış mı ne olmuş? Yerinde kalmadığı gibi yanına kaç misli katılarak etrafa yayılmış.Eeee sen öyle yalancıları dost bellersen öyle olur.Bana dostunu söyle sana kim olduğunu söyleyim.Söylemişten beter oldum, di mi? Ayrıca yana yana etrafta suçlu arama.Suçlu çok yakınında.Bu kadarı sana yeter.

Yine kuzu için kafamda bir sürü kitap var.En kısa zamanda almak istiyorum.

Yemek yedirme olayı tam işkence.Şimdilerde mama sandalyesine oturtup oyunlar oynayarak biraz birşeyler yedirebiliyorum.Sürekli yeni oyunlar yeni malzemeler lazım.Herşey oyuncak bizim evde.En son bardaktan bardağa su boşaltmaca oynuyoruz.Sıkılınca suyu masaya döküyor.Sonra kağıtla siliyoruz.Daha da sonra ıslak kağıtları sıkıyor.En son artık kağıtları parçalıyor.Dün akşam oyun konusunda öyle tıkandım ki anneannesinin sandoz kutusunu aldım elime sandozları doldur boşalt derken ben kaşıkla ağzına birşeyler tıktım.

İnanması zor gelebilir ama ben buna razıyım.O ağzını açsın ya da verdiklerimi reddetmesin ben uğraşmaya razıyım.2 aydır ağzını hiç açmıyordu.Yeni başladığımız vitaminle biraz açtı.Kabızlık sorunu hala var.Hala iştahını çok etkiliyor.

Nar…Nar yediği zamanlar hem iştahlı oluyor hem kakasını çok kolay yapıyor.Derdimizin dermanı nar ama bu hafta hiç yediremedim.En son katı meyve sıkacağımızda suyunu sıkıp verdim, çok az içti.Aslında tane tane yemek, çekirdekleriyle yemek en faydalısı.

Bu haftasonu annem evine gitmedi.Cumartesi sabahı kalkınca kuzu bir baktı ki hem annesi yanında hem de anneannesi.Hemen bu durumda bir terslik olduğunu düşünüp benim gideceğim sonucuna vardı.Bırakın gitmeyi sırtımı döndüğüm anda çığlıkları bastı.Lavoboya bile göndermedi derken klozetin üstüne oturabilen annesinin kucağına geldi oturdu.Kameraya alınıp ilerde gösterilesi anlardı.

October 18, 2010
Posted Under: Öylesine  
Read More

Blogumuzun en çok okunan 5 yazısı

Kisd bize de bu 5 yazıyı yazar mısın demiş.Yazarız elbette.

1. Sonradan girip başı çeken bir yazı var ki en çok okunmasına hiç şaşmıyorum.Teyzemizin doğumunu anlattığımız Bir normal doğum hikayesi başlıklı yazımız, blogumuz burda olduğu sürece number one olacak gibi.

2. Keyword çeşitliliği oldukça fazla olan bir diğer yazı İyiki doğdun baba başlıklı yazımız.Ayrıca şaşkın hatunların google amcaya “kocama doğum gününde ne yapmalıyım” türevi sorularının cevabı olarakda bol bol tıklanmakta.Benim ise okumaktan ve hatırlamaktan her zaman keyif alacağım bir yazı.

3. Yine ihtiyaçtan yapılan araştırmalar sonucu girilen bir sayfada Aslı Elif’in kıyafetleri .Özellikle bebek kıyafetleri ile ilgilenler sık sık ziyaret ediyor.

4. Bu şehirde buldum buğday ellerini
başlıklı yazı.Şarkı sözünden dolayı sık sık girilen ancak içeriğinin başlığı ile çok alakası olmamasından dolayı, girenleri hayal kırıklığına uğratma olasılığı yüksek bir yazı.

5. Nerde kalmıştık adlı yazıda bol bol bebek gereçlerinden bahsettiğim için port bebe,telsiz,salıncak,park yatak gibi kelimelerle girilen, yine blogumuz burda olmaya devam ettiği sürece sık sık girilecek bir sayfa.

October 14, 2010
Posted Under: Öylesine  
Read More

Kim demiş sevgi karın doyurmaz diye

Bugün Hacettepe üniversitesine doktora gittik.Annem, babamın özel doktor ve özel hastane takıntısına isyan etti sonunda ve teyzemin doktor arkadaşlarının yardımıyla doçent doktor hulya hanımdan randevu aldı.O hastaneye en son anne karnında 18 haftalıkken gitmiştim.Ortalık pek net gözükmüyordu ama bugün hersey netleşti.

9:30 da hastanedeydik.Doktor ancak 11′e çeyrek kala toplantıdan çıkıp gelebildi.Babam beklemekten çok sıkıldı ve özel hastanelerin nesi varmış, doktorlar iyi olmasa orda hiç tutarlar mı diye söylendi durdu.Ben hiç karışmadım, çok meşğuldum zaten; yeni bir mekan yeni insanlar tam benlikti.

Bu gece annem aylar sonra beni kendi odamda yatırdı.Sık sık uyandım, huzursuzlandım annemin sesini duymak istedim ama annem yoktu.Anneannem vardı.Onun sesini duydukça annemin olmadığı gerçeği yüzüme tokat gibi çarptı bütün gece :) .Burası türk filmlerinde geçen bir replikmiş.Ezberden yani.Yoksa benim için çok kompleks bir cümle.Haliyle iyi uyuyamadım.Birde üstüne erken kalkmak zorunda kaldım.Canım hiçbirşey yemek istemedi.Sütümü bile içmedim.Hastaneye aç aç gittim.

Hastanede beklerken boş durmadım her tarafı karıştırdım.En son sekreterin masasının üstündeydim.PC yi kapattım, ekranı açtım kapattım, klavyeye sıra gelmişti kii “aaaa in sen ordan” diyen bir ses.Annem kaptı aldı beni ordan.Sonra her istediğimi karıştırmama izin verdiğini düşündü.Biraz endişelenir gibi oldu fakat sonra çok meraklı olduğuma ve çok fazla sınırlama getirmek istemediğine karar verdi.Biraz daha büyüyeyim tekrar bu konuları düşünecekmiş.

Neyse oraya koştur buraya koştur derken birden bir açlık bastırdı, kan şekerim düştü, sinirlerim bozuldu.Canım babam hemen güzelinden bir simit aldı geldi.Şöyle açma gibi olanından, susamlı ayrıca.Çok hoşuma gitti.Yedim epeyce.

Sıra muayeneye geldi.İlk etapta teyzemin arkadaşlarından biri ilgilendi bizimle.Ben düz duvarlara tırmanırken o anneme bir sürü soru sordu.Sonra asıl doktor geldi.Ayy ne kadar çok sevdi beni.Çok güzelmişim ben meğersem.Kime benziyor bu? Anneye benzememiş dedi.Annemde babaya benziyor dedi.Canım babam tabikii benzeyeceğim.

Bu arada 86 cm olmuşum.Kilo aynı kalıp boy uzayınca, yakında ince tarafımdan kopacağımı düşünüyor annem. 2 aydır çok az şey yiyerek yaşıyorum.Karnımı sizden gördüğüm sevgi doyuruyor diyorum bir türlü dinletemiyorum.Tutturmuşlar sevgi karın doyurmaz diye.Bugünkü doktor ziyaretide bu yüzden yani az yiyorum diye.

Herneyse annem için çok yorucu bir gündü.Sonunda ne mi oldu? Kolum çok acıdı ve çok ağladım.Anladınız siz oniii.

October 14, 2010
Posted Under: Öylesine  
Read More

Beni benden aldı

itiraf.com dan bugun okuduğum bir itiraf var kii beni de benden aldı.


İyilik meleğim

Öksürüyorum, “Al iç, su getirdim.” diyor. Dışarıdan gelip lavaboya gidiyorum, elbiselerim çoktan katlanmış oluyor. Galiba acıkmaya başladım diye düşünürken, “Bak sana yemek ısıttım.” diyerek tepsiyi bana uzatıyor. Uyumak için yatağıma gittiğimde, yerinden kalkıp bana iyi geceler öpücüğü veriyor. Çalışırken, “Ne istersin? Kahve yapacağım sana. Lütfen söyle!” diyor. Ayakkabılarımı giyerken yere bıraktığım çantamı eline alıp beni uğurluyor. Uykusundan kalkıp “iİlacını aldın mı?” diye beni takip ediyor. Tüm bunları Down sendromlu kardeşim yapıyor. Beni kendinden bile çok sevmesi, beni benden alıyor.”

October 13, 2010
Posted Under: Öylesine  
Read More

Pastoral Senfoni

Şimdi yazmaya yeltenince bir bakmışım ki akşam bulaşıkları toparlarken aklıma gelen şeylerin çoğu uçmuş gitmiş.Ses kayıt cihazı felan olmalı ki aklımda kalabilsin (imza kendini Orhan Pamuk zanneden bir şahsiyet :) )

Sahi ne sıkıcıdır Orhan Pamuk romanları.

Elif dün bütün günü dışarda geçirince, gündüz uykusuna akşam 7 de ancak yatabildi.Annemde yattı.Kociş PC nin başında döküman incelemeye başladı.Eve bir sessizlik hakim oldu, insanı sakinleştiren.

Bende bulaşıkları toparlamaya başladım.Kafamdan aşkıma şiirler, romantik yazılar yazma hissi geçti hızlı bir şekilde…yoğun duygular eski günlere özlemle birleşince aşkın her daim taze olduğunu fısıldıyor ruhuma; Pastoral senfoni gibi sakinleştiren, çoşturan, kızdıran bir söyleyişle.

Ordan oraya atlıyor düşüncelerim.

Bana en iyi gelecek şey şükretmek.Gözlerimi açar açmaz şükürle başlamak, her gözüm birşeye iliştiği, aklım bir konuya takıldığı zaman vs. vs. şükretmek.Sık sık aklıma gelmesi için özellikle sesli kendi kendine konuşma modunda fısıltılar duyulmalı ki beyin tek bir taraftan uyarılmamalı ve daha kolay adapte olmalı.

Dilim Elif dese kalbim Elif dese.

Çoğu olay bizi olgunlaştırır.Aslında olgunlaştıran şey olaylar değildir.Olgunlaştıran şey sabırdır.Hırs yapmak yerine olayların bize öğrettiklerini kabullenmek olgunlaştırır.Hayat bu, öyle kabullenmek lazım.

Aşkım çok çalışıyor.Aylardır 3-4 de yatıyor.Sürekli bir koşturmaca.Ramazan sonrası 1-2 yere gitmek istiyorduk ama soğuklar öyle bastırdı kii.Soğuklarda sorun olmazdı normalde kuzu olmasa.İstanbul burnumuzda öyle tütüyor kii.

October 11, 2010
Posted Under: Öylesine  
Read More

Ne ola kiii??

Ne olacak daaa!!!!

Bacısının evinden bloga girip girip eli boş dönen eltinin arkasından atılan döt, göbek olayı oliiii.

October 11, 2010
Posted Under: Öylesine  
Read More

Ben deterjan tozundan anlarım

Kuzunun bacaklarında bayramdan sonra egzama oluştu.Aylardır aynı deterjanı kullandığımız halde birden ortaya çıkması acaba karaciğerle ilgili birşey olabilir mi sorusunu getirdi aklımıza.Eşim doktora gösterelim diyordu uzun süredir.Neyse her zaman gittiğimiz özel hastaneden randevu aldık.Hastaneye gittiğimizde yine bizim kız yerinde durmadı turladı etrafı.

Sonra doktor gördü.Egzama bu dedi.Karaciğer kaynaklı değilmiş.Alerjik, kontak dermatit gibi birşeymiş.Banyo sonrası nemlendirici kullanmamızı ve şu sıralar banyo aralarını açmamızı söyledikten sonra çamaşırlarda sadece omomatik baby kullanmamızı ekledi.Ben lekeler için kullandığım deterjandan kaynaklanmış mıdır diye sormaya yeltenmiştim ki “ben anlamam deterjan tozlarından” diyerek susturuldum.Doçent hanımımız burnundan kıl aldırmadı.Sonra yazdığı ilaçlarla ilgili sorularıma ve ilaçlar hakkında bilgime de şaşırıp mesleğimi sordu.Mühendisim ama çok okurum dedim.He he he havam olsun.

Sonra geyiğini yaptık eşimle.”Ayyy ben anlamam çamaşırdan felan, hizmetçim halleder.Olmazsa atarım yenisini alırım, onunla mı uğraşacağım.Ben doçentim bilim kadınıyım” gibi.Bariz bende plak kadına takıldı yani.

Bende çalışan bir kadınım ama deterjandan da anlarım.Anlama gereği duyarım.Kadınlığın verdiği bir yatkınlıkta vardır,öyledir, şöyledir ,böyledir.Sonuç olarak çoğu şeyden anlıyorum.

Kuzu 10 aylıkken götürdüğümüz bayan göz doktorunun 1,5 yaşında bir oğlu vardı ve muayene işlemi bittikten sonra kadıncağız bana bütün annelik tecrübelerini bir çırpıda aktarıvermişti.Ama ama o doçent değildi bu noktaya dikkatinizi çekerim :P

Gençliktir, ilgidir, anneliktir, enerjidir ama doçent, prof olmak ya da olmamakla alakalı değildir (heralde?).

Yok yok değildir kesin.

Hastane sonrasında kocacığım boş durmadı.Hemen karşıda bulunan vatan bilgisayara geçti.

e-bebek yolumuzun üstündeydi orayada uğradık.Oynadık, bakındık.

Hava epey soğumuştu eve gelince ilk işimiz kombimizi yakmak oldu.

October 5, 2010
Posted Under: Öylesine  
Read More

Yiğit gitti Ahmed kaldı

Dayımızın beklenen oğlu Yiğit Çağlar geçen cuma günü bir süprizle doğdu.Bizim kuzu erkek olsaydı adı Ahmed Yiğit olacaktı.Yiğidi kuzenimize verdik.Bize Ahmed kaldı.Evlenmeden çok önce eşim kızımız olursa Elif, oglumuz olursa Ahmed koyalım demişti.İlk duyduğumda bile bu isimleri çok sevmiştim.
Esmer yeşil gözlü bir kızı olmasını özellikle istiyordu.Bizim kuzu ne esmer ne de yeşil gözlü oldu babasına inat :P

Hoşgeldin Yiğit Çağlar.İsmin kadar güzel bir ömrün olsun.Halan seni oğlu gibi sevecek.Şimdilik bir resmin yok halanda.Yakında değilsin uzaktasın.Bizi çok bekletme gel bir an önce.

October 4, 2010
Posted Under: Öylesine  
Read More

Doğurdu!!

Okumayanlar için birde ben koyayım dedim OİP nin çalışmasını :)

September 30, 2010
Posted Under: Öylesine  
Read More

Güzeli güzeli

Ahh ne güzel serin bir hava vardı bu sabah.Bir taraftan yağmur yağıyor kapalı bir hava.Diğer taraftan bulutların arasından kendini kısmen gösteren bir güneş.Bulutların arasından süzülen, seyretmeye doyulamayacak ışık hüzmesi.Nasıl bir compozisyon, nasıl bir sanat, direk insanın ruhuna doluyor.O ruh için o ana “ol” denilmiş.

Sabahları genel olarak mutlu uyanırım.Bu insanın psikolojik durumu için bir parametre olarak değerlendirildiğinde sağlıklı olunduğunun göstergesiymiş.

Sabahları herşey olduğundan daha güzel ve daha kolay gelir.En kötü gecelerin sabahında bile bunu hissetmişimdir.Yok demişimdir, o kadar kötü değil, olamaz, yanlış düşünüyorsun.Bir umut vardır inadına içimde; bütün serkeş duruşların, müsfettelerin güzellikler üstündeki dayatmasına karşılık.

Burası kötülerin dünyası denilemeyecek kadar örnek var etrafta.Kendilerine muafiyet vermeseler sesleri daha gür çıkabilecek çığırtkan tellallar var: kötü olmayın, kötülük yapmayın diye bağıran sağda solda.Sağır değilim duyuyorum.

Ahir zaman…

Güzelliklerin asıl kaynağı şefkattir.

Şefkat olmayınca kalpte, kör ve sağır oluyoruz.

Hayatı rol yapmakla geçen insanlar biliyorum.Binlerce dansöz var :)

Koca hayat nasıl rol yapmakla geçer demeyin, geçiyor.Arada rol yapmaktan sıkıldıkları oluyor netekim.Onları gerçek anlamda tanımak için bu anları yakalamak büyük bir şanstır aslında.Bütün olanları kendi çıkarları için yorumladıkları, sürekli kendi çıkarlarını düşündükleri için hep temkinli davranırlar.Böylelerinin samimiyetine ne kadar güvenilebilirse o kadarlık bir ilişki oluyor ortada.Ne onun ne bunun ne senin ne benim tarafımda değil sadede kendi tarafındadırlar.

Böylelerini hayatında tutmak onlar kadar riyakarca davranmaktır benim zannımda.

“Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır”

İşte en güzeli budur.

September 30, 2010
Posted Under: Öylesine  
Read More

Matrix ol!

Kız kardeşim hadi enişte matrix ol deyince, kocam taktı gözlüklerini matrix pozu verdi.Bende de gözlük olsaymış daha iyi olacakmış.

September 28, 2010
Posted Under: Öylesine  
Read More

Özlem

Hava biraz garipti geldiğimde.Kokusu tadı farklıydı.Tam ortaokul ve liseden kalma bir koku ve tat.Hani okulların ilk açıldığı haftalardaki atmosfer.Tam okul sonrası eve geldiğim zamanlardaki hisler doldu kafamın içine.Annem hastaneye gitti.Elifle ilgilendim biraz sonra uyamak için girdik odaya.Onu yatırdım bende yatağa uzandım.Dalmaya çalışıyorum sanki biraz daldım gibi çakır keyif halleri.Sonra bu seferde bu havalar beni alıp taa çocukluğuma götürdü.Yaz tatillerinde gittiğim köy havası doldu birden zihnime.İnceden inceye bir hüzün, o günlere özlem ve tekrar yaşanmayacak olmalarının verdiği dayanılmaz bir acı sardı içimi.Zihnim hala bulanık kah o anlardayım kah elifli anlardayım.O görüntüler öyle yer etmiş ki bir an ölürken bile hiçbirşeyi hatırlamayıp o anları hatırlayacağım hissi hakim oluyor bende.Çocukluk anlılarımla birlikte çocuk olarak gülümseyerek öleceğim belkide.O kadar kolay mıdır insanın son nefesini vermesi ?

Hüzne teslim olmuşum.

Neyse…

Hakkaten köyümü çok özlemişim.Çok yakın aslında gidilebilir.Keşke kocam bu satırları okuyuverse ve beni alıp götürüverse oralara.Görsem tekrar, kokusunu çeksem içime.Tezek kokusunu, toprak kokusunu.Çocukluk anılarıma kaptırsam kendimi.Sonra elif çekip çıkarsa, anne oldun sen dese.Viran olup gidenleri, yaşlananları görsem, hüzünlensem, ağlasam!

Sonbahardandır bütün bu duygusallık.Bir sonbahar güne Ebedi bir hayatı isteyen ruhuma ağır gelmekte güzelliklerin geçip gitmesi.Bundandır bütün melankoli.

September 28, 2010
Posted Under: Öylesine  
Read More

Kim daha çok eğlenmiş?

Bu akşam Kentparktaki macera adasına gittik.Aslında orası alışveriş yapmaya gelen ailelerin, rahat alışveriş yapmak için çocuklarını bakıcı ablalar eşliğinde oynamaları için bıraktıkları bir yer.Etrafta annesi babası orda olmayan çocuklar vardı.Hele bir tane abii annemi gözüne kestirdi, sürekli onu takip etti ve sürekli benim annemle oynamak istedi.Annem bu duruma üzüldü.Çok çok zorda kalınmadığı sürece çocukları bu şekilde bırakmayı doğru bulmadı.Ben küçük olduğum için içeri annemle birlikte aldılar.Benim çocuk ruhlu annem çok eğlendi.Bu yüzden verdiğimiz paranın son kuruşuna kadar değdiğini düşünüyorum.Anneme bütün kaykaylar feda olsun :P

September 25, 2010
Posted Under: Öylesine  
Read More

Şu Günlerde

Şu sıralarda en büyük arayışım kitaplar üzerine.Elifin ilgisini cekebilecek, resimli kendinden birşey bulabilecegi kitapları arıyorum.

Geçen bir kitap aldım.3 renk ve 3 ayrı boyutta balonları anlatıyor.Kırmızı balon,sarı balon ve yeşil balon.Renkleri anlatmak için kullanmaya çalıştım ama pek ilgisini çekmedi.Aksine resimlerdeki balon satıcısı ve balonları sattığı parktaki salıncak ve kaykay çok daha fazla ilgisini çekti.Satıcıyı gösterip “abisi abisi” diyor.Özellikle şapkasını beğendi.Kendiside şapkalarını kafasına geçirip aynanın karşısına geçiyor.Sonra “kaykay” diyor çok tatlı.Parmağını tutup resimler üzerinde hareket ettirerek “elif parka geldi.Yürüdü yürüdü, kaykaya gitti.Sonra merdivenleri çıktı, oturdu ve hoppppppp kaydı” diyorum.”hopppp kaydı” kısmı için elimle kayma hareketi yapıyorum.Çok hoşuna gidiyor.Sıra kitap okumada dedim dün akşam.Hemen gidip yeni kitabını aldı geldi.Sonra kendisi açıp kaykay kısmını bulup parmağını resimler üzerinde dolaştırıp aynı benim yaptığım gibi kayma hareketi yaptı.Bir taraftanda kendi kendine konuşuyor.Çok hoşuma gitti bu hali.Daha çok, basit ama ilgisini çekecek kitaplar bulmak istiyorum.Mesela birde diş fırçasının olduğu bir kitap var.Hemen o kısmı bulup dişlerini gösterip, eliyle fırçalama hareketi yapıyor.Böyle ona ait hikayelerle birleşecek kitaplar.Bazen diyorum fotoları bastırayım, yapıştırayım bir deftere.Onların üzerinden hikayeler anlatsam daha iyi olur sanki.

Birazda foto!!

Ramazanın son akşamı.Babam iftardan sonra hadi çıkıp biraz dolaşalım dedi.Ailecek çıkıp dolaştık.Annem hüzünlüydü, aslında sabah bayramdı ama ramazanda bitti gitti diye hüzünlendi.Yemekten sonra dolaşmak bizimkilere iyi geldi.Kan dolaşımları arttı.Yüzlerine kan geldi :)

Eeee bende etraftaki oyuncaklara takıldım.

Ramazan sonrası dışarda ilk kahvaltı.Bakmayın öyle göründüğüme.Annem birazdan değiştirecek.Hem yanında bir sürü kıyafet taşıyor.

Kahvaltı sonrası oyuncakcıda oynadım biraz.

Teyzemlerle orta bir yerde buluştuk.Annem kızı gibi seviyor teyzemi.O da annemi, annesi gibi seviyormuş.Sık sık söylüyor da ondan biliyorum.Hiç kıskanmıyorum, olabilir diyorum şimdilik :P

Biri sırtında, biri kucağında, biri eteğinde gibi bir poz olmuş.Tam teyzeme yakışır bir foto aslında.Kendileri biraz hızlı bilinir :)

Hmmm…Babamla kuzenlerin babası konuşmaya dalmış.

Nihayet üçümüzün bir arada olduğu bir foto.Ama bizimkiler öyle birlikte fotograf çektirmeye alışık olamadıkları için bir acayip çıkmışlar.Olsun ama herşeyin doğalı güzeldir.

Fotolardan anlaşıldığı üzere aklım başka yerde,pek neşem yok.Afedersiniz biraz bağırsaklarım sıkıştırıyor.Bir an önce eve gitsek bari.

Müzik sistemlerini inceliyorum.En ergonomik olanını arıyorum.Şöyle tuşları yumuşak olanını felan işte.Bunu anlamak için bol bol dokunuyorum.

Hem incele, hem de çalan müziğe eşlik et.Zor iş.

Nasıl açım nasıl açım, bilemezsiniz.Annem duymasın ama bu kadar acıkana kadar beklemeyeceğim birşeyler yiyeceğim diyorum her seferinde ancak bir türlü olmuyor.

Kuzen oyun derdinde.

Dur bee kuzen yemeğim bitsin oynayacağız.

Yuppiiiiii!!!Kalan bütün fotoları erittik sonunda, sabun oldular dermişim :P

September 23, 2010
Posted Under: Öylesine  
Read More

Mantıklı mantıksız

Yanlışım varsa söyleyin lütfen.Annemle şu sıralar çok fotograf bakıyoruz.Ben parmağımla kişileri gösteriyorum.Annemde adlarını söylüyor.Yaa teyze yaa abi diyor.Sonra sık sık yeni insanlarla tanışıyorum.Onlarda yaa teyze oluyor yaa abi.Kadınlara teyze diyoruz, erkeklere abi.Eeee durum böyleyken ve anneannem bir kadın olduğuna göre teyze, babam erkek olduğuna göre abi olmaz mı? Yani anneanneme teyze , babama abi dememde ne yanlış olabilir?

September 21, 2010
Posted Under: Öylesine  
Read More

Şaka gibi

Dün akşam mutfakta ızgara tavuk yapıyorum.Kokusu eve yayılmış durumda.Bizim kuzu mutfak kapısına dayandı, açmaya çalışıyor ama açamadı.Ben açtım kapıyı.Kapıyı açar açmaz “mama pişir” dedi.Dona kaldım.Şaka gibi yaa.Böyle oluyormuş demek konuşmaya başlamaları, böyle şaşkınlık yaratıyormuş!
Böyle bir durumda hemen yanında kim varsa ona dönüp benim duydugumu sende duydun mu diye soruyorum o şaşkınlıkla.Bu sefer kimse yoktu ama sürekli aynı cümleyi tekrar ederek dolaştı evde.En son “mama pişirin” de çıktı ağzından.

Akşam yatarkende kucağımda bezini atmaya gidiyoruz ve bir taraftanda konuşuyorum. “Anne bezi attı” dedim.Tekrar etti.Sonra oyun yaptık bunu birlikte söyledik.Uykuya dalana kadar “be-zi at-tııııııı” dedik ninni yerine.

Not düşmek istedim bloga.Unutmamak için ilk cümlelerini cimcimenin.

September 17, 2010
Posted Under: Öylesine  
Read More

Sinirlerim hopladı

Bazen çok çocuk ruhlu insanlarla karşılaşıyorum.Bir şekilde konuşulmaya başlanılan her konuyu kendine bağlamayı beceriyorlar ve mesela onun ne kadar harika yemek yaptığını, bir zamanlar ne kadar çok erkek hayranlarının olduğu gibi konularda hikayelerini dinlerken bulduğum oluyor kendimi.Özellikle belirli konular çok favori.Böyle bir durumda kalmak sıkıntı veriyor, uzaklaşmaya çalışıyorum hemen.Kendilerini anlattıkları kadar başkalarınıda dinleseler ve ona göre ortaya faydalı çıkarımlar çıksa, boş konuşulmasa ne güzel olur diyorum. 35 yaşıma merdiven dayadığım şu günlerde hayatı çok ciddiye almaya başladım sanırsam.Bazı konular geyik geliyor hakkaten.

Aslında dinlemeyi severim, insanların dertlerini paylaşmaya çalışırım.Kendim için doğru bulduklarımı tavsiye etmeden duramam.

Bazende ortada üzelecek birşey yok deyip pek oralı olmam.Böyle dediğim durumlarda mesele, olay, herneyse işte benim yaşadığımın zerresi olmamasına rağmen kişi yaygaracıdır çoğunlukla.Böyleleri daha çekilmezdir benim için.Hep ağlarlar hiç şükretmezler.Kendilerine ait kitlelerinde istediklerini gibi davranmalarına izin verip hemen ordan sıvışırım.Böylelerinden zamanla çok uzaklaşmışımdır.Tercihli bir uzaklaşmadır bu.

“Mümine hüsnü zan yakışır” şeklinde ahlaki bir prensibimim var.İyi yer etmiş aslına bakılırsa.O yüzden son noktaya gelene kadar çok sabırlıyımdır.Birde çok ilgilenmem insanlarla.Hani ilk karşılaştığı kişiyi bile şöyle bir baştan ayağa süzen bir tip değilimdir.Uğraşmam insanlarla.Ancak yine çok konuda eleştiriyorum kendimi. Eksikleri noksanları düzeltme adına doğrusu budur belki ama kendini düzelteyim derken, iyice kabuğuma çekildiğimi düşünüyorum zaman zaman.

Neyse konu neydi ne yazacakmış nerden çıktı bu cümleler? Aslında kuzunun iştahsızlığına çözüm adına interneti karıştırıken kadınların forumlarında okuduklarım, insanların durumlarını abartışları gibi sebeplerden dolayı ruhum öyle bir sıkıştı ki…Aman bee sizinlede ciddi birşey konuşulmuyor deyip sıvıştım o forumlardan.İşte budur asıl sebep.Harbi harbi çok bunaltıcıydı yavv hele bir tanesinin çocuğu 12 aylıkmış 9 kiloymuş boyu 80 cm miş çok zayıfmış götürmedik doktor bırakmamışmış.Off bee kadın ne deyim ben sana.Sinirlerimi hoplattın bayağı bayağı.

September 16, 2010
Posted Under: kuzu  
Read More

Kendisi anlatsın!

İlerde bunları okuyunca yüzündeki ifadeyi hayal etmek bir anne olarak beni çok mutlu ediyor.Kim merak etmez ki küçüklüğünü? Büyüklerden o hallerini dinlemekten kim bıkar ki?

Herkes teyze benim için.Ayrıca teyze demek gezme demek.Bu yüzden en çok sevdiğim kelime şu günlerde teyze.

Bayram bahane oldu.Ben teyze teyze dedikçe bizimkiler beni gezmeye götürdü.

Nasıl poz verme moduna geçmişim.Sevimliyim ben.

Haa bu öz teyzem.Zavallım 3 gün boyunca telefon edip davet etti.Ancak 3. gün sonunda sıra geldi.Sonrada ayrılması zor oldu.Keşke daha yakın olsalardı.

Küçük kuzen zehra.3 kız toplandık yani.

Ahh kuzen vahh kuzen alacağın olsun kuzen.Ben yaramazlık yaptıkça “elif yaramaz, ben yaramaz değilim” diyerek bizimkilerden aferin aldı.Ama ben bunu unutmayacağım rövanşını alacağım, hemde bizim evde kuzen.


Selma teyzemi unutur muyuz?


Pınar teyzeme de gittik.Sehbasının ilk hali buydu.


Sonra böyle oldu.Düz duvara mı tırmanmışım ne?

Başka bir teyzenin evindeyiz.Aslında en çok bu teyzenin evini beğendim.Avrupa görmüş kadının evi farklı oluyor canımmm.Neyse yine her tarafı karıştırdım.


Ayrıca benimle oynayacak bir torununun olması çok sevindiriciydi.Yalnız bana oyuncaklarını vermedi.Kıskandı beni nedense.

Salondan beni uzaklaştırmak için oturma odasına oyuncak saçtılar ama ben kaçıp kaçıp salonu karıştırmaya gittim.İyi yapmışım di mi?


Baran abiiii!!! Seni çok seviyorum!!! Söz veriyorum bir daha seni ısırmayacağım.

September 14, 2010
Posted Under: Öylesine  
Read More

Tembellik etmişim

Ramazandı bayramdı derken blogu ihmal etmişim.Aslında tembellikten, bir sabah erken kalkıp birşeyler yazabilirdim.Ya da geç yatmak olabilirdi.

Kuzu çok yaramaz oldu.Evet kesinlikle yaramaz bir çocuk.Yerinde 1 sn durmuyor.Sürekli aklı fikri birşeylerde, kapalı yerlerde, yüksek yerlerde.”Açın açın” deyip sürekli birşeyleri işaret ediyor.”Aç” tan sonra “açın” demeye başladı.

Bayağı bayağı konuşuyor ve işin ilginç tarafı bunun farkında.Bezini tutup “bez çiş” diyor.Bak anne doğru söyledim di mi der gibi hep konuşurken gözümün içine bakıyor.Konuştuğunun farkında cimcime.

1-2 gün önce “elif nerdesin?” diyen annesine “burdayım” dedi.Normalde duyduguma inanmayıp beynimin bir oyunu mu derdim ama yanında babası vardı ve duyduğum şeyi onaylayınca öyle güldük ki seviçten.

Uyanınca ayağa kalkıp “bitti” diyor.Uyku bitmiş yani.

Daha çok kelime, daha çok eylem var.

Evde sıkılıyor sürekli gezelim istiyor.Dün selma teyzemize gittik.Dönüşte fena ağladı, eve girmek istemedi.Sakinleştirmeye çalıştım.Oy kullanmaya gidecektik, tamam tamam ağlama gezmeye gideceğiz dedim.Hemen gözümün içine bakıp “teyze teyze” diyerek benden onay bekledi.Evet teyzeye gideceğiz dedim.

Birşeyler değişmemeyecek bile olsa yaygın ifadeyle “sivilleşmeye evet” deyip geldik.

Dönüşte pınar teyzemize uğradık.Bayram gezmelerimize ait fotoları sonra ekleyelim.

Değişen sadece konuşmamız değil.

Bütün bayram boyunca yeme sorunu yaşadık.Elimden hiçbirşey yemedi.Kendisi birşeyler yedi.Sütünü bile kendisi içti.Yani yani oyunla felan birşeyler yedirme dönemi çoktan kapanmış, kendi yediğiyle kalıyor.En son artık iyice acıkınca kaşıkla önüne konulanları yiyor.Zor işte, zor zor.

Aslında yazlıkta bile internet kafelerden blogumuzu takip etmeyi ihmal etmeyen, ramazan, sahur, bayram demeden gecenin muhtelif saatlerinde bizi araştırıp saatlerce bakınan elti için yeni birşeyler yazmak lazımdı.
Onu pek tatmin edecek şeyler yazamıyoruz ama ne yapalım idare etsin artık.Ne de olsa bizim hayatımızdaki yeri belli.Platonik platonik takılıyor işte.Aslında işine yarayacak doktor ve ilaç isimleri var elimizde ancak hasta olduğunu kabullenmesi lazım öncelikle: bir ruh hastası oduğunu.Neyse burdan aklına gelebilecek bütün hakaretleri üzerine alıp, doktor doktor gezip derdine derman aramasını söyleyelim tekrardan.

September 13, 2010
Posted Under: Öylesine  
Read More

Zamanı gelince

21. aylık bir cimcimeyiz ve bağımsızlığımızı ilan edeli çok oldu.Ancak bir anne olarak bunu yeni kabullenebiliyorum.Onu birşeylere zorlamak imkansızlaştı.Neden şaşırıyorum ki doğduğundan beri tıpkı annemin benim bebekliğime ait anlattığı şeylere çok çok benzer şeyler yapıyor.Ona bakıp kendimi görüyorum.Belki abartıyorumdur belki çok sahiplenmekten kaynaklı düşüncelerdir ya da birşey demek için çok erkendir.Ancak onun güzel ruhunu görebilmek çok mutlu ediyor beni.Umarım hayat onun için çok daha kolay olur.

Annelik sendromlarının bir kısmını arkada bıraktım gibime geliyor.Eskisi kadar kiloya takmıyorum.Boyu uzuyor deyip geçiyorum.Şunu yapsın bunu yapsın diye kasmayıp onun temayüllerini kabulleniyorum.Zamanı gelince olur diyorum ( this is my motto).

21. ay bizim için her konuda atağa geçtiğimiz bir ay.
Mesela çoklu zeka kuramında matematiksel zekasının daha önde gideceğini farkediyorum.Konuşmada fiilerden başladık mesela.Açın, aç, açtı, gitti, geldi, bitti, hadi bol kullandığımız kelimeler.İstemediği şeyler için hayır diyor yaa orda bütün ciddiyetimi kaybediyorum.Eeee hep anne mi hayır diyecek :)

Bizde özendik tuvalet eğitimi için.Klozet adaptörü alıp oturtmaya çalıştım ama istemedi ve adaptör yeni oyuncağı oldu.Lazımlık kullamayı düşünmüyorum.Çok hazır değil zaten.Bunun en büyük nedeni kabızlıktan dolayı yeni yeni düzene girmeye başlamış olmak.Böyle bir çocuğu zorlamak istemiyorum.Zamanı gelince olur diyorum yine.

Şimdilerde kendi kendimize yeme olayı en ilgimizi çeken aktivite.Aktivite diyorum, onun için herşey oyun.Bizim bu durum çok hoşumuza gidiyor ancak eğer herşey oyunsa, birgün bu oyundan da sıkılır mı sorusu aklımıza geliyor.Neticede yemekle içmekle arası olmayan bir çocuğun kendi kendine güzel yemesi şaşkınlık uyandırıyor.

Kendi kendine yeme olayına pilavla başladık.Pilavı seviyor.Eğer hele annesinin teklif ettiği hiçbirşeyi yemeyip saatlerce aç kaldıktan sonra çok güzel yeniyor.1-2 defa denedim işe yaradı.3. seferi olur mu bilemiyorum.

Dışarda iftara gittik geçenlerde.Gün içinde benim sunduklarımı yemek istemeyince çok zorlamadım, uğraşamadım.Evde temizlik vardı.Acıkmıştı bayağı bayağı.Biz iftarı beklerken domates istedik garsondan.Dilimleyip getirdiler ve bir güzel yedi.Sonra mama sandalyesine oturtup önüne çorba koyduk.Onuda yedi kaşıkla.Sonra ayranı kaseye koydum onuda kaşıkla halletti.Sonra çatalına pide batırmaya çalıştı.Ben çaktırmadan batırdım, hazır parçları götürdü.Bunları gururla seyrettik.Mutluluktan ağzımız bir karış açık gezdik uzun süre.Kuzuda çok mutlu oldu dışarı çıkmaktan.Bunların verdiği gazla biraz daha gezdik.Öyle güzel bir akşamdı çok şükür.

September 2, 2010
Posted Under: Öylesine  
Read More

November 24, 2010 Post Under kuzu, Öylesine - Read More

Kirpinin Yavrusu

Uzun bir tatilin ardından dün yavrudan ayrılıp işe geldim.

Bayram öncesi haftada evde olunca bizim için gerçekten uzun bir tatil oldu.

29 Ekimden beridir kuzunun üzerinde bir huzursuzluk vardı.Eliyle bezini tutup acıyor acıyor diyordu.Taa o zamanlar ağrılı idrar yaptığından şüphelenmiştik.Bu yüzden 3 günlük 29 ekim tatilinde gel git tak çıkar idrar vermeye çalışmış verememiştik.Devam eden huzursuzluk üzerinde yine idrar vermeye karar verdik ve bayram arifesi idrar olayını hallettik.Tam idrar ve kültürü temiz çıktı ancak başlangıç aşaması deyip verilen antibiyotiğe devam ettik.

Şöyle böyle derken içimden gelen sesi dinleyip devam ettiğimiz antibiyotik sonunda artık elini bezinden çekti ve o huzursuzluk da pek kalmadı.Sıfırın altına inen iştahda düzelir gibi oldu, özellikle dün akşam gayet iyiydi.

Şöyle bakınca tatil, dinlenme kuzu hastayken pek birşey ifade etmiyor anne ve babaya.Küçücük bir can emanet veriliyor size ve ona en iyi şekilde bakmak o canın sizin üzerinizdeki hakkı oluyor.Hep anne baba hakkı konuşulur yaa aslında evladın anne baba üzerindeki hakkı çok daha fazla aslında.Kedi gibi önüne mamasını koyarak çocuk yetiştirme dönemi çoktan bitmiş.Onu bırakıp PC başına geçmek bile vicdan azabı veriyor insana.

Düşününce eskilerin sürekli dilinde olan “biz seni besledik büyüttük, şu kadar hakkımız var” gibi laflara benim iç dünyamda sıra pek gelmeyecek gibi geliyor.İşin aslı gelmesini hiç istemiyorum.Böyle muhabbetlerden de oldum olası hiç haz etmem.

Aksine onu dünyaya getirdim, hatta uğraştım kastım ettim şartları zorladım, ona iyi bakabiliyor muyum, ona iyi terbiye verebiliyor muyum, iyiyi kötüyü öğretebilecek miyim, onu Hakka yönlerdirebilecek miyim, yaşantımla ona güzel örnek olabilecek miyim ,onu helal yoldan besliyor muyum gibi sorgular ve karşılıkları benim için çok daha fazla önem arzediyor.

Neyse dönelim kirpi ve yavrusuna.

Dün sabah bizim olmadığımız farkedip ağlamış aranmış evde.İnsanın içi şöyle bir cızzzzzzzz ediyor duyunca bunları.Ancak bunları yaşayan tek çocuk o değil ve durumda o kadar dramatik değil.Neticede biz onun için çalışıyoruz ve akşam bütün özlemimizi telafi etmeye çalışıyoruz.Annesinin erkek gibi yetiştirdiği kendi ayaklarınız üzerinde duracaksınız telkinleriyle yetişmiş bir insan olarak gereksiz duygusallığa pabuç bırakacak biri de değilim .Ayrıca onu çok seven ve çok şükür ki yanında olan bir anneannesi var.

Bayram öncesi evde olduğum 1 hafta, annemle birlikte olduğumuzda bir hafta oldu.Normalde ben her izin alışımda evi son sürat terkedip kendi evinde soluğu alan anneme yaptığım baskılar sonunda 1 hafta fazladan yanımızda kaldı.Bu bir hafta kuzu için benden çok daha fazla çırpınan bir anneanneyi görmemi sağladı.Rabbime binlerce şükürler olsun ve bize de kendi çocuklarımıza ihtiyaç duyacakları zamanda yanlarında olmayı nasip etsin.Kızıma hayatı boyunca unutturmayacağım bir konu varsa işte budur.Onun en bakıma muhtaç olduğu zamanda ona anneannesinin amiyane tabirle candan ciğerden baktığını asla unutmasını istemiyorum.

Akşam eve dönünce mutluluktan ne yapacağını şaşırmış bir kuzu vardı.Kapıda beni görür görmez “geldi” dedi çığlıklar eşliğinde.Hemen mutfağa geçtik.Şaşkın şaşkın dolandı etrafımda biraz.Sonra mama sandalyesine yöneldi.Sandalye üzerinde olan peçete parçasını eline aldı, atacak çöp aradı.Balkon kapısına yöneldi ve orda bulunan çöpe “attı” yaptı.Bütün bunlar beni etkilemek için yapılan ve karşılığında “aferin” beklenen şeyler.Aferin demez miyim hiç!!! Alkışlar eşliğinde aferinler diyorum ben kızıma.Akşama kadar annesini çok özlemiş bir çocuğun masum şaşkınlığı ve şımarıklığı vardı üzerinde.

Mama sandalyesine geçince pencere kenarında duran suluboyalarını istedi.Hemen resim defterimiz açtık, suyumuzuda aldık ve başladık boyamaya.Anne bu arada bir kase kıvamlı tavuk çorbası içirdi.Ağzına gelen büyük tavuk parçalarını çıkartıp “et” diyerek bana uzattı, bende afiyetle yedim ))

Sonrasında oyun oyun oyun…

Basket oynadık bol bol.

Tahta yapbozlarla oynadık.

Mola verdik, TV seyrettik süt içtik ( çok şükür).

Komşu kızı geldi ona kimya anlattık.

Bol bol hopladık, zıpladık.Anne bacaklarını uzattı kay kay yaptık.

Baba geç geldi biraz onunla oynadı.

Pil bitmiş gözler açılmıyor çok uyku bastırdı.Ahhh dedim bitmeyen pil nasıl oldu da bitti bu saatte.2-3′e kendimi hazırlmıştım oysaki diyerek kuzuyu yatırdım.

Akşamın en güzel kısmı şeker şeker diye ortalıkta dolandıkça 1 adet verdiğim jelibonlardan sonra, annesinin “şimdilik bu kadar daha sonra tekrar yersin” tavrına itiraz etmeden kabullendiğini görmek oldu.Olgun kuzum benim.

Son huzursuzluk döneminde anne babasının zaaf mı denir, beceriksizlik mi, yetersizlik mi artık herneyse işte o açıktan hayatımıza bu şekerler girdi.İstediği olmadığı için kendini parçalayan bir çocuğu sakinleştirmek için kullanılan bir susturma yolu.Şimdi ben onu ödül molarak kullanıyorum.Nasıl bir ödülse artık.

November 23, 2010 Post Under kuzu, Öylesine - Read More

Tam 2 yıl oldu

Önce kulaklarımda bir uğultu hissettim.Etrafta konuşulanları duyamıyordum.Dilim ağzımda hareket etmemeye başladı.Konuşamıyordum.Sonra boğazıma bir el yapıştı adete.Artık nefes alamıyorum diye bağırmaya başladım ki birden gözyaşlarım boşaldı.Ben yapamayacağım beni uyutun diyordum.Ne kimse beni uyuttu ne de gözyaşlarım durdu.15 dakika sonra yüzünü ilk kez göreceğim kuzum için duyduğum heyecandandı bütün bu olanlar.

Tam 2 yıl oldu ben anne olalı.

November 19, 2010 Post Under kuzu - Read More

Bu kız çok fena

Bizim sıpa kaç gündür kök söktürüyor.Ne günü 2 haftadır böyle.Sanırım son dişler yolda.

Gece 12:30 olmuş.Anne babada pil bitmiş, yalvarma durumları ne olur yatalım diye ama nafile.Yapmadığı şımarıklık haşerelik kalmamış durumda.Yatağın üstünde saatlerce hoplama zıplama oynamalar.Sürekli yüreği ağzına gelen anne ve baba.Allahım nerden buluyor bu kadar enerjiyi bu tıfıl.

Artık herşeyi bitirdi sıra kitap okumaya geldi.Gözünde annesinin güneş gözlükleri kitap okuyor.Öyle şirinki gidip hemen makinayı getiriyorum ve 1-2 poz çekiyorum.Sonra yine çekmemi istiyor.Bende çekerim ama kitap okuyor gibi yapman lazım yoksa çekmem diyorum.Hemen uzanıyor gözüne gözlükleri takıyor ve kitap okumaya başlıyor.Arada bana çekerken bakıyor.Tamam tamam diyorum sen devam et ben çekiyorum.Öyle numaracıktan kitabını okumaya devam ediyor.Yani benim bu kız var yaa çok fena.Yaptıgı şeye inanamıyorum hala.Demek istediğimi harfi harfine anlamasına mı şaşayım öyle hiç istifini bozmadan doğal doğal poz verdiğine mi şaşayım anlamış değilim.Çok bilmiş cimcime.

Bu arada biz bunları yaparkene baba yanda sızmış durumda

Bunlar neysede sonradan makineyi elimden alıp evirip çevirip herşeyini incelemesi çok zaman aldı yavv :D
Gecenin o saatinde ahh keşke söyle kibrit kutusu gibi bir makine alsaymışım dedim yani.

Şunuda yazmadan geçemeyeceğim.1-2 gün önce fotograflara bakıyor.Bir fotoda babasını hemen tanıdı ve “baba” dedi.Sonra bir fotoda daha babasını buldu ve hemen “başka babası” diyerek fotoyu bana getirdi.”Başka” kelimesini kapmış bir yerlerden akıllı cimcime.


November 12, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Son haftanın özeti

Ben var yaa ben:

Kış saati uygulamasına ayak uyduramayan anneme ve babama tam bir haftadır kök söktürüyorum.

Sürekli uyumak isteyen anneme inat uyumak istemiyorum.

Sürekli yorgun babama inat hiç yorulmuyorum.

Bebekken hiç sesimi duymayan komşularımı, annem yanımdan 1 sn bile ayrılsa ağlayarak rahatsız ediyorum.

Canım ne isterse onu yiyorum.

İşime gelmeyen herşeyde ağlıyorum.

Kendi odamda yatmayı reddedip tekrar annemlerin yanında yatıyorum.

Süt ve süt ürünlerini ağzıma sürmüyorum.

Annemi işe göndermek istemiyorum.

Her cümleye “şimdi” ile başlıyorum.

Vurdum mu oturtuyorum.

Hiçbirşeyimi paylaşmak istemiyorum.

Biri beni durdursun, kendi durumumu hiç iyi görmüyorum.

November 5, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Çocuk odası resimleri

KİSD’nin yeni dükkanından bu resmi aldım kızımın odasına.

Bir an önce çerçeveletip odamıza asmak için sabırsızlanıyorum açıkcası.
Ellerine sağlık KİSD teyzemizin.İlhamı bol olsun.

November 4, 2010 Post Under Öylesine - Read More

Anne ne yapsın

Anne, baba kız gezerken, çanta taşımanın dışında fotoğraf çeksin boş durmasın!!

November 3, 2010 Post Under kuzu - Read More

Kitap Seçimi

Anne Café ‘den çocuk kitapları konusunda mim gelmiş.Kızıma kitap seçerken nelere dikkat ettiğimi yazmamı istemiş.Tembellik etmeyelim yazalım.

Bu arada benim takip ettiğim anne blogları arasında en beğendiğim blog Anne Café ‘nin bloğudur. Bir şekilde kimyaların uyuştuğu, takip etmekten eski yazılarını okumaktan en çok zevk aldığım hatta birbirimize çok yakın oturduğumuzu bile düşündüğüm kişidir Hilal.Öyle ki 1-2 bina ötede bile oturabileceğimiz ihtimali zaman zaman aklıma gelmiştir.Çıkıp gidiliverilecek, kapısı çalınıverecek yakınlıkta olduğunu hissetmişimdir.Gerçekte nasıldır acaba?

Ahh İlknur neden gittin istanbula sanki :(

Neyse konuya dönelim.

Kızıma kitap seçmeye, onunla birlikte kitaplar okuma hayallerine hamileyken başlamıştım.Ona kitaplar almaya, ne okusak, ne anlatsak olaylarını düşünmeye çok erken başlamıştım.Daha 1-2 aylıkken ona kitap okumaya başladım aslında.Tabii çok dinlemiyordu ve anne için onun dinlemediğini farketmek olayı sıkıcı hale getiriyordu :P . Aç parantez; İlerde bu kısımları bizim sıpayla birlikte okuyup bol bol güleriz insaallah.

Elif büyüdükçe bu okumalara asla izin vermemeye başladı.Kitap adına ne varsa hemen saldırıyordu.Bu şekilde yavaş yavaş kitaplar hayatımızdan çıktı.Onun yerine yırtılması zor ve hışırtılı kitaplar aldım.Çok seviyordu o kitapları, hala alır getirir bakarız.Bu türden kitapları tavsiye ederim.Bezden 3 boyutlu olacak şekilde tasarlanmıştı bizimkiler.Kitabın içine kuşlar kelebekler çiçekler yerleştirilmiş.Onların altına başka imgeler yerleştirilmiş.En çok onları kaldırıp ceee oynamıştık.Kapatıp açıp ceee diyorduk.

Aslında ben kızımın doğayla iç içe olmasını kuşları, kelebekleri, çiçekleri tabiattan öğrenmesini çok isterdim.Kitaplarda resmini görüp annesinin çıkardığı seslerle birleştirdiği şeyleri tv de gördükleriyle ilişkilendiriyor.Anlamak adına ne kadar zor bir yol aslında.
Hiç bilmediği görmediği birşeyleri bu şekilde öğrenmek ne garip bir metod.Geçenlerde ineği gördü minusculede ve hemen tanıdı, bööö bööö demeye başladı.Üzüldüm çok.Hayvanları, doğayı, köy hayatını çok seven biri olarak üzüldüm kızımın haline.Dayımın daha 3-4 aylık çocuklarının hayvanları görünce nasıl çırpınıp mutlu oldukları geldi gözümün önüne.Bizim ilk yılımız evde tıkılıp kalmakla geçti.

1. Boncuğunuza kitap seçerken en çok önem verdiğiniz kriterler neler?

Benim kızım yaşındaki çocuklar çin resim önemili.Çizim ve renkler nesneleri ön planda tutmaya yönelik olmalı.Az karede çok şey anlatmak yerine 1-2 şeyle yetinilmeli.

2. Bir kitabın kapak tasarımı sizi cezbeder mi?

Sadece kapak yeterli olmaz diyeyim kısaca.

3. Çocuk kitaplarının didaktik yaklaşımlarını nasıl buluyorsunuz? (Kolay buluyorum felan diyen olursa-ki ben olsam derdim ya neyse- mızıkçı yazacam)

Ben şimdilik basit anlatımdan yanayım.Bunun yanında kitabın hikayesi ve anlatımı şimdilik çok önemli değil.Bizi şimdilik bütünden ziyade parçalar ilgilendiriyor.İlerde çok daa fazla önem kazanacak bir konu.Özellikle ilgi alanı artan ve daha çok şey bekleyen bir çocuk varsa ve konu bulmak zorlaşıyorsa fikir vermek açısından önemli olabilir.

4. Çocuk kitaplarındaki resimler nasıl olmalı sizce? Hikayesini beğendiğiniz bir kitabı ilüstrasyonlarından dolayı almamazlık ediyor musunuz veya tam tersi oluyor mu? Hikayesi uyduruk olan bir kitabı grafiklerine aşık olarak aldığınız oldu mu? Grafiklerde aradığınız temel özellikler var mı? Varsa nedir?

Şimdilerde kitap seçmek çok zorlaştı.Gezdiğim kitapçıları inceliyoruz kitaplar öyle savsaklanmış, resimler renkler öyle özentisiz yapılmış kii.Üzerine çok kafa yorulmuş kitap bulmak çok zor.Oysa yapmaları gereken canlı renklerle sade ve bebeklerin anlayacağı şekilde birşeyleri ortaya koymak.

5. Çocuğunuzun şu anda en çok sevdiği 3 kitap hangileri? Bu kitapların bir ortak yönü var mı?

:) Babasının bütün kitaplarını seviyor.Onun elinde görmeye görsün.Ortak yönleri anlaşılmıştır sanırım.

Benim resimlerden ziyade ona okumak için aldığım 1 Tl lik Timaş yayınlarının kitapları var evde bol bol.Dinlemeyi seviyor benim kız.Ben okuyorum ilk başlarda çok iyi dinliyor sonra sıkılıp etrafta gezmeye başlıyor.Ancak ben okumaya devam ettiğim sürece çok uzağa gidemiyor.Aklı kitapta, okunan şeylerde oluyor.Bir kulağıyla dinliyor çıkamıyor odadan.En çok beni bu hali mutlu ediyor.

6. Bir çocuk kitabı yazsanız hangi temayı işlemeyi düşünürdünüz, ya da temasız öylesine bir masal mı uydururdunuz?

Şöyle kalabalık bir aile içinde bulunan bir çocuk için büyükanne, büyükbabaya, dayı, hala, teyzeye ait temalar çok ilginç gelebilir.Erkek çocuklar için arabalar en ilgi çeken tema.Hayvanlarda çok popüler bir tema.Tema özellikle bebekler için oyuncak ağırlıklı olabilir.Önemli olan sanırım anlatım ve sunum şekli.

Aslında kitap şeçiminde zorlanan bir anneyim.Ayrıca Eşimde aynı kitaplara bakıyor ve o da çok uygun olmadıklarını düşünüyor.O da zorlanıyor yani.İstediğini bulmak zor ve çok çeşit yok maalesef.

Bizde kitap olayı bu kadarcık.Yeme savaşına giren anne kız, ne zaman bu şavaşı bırakıp başka şeylere daha fazla zaman ayırılarsa işte o zaman hayatımızda çok daha fazla şey olacak.Daha fazla kitap gibi.

Kitap seçimi konusunda da çoğu konuda olduğu gibi blog annelerinden yardım alacağız.Kitap olayının piri Umur .Bir yerlerde kitap sevdalısı olan ve bu sevdayı en ayrıntısına kadar dile getiren bir annenin yazdıklarının elinizin altında olması kadar insanı rahatlatan başka birşey olabilir mi?

November 2, 2010 Post Under Öylesine - Read More