<BGSOUND src=\"adres\" loop=infinite> Archives: 2011 February | Aslı Elif Malcı

Archive for February, 2011

Bu sanatçının annesi kim ola?

Sanatçı bu, sınırlarını zorlayıp sanatını kendi üzerinde icra ediyor.

Pastel boya aslında en çok duvarlarda güzel duruyor :P

Görende bütün gece beşik sallamış bu diyebilir ama biizm sanatçı bu kadar çalışmalardan sonra gündüz uykusuyla dinleniyor.

February 28, 2011 Post Under kuzu - Read More

Ahh zaman

Başım yine dumanlı.Zaman hızlı bir şekilde geçiyor.İznimizin 1 ayı geçmiş gitmiş.Ben yine yeni lohusa kadın duygusallığında dolanıyorum.Lohusalık diye birşey yok, annelik diye birşey var demek benim için.Evde olmak ayrıca duygusallaştırıyor beni.Alışıyorum daha bir bağlanıyorum.Hep kuzum oluyor gözümün önünde.Bazen hafif sert çıkışıyorum, koca kızlar gibi kendini affettirmeye çalışıyor.Annesinin ona kızdığını anlıyor.Hep böyle olsa keşke ilişkimiz, kızsak birbirimize sonra sarılıp koklaşsak.Umarsız olmasak birbirimize.

Günlerdir yağan yağmurdan sonra bugün mis gibi bir hava vardı.Çamaşırları serdim balkona, havayı soludum doya doya.Mutlu oldum.Mutluluğun adı hüzün benim için.Baharın yaklaşması hüzünlendiriyor.Geçmiş gitmiş baharları düşündürdüğünden midir bu hüzün?

Kreş olayı da kafamı çok meşgul ediyor.Zaman geçtikçe daha bir stres oluyorum.Nasıl olacak ,yapabilecek miyiz? Dün akşam kakasını yaptıktan sonra suyla temizlerken birden kreşte nasıl olacak nasıl temizleyecekler diye düşünürken buldum kendimi.Oysa çoğu şeyi düşünmemeye çalışıyordum.Rabbim bu kuzulara yardım etsin, hep iyi insanları çıkartsın karşılarına.

1-2 gün önce sabah suyunu içtikten sonra suluğu bana verip “teşekkurler” dedi.Çok güldüm.Gün içinde bu kız bana teşşekkur etti diye bağırdım durdum onu karşıma alıp.Bıyık altından güldü benim bu taşkın tavırlarıma.

Ev oyuncak çöplüğü oldu deyip oyuncaklarının büyük bir bölümünü kaldırıp kapalı balkona koymuştum.şöyle 1,5 ay felan olmuştur.Haftasonu hepsini çıkarttım.Çok özlemiş, gelip gidip oynuyor.Arada oyuncakları kaldırmak gerekiyor.İlgisi çok azalıyor ve etrafta kuru kalabalık oluyorlar sadece.Şimdi hiç görmemiş gibi oynuyor tekrardan.

Askerden gelen bir arkadaşı ziyaretten geldik ve bir şekilde yorgunluk çöktü üzerime.Yazmak için aklımda çok daha şey varmış gibi geliyor ama bir türlü toparlayamıyorum.Artık başka posta.Kocamda gelip gelip sen delisin, yat artık diyor.Yazmak istiyorum, iyi geliyor,  kafamı meşgul eden bir işimi aradan çıkartmaya çalışıyorum desem ya!! Gülümsüyorum, benim gibi konuşmaya başladın diyorum, gidiyor.

Nurturiada bir arkadaşın, aç parantez  2.5, 1.5  yaşlarında ve 3 aylık olmak üzere 3 kızı olan bir arkadaşın uyku uyku şeklinde güncellemesinden sonra, doğumdan sonra hemen hamile kalmaktan ne kadar korktuğum aklıma geldi .Şimdi kızım nerdeyse 2.5 yaşında.Evlendikten sonra da hemen hamile kalmaktan korkmuştum ben.Onun sonucu da ortada.Ben hep birşeylerden korktukça tam tersi olacak sanırım hayatımda.

Neyse bir iki birşey okuyum yatayım, çenem düştü yoksam.

February 25, 2011 Post Under kuzu - Read More

Canpare

Bu kuzu annesinin canparesi.Ben canpare bu diyorum o da canpare diyor.

İki gündür birlikte kahvaltı yapıyoruz.Bol tereyağlı ve kaşarlı tost yapıyorum.Ona açık çay koyuyorum birlikte oturuyoruz masaya.Çok hoşuna gidiyor.Ben çay içiyorum hemen o da çayını içiyor.Ben tostan ısırıyorum o da ısırıyor.Çok küçük ısırıklar alıyor benim yaptıklarımı yapıyor olmak için.Bunların dışında dün ben elimi yüzüme koydum o da koydu.Ben ondan makas aldım o da kendinden makas aldı.Ne oluyor ilk başta anlamamıştım ama beni taklit ettiğini farkettim.Oyun bulmuş kendine.

Başka neler var? Korku olayımız var.Böyle oynamaya felan dalınca aniden korktuğu zaman hemen anne koğkoum diyor ve bu duyguyu öyle güzel anlamış ki korktuğu zaman hemen böyle dile getiriyor.Ben de hemen sarılıyorum öpüyorum gözünün içine bakıyorum sakinleştiriyorum.Geçen bir şey yaptı ben de irkildim, hayır diye bağırdım, ağlıyacak gibi oldu.Sevmiyor kendine o şekilde çıkışılmasından.Ama anneciğim ben korktum dedim birden sakinleşti ve annesini affetti, yüzümü ellerinin arasına aldı, öptü ve sonra da sarıldı.Korku öyle kabul edilebilir bir mazeretmiş ki onun için :) .Arada bu zaafını kullanıyorum.Anne korkuyor yapma diyorum.

February 23, 2011 Post Under kuzu - Read More

Nice nice kutlamalara!!!

Anne: Elifcim cıbı cıbı yapacağız hadi gel!!

Elif: Iııı Iıııı ( ağlama efekti) anne koğkoum

Anne: Annecim hiç korkulur mu?

Elif: sıcak acıtır ( bu kelimeler nete yakın çıktı)

Anne: Anne yavrusunu hiç acıtır mı, hem sıcak değil normal ( normal kelimesinin anlamı çok iyi anlaşılmış durumda)

Yakınlarda böyle bir konuşma geçti kızımla aramızda.Sesim titredi ona cevap verirken aslında.Çok duygulandım, ne zaman büyümüş, zaman ne derece hızlı geçmiş, anne şaşkın.

Yeme sorunumuz var.Dua lazım.Dua, secret, sinerci herşey kabulümüz :)

Haftasonu her ay görüştüğümüz arkadaşlarımız bizdeydi.Ev sahibiydik yani.Yine bir koşturmaca, panik havası vardı evde.Halime acıyan kocam annemi bırakırken yanında kızı da götürdü.Gerçekten işlerim bu şekilde çok daha kolay oldu.Misafirler gelmeye başladı, nerdeyse herkes geldi ancak bizimkiler gelemedi.Macera adasına gitmişler, ordan başka yere.Sonra baba birşeyler yedirmeye çalışmış.Sadece çubuk kraker ve patates kızartması yemiş.Yolda yağmurdan dolayı kaza varmış, trafiğe takılmışlar epey.Bu esnada bizimkisi arabada 20 dak. felan uyumuş.Arabada uyunan 20 dak. bütün gün onu ayakta tutmaya yetti.Eve gelince evdeki çocukları görüp çok mutlu oldu.Oyuncaklarıyla oynayan çocuklar arasına daldı hemen.

Herşey çok güzeldi.Çocuklar çok tatlıydı.Yaptığım herşeyden bol bol yediler.Çok güzel oynadılar.Ancak bizim kuzu hiçbirşey yemedi.Kalabalıkta iyice dikkati dağıldı, aklı hep oyunda oldu.Ev sahibi olarak misafirlerin yanında geçirdiğim süre 10 dakikayı geçmemiştir.Çocukların başında bekleme kollama görevi bana kaldı.Allahtan teyzemizde vardı da o arkadaşlarla ilgilendi.Çocukla misafire gitmek çok zor ama ev sahibi olmak daha zormuş.Ben yine günün sonunda çocugu birşey yememiş mutsuz anne modunda günü bitirdim :(

Kuzenimize bir de süpriz yaptık.Küçük bir doğum günü kutlaması yaptık.Teyzesi içinde bol bol yeğen sevgisi olan bir yaş pasta yaptı.İlk pastamdı ve güzel olacağından çok şüpheliydim.Herkes çok beğendi.Teyze çok mutlu oldu :)

Nice nice buluşamalara ve nice nice kutlamalara kuzuşlarım.

Toplamda 6 aileydik.Arkadaşın teki oğlunu getirmemişti.sık sık yine oyuncak kavgası oldu ama o kadar olması çok normaldi.Çok akıllı ve sözden anlayan  çocuklardı hepsi.Herşeydem önemlisi ve en dikkat çekicisi hepsinin çok pozitif olmalarıydı.Mesela çok güzel bir doğum günü olmuş, pasta çok güzelmiş hep olumlu şeyler çıkıyordu ağızlarından.İnşallah her zaman böyle pozitif bireyler olurlar.

Fotograf makinesinin şarjı çok az kalmış çekerken farkettim.Böyle ekonomik modda solgun solgun fotolar çektik.

February 21, 2011 Post Under kuzu, Öylesine - Read More

Bir ben var benden içeru

Kanalın birinde,  şu yazarın şu romanından esinlenilmiştir şeklinde olan dizilere bir yenisi daha eklenmiş.Bu sefer yazar Peyami Safa ve romanı ise canandı.Peyami Safa isminin geçtiği her yerde pür dikkat kesilip bütün alıcılarını açan ben, dizinin ilk bölümünü tekrarından izledim.Sadece kişi isimlerine bağlı kaldıklarını görünce aslında şaşırdım.Yani bu kadar uzak olacağını düşünmemiştim.Neyse dizide küçük bir kız evlat veriliyor ve giderken annesinden ayrılmak istemeyip anne bırakma diye öyle bağırıyordu, öyle ağlıyordu ve ben bunları izlerken kendimi tutamayıp ağlıyordum kii şöyle kapıya yönelip odadan çıkmaya yeltendiğim esnada bizim kuzu koşup bacaklarıma sarıldı ve anne anne diye bağırmaya başladı.Anlamış herşeyi ve kendini küçük kızın yerine koymuş. Aslında çocuk kanalları dışında bizde pek birşey seyredilmez ama o gün sırf içinde peyami safa geçiyor diye seyredeceğim tutmuştu.Sonuçta böyle duygusal bir sahne yaşandı.Sarıldım yavruma sıkı sıkı, gözyaşlarımı tutamadım.

Ahh hayatımın bir döneminde peyami safa vardı, gençkene!!!

Romanları çok sürükleyicidir ancak ağırdır.Vermek istediğinden fazlasını verir, kıvrım kıvrım kıvrandırır, tövbe üstüne tövbe ettirir.Yani ben okurken böyle hissetmiştim, gençkene!!!

Gençkene diyorum çünkü hayata bakışımda ciddi değişiklikler olduğunu hissediyorum.Hatta şimdiki halimle eskiden yaptığım şeyleri yaparmıydım diye inanın çok sık sorar oldum.

Romanlarında genel tema çöken ahlak üzerinedir.Ancak bunun böyle olduğunu ilk etapta anlamak  zordur.Birden kendinizi ihtiras sokaklarında çırıl çıplak dolaşırken ve vıcık vıcık şehvet içinde boğulurken buluverirsiniz. Günahın verdiği zevkten ziyade çekilen ızdırabın  üzerinize çullanmasının sebep olduğu  savunmasızlıkla artık  roman yoktur, siz varsınızdır ve sizi anlatıyormuş hissine  kaptırırsınız kendinizi.Günahkar olan, kötü olan sizsinizdir.Benim için bu, sürükleyicilikten çok öte birşeydi.”Yalnızız” adlı romanında nasıl kıvrandığı özellikle unutamam. Öyle bir hayatın benden uzak durması için   nasıl dualar etmiştim.İnsan ahlakı bu derece çökebilirmiydi, çökmüşmüydü? Bu derece ruhumun çıkmazlarında beni dolaştırabilen bir yazar daha bilmiyorum.

Romanlarını bitirince gazetelerde yazdığı yazıların derlendiği objektif serisini almam, romanların genel temasından kaynaklı kafamdaki peyami safa kalıbından çıkmamı sağladı.Kıvrak ve akıcı bir uslup, dil becerisi ile birlikte tam bir fikir adamıyla tanıştım.Her polemiğe girebilecek, her türlü değerini en akılcı metodlarda savunabilecek biri vardı. Göründüğünden, sanıldığından fazlası olan bir insan vardı.Milli değerlerini  sonuna kadar savunmuş bir yazar…

Neyse…

Bir ben var ki benden içeru.

Farkettim ki insanın kendini anlatması, hissettiklerini anlatması garip olduğu kadar zor.Yani abartmadan öylece yazmak , doğru kelimeleri bulmak, hissiyatı doğru ifade edebilmek zor.Bu zorluğun nedeni genelde  üzerinde çok düşünmemek, birşeylerle ilişkilendirememek, neden yaşandığını tam anlayamamak, analiz kabiliyetinin körelmesi, hızlı yaşamak, boşvermek olabilir.Bu da derin bir konu aslında.

Sürekli bir hikmeti ilahi arayışında olabilmek için beyine sürekli egzersiz yaptırma, kalp gözünü açık tutma  çabasında olmalı  değil mi?

Neyse saat 02:30 göstermekte ve ben yatmaya gitmekte…

February 21, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Bir yoğunluk var

.

Bir yoğunluk var evet, ancak nedeni tam olarak belli değil.PC nin başına pek geçemiyorum.Blogu güncellemekse aklımın hep bir köşesini meşgul ediyor.Zaman nasıl geçiyor? Evdeyiz kızımla, anneannemiz var şimdi.Nurturia ya yazınca buraya yazmaya üşendim sanırım.Anneannemiz hastaneden çıktı.Şimdi daha iyi çok şükür.Baran abimizin yanındaydı aldık geldik.Baran abimiz anneannesine çok iyi bakıyormuş.Annesi nöbetçiyken birlikte yatıyorlarmış ki anneannesi rahatsızlanınca şöyle sırtına dokunarak onu oyundıracakmış, o da bizlere telefon edecekmiş.Hele anneannesi banyodayken banyonun kapısında beklemesi var ki her aklıma geldiğinde kendimi tutamıyor ağlıyorum.Anneannesi banyoya girince banyonun kapısını kilitlemiyorlarmış, baran da kapıda bekliyormuş ki birşey olursa hemen girip müdahale edebilsin.Kara kuzum benim :)

Ev hayatı ne zormuş yahuu.Günlerim sağa sola çizilen pastel boyaları temizlemekle geçiyor.Artık öyle bıktım ki bu boya işlerinden hepsini kaldırdım.Ben kaldırıyorum kocam alıp geliyor.Ay eksik olsun kreşte oynasın vakti gelince dedim sonunda.Aslında geçen daha 2-3 ay önce boyattığımız oturma odasının duvarlarını tükenmez kalemle bir güzel çizmiş.Kanepenin üstünden yapmış bu işleri.Kanepenin birine çıkmış boyamıış, sonra diğerine geçmiş ve bunları çok kısa sürede yapmış.Öylece kala kaldım görünce, güldüm yaptıklarına bir taraftan da.

Çıkmam gerekiyor.Sonra tekrar yazmaa çalışacağım.Kızı anneme bırakıp dışardaki işleri halletmeye çalışacağım.

February 17, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Çocuğun mu var?

Annecafe “çocuğun mu var neyin var ?” sorusuna cevap istemiş.Bizde cevapladık.

Mesela öncelikle böyle bir oturma odası

ya da en son ve en doğal haliyle şöyle bir oturma odası,

eline geçen muhtelif ıvır zıvırı koşu bandının motur kısmına sokan bir kuzu ve bunları büyük bir sabırla çıkartan bir koca,

günlerdir ütülenmeyi bekleyen çamaşırlarımız,

petekler üzerinde küçük donlarımız,

büyük ve hafif diye bir dolu para verilip alınan koca bir çantamız var dedik.

February 7, 2011 Post Under kuzu, Öylesine - Read More

Pazar gezmesi

Bir elbise sevdasıdır gidiyor bende.Pazar günü çıktık şöyle bir gezmeye.Baba kız takılırken ben hızlı hızlı mağazalara girip şöyle bir elbiselere bakıp çıktım.Çok beğendiğim bir model çıkmadı, sadece ekolun kırmızı bir elbisesini beğendim ki onun da %50 indirimli fiyatı bile çok pahalı geldi.İnternette ona benzer elbiseleri yarı fiyatına bulmak mümkün deyip geçtim. İnternette çok seçenek var ancak zar zor beğendiğiniz bir kıyafetin altında tükendi yazısını bulmak istemiyorsanız sabah namazını müteakip bakmak lazım :) Hatta bugün bir deneme yapıp kocama beğendiğim bir elbisenin linkini gönderdim o alana kadar tükenmiş, o derece yani :(

Neyse dün gezmeden sonra küçük kardeşime gittik.Çocukları epeydir görmüyorduk.İçeri girer girmez oyuncakçı dükkanını andıran odanın içinde hemen bir oyuncak kavgası başladı.”Benim oyuncağımı aldı” diye bir süre ağladı büyük kuzen.Sonra yavaş yavaş yumuşamaya ve bizim ilgimizden hoşlanmaya başladı.Çok geçmeden parmaklarıyla sayarak “bana, baran abime, elife ve zehraya yapboz alıcam, 4 tane alıcam” dedi o güzel konuşmasıyla.İşte çocuğun huysuzluğu bu kadar oluyor.Biraz tatlı tatlı konuş, sev okşa hemen yumuşuyor.
Yakında 3 yaşında olacak olan büyük kuzenimiz zeynep, çok güzel konuşmaya başlamış ve ayrıca kreşteki yaş grubu değişince kelime haznesinin genişlediğini söylüyor annesi.

Sonradan çok güzel oynadılar.Koştular, saklandılar, birbirlerine inat yemek yediler.Teyzemiz kaşla göz arasında çok güzel bir pasta siparişi geçmiş.Çayla çok hoş oldu.Sürekli fotograf çekeceğim derken unutup yine hiç çekmeden evden çıkmışım.Aslında 3 çocukla kafa kalmıyor insanda.Sürekli bir kargaşa ve hareket insanın başını döndürüyor.Yaz gelsin üçünü ODTü’ye salalım inşaallah dedik.Hayali bile güzel geldi, bir rahatlama düştü yüzümüze.Kuzenlerini gördüğüne kuzum çok mutlu oldu, o etrafta kuzeniyle koştururken babamız bunun kreş zamanı gelmiş baharda hemen verelim dedi durdu.

Haftasonu fotoları…Birgünde evde oturalım di mi?

Cuma gecesi bizim tıfıl rahatsızlandı.Burnu tıkandı, huzursuzdu.Burun tıkanıklığını yani o derece burun tıkanıklığını ilk kez yaşayınca uykusundan sanki boğazı sıkılıyormuşcasına uyandı bütün gece.Serum fizyolojik sıkarak sabahı ettik ancak bu seferde ateş 38 olmuştu.Ateşi düşürüp doktora gittik.Cumartesi sabahına böyle başladık.Neyseki çok birşeyi yokmuş, burun ve geniz akıntısı için bir ilaç verdi doktor.Doktorun muayenesi esnasında bizim tıfıl doktor ne derse tekrar etti.Doktor papağan olmuş bu deyip gelişimini beğendi.Sanırım ilk kez bu kadar rahatlamış çıktım o odadan.

Bu da pazar gününden bir foto.Köpekleri seviyor cimcime, babada onun bu hallerini seviyor :)

February 7, 2011 Post Under kuzu - Read More

Kakalak

Kakalak aradığının burda olmadığını anlamadın mı hala? Daha nasıl anlatayım, bozguncular gidin sayfanızı okuyun bol bol.Bir de savcılığa gidecekmiş sen göreceksin savcılığı.Daha nasıl anlatacağım size istenilmediğinizi.

February 5, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Çok kar çok diş

Çok kar çok diş ve az zaman…

Kolumdan çekiştiren ya da annii annii diye seslenen bir tıfıl.Annii diyorsa bilin ki keyfi yerinde ve bana birşey gösterecek ya da show yapacak mesela tek kişilik oldukça yüksek yatağın kenarından takla atmak üzereyken bir sesleniş olabiliyor.

Günler nasıl geçiyor? Günlerimiz yaklaşık 1 aydır çıkartmaya çalıştığımız son azılarla mücadeleyle geçiyor.3 aylıkken anneyi emmeyen, biberon almayan cimcimeye kaşıkla nasıl süt içirmeye çalışmışsam, aynı şekilde hiç birşey yemeyen sıpaya oyun bahanesiyle yine kaşıkla süt içirmeye çalışmakla geçiyor.Bulaşık yıkamak bir ara çok işe yarıyordu ama artık nanay.Yazık bu anneye di mi?

Benim kıza kimse istemediği birşeyi yaptıramaz.Şimdiden böyleyse ilerde ne olur hiç bilemiyorum :(

Kar resimlerimizi de koyalım.



Bu derece güzel karı bulmuşken kuzuyu her gün karda yürüttük.Çok hoşuna gitti.Dokundu, “cokkk kar” varmış ve “cokkk souk” muş :)

Evin şipşakçısı anne olunca baba makineyi eline alsa bile sonuç böyle bir foto oluyor.Gel de kızma.

February 1, 2011 Post Under Öylesine - Read More