<BGSOUND src=\"adres\" loop=infinite> Archives: 2011 May | Aslı Elif Malcı

Archive for May, 2011

Sezonu açmışız

Dünden beri ara ara yağmur yağıyor.Yine başladı.Çok tatlı bir hava var.Kuzu uyuyor, baba uyuyor.Anne birazdan ütüye girişecek.

Sabah çok erken uyandık. 2 gündür kabızlıkla uğraşıyoruz.Ondan bu kadar erken uyanması, rahatsız ediyor.Kahvaltıyı bile yapamadan biraz dışarı çıkartıp gezdirdim.Evde çok sıkılmış, uykuda gelmişti.Kapıda bir taraftan esneyip bir taraftan “elifin uykusu geldi” demesine güldük.Dışarda dolaştık markete gittik, denizle oynadık derken uyku rahatsız etmeye başladı.Babasıyla şımardıktan sonra kitap okumak için büyük yatağına getirdim.Kitapları ve birkaç oyuncağı bırakıp çıktım odadan.Biraz tepindi, takla attı sonra sesi kesildi.Üstünü örtmek için gittiğimde kaka yapmış ve çok derin bir uykuya dalmıştı.Bu kadar kısa sürede nasıl kaka yapıp uykuya dalmış şaşırtıcı, belliki çok uykusu gelmiş.Yataktan aldım altını suyla temizledim ama ona bile uyanmadı.Kıs kıs güldüm bu sevimli haline.Sonra torba tulumunu geçirip tekrar bıraktım yatağa.
Uykucu şirin aslında uykuyu çok seviyor, rahat geniş yatağını seviyor.Nerdeyse büyük yatağının dışında bir yerde uykuya dalamıyor .

Arkadaşlarımız cumartesi için atılım gardenda brunch ayarlamışlar.Abartmıyorum tek kelimeyle harikaydı.Ankarada çocukla gidilecek mükemmel mekanlardan birini keşfettik bu sayede.Kocaları evde bırakalım kadın kadına takılalım dedik ancak haftasonları bizden ayrılmak istemeyen babamız biraz bozuldu.Bizim kızda ortama girince dışarda her zaman onunla ilgilenen babasını “baba nerde baba nerde” diye söylenerek aradı ancak bir süre sonra oyuna kaptırdı.

İlk icraatı bir koşu havuz başına gidip yüreğimi ağzıma getirmesi oldu.Çok panikledim, hemen uzaklaştırdım, sanki anladı birşeyler ondan sonra o kadar yaklaşmadı havuza.Onun dışında pimpirikli babanın olmamasını fırsat bilip saldım ortalığa kuzuyu.Ortam çok muhafazalıydı onun rahatlığıydı sanırım.

Annesinin kızı yaa kimse keyfini bozamadı.Her yere tırmandı, hopladı zıpladı, müzikle dans etti, büyük çocukların peşini bırakmadı.O etrafta koştururken benim içimdeki kelebekde kanat çırpıyordu.Arkadaşların en çok eğlenenin elif olduğunu söylemeleri beni ayrıca çok mutlu etti.”Gerçekten mi? Bir daha söyleyin bir daha” diyesim vardı bu cümle karşısında. Herşey onun için değilmiydi? O mutlu anne kat kat mutlu :)

Sonradan babamızın “nasıldı, mutlu oldun mu?” sorusuna güldüm.Nerden esmiştiki böyle bir soru? Yani neden beğendiğimi değilde mutlu olup olmadığımı soruyordu? Çok önceleri sorardık birbirimize bu türden soruları.Neyse unutmuşum o günleri, birden duygulandım :)




Bol foto özellikle babamız için :)

Kızım büyüyor :)
Şapkayı kafasında istediği gibi takıyor.Görüşüne engel olsun hemen güneşlik kısmını yana getiriyor, arkaya çeviriyor.Daha bir sürü şey yapıyor şu an unuttuğum o anlarda ise şaşırdığım.





“Bebeğe bak yaa bizden 3000 kat daha küçük ama yaptıklarına bak” diyen büyük abiler beni güldürdünüz bol bol.Ama kızıma bebek dediniz yaa buna bozulduğumu belirtmeliyim.

May 29, 2011 Post Under kuzu - Read More

Erkekler ve anneleri

Küçük çocuğa baktım, baktım… Şıp diye gelecekteki halini, karakterini, gençliğini, koskoca bir adam olup nasıl ruhunun “kısa pantolonlu” kalacağını gördüm.
Hayatı boyunca hem kendisinin çekeceği hem de başkalarına, özellikle de kadınlara çektireceği sıkıntılar bir film gibi gözümün önünde canlandı.
Hiç zor değildi.
Kahin olmaya gerek yoktu.
Sadece onu ve peşinde dolaşan annesini izlemek yeterliydi.

***

Baştan anlatayım.
Geçen pazar bir kır bahçesinde kahvaltıdaydım.
Anne babalarının kahvaltı keyfini uzatmasından sıkılmış kız çocukları vardı etrafta.
Yine de biraz ilerdeki “oyun alanı“nda kendi başlarına oyalanmayı becerebiliyorlardı.
Bir de hafifçe şımarık bir oğlan vardı.
Nasıl olmasın!
Hiç abartmıyorum; annesi bir saniye bile peşinden ayrılmadı.
Sürekli oğlunun ağzına lokma koydu! Oradaki kızlarla nasıl oynaması gerektiğini gösterdi! Oğlunun yüzü biraz buruştuğunda hemen müdahale etti; yüzü güldüğünde alkışladı.
Annenin bu çabasını uzaktan izlemek bile insanı yoruyordu, düşünün artık!
Çocuk o bir saat içinde sere serpe neşenin zerresini bile yaşayamadı; akranı kızlar gibi özgürce koşturamadı, oynayamadı!
En önemlisi de şu ki…
Hiç kendi başına kalamadı; oyalanamadı!
Çünkü her seferinde annesi yanında bitip durumu “dizayn” etti.
***

Bazı sosyal ve insani “felaketler” nasıl da tarafımızdan gayet basit ve kendiliğinden inşa ediliveriyorlar.
Bunu anlamak için psikanaliz ve pedagoji öğrenmeye falan gerek yok aslında!
Anneler bizim şefkat limanlarımız.
Onların sevgilerinin sınırsızlığı ve kucaklayıcılığı tartışılmaz!
Ama dünya “anne baba evi” değil.
Hayata gelince…
Şımarıklık ve sorumsuzlukla içinden geçip gittiğimiz bir oyun bahçesi olsaydı keşke ama değil!
O yüzden işte…
Artık anneler kendilerine sormalılar: Çocuğunu hep “kendine muhtaç” kılmak şefkat sayılır mı?
Çocuğuna kol kanat germek onu hiç rahat bırakmadan, hiç sorumluluklarla tanıştırmadan peşinde koşturmak mı?
Hani soruluyor ya…
Kadınları sevmek isteyen ama gizliden gizliye onlardan ürken, hatta nefret eden erkeklerin…
Annelerinden başkasına güvenmeyen…
En küçük zorluklarda annesinin imdadına yetişmesini; her kabahatini babasının temizlemesini bekleyen koca adamların…
Kaynağında ne var, diye…
Cevap açık aslında!

May 25, 2011 Post Under Öylesine - Read More

İstanbul beni hapsetmiş

Dört günlük tatilin sonunda evimizdeyiz.Evdeki konfor hiçbir yerde yok.Kuzu 2,5 yaşına istanbulda girdi.Yolculuk esnasında arabadaki huzursuzluğunu saymazsak gayet uyumlu bir çocuktu.Onunla heryere gidebileceğimizi anladık.Bu tatil çok yorulan babamız içindi aslında.İstanbulu çok özlemiş.Eski günlerdeki gibi gittiğimiz yerlere gitmeye çalıştık.4 seneden sonra İstanbul yapabildik yani.

İlk gün yolculuk, yerleşme ve sonrasında kalamışta aldık soluğu; bir tatlı huzur için :)
Akşam otele ayak basar basmaz ayaklarımın altından yer kaydı gitti sanki.Hayatımda ilk kez böyle birşey yaşadım.Eşime öyle yorulmuşum ki yer ayaklarımın altından kaydı adeta dedim.Gece 11 gibi herkes yattı bende yanlarına yattım birden yatak sallanmaya ve kapıdan sesler gelmeye başladı.Deprem…Öylece kalakaldım, çok kısa sürdü.Böyle bir durumun sonunda hiçbirşey düşünemedim.Çok acizdik, rıhtımın dibindeydik ve herkesin bir kaderi vardı.Bizde herkesten biriydik.

Fenerbahçe parkında çay keyfi, eski günlerdeki gibi.

Denizi anlatmaya çalışıyoruz ama pek dinlemiyor bile.Hiç ilgisini çekmedi, belki korktu.Bilemiyorum ama geçen yazdan kalma bir aşinalık mıdır nedir bizim deniz muhabbetimizden hatun biraz sıkıldı.

Fenerbahçe parkı…Öyle güzel huzur dolu ki, bu huzura inat zaman öyle hızlı geçti ki, doyamadık.

Kapalı çarşı…Aradığınız, başka yerde bulamadığınız herşey var.Öyle ki benim son yıllarda öyle bir gözüm açılmış ki herşeye saldırasım vardı.Fiyatlar yüksek gibi ama esnaf pazarlığa açık.Burda ya da internette 400-500 olan birşeyi orda 250 ye almak mümkün.Birkaç şeyi gözüme kestirdim.Artık başka bir sefere.

Sonra Sultanahmet ve Topkapı.Sultanahmette gençlik şenlikleri vardı.Çocuklara oyun parkurları oluşturmuşlar.Canlı müzik felan.Buda yaşça benim kızdan çok çok büyük çocuklar için tırmanma alanı ama bizimki kendini ortalığa bir attı,
annesi kim bunun diye herkes şaşkın şaşkın bakınıyor, bense elimde makine gülerek poz yakalamaya alışıyorum.Benimkinden başka kimse böyle birşeye girişmiyor.Bir acayip çocuk vesselam.Onun en çok bu gözü pek hallerini seviyorum, bana çok benziyor.

Bu yakışıklıyı seviyorum ben :P

Hava bir bozdu bir açtı ama hiçbirşey keyfimizi bozamadı.Bozmaya çalışanlara kış kış dedik :D

İstanbulda bir güzel istanbul kadar güzel.

Ahh bu güzel yine birşey yememesiyle beni mahvetti ama babamızın tatilinin tadını kaşırmamak için çok soğukkanlı davranıp hiç sızlanmadım.Ölecek değil ya dedim :) Sanırım ben bu işi öğreneceğim.

Yıldız parkı.Bayıldık, bayıldık.İstanbulda yaşasak her haftasonu soluğu orda alırdık sanırım.
Kuzu 2 saat o temiz havada uyudu.Bizde genç aşıklar gibi dizlerimizde yattık birbirimizin.Konuştuk, güldük, kene var mıdır diye korktuk :P

Bol bol poz verdik birbirimize :)

Bu da yıldız parkının ev sahiplerinden biri :)

Florya sahili…Keşke aynı şehirde yaşasaydık dediğimiz dostlarımız.

Ankaramıza dönüş, Abantta mola ve yemek.

May 23, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Yaz gelmiş

İki gündür hava öyle güzel kii yaz gelmiş diyoruz.Babamız 4 bizimle olacak inşallah.Bu da çok güzel bir haber bizim için. Kreş olayına ve yerine karar verdik.Baba çok kararlı değil ama ben oldukça kararlıyım.

Bisikletimizle dışarda turluyoruz.Çok hoşuna gidiyor.Babamızın aldığı ve bir kış evde bekleyen bisikleti bu şekilde kullanabildiğimize çok seviniyorum.Zira evde gözüme çok gereksiz gelmeye başlamıştı.Hızlı hızlı sürmemi istiyor.Koştur koştur etrafta koca dötüyle bisiklet süren birini görürseniz o benim işte.

Ayrıca çok yorulmuşum.Fiziksel ve zihnen çok yorgunum.Kahvaltı sofrasına oturuyorum daha lokmayı yutmadan kuzu elimden tutup kaldırıyor.Herşey yarım, istediğim gibi değil.Başka şeylerde var tabikii; keşke hayatı daha ciddiye alsaymışım dedirten.

“Elbette senin için her zaman, işin sonu, başından, bir sonraki halin öncekinden daha hayırlıdır.” (Duhâ sûresi, 93/4)

Bilmem ki ben neresindeyim bu ayetin.Sorguluyorum ancak bir cevap bulamıyorum :(

Haftasonu eymir gölüne gittik.Göl çok güzel, etrafını saran dağ tepe yem yeşil…Bir sonraki sefere traking yapma kararı aldık kocamla.Yalnız biizm kuzu çok tembel.Hiç yürümek istemiyor.Sürekli kucağımda ya da bebek arabasında taşıyorum.Bir de üstüne 2 adım gittikten sonra çömelip hızlı hızlı nefes alma efektiyle birlikte çok fena yorulmuş numarası çekiyor tam bir sıpa oldu anlayacağınız.

May 18, 2011 Post Under evlat, kuzu - Read More

Felekten bir gün


Fazla birşey yazmaya gerek yok.Uzun bir kışın sonunda hem de anneler gününde çok güzel bir gündü hepimiz için.

May 9, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Soğukmuş

Evde daralan anne, hava yağmurlu ve serin de olsa öğle vakti etrafta kuzuyla şöyle bir hava almak istemişti:

Anne: Elifcim dışarı çıkıp gezelim mi?

Kuzu: Iıı ııı bak soğuk!!!

diye kuzusu çıkışınca, haliyle çıkamadı evde oturdu :)

Yakında bu kız bana “dizini kır otur evinde” der di mi?

Zavallı kocam!! Gecenin yarımında bu şartlarda uyumaya çalışıyor.Kız cin, anne de cin olacak ki elinde makine şipşakçılık yapıyor.

May 5, 2011 Post Under kuzu - Read More

Olmaz ki böyle

Poz ver demiştim sadece, bu sefer çok ciddiye aldı nedense :)

Pamuk ellerini tut diyorum :P

Herşeyi anne yapsın, o kadar ilgilensin, onun için işten ayrılsın, tüm fotoları o çeksin, fotografta gösterdiği pamuk ellerini öpsün ama o ne yapsın babası ona cips verdiği için ya da çubuk krakerini açtığı için üstüne basa basa, tekrar ede ede ” teşekkürler baba” desin.

May 4, 2011 Post Under kuzu - Read More

Bahar ve haftasonu

Hafif serin baharın geçişini evden takip ediyoruz.Havaların çok daha iyi olmasını en azından haftanın 1-2 günü güzel olmasıni çok istiyorum.Evdeyim kızımla dışarı çıkıp dolaşmanın hayaliyle geçiyor günler.Ancak böyle olmasını dilemek demek o rahmet dolu nisan yağmurlarına hayır demek aslında.

Ankara ne renksiz bir şehirmiş. Kuzudan sonra daha bir itici gelmeye başladı.Tamam sessiz sakin ama çocukla gidilecek hiçbir yeri yok nerdeyse.Uzun bir kış ve çok hızlı geçen çok sıcak kısa bir yaz.Uzaktan göründüğünden çok daha fazla bunaltıyor insanı.AVM ler dışında gidilecek bir yer yok ya da bir heves gidip hayal kırıklığına uğradığımız birkaç yer. Çocuktan önce evde vakit geçirmek çok daha kolaymış.Kocişle aç DVD yi uzan kanepeye al sana keyif ama evde bunalan bir çocukla dış mekan arayışına giriyor insan.Kuzuş büyüsün hele bir vuracağız kendimizi dağlara tepelere.Doğanın bağrına yaslanacağız :P

Şimdilerde oyun hamuru en favori aktivite ve bunu farkeden baba evi hamurla doldurdu.Cumartesi yine bir çanta dolusu hamur almış.Bizimki öyle mutlu oldu öyle heyecanlandı, ısrarla çantayı açıp hamurları vermemi istedi.Bunun üstüne hemen arabaya atlayıp evin yolunu tuttuk.Arabada bile kıpır kıpır, yerinde duramadı, sürekli açmamı istedi.İnadına o da açılmıyor.Çantanın içinde de bir kutu varmış, evde ancak makasla açabildik.

ODTÜ’ de bahar…

Şartları zorlayıp her haftasonu gelme kararı aldım, sırf bu güzelliği kaçırmamak için.Kuzuşta çok sevdi belli ki baba da çok seviyor.Kahvaltıyı çatıda yaptık.Yine çok kalabalıktı.Baba kahvaltılıkları alırken bende bu fotoları çekebildim.Sonradan teyzemiz ve kuzen zeynep katıldı aramıza.Bizimki daha bir çoştu.

Diğer teyzemiz de çiğdem toplamaya çağırıyor.Baba uçurtma alalım kuzuya diyor.Evet bahar gelmiş belli.

Hiç korku yok.Hemen atladı otların arasına.Çocuk gözüyle çok daha güzel çok daha anlamlıdır bu yeşillik.

Karıncaları inceledik bol bol.Yine korku yok,yakalamaya çalıştı karıncaları. Anası gibi börtü böcek delisi :D

May 3, 2011 Post Under kuzu - Read More