<BGSOUND src=\"adres\" loop=infinite> Archives: 2011 June | Aslı Elif Malcı

Archive for June, 2011

Daha ötesi

Temel doğrulardan daha ötesi için çabada olmam gerekiyor kendi karmaşamı çözebilmek için.Kendi karmaşam derken günahlar ve bıraktıkları izlerden bahsediyorum.İz demek yeterli değil.Bizden aldıklarından, kayıp an’lardan, kayıp gençlikten, koca ömürden…

Ne çok severim ben bu lemacığı.Okurken beni hep ağlatır, ilk okuduğum anı hatırlatır her seferinde.

“Bazen dünyaya yerleşemiyorsun, zindanda boğazı sıkılmış adam gibi “of, of” deyip dünyadan daha geniş bir yer istediğin halde; bir zerrecik, bir iş, bir hatıra, bir dakika içine girip yerleşiyorsun. Koca dünyaya yerleşemeyen kalb ve fikrin o zerrecikte yerleşir. En şiddetli hissiyatınla o dakikacık, o hatıracıkta dolaşıyorsun.

Hem senin mahiyetine öyle mânevî cihazat ve lâtifeler vermiş ki, bazıları dünyayı yutsa tok olmaz; bazıları bir zerreyi kendinde yerleştiremiyor. Baş bir batman taşı kaldırdığı halde, göz bir saçı kaldıramadığı gibi; o lâtife, bir saç kadar bir sıkleti, yani, gaflet ve dalâletten gelen küçük bir hâlete dayanamıyor. Hattâ Bazen söner ve ölür.

Madem öyledir, hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork. Bir lokma, bir kelime, bir dane, bir lem’a, bir işarette, bir öpmekte batma”

“Ey dünyaperest insan! Çok geniş tasavvur ettiğin senin dünyan, dar bir kabir hükmündedir. Fakat o dar kabir gibi menzilin duvarları şişeden olduğu için, birbiri içinde in’ikâs edip, göz görünceye kadar genişliyor. Kabir gibi darken, bir şehir kadar geniş görünür. Çünkü o dünyanın sağ duvarı olan geçmiş zaman ve sol duvarı olan gelecek zaman, ikisi mâdum ve gayr-ı mevcut oldukları halde, birbiri içinde in’ikâs edip gayet kısa ve dar olan hazır zamanın kanatlarını açarlar. Hakikat hayale karışır; mâdum bir dünyayı mevcut zannedersin.

Nasıl bir hat, sürat-i hareketle bir satıh gibi geniş görünürken, hakikat-i vücudu ince bir hat olduğu gibi, senin de dünyan hakikatçe dar, fakat senin gaflet ve vehim ve hayalinle duvarları çok genişlemiş. O dar dünyada, bir musibetin tahrikiyle kımıldansan, başını, çok uzak zannettiğin duvara çarparsın. Başındaki hayali uçurur, uykunu kaçırır. O vakit görürsün ki, o geniş dünyan kabirden daha dar, köprüden daha müsaadesiz. Senin zamanın ve ömrün, berkten daha çabuk geçer; hayatın, çaydan daha süratli akar.”

Herkesin kandili mübarek olsun.

June 28, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Yaramaz Kuzu

Akşam tezgahta duran süt kutusunu kaşla göz arasında alıp oturma odasına septire septire dökmüş.Görünce kriz geçirdim, kendimi kaybetmişim.Kutuyu alıp eline vurdum.Sonrada yüksek bir ses tonuyla nerdeyse bağıra bağıra bir daha yapmamasını anlattım.Tam kabustu.Gecem mahvoldu, bütün enerjim bitti, moralim sıfırlandı.Kendimi asla istemediğim bir noktada buldum.Gecenin ilerleyen saatlerinde iyice kötü oldum, ağladım artık.Kızım çok yaramaz.Erkek çocuklarına taş çıkartıyor.Bir de inatçı, ayrıca birşeyden zevk alıyorsa sen ne dersen de o işi tekrar tekrar yapıyor yani bana çok benziyor.Yasak kural tanımayan annesine çok benziyor.Onunla baş edebilmek için çok daha eğlenceli alternatifler sunmalıyım.Şu sıralarda evdeki oyuncaklarla da pek oynamıyor.Sıkılmış, yeni şeyler istiyor.Çok parçalı yapboz almak lazım ama akşam eve çok yorgun ve uykusuz geliyor.O türden aktiviteler iyice huzursuzlandırıyor.Gündüz dinlenmiş halde çok daha iyi oynuyordu evde.

Neyse dua ve yeni fikirlere ihtiyacım var.

Geçenlerde gittiğimiz brunchtan fotolar ekleyeyim.

Çocuklar mülayim yaratılışlı kaplumbağaları çok seviyorlar.Benim kız da çok seviyor.Yalnız burda o kadar çocuk içerisinde öyle hırslandı ki kaplumbağanın kafasını tutmaya çalıştı sonra iyice coştu ayaklarıyla ezmeye kalktı. Biz şaşırdık haliyle.Bizim melek bildiğimiz kuzu hiç de melek değilmiş aksine o bir insan yavrusuymuş meğersem. Bu dünyaya yaratılanı yaradandan ötürü sevmeyi öğrenmeye gelen bir çocukmuş.Bu yaşlarda olayları onun anlayacağı şekle indirgemek oldukça zor geliyor bana.Kendisiyle kıyas yaparak anlatmaya çalışıyorum.Bak onunda canı yandı, uff oldu gibi şeyler söyleyebiliriyoruz sadece.Üzerinde düşünecek çok konu var.Çocuk yetiştirmek  bir sanat nerdeyse.İnce ince işlemek, şekil vermek gerekiyor.

Yorgun anneden şimdilik bu kadar…

June 28, 2011 Post Under kuzu - Read More

İkea evimizin herşeyi

Günler yine son hızla geçip gidiyor.Havalar bir iyi bir kötü.Haftasonu genelde evdeydik.Baba yüzmeye gitti.Geldikten sonra yorgunluktan çıkmak istemedi, evde takıldık.Bu durumu fırsat bilip evi biraz toparlamaya çalıştım.Yine salonun bir köşesinde ütülenecek kıyafetler bir dağ oluşturdu.Daha hızlı daha seri olmam lazım ev işlerinde, ayrıca da kararlı ve planlı.Yoksa hem iş ve ev çok bunaltıcı olacak.Kuzu kreşe başladığından beri erken yatıyor.10-10:30 gibi ama bunu daha öne çekmek lazım.9 gibi uykusu geliyor, uyumak istemiyor.Son zamanlarda akşamlar şöyle oluyor: “aaa elif babanın uykusu gelmiş hadi gidip yatalım ” deyip hep birlikte yatak odasına gidiyoruz.Bütün ışıkları kapatıp yatağa giriyoruz ama bizimki şımarmaya başlıyor.Yorganın altına saklanıp oyun oynamak istiyor.Neyse bir süre oynuyoruz sonra baba uyuma numarasına yatıyor ve “aaaa bak baba uyudu, hadi babaya bye bye yap bizde yatağımıza gidelim” diyerek yatağa ancak atabiliyorum.Bundan en fazla baba zararlı çıkıyor.Genelde o yataktan çıkamayıp erkenden yatmış oluyor.Hatta biz odadan çıkmadan horlamaya başlıyor.Çok yorulmuş deyip çok dokunmuyorum.

Anne erken yatınca çok rahatlıkla erken kalkabiliyor.Hem anneler erken kalkar di mi :) Sabah namazından sonra uyumamaya  çalışıyorum.Genelde ütü ya da mutfakla ilgileniyorum.Dediğim gibi çok planlı ve kararlı olmalıyım yoksa ipin ucunu kaçırırım gibime geliyor.

Bu hafta ankaraya ikea geldi; yok yok  misafir değil, yerleşti :) Kocam çok merak etti.Açıldığı ilk gün gitmeye kalktı.Çok kalabalıktır biraz bekleyelim dedim.Cuma günü anneannemiz evde  tuz bitti deyince, hadi komşulardan alayım dedim.Apartmanı alttan başladım dolaşmaya kimsecikler yok.En üst katta küçük bebekli bir komşum evdeymiş de ondan alabildim.Anlattım evdekilere tuz diye koca apartmanı dolaştım,  kimseler evde yok diye.Kocamın tepkisi “nereye gitmişler herkes ikeaya mı gitmiş” oldu.Hayy allahım yaa insanın fikri ne olursa zikri de o oluyor.Gülüyorum aklıma geldikçe.Gayet de ciddiydi yani bunları söylerken.Aşkım benim seni seviyorum.

Kreşli kuzuya gelince annesine bu kadar düşkün bir çocuk hem  kreşe başlar hem de kreşte çok mutlu görünürse acısı bir yerlerden çıkacak demektir ki yeni yeni çıkmaya başladı.Mesela kıskançlık nedir bilmeyen çocuk şimdi “benim benim” diye hiçbirşeyine dokundurmuyor ve kazayra böyle birşey olsun yıkıyor ortalığı.Nasıl bir ağlama; kendine ait olmayan ses ve tavırlarla yapıyor bunu.Tamamen taklid ediyor.Sünger 1-2 haftadır etrafı gözlemlemiş şimdi eyleme döküyor.Kreşte onların grubundan sorumlu psikolog teyzemizi arayıp sordum artık.Hani benim kız ağlamaz ama anladığım kadarıyla çok ağlayan var dedim.Evet dedi.Terrible two dönemi, konuşmaya tam geçememek, istediklerini tam anlatamamanın verdiği zorlukları yaşıyorlar  dedi.Bilin bakalım benim kız zorda kalınca ne yapıyormuş? Arkadaşlarını ısırıyormuş :P   Yani oralarda herşey günlük güneşlik değilmiş :(    Neyse ben benim çocuğum kreşte ısırılan mı yoksa ısıran mı olacak diye hep merak ederdim :P

Cumartesi günü altını açarken suya çarpıp etrafa suyu dökünce biraz çıkıştım.Hemen bana dönüp ” kaza, kaza”  dedi.Yıkıldım gülmekten.Bu kazaydı ama dökme saçma huyu beni mahvediyor.Onun için çok eğlenceli bir oyun ancak ben  çok yoruluyorum.Yine öyle bir anda yapma elif diye bağırmışım.Hatun bana dönüp gayet cool bir şekilde “bağırma” dedi tekrar ederek.Ayy hakkıyla ne bağırabiliyorum ne sinirlenebiliyorum.Çatlıcam ortadan birgün :P

Pazar akşamı gözümü karartıp internetten aldığım suya çeken süpürgeyi denedim.Gayet memnun kaldım.Ancak şöyle bir durum var ki çocuklu bir evde ekmek türü şeylerin döküntüsü çok oluyor ve dün yine etrafta epey bir döküntü vardı.Evi süpürünce bunları  tuvalete dökmek istemedim.Sanırım hiç dökemeyeceğim.Yüksek sosyeteye rezil olmayayım diye üzerimdeki paspal kıyafetleri değiştirip süpürgenin kovasını toprak alana boşaltmak için çıktım.Dönüşte uyuyan kuzu uyanmıştı.Hemen yanına gittim giyinik olduğunu görünce “anne ciciş giymiş” dedi.Kaldırıp yeleğin giydirdim ki “baba biz hazırız” diye babasına seslenmeye başladı.Çok güldük.Dışarı çıkmak için hazırlandığımızı düşünmüş.Eee o zaman bizde çıkalım dedik.İkeaya gittik.Ancak çocuk bölümünden öteye geçemedik.Ortaya saçılmış oyuncaklarla oyun oynayan çocuklar arasında takıldık.Kuzuya almayı  düşündüğümüz  masa ve sandalyeyi baba aradan halletti.

Niye foto yok derseniz kart okuyucu sorunu yaşıyorum.Yakında telafi edeceğimdir.

June 27, 2011 Post Under Öylesine - Read More

PlatoniKİM?

Ey hergün  kaç kere kuzumun ismini arartırıp girmeyi hiç aksatmayan , listedeki bloglarda dolanan blogcu!!!  Belli ki sende annesin ve halden anlayansın.

Eeee neden bir Allahım selamını esirgersin?  :P

NOT: Elti değil, elti demeyin bana  How to Copy & Insert Animated Smileysthumbnail

June 20, 2011 Post Under kuzu - Read More

Aslı Elif

Kreşte hangi ismini kullanalım diye sorduklarında “aslı elif ” demelerini istemiştik.Cuma akşamı babalar günü için resim çerçevesi hazırlamışlar.İçinde kuzunun resmi olan bir çerçeve.Kim yaptı bunu diye sordu öğretmeni.Bizimki hemen “aslı elif yaptı” dedi.Çok sevmiş “aslı elif” diye çağrılmasını.Evde de kullanmaya başladım ben.Oysa doğduğundan beri babası “aslı” konusunda çok ısrar ettiğimi ama hiç kullanmadığı söyleyip dururdu.Şimdi öyle kolay geliyor ki tam ismiyle hitap etmek.

İlginçtir bazen beni gerçekten sinirlendiriyor.Mesela bebek arabasında gidiyoruz, ayağını fren olarak yere dayıyor ve siz bunun farkında olmadan itmeye devam ediyorsunuz.Araba gitmediği gibi nerdeyse bileğini kıracaksınız.Böyle yaptığı zaman burnumdan alevler çıktığını hissediyorum.Tekrar tekrar yapıyor aynı şeyi.Arabadan indirsen olmayacak, yanımızda çanta şu bu var.Böylelikle 10 dakikalık yolu yarım saatte gidiyoruz.

Bazende hiç kızamıyorum.Mesela geçen sabah elindeki suyu hem üstüne hem etrafa döktü.Sonra da “elif suyu döktü, anne kızdı” diyerek bana baktı.Ben hiç kızma modunda değilim; sudur, silinir, kurur.Kızmadığımı görünce “hadi anne kız” dedi sıpa.Eee bende kızdım tabikii.

Sormayın gündemde “Aslı Elif” ten başka birşey yok şu sıralar.Evde başka birşey konuşulmuyor.Hele kreşe başladıktan sonra daha bir doldu hayatımız.Aslında hayatımızın en basit ve en sade dönemi bu olmalı.

İnsan ne kadar karışık bir yaratık.Beklentiler, umutlar, umutsuzluklar, başarılar, genelde başarısızlıklar, acılar, hatıralar, özlemler, hırslar, dostlar, daha çok düşmanlar,  planlar, evler, arabalar,banka hesapları, borçlar, faturalar öyle işlemiş ki zihnime, göründüğü daha doğrusu olması gerektiği gibi sade bir “an” a bile izin vermeyip bütün enerjimi emiyorlar.Bir de gücünü yaşanmışlıktan alan zombiler çıkıveriyor köşe başlarında karşıma.Dağ başında , mis gibi hava içinde bir  ağaç olmayı isteyecek kadar nefes alamadığım oluyor.Dimdik bir ağaç.Rüzgarın efil efil ferahlattığı bir ağaç.Bitkisel hayatı arzuladığım anlar…Köşeye sıkışmış, çoğu hürriyeti elinden alınmış bir insandan daha çekici geliyor. Neyse velhasılı kelam insan olmak zor ve böyle sızlanmanın ise  hiçbir yararı yok.Her an imtihan, boş kalamıyorsun. İlaç gibi geliyor ”burası imtihan dünyası” demek. Bazı şeylere hastalık gözüyle bakmak bana çok iyi geliyor. Ruhumun hastalıkları. Böyle diyebildiğim zaman aslında çok dingin ve güçlü hissediyorum kendimi. Çok uzun sürmesede bu ruh hali, tutunup kalkmak için bir dayanak oluyor zihnimde.

Konu aslında farklı ve karışık, gelinen nokta aynı olsa da.Anlamak için çok ayrıntı lazım, matematik de lazım. 2+2 nin 4 etmediği yerde  hani muhasebe denilen matematik…

Aslı Elif demiştim.Aslında sadece “ben” demişim.

Bahar geldiğinde mi ben böyle olurum
Yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar
Ayrıca bunun seninle ne ilgisi var
Tabiki ben böyle oldugum için bahar

June 20, 2011 Post Under kuzu - Read More

Bebek Elif

Sanırım kızıma kreşte “bu bebek” diyorlar.Dün akşam çok alakasız bir durumda “anne elif bebek” dedi.Bende “hayır elif bebek değil, elif çocuk” dedim.Sonra:

E: Baba?
A: Baba adam
E:Anne?
A:Anne kadın
E:Anneanne?
A:Anneanne yaşlı :P ( annem duymasın)

Bu konuşmadan anladım ki biz onun için, içinde anneannesininde olduğu küçük bir aileyiz.Bugun annemi arayıp elifin onu çok özlediğini söyledim.Gerçekten çok özlüyor, hep bizle kalsın istiyor.Dışarda başörtülü orta yaşlı bir bayan görsün hemen “anneanne” diye peşine takılıyor.Çok komik ve duygusal sahneler çıkıyor ortaya.Bir gün dışarda bisikletle dolaşıyoruz.Komşu apartmanların birinin önünde yine öyle bir bayan bekliyor.Elif çıldırdı anneanne diye.Kadın çok pas vermiyor, ben onun anneanne olmadığını anlatmaya çalışıyorum ama kabul etmiyor.Sürekli kadını gösteriyor, konuşmaya çalışıyor.Kadından uzaklaşmaya başladığımız bir anda bisikletten doğrulup “bye bye anneanne” diye el sallamaya başladı.Uzunca bir vakit el salladı kadına.Çok duygulandım.Ne kadar sevmeye, sevilmeye, bağlanmaya muhtaç.Canım yavrum dünyan hep böyle sevgiyle dolu olsun.

Sabah kreşe babsının kucağında gitti.Babasının bacağına yapıştı.Ağladı, ağlayacak.Öyle bir vaziyette bıraktık çıktık.Hergün kahvaltılarını bitirdikleri saatte arayıp hem birşey yiyip yemediğini soruyorum hem de durumunu öğreniyorum.Tabiki ev gibi olmuyor, sürekli arayıp insanları bunaltamıyorsunuz :P Böyle olması benim için çok daha iyi.Ne kreş ne bakıcı ya da anneanne öyle dört dörtlük memnuniyet hissettirmiyor.Bu anne olmanın doğasında var.Endişeler beklentiler birbirine giriyor.Zamana bırakmalı ve dua edip gözlemlemeli.İlginç değil mi? Yani anne baba olduktan sonra hiç bitmeyecek böyle bir sürece giriliyor.Bunu kabullenmek, farkına varmak belki insanın psikolojik yorgunluğunu azaltabilir.En önemlisi hep pozitif olmaya çalışmalı.

Aslında ben kreş konusunda beklediğimden çok daha olumlu buluyorum kendimi.bu duruma şaşmıyor değilim ama işin gerçeği kızımın kreşe başlama zamanı onun ve benim için çok uygundu.Benim ve onun evde en sıkıldığı dönemde başladık.Artık bende ben bu çocuğa hiçbirşey veremiyorum düşüncesi hakim olmuştu.Şimdi kreşte yeni yeni şeyler öğrenecek olmasına çok seviniyorum ve haliyle üzerimdeki birşey veremiyorum baskısını çok hissetmiyorum.Dediğim gibi hep olaylara iyi yanlarından bakmaya çalışmak lazım.

İşte böye…Kuzuyu arama saati geldi bile!!!

June 16, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Hu hu neler oluyor?

Bugün biraz şaşkındı.Kapıdan girince kimseyi göremeyince biraz bocaladı.Öğretmenini ve onunla birlikte kreşe girmeye hazırlanan 1-2 arkadaşını görmeye alışıvermiş 1 hafta içinde.Sessizlik ve onu karşılayacak kimsenin olmamasına biraz şaşırdı.Ben kapıdan içeriye “hu hu” diye seslenince başka bir arkadaş gelip kuzuyu karşıladı.Ayakkabılarını değiştirip ben çıktım.Dışarda bekleyen baba ile işe doğru yola çıktık.

Evet bugün anne tekrardan işe başladı.Kuzu kreşe başladı.Böylelikle herkes için yeni bir döneme girmiş olduk.Sabah sütünü içirmeye çok çalıştım ama ısrarla redetti.İçseydi daha rahat güne başlayacaktım ama çok şükür kahvaltısını yapmış, meyve saatinde meyvesini yemiş.Kreş olayından çok umutluyuz aslında.Evde yeme sorununa bir türlü çözüm bulamadık.O da biz de çok bunaldık.doktorların 1 yaşından beri kreşe vermemiz konusundaki söylemlerine çok erken diye sıcak bakmamıştık.Şimdi daha hazır.Daha büyüdü, daha sosyal, daha çok şeye ihtiyacı var.

Geçen hafta onu kreşe alıştırmakla geçti.Bırak, tekrar eve dön, günler ne kadar kısaymış onu anladım.Bloga birşeyler eklemeyi çok istesemde vakit ayıramadım.Ayrıca evde çok iş vardı.Biraz toparlamaya çalışsamda pek olmadı.Neyse çok takmıyorum aslında.Kuzum mutlu olsun, kuzular mutlu olsun gerisi kolay gibi görünmekte çok şükür.

Haftasonu çok yoğun ve yorucuydu.Biz bile yoğunluğa dayanamadık ki kuzu nasıl yorulmasındı.Kuzen zehranın doğum günü vardı.Başka bir posta fotolarını eklerim.

Havalar son 1-2 gündür yağmurlu olsada çok güzel gitmekte.Bu beni çok mutlu ediyor.Haftasonu evde durmak istemiyorum.Kendimi dağa bayıra atmak istiyorum.Etraf böyle yeşil iken kuzuyu dışarlarda gezdirmek istiyoruz.Ankarada kış çok uzun sürüyor.

Şimdilik bu kadar yazmış olayım.

June 14, 2011 Post Under Öylesine - Read More

İki kere düşünün!!

Dün akşam kamera kamera diye tutturdu, neyse verdik.Memory card girişini açmış ve içinde kart olmadığını görünce koy koy diye tutturdu.O olmayınca foto çekilmeyeceğini kapmış bir taraftan.İnanması zor ama tam bir sünger.Herşeyi çekiyor.Gülüyorum, mutlu oluyorum ve doğrusu gurur duyuyorum.Rabbim aklıyla yaşatsın.

Neyse pazar günü Betül Teyzemize misafir olduk.Bizi misafir olarak kabul etmeden önce 2 kere düşünün derim.Bizim cimcime orda bir coştu orta sehbanın üstünde mi gezmeler, koltukların minderini indirip üstüne hoplamalar…Böyle bir durumda yapılacak pek birşey olmuyor.Dur yapma demek nafile.Sadece bir taraflara çarpmaması için bir çaba içinde oluyorsunuz.Ev sahibini gözünüz pek görmüyor.O artık neler görüyordur bilinmez :P

Sonunda dayanamadım hadi tamam gidiyoruz Elif dedim.Hemen hoplamayı zıplamayı bıraktı.Pire gibi babasının yanına gitti .”Tamam baba hadi kalk gidioz” diye kolundan çekiştirip kaldırdı.O sahne aklıma geldikçe gülüyorum.Canım yavrum seni çok seviyoruz :)

Teyzemizin kara ve çirkin kızını(!) gördük.Çok sevdik.Tadı damağımızda kaldı.Pek bir akllı maşallah.Elifle konuşmak, onunla oynamak istedi.Sürekli elifi takip etti ama bizimki pek ilgilenmedi.Bu kızdan abla olmaz :) Bizim kızın ordan oraya atlamasına güldü.Maşaallah maşaallah.Bütün kuzuları Rabbim anne babalarına bağışlasın.Sağlık sıhhat akıl ihsan etsin bol bol.

June 2, 2011 Post Under kuzu - Read More