<BGSOUND src=\"adres\" loop=infinite> Archives: 2011 July | Aslı Elif Malcı

Archive for July, 2011

Usulsüz Kovaymışım

MSN nin sayfasından nasıl bir kova olduğuma dair bir test yaptım:usulsuz kovaymışım.

“Geleneklere ve tabulara karşı aldığınız amansız duruş size usulsüz bir görünüm veriyor. Eskiyen herşeye karşı olumsuz bir tutum takınıyorsunuz. Bazen değişmemesi gereken şeyleri de ortadan kaldırmaya çalışıyorsunuz. Yol yordam bilmiyor değilsiniz, patavatsızlığınız tamamen bilinçli. Kuralları değiştirmek, ortadan kaldırmak için kendi varlığınızı kullanıyorsunuz. Bildiğiniz ve değiştirmek istediğiniz kuralları bizatihi ellerinizle bozuyorsunuz.”

Eee doğru biraz.Asla kural sevmem.Saçma sapan gelenek göreneklerden hoşlanmam.

July 27, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Abarttık mı ne?

Action, action…Evdeki genel halimiz budur.

Yiyoz, içiyoz, geziyoz şeklinde olan blogumuzun genel teması kapsamında benzer aktivitelere bu haftasonuda devam ettik.
Biliyorsun ki sayın okuyucu başka konulara girmek için başka bir blog gerekiyor.Herkesin bulamayacağı, adı sanı “cins isim” olanlardan.Tabiii google amcam yüz tanıma tekniklerini geliştirip kelimeyle değilde image yoluyla arama yaptırmaya kalkmadığı sürece.Çünkü ben bir blogu fotosuz düşünemeyenlerdenim.Birçok nedenden, bildik sebeplerden dolayı bu blog biraz güdük ve magazinsel kalmaya devam edecek.

Herneyse…

Daha bir aylık bebeği ODTÜ de görünce kızımın aylarca evden çıkamadığı dönemi hatırladım.Baba yine o bebeğe bakıp bakıp yok yok çok erken, en az 2-3 ay evden çıkmamalı dedi.Oysa o bebek evden çıktığı gibi akşama kadar dışarda kaldı.Bizim kız yaz bebeği olsa da pek birşey değişmeyecekmiş anlaşılan.

Bunun yanında etrafta koşturan sürekli oyunlar bulan kuzumuza bakıp evde tıkılıp kalmanın anlamsız olduğunu düşündük.Pazar sabahı ben mutfağı toparladım Elif babasıyla abuk subuk şeyler yedi, döktü, saçtı.Sonra brunch a gittik.Saat 12 ye geliyordu ve kurt gibi açıkmıştı.Yumurtalı sucuk yedi, tereyağlı ballı ekmek yedi.Açık çay içti.Nerdeyse 3 yaşına girecek hala yediği lokmaları sayıyorum.

Sonra ODTÜ ye geçtik.Geçen mayısta aldığımız fakat hiç kullanmadığımız hamağı aldık.Baba bir heves kurdu.Anne hemen kuruldu hamağa.Keyifçi anne :)

Fotograf makinesını almıştık yanımıza ancak piller durdukları yerde boşalmış.Makineyi açamadılar bile.Hava çok sıcaktı.Babası elbise giydirmişti.Ben de sonra içindeki fanilayı çıkarttım terlediği için.Eteği fırfırlı elbisesiyle fır döndü ortalıkta.Tam 2 saat oynadı.Hiç mızmızlanmadı, sıkılmadı.Sonra hamama koydum.Salladım hafif hafif tam 2,5 saat hamakta uyudu.Çocuk sesleri, konuşmalar, araba sesleri, hafif bir esinti eşliğinde uyudu kuzum.Sonra çok mutlu uyandı, hamaktan inmek istemedi.Parmak emerek keyif yaptı.Sonra kaldığımız yerden devam ettik.Biraz çorba içti.Sütü sevmiyormuş ” ben sevmem” diyerek reddetti :)

5 ten sonra ODTÜ ye daha çok gelen oldu.Çocuk sayısı birden arttı.Abiler ablalar bisikletler oyuncaklar.Bir onun peşine takıl git, bir diğerinin oyuncağını iste.Biraz oynayabilir mi, biraz binebilir mi derken herkeslerle tanıştık kaynaştık.Bir teyzenin elinden yoğurt yedik.
ODTÜ den ayrıldığımızda saat 19:30 civarıydı.Ordan cepa ya geçtik.Jokere takıldık. Dönen salıncakta tam 4 defa sallandık.Çok mutlydu çok enerjikti.Bizim pilimiz bitti, o daha oyun derdindeydi, o mutluluktan çığlıklar attıkça biz şaşkın şaşkın birbirimize bakındık. Eve geldiğimizde 10 a 10 vardı.İlk kez böyle dışarlarda takıldık.

Sonra bir güzel yıkayıp yatırdım.Horul horul uyudu.1 bölüm house bakmaktı niyetimiz ama nasıl uyudum hiç hatırlamıyorum bile.Sabah okula gideceğiz deyince park park diye söylenmeye başladı.Sanırım haftasonlarından sonra kafası karışıyor.Eeee şimdiden alışsın pazartesi sendromuna.

July 26, 2011 Post Under kuzu - Read More

Evdeki diğer çocuk

Sabah…

6 da kalktım keşke 5 te kalklsaymışım mutfağı da süpürüp silebilirmişim diye düşünüyorum, geçmiş ola, artık akşam şartları zorlamaya çalışayım.

Saat 8 oldu hadi kalk diyorum, kafayı kaldırıp hani sen giyinmemişsin diyor.

Kız klozet klozet anne ıhh geldi diyor, 3 defa kaka olayına girişiyoruz.Her seferinde yapamıyor ” acıyor, acıyor” diyor.Her seferinde baştan eller sabunlanıyor.En son giydirirken elime anestol pomad geliyor.Allahın işi işte.Bilinçli yaptığım birşey değil.Aceleden düşünemiyorum bile.Yavrumun poposu acıyor, ondan yapamaması.Üstünü giydiriyorum.Geçen sene elbise olarak kulandığımız kırmızı kıyafet bu sene tunik gibi duruyor üstünde.Çok hoşuna gidiyor gidip aynada bakıyor kendine.

Ütüye geçiyorum, baba hala yatakta.

4-5 parça kıyafeti ütülüyorum.Kocama 1-2 parçasını veriyorum.Hala yatakta.

Elifin sütlerini hazırlamak için mutfağa koşturuyorum.Ben hazırlarken baba mutfaga geliyor.Bez koymuşmuydun altına kaka yapıyor diyor.Burnumdan ateş çıkıyor resmen.Üzerini batırdı mı diyorum zar zor.Bez kullanmadığımızı, çocugun kaka yaptığını farkedince klozete oturturmayı bile düşünme gereği duymamış.Ağlayacağım nerdeyse.Kaldı ki kuzu ıhh geldi bile demiştir.Pomad uyuşturmuş bir dolu kaka yapmış, üstü batmış.
Baştan temizle yeniden giydir.
Koşturur bir halde kuzunun ayakkabılarını giydirmesini söylüyorum, söylüyorum.

Makineye ıslak çamaşır attım.Çalışması lazım.Onu hallediyorum.bir taraftan ayakkabılarını giydirmesini söylüyorum, yine söylüyorum.Tık yok.İyice sinirlendim artık.Bir yetişkin olmadığını düşünüyorum.Yani çocuk olsa beni bu kadar söylendirmez, kırmaz, yapar dediğimi.Neticede ben giydiriyorum çocuğun ayakkabılarını.Efendim neymiş hangisini giydireceğini bilmiyormuş.Sanki değiştirmeye halim kalmış gibi.Bütün bencilliğiyle, çok rahat lay lay lom biri duruyor karşımda.Böyle bir adam aynı zamanda başka bir çocuk daha istediğini her fırsatta söyleyen biri.Başka bir çocuk? Sen varsın ya kocacığım, başka çocuğa ne gerek var değil mi?

Aradan kaç saat geçti hala sinirliyim :(

July 22, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Sevgili

Pişmanlık sarmıştı yine.Öyle bir eş, sevgili olmak istemediği tekrar ettim kendime.Gittim sarıldım, boynundan öptüm.Çoktan uykuya dalmıştı.Kalkınca özür diledim, sarıldım göğsüne.Onsuz bir dünyam yoktu.Sevgililer birbirine sevdiğini söylemeliydi, aşk kendini hatırlatmalıydı.Evlilik aşkın bir parçası ve onlar hala sevgili…Ey sevgili, beni her sabah bugünki gibi uğurla ve bana hep öyle tutkuyla bak.Mutluluk geçip gitmesin yanımızdan.

July 19, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Kreş günleri

Babasının cuma günü aldığı merdivenli klozet adaptorünü görünce

-eymenin değil?

-hayır eymenin değil, aslı elifin anneciğim

şeklinde bir konuşma geçti.Eymenle kreşte başımız dertte.Eymen kreşte herşeyi sahiplenmiş durumdaymış ve sınıfta bu duruma sadece benim kuzu tepki veriyormuş.Geçenlerde gözümün önünde olan bir olayı anlatayım.Eymen ve Elif kum havuzunda oynuyorlar.Eymen elifin elinde küreği gördü ve direk elifin saçlarını yolmaya başladı.Önce istemeye ya da elinden almaya çalışmadı.Sen nasıl benim küreğimi alırsın şeklinde bir tavırdı bu.Şimdi evde ona ait olan herşeyi bile eymenle paylaşmak zorunda kalacağını düşünüyor.Sahiplenmeyi bilmeyen çocuk kreşe başladığının 2. haftası herşeye “benim benim” demeye başladı.Evle kreş arasında bir bocalama yaşıyoruz.Kreşte öğretmenleri paylaşma konusunda telkinlerde bulundukları için evde de aynı şeyin geçerli olacağını düşünüyor, ancak böyle olmasını kesinlikle istemiyor.Anne unutmadığı zamanlarda kreşe evden oyuncak götürüyoruz.Sırasıyla herkesi birbirinin oyuncağı ile oynatmaya çalışıyorlar.Çocukların, kendilerine ait olanları paylaşmayı öğrenmeleri hedefleniyor bu yolla.Paylaşmayı bırakın bizimki özellikle Eymeni oyuncaklarının yakınından bile geçirmiyormuş.Almaya çalıştığı zaman ise ısırıyormuş :) Paylaşmaya hazır değil.Kreşe ya 3,5 yaş gibi ya da 1,5 yaş gibi başlatmak daha iyi olacakmış zannımca.

Karakterimiz yavaş yavaş değişmeye başladı.Çok daha kolay ağlıyoruz, özellikle alt komşumun bu çocuğu dövüyorlar diye düşünmesinden korkmaya başladım.En küçük birşeyde bile ağlıyoruz.İstediğini ağlayarak yaptırmaya çalıştığı bir dönemi yaşıyoruz.Babasının bile sabrını zorladığı anlara tanık oldum yakınlarda.

Ahh bu çocuklar…Annenin babanın ona vermeye çalıştığı disiplini, terbiyeyi reddet sonra git öğretmeninin ağzından çıkan her şeyi kap.

Akşam yine kum havuzunda oynadık ve arabaya bindik eve gideceğiz.Bu parmak emmek istiyor ama kumda oynadığı için ellerinin pis olduğunu düşünüyor ve bana dönüp “anne ıslak mendil ver” diyor.Islak mendille elerini teömizleyecek öyle emecek.Islak mendil yok, yanıma almamışım dedim kızdı epey.Eve gidip ellerini yıkayana kadar parmak emmedi.Öğretmeni bu konuda birşeyler söylemiş olmalı.

Yani genelde şaşkınlık yaşıyorum böyle durumlarda.Hani büyüyor diyorum ama genel halimi şaşkınlık daha iyi ifade ediyor.Herşeyi kapmasına şaşırıyorum.Matematiğe de başlasalar mı acaba :P Mesela 3 yaş sonrası yabancı dili çok kolay öğreniyorlarmış.Bu konuda okulun müfredatına bakmalı.Madem alıyorlar onları sıkmadan çok daha fazlası nasıl verilir, neleri vermeyi planlıyorlar konuşmak, araştırmak lazım.

July 19, 2011 Post Under kuzu - Read More

Önce insan olunmalı

Yüzüme asılı kalmış bir kızgınlık var.Düşünmemeye çalışsamda genel ruh halime hakim olmuş bir kızgınlık. Geçer 1-2 güne kalmaz geçer ancak sonucu kabul etmek oldukça zor.Sanırım yazmaktan ziyade biriyle oturup uzun uzadıya dertleşmeye ihtiyacım var.

July 18, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Yazı sevmeyen var mı?

Geç gelen yazımız dilerim ekim sonuna kadar sürer.En büyük dileğimiz eylülde havaların çok iyi gitmesi.

Geçen hafta çok çok erken kalkan kuzu park park diye tutturunca 9:30 da ODTÜ’de çatının önündeydik.
Sabaha erken kalkmak, serinlikte o güzel havayı solumak çok iyi oluyormuş.Park, kaykay diyen kuzuya sütünü içirince öyle bir mutluluk hormonu salgılandı ki beynimden yataktan çıkmak istemeyen babayı bile büyük bir sabır ve anlayışla yataktan çıkmaya ikna ettim.Sonradan onunda hoşuna gitti sabahın o güzel saatlerinde yem yeşil bir ortamda olmak. Erken kalkıp, erken çıkalım dedik bundan sonraki haftasonları için ancak önümüzdeki 2 haftasonu baba çalışıyor olacaktı :(

Yine bizim kuzu bir oğlak gibi ordan oraya koşturdu, oyunlar oynadı.Onun bu hallerine tanık olmak, anne olmanın en güzel tarafı.

Bu haftasonu cumartesi baba çalıştı biz evde takıldık.Pazar evden çok erken çıktık.Kahvaltıyı dışarda yapıp ODTÜ ye geçtik.ODTÜ bu pazar pek bir sakindi.Baba bizi bırakıp yüzmeye gitti.Kızımla birlikte çok güzel 2 saat geçirdik.Etrafta bulunan ailere takıldık.Oyunlar oynadık, evden getirdiğimiz kahvaltımızı etraftaki insanların yardımıyla yedirebildim.Karnı tok olunca enerjisi bitmek bilmedi.Nasıl anlatılır ki çocuk işte.Oraya koştur buraya koştur.Ona saldır buna saldır.Yeni keşifler, yeni kavramlar, yeni cümleler…”Bak kurbağanın sesi anne, vıak vıak”

Büyük bir çocuğun ağaçta saldındığını görmüş.Hemen babasına kendisini çıkartmasını söyledi.Epey bir sallandı.Hİç korkusu yok, kafaya neyi takarsa onu yapazsa bize rahat vermiyor.Sonra da “ben başardım” diyor.
“Ben yapabilirim” deyip girişiyor.Sonrasında da “ben başardım” şu günlerde en çok duyduğumuz cümleler.

sonradan teyzemiz ve kuzen zeynep geldi.Birlikte yemek yedik.Çocuklara yedirmeye çalıştık.Bu kısmı tam bir eziyetti ve pilim tamamen bitti.İkisinin yan yana fotosunu çok çekmeye çalıştım şımarmaktan iyi bir poz vermediler.

July 18, 2011 Post Under kuzu - Read More

Ben de herşeyin en iyisini hakediyorum

Esingenen göze çöp batarmış.Esirgemek ne demek? Bu savunmasız dünyada ne kadarını yapabilirsin, gücün ne kadar, boyun kaç, kilon kaç, bu hayat sana “extra large” şeklinde uzayıp gidebilir bu cümle.Sonunda ise; üzerine düşeni yap gerisini Allaha havale et gibi klasik bir cümlenin geleceği belli ama üzerimize düşen asıl şey aczini fakrını farkedip Allahın rahmetine,keremine lutfuna sığınmak, istediğini onun sonsuz hazinesinden istediğinin farkında olmak: fiili ve kalbi dua.

İnsan zaman zaman tahayyül sınırları içindeki herşeye gücü yetecekmiş gibi bir vehme kapılıyor.Bazen çok aciz olduğumu hissedip Rabbime tam bir teslimiyetle sığınsamda, içimdeki benlik, kendi sınırlarını bilememekten ötürü sıklıkta bu ruh haleti içinde oluyor.Dün yine kendi küçük şımarık dünyamda kızımın bezden kurtulma olayını düşünüyordum ara ara.Aşk şarkıları dinliyor, keyif anları yaratıyordum :(

Bu türden hikayelerin yanında çok küçük bir mesele ancak “ben herşeyin en iyisini hakediyorum” zihniyeti olay anında beni perişan etti.Çok panikledim en kötü ihtimal aklıma geldi.Her akşam kreş dönüşü yaptığımız gibi elini yüzünü yıkarken parmağının bir tanesinde halka şeklinde kemik kadar sert bir doku elime geldi.Dün yoktu sonradan oluşmuş, kendi parmaklarıma, onun diğer parmaklarına bakıyorum yok birşeye benzemiyor.Gerçekten en kötüsü aklıma geldi.Kötü bir dönem, hormonlar, annelik, her an ağlama modu beni yine en kötü noktaya taşıdı.Aklıma gelen herkesi aramışım.Hele bir arkadaşımı o kadar sık çaldırdım, o bana döndüğünde ise telefonu duymadım, doktor çıkışı biraz kendime gelip kusura bakma dedim artık.Meğer onunda kız kardeşinin kına gecesiymiş çok ilgilenememiş.
Kötü bir akşamdı, sinirlerim bozuldu.En kötüsünü düşünme huyu bir karakter midir bu derece üzerime yapışmış.En küçük bir olayda bile darma duman oluyorum.Uyuyamıyorum üstüne ne zaman sinirlerim bozulsa her tarafım kaşınmaya başlıyor bir acayip oluyorum.Balkona çıktım efil efil esen güzel bir rüzgar.İçin titreyene kadar durdum sonra yataga uzandım.Kötü rüyalar…Hayra yoralım hayır olsun.

Sabah doktora gittik.Benim aksime baba rahat.Hayret!! Doktor hemen bakıp çok sık rastaladığımız tendon kisti diyor.Korkmayın önemli birşey değil.Genelde küçülüp kaybolma eğilimindedirler ve büyürse küçük bir operasyon yapabiliriz deyip bizi rahatlatıyor.Birden rahatlamanın verdiği bir duygu seli geçip gitti içimden.Gözlerimden yaşlar boşaltı.Sarıldım kuzuma.Rabbim bütün anne babalara sabır, hasta kuzulara acil şifalar versin.

Akşam, Allahım benim günahlarımdan dolayı yavrum acı çekmesin diye çok ağladım.O noktadan bakınca insan kendini öyle suçlu , öyle günahkar görüyor kii.Başka açılardan yaklaşamıyorsun olaya.İç muhasebe içinde en nefret ettiğini, en affetmem dediğini bile tekrar tekrar affediyorsun.Dünyadan elini eteğini çekme, aklın başında olmaması hali :P Yoksa…

İşte böyle ey nefsim!!! En küçük bir meselenin bile altında ezildin.Bol bol dua et.Elinden ne geliyorsa yap iyilik adına, rahmeti üzerine çekme adına.Yoksa halin harap.

July 14, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Biz hiç beceremedik

-sakın değiştirme, benim parçam o!!

- ne var ki bunda? İçimi bayıyor sabah sabah.

Kocamla nerdeyse her sabah bu muhabbet dönüyor arabada.

Oysa ben öyle beğendim ki…Çok başarılı.Bu kadar mı güzel anlatılır, bu kadar mı güzel söylenir.

Peki yaşamadan, hissedilmeden yazılır mı bu sözler?

Ah ne zormuş bitsin demek
Hala severken seni
Dudaklarını öpmemek
Bir yabancı gibi

Bilirsin ayrılık konusunda
İyi değiliz ikimiz de
Bir kıvılcım yeterdi her zaman
Koşup geri dönmemize

Değmesin ellerimiz
Buluşmasın bu gözler
Yine erir gideriz
Unutulur yeminler

Biz hiç beceremedik
Sevmeyi de terk etmeyi de
Aşk kokan dudakların
Karşısında direnmeyi de

Biz hiç beceremedik
Sevmeyi de terk etmeyi de
Aşk dolu mısraların
Karşısında direnmeyi de

İşte bir kez daha
Durup karşında
Belki de son defa
Soruyorum sana

Bitti mi hikayemiz?
Bu ne biçim son böyle?
Değmez miydi sevgimiz
Savaşıp direnmeye?

Biz hiç beceremedik
Sevmeyi de terk etmeyi de
Kendimize sahip çıkıp
Dünyayla yüzleşmeyi de

Biz hiç beceremedik
Sevmeyi de terk etmeyi de
Koktuğumuz o gözlerin
Karşısında direnmeyi de

Bitmesin hikayemiz..

July 13, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Spazm…

Gelelim haftasonumuzun en zor kısmına.

Pazar günü gerçekten herkes için yorucu birgündü.Eve gelir gelmez kuzuyu yıkadım.Yıkanınca uykusu kaçtı hiç uyumadı.Sebepsiz sebepsiz ağlamalar, park park diye tutturmalar.Ne yemek ne iş hiçbirşeye dokunamadım.Bir huzursuzluğu var ama nedeni nedir bulamıyoruz.Gece saat 11 kadar ayaktaydık.Artık uydu derken uykuda uyanmalar, sızlanmalar…Çok yorgun ondan yapıyor diyorum.Gece 02:30 da uyandı.Çırpınıyor, bacaklarını çekiyor sallıyor.Karnı ağrıyor, kıvranıyor yavrum.Gecer diye biraz bekledik yok.Kolik şeklinde bir kriz.Hemen alıp hastaneye götürdük.Kan ve idrar istediler.Yeni verdiğimiz ve herşey temiz çıktığı için hemen kuzuya lavman yaptılar.Hala ağlıyor ve lavmandan sonra ağrı iyice arttı.Yavrum morardı nerdeyse, tir tir titriyor ağrıdan.5-10 dakika sonra karnından bir gaz kütlesi çıktı.Sadece bu.İyice boşalması lazım ama başka birşey yok.Bundan sonra biraz rahatladı.Doktor iyice sakinleşmesini bekleyelim diyor, yürütmeye çalışıyoruz.Temiz hava iyi gelir diyor baba, dışarı çıkıyoruz.Çok daha iyi durumda.Konuşmaya başladı.Anne ve babasının ortasında.Ellerinden tuttuk yürüyoruz hastane önünde.Derken bir köpek ne olduğunu anlamıyorum, eğilmiş kuzuyla konuşuyorum.Tam o sırada baba köpek köpek bize saldırıyor diye bağırmaya başlıyor ve hemen köpeğin üzerine yürüyor.Bağırıyor elindeki küçük çantayı sallıyor köpeğe.Ben hemen kuzuyu alıp 1-2 metre geriliyorum.Etraftan sesi duyan birkaç kişi de gelip köpeği uzaklaştırıyor.Şok hali midir nedir kocamın birden köpeğin üstüne atlayışını unutamıyorum uzun süre.Hep o sahne geliyor gözümün önüne.Hep ondan bahsediyorum.Ben şaşkın şaşkın bakınırken onun o diklenişine hayret ediyorum.

Hastane dönüşü arabadan görüyoruz o köpeği; yanında bir tane yavrusuyla.O da anneymiş.Panik, ne yaptığını bilmez durumda sağa sola koşturuyor.Bir derdi var, bir arayış.Sanırım yavrularını kaybetmiş, saldırganlığı bu yüzden.

Herkes yorgun…Sabah oluyor.Kuzuyu kaldırıyorum ateşli.Hemen ilaç veriyorum ve haftaya böyle başlıyoruz.Yanında kalıyorum.O kreşe gitmiyor ben de işe.

Öğlen oluyor birşey yemiyor.Atlayıp kreşe gidiyoruz, alın diyorum karnını doyurun sonra götüreyim.Öğretmeni bir güzel yediriyor.Sonra anlatıp duruyoruz bu yaptığımızı.Kreşe gittik karnımızı doyurduk geldik deyip, milleti güldürüyoruz.Eeee gülünmeyecek gibi değil kii.

July 7, 2011 Post Under kuzu - Read More

Zor bir haftasonundan sonraki sessizlik…

Cumartesi günü kan tahlili ve idrar için doktora gittik.Kan verdik, idrar için eve geldik, bekledik, bekledik, yine bekledik.Yaklaşık 3 saat bekledik sanırım ancak torba kayınca olmadı.Neyse dedik sabah erkenden hastaneye gideriz ilk idrarı yapar deyip evden çıktık.Arkadaşlarımızı ziyarete gittik.Kızım daha uyumluydu, kreş yaramış, büyümüş cimcime.Çocuklara masa hazırladı arkadaş.Tabaklarını aldılar.Meyve suyu için 5 bardak vardı ortada.Şeftali suyu koydum hepsine ama kendi kuzuma bardak yetmedi.Bizimki meyve suyu içen çocuklara bakıp bakıp “bende içebilir miyim? ben de içebilir miyim?” dedi annesi ona bardak hazırlayana kadar.
Gerçekten arkadaşlarıyla çok güzel oynadı, beni hiç yormadı.

Pazar sabahı idrar olayını kesin bir kararlılıkla halletmek için düştük tekrardan hastane yollarına.
Bekle, bekle yok.Allahım tam kabus.Hastane odasında git gel, oldu mu, yaptımı, suyu aç, bacaklarını ıslak, su içir yok.Bir de sıkıldık hastanede. Beklemek öyle sıkıcı ki.

Sıkıntıdan parmak emirek volta atıyor :P

Hastanede yapılabilecek azamii aktiviteleri yaptıktan sonra,babası 11 gibi bizi bırakıp yüzmeye gitti.Hadi dedik senin birşey yapacağın yok deyip yakındaki kuğulu parka geçtik.Bizimki öyle çoştu kii, hayatında ilk kez parka gelmiş gibiydi.İdrar torbasına ben bakmayı akıl ettim bir ara.Torba kaymış hemen hastaneye geri döndük yeni bir torba taktırdık ve kaldığımız yerden beklemeye başladık.Hastane kantininde çorba içtik.Kantin görevlisi amca ben çorba içirmeye çalışırken “hadi iç bitir sana dondurma vereceğim” şeklindeki repliği el kol alkış hareketleri eşliğinde etrar edip durmasa biz o çorbayı hayatta bitiremezdik.Sevgili amca inan bu iyiliğini hiç unutmayacağım.Bir anneye yapılacak en güzel iyiliklerden birini yaptın inan ki.Üstüne bir güzel de vişne kompostosu içince 3 saatini dolduran bekleyiş sona eriverdi.

Kuğulu parkımıza dönüp babamızı beklemeye başladık.Bu parkın bağımlılık yapacak cinsten güzel bir havası , cıvıl cıvıl bir ortamı var.

July 7, 2011 Post Under kuzu - Read More

Öylesine

Her zamanki yolumuzda bisiklete biniyorduk birden yanımızdan geçen bir ses güzel ablam yavrunun kıyafetlerinden veriver şu yavruya diyerek kucağındaki çoçugu gösterdi.Dalmışım hiç beklemiyordum, şaşırdım, evden biraz uzaktık, ne diyeceğimi bilemedim sadece aklıma kuzunun gelmeyenlerini verdiğim geldi.Cılız mahçup bir sesle ben veriyorum, verdim gibi birşey diyebildim.Eve yakın olsaydık bir koşu 3-5 parça birşey bulup getiverecektim aslında.Sonra gözyaşlarımı tutamadım, hızla uzaklaşan kadının arkasından bakarken.

Verme konusunu çok düşünüyorum.Kuzunun bütün kıyafetlerini en temiz halleriye kendi ellerimle ihtiyacı olanlara vermek istiyorum.Bazen ihtiyacı olan insanlara ulaşmak zor olsa da nerde bulacağımı biliyorum.Ayrıca kız kardeşimin çalıştığı hastanenin çocuk bölümünde kullanılmayan kıyafetleri topluyorlarmış.Canım yavrum senin gibi güzel kuzular da giysin onları, onlar da sevinsin, vermek, bir insana yardım etmek, bu dünyadaki bizim gibi sıradan insanların bile yapabileceği ve bu katı kalplerimizi yumuşatacak en güzel şey.Canım yavrum almaktan çok Allah rızası için vermeye çalış ömrün boyunca.Ancak bu şekilde sahip olduklarının kıymetini anlayıp hakkıyla Rabbine şükredebileceksin, başkalarını anlayacak ve başkalarını düşüneceksin.Belki bir kardeşin bile olmayacak ama kardeş gibi sevmeyi bu şekilde öğreneceksin, kardeşini bile sevmeyi bilmeyenlere inat.

Hayat zor bee kuzuşum…

July 7, 2011 Post Under kuzu - Read More

Ortam İnsanı

1-2 gün önce kreşle aylık görüşmemiz vardı.Tabii konu hemen Elifin yeme sorununa geldi.Kreşe başladığı ilk hafta yemeğe direnip sonrasında çok güzel yemeye başladı bizim sıpa.Kreşle görüşmeye geldiğimizde durumun çok kötü olduğunu ve özellikle yemiyorsa yiyor  denilmemesini konuşmuştum.Başka arkadaşlardan da duymuştum bu yemeyip yedi denilmesi olayını. Belki bu yüzden kreşteki arkadaşlar gelip yemek yerken onu izlemem konusunda çok ısrar ediyorlardı.Bir de evde yememe durumu devam ettiği için anlatılanlar çok inandırıcı olmuyordu.

Onlar kahvaltı yaparken görünmeden seyretmeye çalıştım.Beni gördüğü an anne anne diye bırakıp yanıma geleceğinden emin olduğum için beni görmemesi için elimden geleni yaptım.Ortama kendini bırakmış, çok güzel kahvaltısını yapıyordu.Çatalla domatesleri, haşlanmış yumurtaları götürüyordu.Nerdeyse kahvaltısını bitirene kadar seyrettim.Gerçekten şaşırtıcıydı, hiç direnmiyordu.Özetle yiyordu.Çok mutlu oldum.Her akşam öğretmeni bugün çok iyi yedi, hiçbir sorun yok dediğinde gözlerimden yaşlar geliyor.Bir gün oturup hüngür hüngür ağlayacağım; herkes ne oluyor? Bu kadın başka bir sebepten dolayı mı ağlıyor diyecek, tıbkı o yemedikçe ağlamalarıma kocamın tepkisi gibi.Kocam yeme konusunda benden daha rahat ve her fırsatta çok yiyen kilolu çocuklardan hoşlanmadığını, acıkınca nasıl olsa yiyeceğini , zorlamamam gerektiğini söyler durur.Anneannemiz  yemesini ister, sonuçta o da çok ısrar edilmesini istemez ve “ birden büyütüp gelin mi edeceksin” der sık sık.Doktorlara göre ise obez olmadığı sürece  sorun yok zaten.Bunlardan benim olayı abartığım sonucu çıksa da günde 200 cc lik süt bile içmeyen 3 kaşık çorba, 3 kaşık pilavla  duran bir çocuğun annesi olarak abartığımı düşünmedim hiç.Dua ettim, ediyorum.Herşey sağlıklı sıhhatli olması için.Geçen “anneciğim bak  bu günlerin tadını çıkartmak yerine, bu sorunlarla uğraşıyorum” dedim.Boşluğa konuşmakla aynı şeydi ama buraya yazayım ilerde büyüyünce okur ancak anne olunca anlar.

İdrar yaparken acıyor diyor ve bu yüzden idrarını tuttuğunu dşünüyorum.Yarın doktora gideceğiz kan ve idrar tahlili vermek için.

Kreşli kuzu

July 1, 2011 Post Under Öylesine - Read More