<BGSOUND src=\"adres\" loop=infinite> Archives: 2011 September | Aslı Elif Malcı

Archive for September, 2011

Bisiklet aşkına :)


Baharın gelmesiyle bisikletimizle mahallemizde böyle turlamıştık.Mayısın sonları olabilir.Bahar, yaz nasılda heyecanlandırmıştı herkesi.Bisikletimize binip, marketleri dolaşıp, pis gibi havayı alıp dönüyorduk evimize.Kreş sonrası 1-2 haftasonu dışında pek yapamadık aynı şeyleri.Akşamları büyük çocukların peşine takılıp, hızlan anne hızlan anne diyerek yarış yapmıştık.Hatta nefes nefese kalan annenin haline acıyan yardımsever 1-2 çocuk “teyze biz sürelim mi?” teklifinde bulunmuşlardı da bisikletin devrilmesinden korkan anne şöyle bir gülümseyip kibarca teklifi geri çevirmişti.

Neyse gel zaman git zaman ODTÜ de gördüğü arkadan destekli 2 tekerlekli denge bisikletlerine sardırdı sonunda.Kendi bisikleti için bu bebekler için deyip başkalarının bisikletinin peşinde koşmaya başlamıştı.Yaz mevsiminden dolayı bütün büyük marketlerde bisikletler yerini alınca birçok bisiklet deneme şansımız oldu.Bindir kuzuyu dolansın ortalıkta.Onu dene bunu dene sonunda belki de en pahalısında karar kılıp aldık bir tane.2 ay oldu nerdeyse alalı.AVM lerde bisikletiyle görenler pek bir şaşırıyor.Bu kadar küçük bir tıfılın böyle güzel bisiklet kullanması dikkatleri çekiyor.Dönüp bakmayan yok nerdeyse.

September 27, 2011 Post Under kuzu - Read More

Neden böyle?

Kocam lohusayken, yaşlaşık 6 ay felan süren bir süreçtir bu, her fırsatta etrafta gördüğü bildiği bebeklerle, çocuklarla kızını gelişimsel yönden kıyaslayıp dururdu.Bu aylarda Kuzen Zeynep şunu yapardı, bizim kızdan 1 ay büyük olan deniz için “deniz cin gibi ” cümlelerle kendini çok net belli eden eksiklik hissi, güvensizlik ve endişe o aylara hakim idi.Zaman zaman o anları hatırlatma ihtiyacı duyarım.Ben çocuğun emmesiyle, uykusuyla, anne sütü olmazsa olmazıyla uğraşırken onun uğraşları bunlardı.Ağızdan çıkan laflar, bu hayatta öyle çok zeki olmaya gerek yok anlamına gelse de, iç dünyasında kızının zeki bir birey olmasını istediği tartışılmazdı.

1-2 akşamdır kızıyla matematik üzerine çalışıyor( 5-6 dakikacık). Çocuğa parmaklarıyla sayıları göstermesini istiyor ya da kendisi gösterip kaç olduğunu soruyor.Sonrada bana gelip parmaklarıyla 3 u gösterdiğini ancak Elifin, bu kaç sorusuna, 3 cevabını veremediğini söyleyip, aptal senin kızın diyor.Yine akşam Elife kaç gözü olduğunu soruyor yanımda ve Eliften gelen “benim gözüm yok ” cevabı çok bir manidar kaçıyor olaya.Utanmasa Elifin çocuk psikiyatristi dayısına “yavv şu bizim kıza bir test yapıver de aptal mı değil mi anlayıverelim” diyecek.Diyecek demesine de, araştırmış zeka testleri 3 yaştan sonra yapılıyormuş, açık açık söylüyor bunuda.Ancak yine durmayıp internetten okuduğu bir iki testi yaptırmaya çalışıyor.Neyseki kız biraz yapıyor :)

Oysa Elif aylar öncesinden elindeki magnetleri buzdolabına yapıştırırken 20 ye kadar sayabilmişti.Önce 17 e kadar geldi sonraki yerleştirmesinde 20 dedi.Duydum yani.Şu sıralar ise kelimeler ve kavramlarla uğraşıyor.Geçen bir yerde bizden biraz uzaklaştı, ancak hemen geri geldi ve bize “döndüm” dedi.”Döndüm” demek için gitmiş :)

Dün AVMde “pembe klozet nerde,çişim geldi” dedi.Alışveriş merkezlerinin müdavimleri olarak pembe klozet adaptörü taşımaya başladık yanımızda ama en fazla 2 defa götürmüşümdür.Dışarda onu kullandığımıza kadar dikkat etmiş.Başka bir yerdeyiz yine çiş geldi ama tuvalet çok pis, adaptörle bile yapmasını istemiyorum.Bir poşet alıp dışarı çıkartıyorum.Etraf müsait, bahçeye çıkıyoruz.Poşete yapacağını anlatıyorum ve kuçağımda yaptırmaya çalışıyorum.Bana dönüp “elleri nerde yıkayacağız?” diye soruyor.Böyle durumlarda çocuğun zekasını takdir etsem de, kreşte öğretmeni Elif harika, çok pratik, çok zeki, hemen kavrayıp arkadaşlarına örnek oluyor cümlelerini duyduğum zaman, genelde hadi yaa öyle mi diyorum kadının yüzüne bile.Sonra işte veliyi etkileme yolu, herkese de aynısını mı söylüyor diye geçiriyorum içimden.İltifatların çok üzerinde durmayıp geçiyorum.Yani bende de durum zaman zaman pek farklı olmuyor.

Tamam bazı çocuklar üstün zekalı ve bununda çok açık belirtileri var ama beni bile rahatsız eden bu zeka takıntısı ilerde kuzuyuda rahatsız etmeyecek mi? Zekanın onca türü varken, birine aptal demek bu kadar kolay mıdır? Başkalarının çocuğundaki en küçük bir beceriyi, başarıyı hemen farkedip takdir edebilirken, kendi çocuğun konusunda bu kendine güvensizlik nedir?

Neden böyle?

Beklenti çok çok yüksek, vecizeler düzmesini, 4 işlemi 3 yaşını tamamlamadan yapabilmesini umduğumuz, bu olmayınca üzüldüğümüz, hayıflandığımız ortada.

Hep gülümseyerek anlattığım bir olay vardır.Eşime de çok 1-2 defa anlatmışımdır.Küçük kız kardeşim hacettepe ingilizce tıbı ilk tercihinde hem de epey iyi bir puanla kazandığında, haberi duyan ankara tıpta okuyan erkek kardeşim “hadii yaa gerçekten mi ben onu aptal sanıyordum” demişti.O zamanlar cep telefonu filan yaygın değil, çocuk eve gelince kardeşinin kazandığı bölümü öğrenince, şaşkınlık geçirip böyle bir cümle kurmuştu.Olay tam tamına böyle olmuştu.Ayy canlarıım benim onları öyle çok seviyorum ki, kardeş sevgisinden öte sanki :)

September 26, 2011 Post Under kuzu - Read More

1 çöplük 2 horoz

Elifin dün tırnakları kırmızı ojeli geldi.Bir ara elimizde yemek mahalledeki kozmetik dükkanına girip, her tırnağa farklı bir oje sürerek birşeyler yedirmeye çalışmıştım.Haliyle ojeli tırnakla okula gitmişti.Sanırım bunun verdiği bir rahatlıkla dün elifi ojelemişler :)

-Elif tırnaklarına kim oje sürdü?

Çok cool bir şekilde

-öretmen

Sonra sanırım yanlış anlaşılma ihtimalini düşünerek

-yasemin öretmen değil ama

şeklinde konuşma geçti.

Akşam okuldan geldik.Sürekli konuşuyor.Banyoda elini sabunlarken, ben abla oldum, aslı elif büyüdü gibi cümleler kuruyor.Akşama kadar öğretmeni ısırmama konusunda böyle telkinlerde bulunmuş.

Okulda pek herşey günlük güneşlik gitmiyor şu sıralar.2 gün önce yüzünde büyük çapta ve derin sıyrıklarla aldık kreşten.Eymen, bebek evinden anaokuluna geçmiş ve yine didişmeler başlamış.İlk gün çok sinirlerim bozulmuştu.Bizimkisi çok inat ve istediğini elde edemeyince ısırma yolunu seçiyor ama eymen çok öfkeli bir çocuk.Onun öfkesine birkaç kez okul bahçesinde tanık oldum.Çocuk tırnaklarını kızımın yüzüne geçirip öfke nöbeti geçirmiş ve sıyrıkların derinliğinden ayırmaya çalıştıkları halde bırakmadığı rahat anlaşılıyor.
Öğretmeni bizden zaman istedi ve aralarında mesafe olmasına dikkat edeceğini, birbirlerine çok yaklaştırmayacaklarını söyledi.1 hafta sonra tekrar görüşeceğiz.Öğretmeni olan yasemin hanımdan açıkcası çok memnunum ve ona bu konuda güvenmek istiyorum.
Aslında sorun Elifin kişiliğinden kaynaklanıyor.Öğretmenin dediğine göre Elif sınıfın lideri konumundaymış ve eymen de buna yakın tavırlar sergileyince ister istemez benim kızın çok fazla dikkatini çekiyormuş.Bir çöplükte 2 horoz olayı yani.Bebek evinden bana verilen tüm fotolara baktığımda o kadar didişen ikilinin birbirinden 10 cm bile ayrılmadıklarını farkettim.Etrafta rakip olmasını her zaman gerekli görmüşümdür ancak olayın “gereksiz kişilere gereksiz önem verme” yanı bir çocuk için gerçekten ağır birşey.Büyüdükçe bu ağırlıktan rahatsız olup kurtulmaya çalışıyor olsak da çocuklukta bunun çok farkında olamıyoruz.Pedagog değilim ancak bende çocuk oldum, anlıyorum.

Babaya göre hemen sınıfları ayrılmalı hatta olmazsa kreşin diğer şubesine geçilmeli ancak Elif hanım hayatta daha kaç eymenle karşılaşacak ve gerek kendiyle gerek eymenlerle mücadeleyi, yanlışlarını düzeltmeyi, düzene ve kurallara uymayı öğrenmeye başlaması gerekiyor.Aksi durum sadece bir kaçış olacak onun ve bizim için.

September 22, 2011 Post Under kuzu - Read More

Kısa kısa

Anaokulu kısmına geçince artık bizim kuzuda gezilere katılır oldu.

Ancak biz sormadan birşey anlatmıyor.

Mesela “Elif bugün atlara bindiniz mi? ” diye sorunca hemen heyecanlanla “bindim dıkgıdı dıkgıdı gittim” şeklinde cevap verdi.

Gerçektende binmiş ve dıkgıdı dıkgıdı gitmiş :)

“Elif fırına gittiniz mi? ” sorusuna yine heyecanla fırında gördüklerini anlatmaya başladı.

Sonra akşam oyun oynuyoruz.Ben şekil çiziyorum, içini boyuyoruz ve ne olduğunu soruyorum.Üçgen, kare, yuvarlak çizip ne olduğunu sordum.Hepsini söyledi.Sonra oval ve yıldız çizecektim.Ovali çizdim.Bu ne dedim “ekmek” dedi ve ben koptum :) )))

Bakın bakın işte “ekmek” :) )

September 21, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Tatil fotoları


September 20, 2011 Post Under kuzu - Read More

Tatil ve biz

Tatildeyiz…

Ne umutlarla ne hayallerle gelmiştim. Kuzum eğlendikçe kuş gibi kanatlanacaktım ama her tatilde olduğu gibi yine hastalandı ve 1. gün eğlendiğiyle kaldı.
Hastalığı da geçiyorum 4 gündür birşey yemiyor. Ağladım sinirimden bugün ve bir daha tatil mi tövbeler olsun dedim.

Elimizde sadece kuru kuru fotolar var; belki ilerde böyle bir tatili hatırlatacakları için hiç bakmak istemeyeceğim. Bu kadar kötü geçeceğini hiç düşünmemiştim ancak kısmetten öteye birşey geçemiyor.Yok mu buralara dua gönderecek dostlar? Oysa öyle çok ihtiyacım var ki, diye yazmışım tatilin başında.

Evet kuzunun hastalanması beni şoke etmişti.Şaka gibiydi.Tatile geliyoruz ki bu her seferinde aksamadan böyle oluyor birden hastalık, her seferinde başka bir hastalık ve darmadağın olan anne ve baba.

Neden şaşırmışsam çok şaşırmıştım.Oysa tatilden 3-4 gün önce çok fena hastaydım ve Elife  bulaşmasın diye çok dua etmiştim.Fakat ne zaman ben hasta olsam arkasından o hasta olmuştur.Bu tecrübelerle sabit olmasına rağmen ben hala kabullenememişim.

Hastalık hali 3 gün sürdü.Tatil boyunca hiçbirşey yemedi.Yanımızda keçi sütü ( golden goat) ve pediasure götürmüştüm.Onu içirdim.Günde 5 ölçek, yaklaşık 200 cc lik bir mama karışımı oluyor.Biraz da yoğurt.Ölmeyecek kadar yedi diyebiliriz.Birşey yedirmeye çalışsam “ben sevmiyorum onu” ya da “çok acıkmadım” cümleleriyle karşılaştım.Onun dışında hiç hasta olmamış gibi eğlenmesini bildi.Çok mutluydu.O mutlu biz mutlu kısa bir tatil geçirdik.Ne zaman hastalansa ve ateşi çıksa, sonrasında çenesi düşmüş zekası açılmış oluyor.Çok farkedilir bir sıçrama yaşadık tatilde.Farklı uyaranlar farklı algılara sebep oldu belki de.Öyle şeker ve öyle komik bir çocuk ki neresini yesem diye haykırıp durdum ortalarda.Maşaallah kuzşuma.

3 yaş dönemi ve herşeyi ben yapabilirim diye başlayan cümleler.Ne havuzda ne denizde ne kendine ne simidine dokunmama izin vermedi.Kendim kendim diye avaz avaz bağırdı.Ben yüzerken “evet yapabiliyorsun” diye seslenmesi karşısında diyecek birşey zaten yoktu.

Anne 6 aylık izinden sonra haziranın ortasında işe başlamıştı ve tatil için eylül ayını uygun gördü.Baba da temmuz ve agustos sıcagında bir yere gitmekten hiç hoşlanmayınca eylülde havaların iyi olması için dua edip, düştük didim yollarına.Hava çok iyiydi deniz çok sıcaktı.Her tatil sonrası olduğu gibi yine denize  doyamadan döndük evimize.Ne olacak bizim halimiz :P

September 19, 2011 Post Under kuzu - Read More

Bayram

Bir garip bayramdı geçti gitti.Gece DVD bakıp uykusuz kalınca gündüz sersem sersem dolaştık karı-koca olarak.Bayramın ilk günü kardeşlerim geldi ama bizim evde bayram havası yok.Mutfak tezgahında bulaşıklar, kahvaltı masası duruyor.İkram adına çikolata dışında birşeycik yok.Öyle garip garip ağırladık kardeşleri.Kocam 1-2 sene önce bayram arifesi hacıbaba baklava kuyruklarına girer idi.Bu sene hiç oralı olmadı.Yani evde kimse bayram havasına giremedi.

Bayramın 3. günü kardeşlerle köyde piknik yapmaya karar vermiştim ama kız hasta olunca onun peşine de düşemedik.

Canpareler, ciğer parçaları…İşte bunlar benim hayatım.

Bu bayram anneme en son biz gittik.Gidemedikçe içimdeki burukluk iyice arttı.Bayramın 1. günü köye gitmişti, 2. günü Elif hastaydı, 3. onlar şehir dışındaydı filan derken ancak 4. gün aynı şehirdeki annemin elini öpmeye gidebildik.Yolumuzu gözlüyordu.Elifi çok özlemişti.
Gittik gördük, gözüm gönlüm açıldı.Ramazandan hemen önce 2 hafta hastanede yatmıştı.Sonrasında yine rahatsızlandı ve tekrar yatmak zorunda kaldı.Ancak bayramda kendini epey toparlamıştı.Onu iyi görmek dünyalara bedeldi.Gökçen seviyor diye yeşil fasulye yapmış.Parmaklarımızı yedik.İşte bayramının en güzel anı benim için annemin yanımda geçirdiğim o bir kaç saatti.

Çocuktan bile daha şımarık bir koca :)

Bu ramazanda ilk defa olarak kilo aldım.Kreşten kızı aldıktan sonra kızı babaya teslim edip, iftara kadar mutfakta çeşit çeşit yemekler, kızartmalar yapınca böyle oldu.Fena oldu :) .Üstüne herşey dahil bir tatil nasıl olacak bakalım.

Bu da fotoları çeken kız kardeş.O olmasa yine fotolarda çıkamayacaktım.Her eve lazım.

September 9, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Buralardaydık!!!

Cuddy nin kanser riski vardır.House çok korkar.Kız arkadaşının kanser olmasının ona vereceği acıdan çok korkar.Odasına bile giremez.Hiçbir işlemde yanında olamaz.Böbreğindeki kitle alındıktan sonra yanına gelebilir.Cuddy kanser değildir.Ancak cuddy house ın vicotin alıp kafayı çekip yanına geldiğini farkeder ve peri masalı son bulur.Ona sadece kendini düşündüğünü, insanın sevdikleri için acı çekmesi gerektiğini ve acı çekmek yerine vicodinle kafayı bulmayı tercih eden bir bağımlı olduğunu söyler, House ı terk eder.
Cuddy bir bağımlıyla birlikte olmayı istemez, kimse istemez.Olay bu kadar simple işte.Senaristlerin takdir buyurduğu uzun cümlele pek gerek yoktu, Cuddy o mükemmel performansıyla House a haykırsa bile.

Ramazanın son günü sabah 5 e kadar House bakıp nerdeyse 7. sezonu bitirdim.

Tatilde Ankaradaydık.Son ana kadar bir yerlere gitme planımız vardı.Ancak benim gidecek durumda olmayışım, babanın istediği dağ evlerinin çok konforsuz ve istediği lükste olmaması hevesimizi kaçırdı.Evde kaldık fakat sonunda, tatil çok kısa bile olsa bir daha ankarada kalmamaya karar verdik.

9 günlük tatil başlamadan beni bizim sıpayla ne yapacağım telaşı sarmıştı.Pazartesi yarım gün gönderdim, süper oldu.O kreşteyken bütün evi baştan ayağa süpürdüm sildim.Gelince zorda olsa uyutup kalan işleri yaptım.Ev temizdi sadece süpürülüp silinmesi gerekiyordu.Ev temiz ve derli toplu olunca benim psikolojimde derli toplu oluyor.Sonraki günler yemek konusunda çok zorlandık.2. gün hiçbirşey yemedi ve arkasında rahatsızlandı.Yememesi ondanmış.Ateş 39 kadar çıkınca hemen doktora götürdük.Kulak, boğaz temiz.İdrar vermemiz gerekiyordu maalesef veremedik.Ateş düşürücülerle idare ettik.Ertesi gün ateşlenmedi ve biz de çok önemsemedik.Bayramın 4. günü birşeyler yemeye başladı.Yemek yedirmek için jokere götürdük sürekli.Tatilin sonunda artık alışveriş merkezi görmekten midemiz bulanır olmuştu.Dün öğlen uykusunu çok iyi uyudu.Sanki gece hiç uyumamış gibi gözlerini açamadı.Ondan istifade bende iş öncesi evi tekrardan toparladım, iyi oldu.Beni epey rahatlattı.

Her sabah biraz daha büyümüş oluyor sanki.Fiziksel yönünü çok farkedemiyorum.Bana hiç büyümüyor gibi geliyor.Ancak diğer yönler çok çarpıcı.Ben banyodayken kapıdan ” anne sen cıbı cıbı olurken benim görmemi istemiyosun” deyişi beni bitirdi.Sonra tavşanım, tavuğum dememden hiç hoslanmıyor: “Ben davşan değilim, ben aslı elifim” diyor.Ama aşkım, yavrum, kuzum, canparem deyince sesini çıkarmıyor.Kafasında birşey canlanmayınca sorun olmuyor sanırım.Favori hayvanı kurbağa, bayılıyor kurbağalara hemen kurbağa sesi çıkarıp, sıçrayışa geçiyor.

9 günün sonunda tam anlamıyla iflağımız kesilmiş şekilde işe geldik.Çok bunaldığım anlarda bütün beklentileri en aza indirip, o an en iyi yapabileceğim şeye odaklanıyorum, mesela tatilde eğlenmek, dinlenmek, gezmek yerine Elife bakma işine odaklanınca beklenti en aza inmiş oluyor.Bu şekilde daha az mutsuz oluyorum.Bu günleri kızıma tahsil edilmiş sayıyorum.Fedakarlık değil kesinlikle, vazifeye konsantre olmak sadece :P

Şöyle böyle ömür geçiyor işte.

September 5, 2011 Post Under kuzu - Read More