<BGSOUND src=\"adres\" loop=infinite> Archives: 2011 October | Aslı Elif Malcı

Archive for October, 2011

Orta sınıftan biri olarak

Elim varmıyor şu sıralar yazmaya.Ancak okuyorum önüme ne gelirse, gözüme ne takılırsa; özellikle deprem bölgesine yardım adına.

Gönderdim alel acele birşeyler.İlk gün elim ayağım titredi.Yüreğim ağzımda dolaştım.Birşeyler yapmadan ferahlamayacaktı içim.Eşim sen kıyafet gönder ben para göndereyim deyince gidip kalın kalın büyükçe poşetlerden aldık.Açtık gardrobunu koyduk içine ütülü temiz kıyafetleri.Kuzunun en güzel battaniyelerini attık içine.Eskiden kansız ve de yağsızken giydiğim kalın hırkaları koydum.Teker lastikli botlarımı da atıverdim.Battaniye yorgan işte…Demesinler atılacakları bize göndermiş diye.Kuzuma seveseve giydirdiklerimden seçtim.Güle güle kullansınlar.Daha elimde çok kıyafet var.Vakit bulup hepsini elden geçirip göndermek istiyorum.Yeter ki ihtiyacı olanlara gittiğinden emin olayım.Sonra oyuncaklar var.

Bir yorgan gönderdim içime sinmeden.Düğünde kaynananın çuvala koyup kirli ve çarşafsız getirdiği yorganı gönderdim.Görünce çok şaşırmıştım.Annem anlayınca durumu götürüp yıkayıp “al kızım tertemiz oldu bak çarşafta çektim” deyip vermişti.Bir türlü sevemediğim, bazanın altında yıllardır duran bu yorgana, en sevdiğim nevresimi geçirip koydum.Eşimin sünnet yorganıymış, ondandır bugüne kadar saklamış olmam.Ama olmadı kullanamadım.Hikayesini bilmeyenlere gönderdim.

Yardım heyecanı sönmemeli, daha çok yardıma ihtiyaçları olacak.Devlet onları unutmamalı.Herşey daha çok yeni.Yaşadıklarına
şükretme aşamasından sonra, kaybettiklerinin yokluğunu çekmeye başlayacaklar.Kış günü can derdi var.Onun dışında birşey diyemiyorum, Allah yardımcıları olsun.

October 31, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Asıl suçlu

Ateş düştüğü yeri yakıyor.Düşecek yer çok bu memlekette.Birgün senin başına da düşebilir. 2007 senesinde çalıştığım yere çok yakın hergun turladığımız, akşamları eşimle bulluştuğumuz yerde tam o buluşma saatlerinde canlı bomba patlamıştı.Kaç kişi ölmüştü, kaç kişi sakat kalmıştı.Çok yakın, çok sıcak.
“Vatan sağolsun” diye bağırdı mı analar, tamam diyor birileri yine uyuttuk, oldu bu iş.Şimdi silahlı kuvvetler her yeri bombalıyormuş.Artık mağaralardan seyredip gülüyorlardır vatan hainleri.Bizde TV lerdeki görüntülerle kendimizi kandırırız.Çok kızgınım, devlet içindeki devlete kızgınım.Ama acımayaz yüreğim, kararamaz dünyam o analar gibi.
Çok acıdır çok dayanılmazdır,ancak kimse kimsenin acısını anlayamaz.İşte burası çok gerçektir.Rabbim yardım etsin o insanlara.

Neye kime hizmet ettiğini bilmeyen bir grup terorist var ortada.Kim bu ülkeye zarar vermek istiyorsa ilk onların kapısına dayanıyor.
Kaynak mı istiyor, yediği para, aktarılan para mı az geldi, başbakan yurt dışında çok görülmeye mi başladı, bu ülkeden çok mu konuşulmaya başladı,istikrar devam mı ediyor hopppppp onları buluyor.Ahlaki hiçbir değer taşımayan, insanlıktan nasipsiz insanlar asıl suçlu sizsiniz.Asıl vatan haini sizsiniz.3 kuruş için bu ülkeyi satan sizsiniz.

October 20, 2011 Post Under kuzu - Read More

Hayy Allahım

Elif pazartesi gecesi rahatsızlandı.Bir türlü uyuyamamıştı.Uykuya dalamıyor, parmak emiyor, yatağında ordan oraya dönüyor.O hareket ettikçe ben de uyuyamıyorum.2-3 defa çişe kalkıyoruz.İkimizde nerdeyse tüm gece uyuyamıyoruz.Sonunda sabaha doğru 4,5-5 gibi kusmaya başladı.Hemen sarıldım.Yatağının içine kustu.Hiç korkmadığı, ağlamadığı gibi kucağımda ağzını silerken “Eymen de kustu ben de kustum, Eymen de hasta ben de hastayım” dedi.Gecenin bir vakit o halde annesini güldürdü.Aklıma geldikçe hala gülüyorum.Sanırım Eymen kreşte rahatsızlanıp kusarken bizimki Eymenin kusmasına bile özenmiş.Takmış bu Eymene.Eymen dediğim çocukta ondan 6 ay kadar küçük, kiloca Eliften çok çok iyi durumda olmasına rağmen boyu Eliften kısa, konuşması geri ama gel gör ki kız takmış işte :) ))

October 11, 2011 Post Under kuzu - Read More

Yalan

Yalan konusuna geleceğimizi hiç düşünmemiştim.Ancak istemediği birşey olduğu zaman mesela uyutmak istediğim zaman ” çok acıktım”, banyo yaptıracağım zaman “tozan bakıcam” gibi şeyleri çok kolay söylüyor.Aslında hiçbirisi gerçek değil.Ben zorladığım zaman böyle yapıyor.Direnmek ağlamak sızlnamak yerine böyle kolay bir yol seçiyor, aman Allahımmmmmmmmmm :( (

Kolay mı yalan söyleyecek? Elbette yalan söylediğinin farkında değil.Ancak bir meyil olduğu kesin. Karşısındaki insanın inanacağını düşünebilecek kadar saf olmakla bu meyil birleşince böyle bir tablo çıkıyor ortaya.Açıkcası bunu farketmek beni oldukça rahatsız etti.Ne yapmak lazım bilmiyorum.Benim çok zorlayıcı ve ısrarcı olmamdan kaynaklanıyor, burası çok açık.Tıkandım kaldım.Ezik, karşısındaki kırılmasın diye ya da küçük bir çıkar için yalana başvuracak birisi olsun istemiyorum.Ne bileyim ne zor iş bu. Uzman görüşü lazım.Daha çok okumalıyım.Daha çok küçük diye bu tip konularda geç kalmak istemiyorum.Kitap arayışındayım.

*
Konuşmak bir sanat ve ben bu sanatı takdir ediyorum.Ben böyleyim, kabayım, zartım zurtum demek yerine ben de bir sanatçı olmaya karar verdim.Bir süre sonra sıkılıp vazgeçermiyim bilmiyorum ama şimdilik çok istiyorum.Mesela dün gittikçe zayıflayan bir tanıdığıma “iyice zayıflamışsınız, zayıflık hiç yakışmıyor” demek yerine ” iyice zayıflamışsınız, biraz kilo alın eminim çok yakışacaktır” dedim.Bu sanatı kız fazla büyümeden iyice özümsemem lazım.Zira her güzel ilişkinin içinde biraz sanat olmalı.

Yakınlarda okul olarak Eymire gitmişlerdi.Botanik hocası böcekleri anlatıyormuş.Gözler açık dinliyor ama ağız da açık :)

October 7, 2011 Post Under kuzu, Öylesine - Read More

Anne beni şımartma

Çocuk işte; her daim kendini güvende hissetmek, söz geçiremediği duygularını, düşüncelerini dizginleyecek, kontrol edemediği dürtülerini kontrol altına almaya yardım edecek birilerini istiyor.Buna tek gönüllü elbette anne baba oluyor.Yine ebeveynler klavuzluğunda okul, öğretmen giriyor devreye.

Bir gece çişi geldi, uyandı, parmak emiyor.Ben anladım çişi geldiğini ama üşeniyor, kalkmıyor.Kaldırdım, çişini yaptırdım.Mızmız mızmız ağladı ağlayacak.”Ne oluyor Elif, çiş yaptık kızım.Yapmasaydın her taraf batacaktı” dedim sese ince bir ayar çekerek.Bizimki susuverdi, sakinleşti ve hemen uykuya daldı.İnanın kıyamıyorum.Hep tatlı tatlı konuşayım, sesim hiç yükselmesin istiyorum ama olmuyor.Ses ve mimiklerle kontrol altında tutulmazsa şımarmaya, asabileşmeye başlıyor.Karşımda kendini kontrol edemeyen bir çocuk var ve hal diliyle bundan çok da memnun olmadığı anlaşılıyor.Anne ve baba terbiyesine o kadar muhtaç ki!! Sesimin azıcık yükselmesinden bile onu düşündüğümü, onun iyiliği için ona çıkıştığımın farkında.Bunu hissetmek beni çok duygulandırıyor, çok ağlatıyor.Rabbim onu bu hayatta yalnız bırakmasın.

Neyse…

Haftasonları bisiklet günleri bizim için.Ancak bu haftasonu ODTÜ de ciddi bir şekilde bisikletten düştü.Çok güzel düz bir yolda giderken birden rampa aşağı saptı ve hızlanan bisiklette dengesini kaybedip düştü.Bunda benim arkasından cıyak cıyak bağırmamında etkisi çok.Çok kötüydü.Ben arkasından fotograf çekiyordum.Makine açık, öyle lay lay lom bir vaziyetteyken oldu bütün herşey.Baba 5 dk. ayrılmıştı yanımızdan.İçim çok yandı, hemen koştum kaldırdım ancak sol tarafına iyi düşmüştü.Çanta bir tarafta, makine bir tarafta kalmıştı, koşup gelen insanlar toparladı eşyaları.Birisi açık makineyi görünce “düşme anını çekti mi acaba” diyordu.Duyunca açıkcası o haldeyken  bile beni gülümsetmişti.Neyse kaldırıp, hemen sarıldım.Sürekli “çok korktum, çok korktum” diyordu.Epey bir süre sakinleşmedi.Bisiklet hızlanmaya başladığı anda korkmaya başlamış.İlk kez yaşıyor bu duyguları.Sonra anne orasına burasına bakarken olayın seyri değişmeye başladı.Bizimki bunalıma girdi iyice.Bisikletten düştüm, çok korktum, çok acıyor demeye başlayınca bende derman kalmadı.Hemen eve geldik, kolunu gösteriyordu.Görünürde birşey yoktu.Hareketlerinde bir sıkıntı yok, biraz ezilmiş olmalı deyip sabaha kadar beklemeye karar verdik.Sabah uyandığında durum daha da kötüydü.Aynı şeyleri söylüyordu.Okulun sahibi doktor amacamız baktı, tüm gün öğretmeni takip etti pek birşeyi yok dediler.Akşam olduğunda olay tamamen unutulmuş ve acıyan yerler iyileşivermişti.Birşeyi olmasa da bu türden kazalara hazırlıklı olmamız lazımdı.Dahat dikkatli olmalıydık.

October 6, 2011 Post Under kuzu, Öylesine - Read More

Masumiyet müzesi

Yazıya bu başlığı vermemin tek nedeni yukardaki fotoyu hiç tanımadığım birinden aşırmış olmam değildir biline :)

*
Son günlerin değerlendirmesini yapınca duygusuz ve mantıksız günler olarak adlandırıyorum.Duygusuz kısmını başka bir posta saklayıp mantıksız olanına gelir isek; mantık olsa bu kadar zamanı boşa geçirmek, çoğu şeyi savsaklamak, miskin miskin oturmak olmazdı.Neyin nesidir bu rehavet.
Bir tatile gittim, böyle döndüm ve de toparlayamadım bir türlü.Bir de bunların üstüne sonbahar kış arası bir hava…Uzun bir kıştan sonra insan bu kadar kısa bir yazı bir türlü kabullenemiyor.

Günler geçsin, kız büyüsün havalarındayım; hep günler geçer çocuklar büyür, insanlar yaşlanır yanılsamasının çıkmazına düşmüşüm.
Zaman bu kadar kıymetsiz olmamalı, ancak ben günlük yapılacak işlerin bile peşini bırakmışım.Beni harekete geçirecek bir şeyler bulmalıyım.Motivasyon sıfırın altında!!!

*
Bazen olayları çok abartırım; uzun uzun cümlelere, abartılı tasvirlere girişirim.Dinleyen için, küçük bir meseleden sonu gelmez bir hikaye çıkartırım.Genelde böyle davrandığım zamanlar olayın sonu çok kötü değildir ya da bildiğiniz mutlu sondur.Ama bazı şeyler öyle değildir.Gerçektir, üzülüyorumdur, çare arıyorumdur.İşte bizim kızın yeme sorunu bunlardan biri.Beni çok üzüyor.Öyle bir haldeyim ki çocuğuna birşey yedirmeyi başaran annelere aptal aptal bakıyorum. Haftasonu birşey yedirememek, bir yerlerde çok büyük hatalar yaptığımı düşünmek beni gerçekten çok yıpratıyor ve birilerinin beni rahatlamaya çalışmasının ne yazık ki bir faydası olmuyor.Geçen bir doktor arkadaşa dert yanıyorum.Beni çok iyi anlıyor ve “bırak yemesin, bak bana yedim yedim de ne oldu? Kapıcı kızları aç be aç geziyordu.Ergenliğe geç girdiler, manken oldular, bense obez oldum” dedi.Gayet samimi şekilde konuştuğundan emindim, doğru da söylüyordu.Ancak üzüntümü azaltmadı.Daralmanın bunalmanın önüne geçemedi. Neyse “zaman zaman, derdimin ilacı zaman” diye türlü çığırasım var durup durup :) Her çocuk farklı ve bu yaşadıkların “doğal bir süreç” işte be kadın.
Bir laf vardır, annem çok söyler: ” kedi şeyini görmüş de bu dert beni iflah etmez” demiş. İşte onun gibi beni üzmesinin bir nedeni daha büyüğünü bilmemekten kaynaklanıyor. Allah beterinden saklasın.Binlerce şükürler olsun. Anne yüreği dayanmıyor , üzerine titretiyor sıpanın.

*
Kızdan çok fazla bahsetmeyim.Çok fena şu günlerde.Başka bir çocukla birşeyi paylaşmaktan nefret ediyor.Hiç önemsiz birşey başkasının elinde öyle kıymetli oluyor kii, onu alana kadar uğraşıyor ve istediği olmazsa ağlama krizine giriyor.Ancak büyüklerin yanında, etrafta bir rakip yoksa ( kendi yaş grubunu rakip bellemiş) çok sevimli.Şaşırıp kalıyorum iki durum arasındaki farka.

*
Aslında ramazanda açlıkla birkaç olay biraraya gelmek zorunda kalmıştı.Resmen psikolojim bozulmuş, abartının, vesvesenin en uç noktalarına kadar gitmiştim.Küçük gibi görünen olaylar beni nerelere sürüklemişti.Biriktirdiğim anıları, acıları bir bir tıktığım kuytulardan çıkartmış, yılları, geçmiş gitmiş gençliği hiçbir ayrıntıyı atlamadan tekrar tekrar irdelemiş, kıvrım kıvrım kıvranmıştım. Sonunda insan bu kadar acı çekmemeli dedim.Öyle dipsiz bir kuyuya atlamıştım. Neden ve nasıl olduğunu anlamadan çok nadirde olsa bu durumda buluyorum kendimi.Öyle kötü bir insan muamelesi yapıyorum ki kendime; kimseden görmedi bu ruh böyle işkence. Bilinmez, tam anlaşılmaz hikmet-i ilahisi nedir diye.Bir gece umulur ki kadir gecesidir, annemin rahatsızlığı bahane oldu, çok ağladım.Izdırap gözyaşı oldu döküldü uzunca bir süre.İnşaallah ramazan şifa olmuştur tüm dertlerime.

*
İnsanın kızı olunca hayata daha farklı bakıyormuş. Çok farkı hem de…

October 5, 2011 Post Under Öylesine - Read More