<BGSOUND src=\"adres\" loop=infinite> Archives: 2011 November | Aslı Elif Malcı

Archive for November, 2011

3 deyip geçmeyin

3 yaş…3 deyip geçmeyin “pardon pardon ben mama yemicem, ben pasta yicem” diyen bir cimcime karşısında tutulup kaldığınız bir dönem bu. “İlkyul lütfen” demeleri; ahh…Annenin yüreği dolu, dili lal…O ise bülbül oldu şakıyor yuvamızda

Daha dün gibi hatırlıyorum o lohusa dönemlerini.Bakıp bakıp zaman nasıl geçecek, bu yavru nasıl büyüyecek diyen o buhranlı dönemler çok net aklımda; geçmeyen kış, sürekli yağan kar, pimpirikli baba, anneyle hiç konuşmayan bebek öylece duruyor hafızamda.

Nasıl özlemiştim o baharı, nasıl geç gelmişti.Şimdi kuzumla geçirdiğim her an bahar.Ömrümün baharı kuzum.

November 30, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Üzerimden bir doğum günü kutlaması geçti

Sanırım bu işte bir yanlışlık var.Günlerdir kafamda tasarladığım kızımın 3. yaş doğum günü kutlamasının ilk bölümünü dün evde ailecek kutladık ancak kutlamanın sonuna daha çok varken ben oturduğum yerden kalkamadım.Son ana kadar bir ocak, bir vileda, bir süpürge koşturdum durdum yine.Nasıl oluyor insanlar nasıl beceriyor anlamıyorum.Yiyecek içecekler günler öncesinden hazırlanmaz ki.Yaa temizlik akşam her yeri sil süpür sabaha eser kalmıyor bizim evde.Dün saat 4 te beklediğim kardeşlerden dayımız 2 çocuğuyla 2 de geldi, nerdeyse bornozla karşılayacaktım.Sonra teyzenin teki 6 da geldi; saati yanlış anlamış.Diğer teyze dört buçuk gibi geldi ki biraz erken gelip yardım etmesini istemiştim.Yardım istemesem kaçta gelecekti ki? Anneciğim “niye temizlikçi almadın?” kocacığım “2 günde hazırlanamadın” şeklinde hiçbir faydası olmayan konuşmalarla etrafta dolandılar.Arada tek başıma olduğumu hatırlatmak zorunda kaldım.Aslında çok gerilmemeye çalıştım ancak gerginlikten öte yorgunluk ve ayakta fazla kalmaktan kaynaklı sırt ağrısı iflağımı kesti.

Yine özel bir sofra hazırlamak istedim.Bu sefer çocuklar için menu hazırladım.Erzurumdan gelen halisi muhlis terayaği ile etli, kuş üzümlü, mısırlı, bademli güzel bir pilav ve pane harclı tavuk yaptım.Çeşit boldu.Herşeyi hazırlayıp masanın işini bitirdiğimde, erken gelen misafirler yüzünden gündüz uyumamış olan bizim kız sebepli sebepsiz ağlamaya ve üzerine aldığım kıyafetleri giymemek için direnmeye başladı.Bir ara kıyafetleri hiç giymeyecek ve sürekli ağlayacak diye düşündüm.Pastaya mumları yerleştirip,maytapları yakınca sustu çok şükür.Mumları üfledikçe neşesi yerine geldi.Herkesle fotograf çektirdi.Sonradan kuzen zeynep katıldı da Allahtan oyunla felan herşeyi unuttu.Ancak annede şarj çoktan bitmişti.Yaptıklarımdan yiyecek enerjim bile kalmadığı gibi başımda migren ağrısı, koltuktan kalkamadım.Kıza teyzesi biraz pilav yedirince, onun verdiği bir rahatlıkla öylece kaldım yerimde.Fotolarda herkes bir tarafta çıkmış.Bu kutlamaya ait anne, baba ve çocuğun olduğu bir kare bile çıkmadı fotoların arasında.

Neyse aslında fazla söze gerek yok.Bu devran böyle gidecek.Nihayetinde 3 yıldır değişen birşey yok :P Ama bir daha doğurursam şöyle temmuzda felan doğurcağım ki çayırda bayırda en azından ev işi derdi olmadan bir kutlama yapabilelim.

Uzun lafın kısası bu akşama kadar yorgunluktan eser kalmaz.Akşam çay yapıp dünden kalanları yer, o güne ait fotolara defalarca bakarım.Diğer makinelerdeki fotoları da ister, facete albümler hazırlarım.

Haa bu arada cuma günü başka bir kutlama da kreşte yapacağız.Kızımın SAT a göre doğması gereken günde yapacağımız bir kutlama olacak ve kuzu kreşteki kutlamadan çok daha fazla zevk alacak eminim.Kutlu doğum haftası kapsamında her mumu üfleyebilir her pastayı kesebiliriz duyrulur :)

Nice senelere tatlı kuzum!!!

November 21, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Pipeto

Elif tatilde havuzdaki çocukların maskotu oldu.Herkes sevmek istedi, oyunlarına katmak, katılmak.En çok canavarcılık oyunu oynadılar.Onlar canavar olup suda kızıma saldırdılar bense kahramanlar gibi onların elinden kızımı kurtarıp bastım bağrıma.Çocuk havuzundan çıkamayan tek anne bendim nihayetinde.Hep birlikte oynadık.Ancak bazen çocukların yoğun ilgisi, ona dokunmaları, simidini çekiştirmelerinden rahatsız oldu.O durumda parmağını sallayarak “pipeto” diye bağırdı çocuklara.Onun uydurduğu bir hakaret sanırım.Demek hakaret etmek de kızmanın bir parçasıymış ve de gerekliymiş :) Uydurmasyon olayı ihtiyaçtan yani.Ee ne yapsın etrafında kimse kimseye hakaret etmiyor çok şükür, etme potansiyeli olan müsfetteleri zaten yerin 9 kat altına gömüp üstlerinde bitecek otları ise tabiata bıraktık :P

November 17, 2011 Post Under kuzu - Read More

Hastalık hali

Kurban bayramı tatili fotolarını yine unuttum.Renk oluyor bu fotolar blogta, benim her zaman hoşuma gider renkli formlar.

Tatil öncesi öyle bir stres yaparım ki, tatilin başında o gerginlikten kaynaklı yorgunluk 1-2 gün beni çok etkiler.Tatile giderken unutmamalıyım dediğim 1-2 şeyi unutmuşum telaşla.Özellikle yanımdan hiç ayırmadığım dua kitabımı unutmuşum.Ortam da çok yaratamadım okumam gerekenleri okumak için.Belki onun eksikliğinden kaynaklandı, belki başka olumsuz birşeyleri hissetti ruhum bilemiyorum ancak geceler, uykular, rüyalar çok kötüydü.Böyle hallerde bana en iyi gelen şey oruçtu.O aç halin hafifliği yerine pis bir ağırlık vardı üzerimde.Eşimi, kızımı inceledim baktım yüzlerine, anlamamışlardır; bazen çok iyi oyuncu olurum.Onlar benden daha iyi görünüyorlardı.Daha çok eğlendiler, onları mutlu görmek hissettiklerimin sadece vesvese olduğunu, savsam, önemsemesem, düşünmesem, atsam sırtımda taşıdıklarımı şeklinde kendime yaptığım telkinlere yol açtı.

Belli ki bu zamanlar hastalık ve teşhis içindi.Bir umut kabardı içimde dermanını bulan hasta gibi.

Şöför koltuğunda sürekli konuşan eşimin o çocuksu dırdırcılığı ile sürekli o konudan bu konuya atlaması,elini kolunu sallaması,onu arkadan seyreden bana çok iyi geldi.Bir ara omuzlarını sıktım, yüzüne dokunamadığım için.Tatlı ve sevimliydi.

Evime yaklaştıkça gevşedim.Kapıdan girince kendimi daha enerjik ve mutlu buldum.Neticede bu kadar cebelleşmeye rağmen dinlenmiştim.

November 16, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Öylesine

Sanırım değişmeye başladım.

Geçen bir arkadaş facebooktan hadi görüşelim dedi.Olur dedim.Eşimi, kızı alır ODTÜ de buluşur sohbet ederiz dedim.Yok yok boşver ODTÜ yü dükkana bilkente gel deyince hem de pazar günü bir kuyumcuda, benim gözüm oraya buraya kaymadan bir iki laf etme şansımızın olmadığını düşününce çok anlamsız geldi bu teklif. Potansiyel müşteri değerlendirmesi pek bir rahatsız etti ve kibarca bir bahaneyle teklif savuşturuldu.Birden içim daraldı, hele bir duruver dedim kendime.Bana özel bir vakti ve mekanı hakettiğimi düşündüm.Bana değerdi :D Koca bu son nokta tutumuma pek bir anlam veremedi velakin.Şurası kesin ki artık yaşlanıyorum.Daha samimi ve çıkmazsız dostluklar istiyorum.Kısmet işte dostlukta kısmet.

Özden biliyorum ordasın :P

November 15, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Konuşan sıpa

Babası doğduğundan beri sesi nasıl olacak, nasıl konuşacak diye çok merak ediyordu.Şimdi cimcime hiç susmuyor.Konuşmalarını en iyi anlayan benim.Ben anladıkça konuşmasını daha bir artırıyor sanki.Anlaşıldığını bilmek kendine güvenini artırıyor.

Dün akşam kucağımda klozete gidiyoruz:

“Ben abla oldum” deyince, ben de ” evet sütünü içtin, büyüdün, abla oldun” dedim.Hemen “hayır ben bugün hiç süt içmedim.Yasemin sütleri banyoya döktü” dedi ve ben dumur dumur dumur.Nasıl yani? Her sabah 2 kap hazırladığım pediasurelü sütler dökülüyor mu? Bir tuhaf oldum? Gerçek mi acep? Hala bir garibim.Öğretmenine bu konuda çok güveniyordum, olabilir mi böyle birşey? Tamam genelde sabah sütünün yarısını içtiğini akşam sütünü ise bitirdiğini söylüyordu ve dökülen sütün sabahtan kalan süt olma ihtimali yüksek olsa da sarsıldım yaa :(

Babaya anlattım söylediklerini ve öğretmene böyle söylediğini söyleyip söylememe konusunda fikrini aldım; sakın söyleme dedi.Daha kötü olur.Hem bir çocuğun sözlerine nasıl güvenebilirsin, ne söylediğini tam değerlendiremiyor şeklinde net bir tavır koydu.Hay Allahım ne garip bir durum :(

Neyse…Bu sabah hazırlarken sol gözü çapaktan tamamen kapanmıştı.Sıcak su ve pamukla açmaya çalışırken bizimki “kör oldum” demeye başladı.Eeee ben de koptum gülmekten.Sus kız dedim ne kör olması.Nerden öğreniyorsun bunları dedim güle güle.Duramadım babasına anlattım olanları.Ayy yazarken bile gülüyorum hala :)

Gerçekten 3-6 yaş dönemi çok değerli bir dönem aslında.Yabancı dil öğrenmek için de en uygun dönemmiş.Ne yapsak ki?

November 15, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Saat dokuzu beş geçe

Burdayız dostlar burdayız.

Lakin bizimle ilgili meseleler pek bir küçük kalıyor son haftalarda olanların yanında.

Yine de hayat devam ediyor, her zaman olduğu gibi.

Bayram tatilini aldığımız izinlerle 9 güne çıkartıp, bayramın 2. günü bir kaçamak yapıp Kozaklı thermallerine gittik.İlk kez termal otelde bir tatil geçirdik.Bir terslik olmadı, gayet eğlenip geldik.Kız yine açlık sınırlarında yaşadı.Ancak havuzun, suyun tadını sonuna kadar çıkardı, öyle ki eve geldiğimizde aklına geldikçe odamıza gidelim diyerek otele dönüp havuza girmek için mızmızlandı.Birkaç güzel foto ekleyebilirim sonra.

Bizim kız bir tuhaf oldu.Sürekli bizi şaşırtıyor.

Otelde babası haberleri izliyor, günlerden 10 Kasım.Günün anlam ve önemi hakkında konuşmalar yapılmaya başlarken bizimkisi başlıyor ” saat dokuzu beş gece, atam dolmabahçede.Gözlerini kapamış.Bütün dünya ağlamış.(Eller gözlerde ağlıyormuş gibi yapıyor)” Şiir bununla bitmiyor devam ediyor: “doktor doktor kalksana.Lambaları yaksana.Atam elden gidiyor çaresine baksana”.Sonra eller böyle başın üstüne çıkıp iniyor ve yine devam ediyor ancak o kısımları çok anlaşılır değil.Ben de o bölümü hatırlayamıyorum.Düşünüyorum, düşünüyorum ve sonunda buluyorum:” uzun uzun kavaklar, dökülüyor yapraklar.Ben atama doymadım, doysun kara topraklar”.Eller uzun uzun kavaklar için kalkmış meğersem :)

Ağzımız açık kaldık.Ne zaman öğrenmiş.Kaç kere okunmuş olmalı ki bu şekilde ezberlemiş olsun.Anne baba yine şaşkın.

Dün babasına beni bir ara epey şikayet etmiş.Annemi sevmiyorum, o bana çok kızıyor demiş.Baba bundan çok etkilenmiş.Bana çıkışır gibi oldu.Aslında çok kızmıyorum ama “anne kızıyor” lafınını çok kullanıyorum.Onun yerine jet hızıyla ” anne üzülüyor” deme kararı aldım.

Bundan sonra daha sık yazmaya çalışacağım.

November 14, 2011 Post Under kuzu - Read More

Canım yavrum

Haftasonu odasının perdesini yıkayıp, ütüleyip takmak için merdivene çıktığımda o da odadaydı.Merdeveni açmamı, üstüne çıkmamı öylece seyrediyor gözüküyordu.Ancak ben merdiven tepesine çıkınca birden “anne anne dikkatli ol, orası çok yüksek, bak ben küçücüğüm, oraya çıkamam” diye bağırmaya başlayıp, merdivenin ayağına sarılması bir oldu.Ben onu teskin etmeye çalışmış olsamda merdivedeki işim bitene kadar aynı şeyleri tekrar etti.İşim bitip ona sarılınca “çok korktum” dedi.Çok duygulandım.İlk kez böyle bir tepkiyle karşılaştım.Tepki demek doğru değil aslında.Doğru tabir sevgi gösterisi olmalı.

Ne zaman büyümüştü, bu kelimeleri daha önce kullanmışmıydı? Gözlerimden yaşlar boşaldı, sesim parça parça oldu.Anne olmak, biri tarafından böyle sevilmekti; belki de ilk kez.

Kreş olayı çoğu yönden çok iyi.Keşke daha önce göndermiş olsaydım diye çok söylendiğim olyor.

Ancak bazen çok endişeye kapılıyorum.Dün akşam Elifi teslim alırken yine yüzünde çizikler vardı.Öğretmeni diğer çocukları teslim ederken kalemle yüzlerini boyamaya çalışmışlar, çizikler kalem çiziği deyince, bütün gece bu konu kafamı meşgul etti.Çocukların yanında her şekilde birinin olması gerekmiyor mu? Yardımcı öğretmen nerde? Sonra çizik atacak kadar sivri uçlu kalemler yalnızken neden ellerine veriliyor diye bir mesaj attım kreş müdürüne.
Canım yavrum Rabbim korusun seni ve bütün kuzuları.

November 2, 2011 Post Under kuzu, Öylesine - Read More

Dostlarımız geldi

Handecim sağolsun pazar kahvaltıya geldi.İyi ki geldi.Berili gördük çok sevdik.Dondurulmuş embriyo olan Berili eşim çok sakin buldu.2. çocuğu dondurulmuş embriyolarımızdan düşünelim, Beril gibi olsun deyince güldüm.2. çocuk haa!!!! Ne kadar uzak göründü gözüme.
Kardeşim, kızı ve eşi de kahvaltıdaydı.Hande ile nerden tanıştığımızı sorduklarında blog dostluğu dedik.Anlamadıklarından eminim.Tatmayan bilemez değil mi?
Dostluk güzel şey.Bütün yorgunluğum geçti arkadaşımla sohbete başlayınca.Onun tatlı dili ve samimi tavsiyelerine her zaman ihtiyacım olacak.

Daha sık görüşelim daha sık fırsat yaratalım.

Dünyamız genişlesin, böyle güzel insanlarla :)

Ev ortamı sıcak ve güzel ancak çocuklarla uğraşmaktan Handeciğimle çok konuşamadık.En iyisi biz kaçamak yapıp dışarda tekli buluşalım dedik.
Koşturmadan eşler ne yaptı ben çok takip edemedim ama anlaşılan iyi kaynaşmışlar :P
Kızımın çok nadir huysuzluğu pazar sabahına rast geldi.Anlamadım ne oldu çocuğa.Oysa misafirleri görünce öyle heyecanlanıp sevinç dansları yapmıştı kii.Bir anda yükselen andrenalin yerini yorgunluğa bırakınca işin seyri çok değişti.Kıskançlık, huysuzluk, kuzen zeynep faktörü hiç olmadı hiççççç.
Bizim sofra :)
Haa bu da biz :P
Heralde bizim kadar fotojenik olmayan 2 bayan daha yoktur.Hadi ben neyse de Hande öyle güzel bir bayan ki fotograflardaki Hande ile pek bir alakası yok.

November 1, 2011 Post Under Öylesine - Read More