<BGSOUND src=\"adres\" loop=infinite> Archives: 2011 December | Aslı Elif Malcı

Archive for December, 2011

Bulanık anlar

İşte gidiyorum çeşmi siyahım.

Sabah sabah yanık yanık içten içten bu türküyü dinlemek insanı allak bullak ediyor.

Babamın “yavrularım ben size hakkımı helal ediyorum” deyişi geliyor aklıma, eşimin başını okşayıp “ben senden razıyım Allahta razı olsun” derken.

Kardeşim çok sinirlendirmiş, delirmiş gibi konuşuyor telefonda.Resmen bağırıyor, kaybediyor kendini.Nefes nefese kalıyor, sakinleştirmeye çalışıyorum ama bitirmeden rahatlamıyor.Nefesinin kesileceğini bilsede susmuyor.Karşısındakinin kim olduğunu, nasıl bir ruh halinde olduğunu hiç düşünmeden anı yaşıyor.Sus anne artık, bir de beni dinle diyemiyorum.Belki çok kötüyüm, belki benimle son konuşman bu diyeceğim.Belki artık yaşamak istemiyorum, gidip bir yerden atacağım kendimi.Olamaz mı? Ne diyecek sonra? Onunla konuşmuştum birşey dememişti, iyi gibiydi mi diyecek? Yoksa kendi sesimden onun sesindeki yorgunluğu anlayamadım mı? Kimbilir?

Keşke sevdiklerimizle geçirdiğimiz her ana kendimizi verebilsek, abartmak yerine Hakka teslim olabilsek!!

“Anne sen ütüyü böyle böyle mi yapıyorsun” diyerek elinde hamurdan yaptığı ütüyü bana gösteren cimcime, sen çok yaşa, gönlümün sultanı kuzum.

Okulun yarısına aktivite olarak hemşire hanımın da katılımıyla yaralanmalar sonrası uygulamalı olarak alçıya almayı göstermişler.Anlattıktan sonra kimin parmağını alçıya alalım demişler.50 çocuk içerisinden bir Elif gönüllü olmuş.Akşam almaya gidince bütün okul tarafından böyle özgüveni olan bir çocuğun annesi olarak tebrik edildim.Bilselerdi annesinin bu dünyada bu kadar acizken , böyle hayat dolu bir çocuğu mutsuz görmekten o derece korktuğunu, iki büklüm dolandığını; yaşaran gözlerimi daha iyi anlayabilirlerdi.

December 27, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Hep aynı değil!!!

 1-2 defa olmuş, hem de hiç istemediğim insanlara karşı benden garip bir şekilde bir yabancı gibi  bahsetmişti.Nasıl yer etmişse aynı ses tonu ve mimikleri tekrar yakayıverdim.Akşamki alınganlığımın nedeni buydu.Nasıl herşey anlamsızlaştı, uzaklaştı, küçüldü.Dert oldu, hayat zorlaştı.Kabul etmesi zor geliyor insana, sanıyor ki birbirimize en yakın olduğumuz ve en iyi tanıdığımız anda evlendik.Bu ne kadar ihtimalse, aksi de o derece ihtimal dahilinde görünüyor; bildik ancak pek kabul görmeyen öyle bir gerçek ki bu,  insana özgü bir zayıflık ancak anlaşılmaz değil.

Kafasının dağınık olmasına vermek , aramıza bu kadar mesafe girebiliyor olmasını görmeye engel değil; birlikte ama yalnız…

Birlikteliğimizin koşullanılmış bir yaşam olmasını istemiyorum.Her daim farkedilir yakınlıkta olsun yaşanmışlıklar.Her bakış, her dokunuş anlamsız kalmasın ortada.Şükürle sulansın, hep taze kalsın duygularımız.Sıradanlaştırma bizi.


>

December 13, 2011 Post Under Öylesine - Read More

Hayat devam ediyor

Mahsunun dizisi var yaa “hayat devam ediyor”, seyrediyorum.Oyuncular çok yetenekli.O kudret yok mu, o kudret!!!! Nasıl bir oyunculuktur öyle.Vell vell vell…Kocam her seferinde Mahsunun dizisine mi bakıyorsun diye ııı, mııı yapıyor.Onun ııısı, mııısı önemli değilde çok kötü giderse devam edemem yaa ne öyle benim derdim bana yeter zaten.

Annem hasta, 1 yıldır hasta.Araya giren hastalığı yüzünden tedavisi aksadı.Artık yapılacak en son şeye başlanıldı.Dayanması lazım.Artık ciddiye alması gerektiğini, aksi durumda 3 yıl ancak yaşayacağını söyledim.Nasıl söyledim, nasıl söylenir? Demek durumun böyle olmayacağına, iyileşeceğine dair bir umut var ki söyleyebilmişim.Rabbim şifa versin, dua etmek lazım.Garip bir ruh hali içindeyim.Ruh gibiyim, dalgınım, solgunum, enerjim emiliyor gibi.Çaresizlik değil, umutsuzluk değil, bu biraz kabullenemek sanki.

Geçen hafta birden şişen bademcikler beni 3 gün yatağa düşürdü.Her tarafım ağrıdı.Ateşim çıktı.Hiç birşey yapamadım.Penisilin türevi bir antibiyotik 3 günün sonunda etki etti.Garip ki son günlerde yaşadıklarımdan dolayı en kötü senaryolar geldi geldi gitti aklıma.Oysa sorun bademcik şişmesiydi.Çok ciddi bir şeyde mesela menenjit ki ateşin 40 ın üstüne çıkması gerekirdi.Bunlara bilmeme rağmen tam bir paranoyaklık yaptım.Evli ve çocuklu birinin 3 gün yatması pekte hayırlı birşey değil.Ev öyle bir dağıldı, herşey yığıldı ki hala toparlayabilmiş değilim.Yardımcı kadının telefonuna ulaşamıyorum.Her akşam içimden bir çığlık yükseliyor; atsam bildik bir çığa sebep olacak  anında :P Neyse bu haftasonu pek bir çalışmam lazım.

Geçen pazar arayı açmadan Hande ile görüşme kararı alıp kahvaltıya gittik.Herşey çok güzeldi.Tekrar teşekkur ederiz.

Berilin elinde gördüğü herşeyi alma çabası, ağlamalar, abartmalar..Şah iken şahbaz durumları Berilin bir şekilde uyumasıyla duruldu.Orkun amcası da bütün enerjisini toplayıp ilgilenince çok eğlendi.Biz çocuklar kaynaşsın diye düşünürken, yine “yok yok bunların birlikte oynamalarına daha çok var” sonucuna vardık.Bir ara yerlerde sürünüp birbirlerinden rahatsız olmadan oyun buldular.Paylaşılamayan oyuncaklar kavga sebebi oluyor.Aslında kreşe giden bir çocuğun paylaşmayı öğreniyor olması gerekir gibi geliyor insana ama durum bizde tam tersi kreşe başlamasıyla bu türden tepkiler çok çok fazla arttı.Kreşte survivor durumu mu söz konusudur nedir :)

Diş doktoru olan Hande teyzesi kızımın dişlerine baktı.Parmak emdiğinden dolayı dişlerin çok etkilendiğini, bu yaşlarda bırakmazsa sonradan ciddi tedaviler gerekecegini söyledi.Ben zaten bu konuda çok endişeliydim, iyice panikledim.Parmak emme olayı özellikle geceleri çok kötüydü.Sürekli parmağını emmekten derin bir uyku bile uyumuyordu.Şimdi acı oje olayına yeniden başladım.Eskisi gibi tepki gösterip yıkatmıyor.Sadece yatarken sürüyorum.Anlatıyorum böyle böyle diye, anlıyor, Handenin söylediklerini de çok iyi dinlemiş.Doktor teyzemiz bırakman gerektiğini söyledi diyorum, parmaklarını uzatıp sürdürüyor.İnşallah uzun süre böyle devam edebiliriz.Yani böyle bir alışkanlık için 1 yıl gibi bir süre gerektiğini düşünüyorum.Tırnak yiyen biri olarak 1-2 aylık bir aranın alışkanlık üzerinde pek bir etkisi olmadığını çok kere yaşadım.

Akşam baba, gece bile çalışınca “bugün çok çalıştım, kendimi ödüllendireceğim” deyip bizi dışarı çıkardı.Her zamanki köftecimize gitmek için yola çıktık.Elifle aramızla şöyle bir konuşma geçti:

- et yiyecek misin anneciğim

- hayır ben kek  yiyeceğim

- ama orda kek yok ki!

- evet yok, keki sen pişireceksin evde!

Anne güler güler…

December 9, 2011 Post Under kuzu, Öylesine - Read More