<BGSOUND src=\"adres\" loop=infinite> Archives: 2012 June | Aslı Elif Malcı

Archive for June, 2012

İnsanım işte

Hayatımdan çıkardığım her şeyin yerine yenisini koyabileceğim zannının çok rahatsız etmediği bir yaştayım.Sevmiyor muyum, yanlış mı yaptı, hayal kırıklığına mı uğrattı, sıkıldım mı, üstüme dar mı geldi, çıkart ya da at. En büyük hayal kırıklığı bile 1-2 ayda iyileşir.Zaten uğraşacak bir dönemde değilim; küçük bir kızım var; enerjimi ona saklamam gerektiği felsefesi hakim.

Aslında yukarıdaki özetin kimseyi rahatsız edecek bir tarafı yok.Aksine ardından konuşmaya bile değmez deyip ne dedikoduya yer veriyor bünyede ne de herhangi bir tenezzüle.Biliyorum benim bu tarafımı sevmiyor insanlar.Ancak “Aşk” gibi öylesine büyük bir duyguda bile sevgilinin hayali sevgiliden daha güzel ise “yetersizlik, hiçlik ve anlamsızlık” neden bu kadar garip gelir ki insanlara.

Bir gün çok değer verdiğin biri ki onunla içtiğin bir bardak çay; birlikte yediğiniz bir dilim kek, üzeri yoğurtlu biber kızartması; seni öyle rahatlatmış, dinlendirmiş, huzur vermiş biri, seni hiç sebepsiz, kendi korkuları yüzünden kapıdan kovuyorsa , seni günlerce ağlatabiliyor ise…Garip işte her şey anlamsız ve saçma diyebiliyorsun.Sonrasında böyle bir ilişkinin hiç geri dönüşü olmuyor.Sorgulamıyorsun bile, çünkü biliyorsun ki karşındakine istinaden düşündüğün güzel insan tabiri sadece senin zihninin bir abartması ve bir algılama sorunu.Herkesler bir acı kahvenin kırık yıl hatırı var diye dursun!

Aklıma “Akıl Oyunları” filmi geliyor.Delilik çizgisinde yaşayan Nash’in gerçekle hayali birbirinden ayırt etmek için etrafındakilere “Bak ben bunu görüyorum ama siz de görüyor musunuz?” diye sorması gibi olabilse her şey.Sorsak ve hemen öğrenebilsek gerçeği.Böyle bir olasılık var mı? Elbette yok.Bu yüzden fazla takılmadan yaşamak gerekiyor hayatı.

Dengeli bir insan olmak için, sendelemenin verdiği rahatsızlığı bilmek iyi bir şey aslında.
Bazı karakterlerin sizi hep rahatsız edecek olması da iyi bir şey; tiksinti gibi,üzerinde çok fazla durmaya mideniz kaldırmayacak mesela.
Eşimin öyle bir akrabası vardı, arada arardı.İşsiz güçsüzlükten işte.Yoksa benimle ne işi olabilir.Ya da düşük çenemden kaynaklanan bir iki dedikoduluk laf için.Neyse kadının hayatının rol yapmak olduğunu anladım.Hep düşüncelerini, hislerini gizleyerek yaşadığını.Garip geldi, çok ustaca, yılların sonunda oluşan bir ustalık.Yazık işte kimin için ne için bu gayret. “Söylenen söz orda kalır” deyip her şeyi konuşabileceği konusunda kendini ele verdiği anları saymazsak hep yapmacık, hep sahte…

Ancak insanım işte; çıkarttım, attım desem de zihnimde bunların kalma sebebi elbette böyleleri gibi asla olmak istemeyişimdir.

June 12, 2012 Post Under Öylesine - Read More