<BGSOUND src=\"adres\" loop=infinite> Archives: 2012 September | Aslı Elif Malcı

Archive for September, 2012

Geç gelen tatil































































































































Nedense bu sene herkeste bir yorgunluk vardı.Tatili Eylüle bırakmakla pek iyi etmediğimizi ramazan sonrası iyice hissettiğimiz yorgunlukla daha bir anladık.Eski tatil yerimize yine gittik.O güzel denizinde yüzerken ben yine bundan daha güzeli olabilir mi dedim.

Yüzme işi epey bir ilerlemiş ancak hala dalamıyorum.Suyu yarıp içerde ilerleyemiyorum.Mutlaka tekniği vardır ancak ben yapamıyorum.Ayrıca akrobatik 1-2 hareket denemek istedim ama olmadı.Bir onlar kaldı yapamadığım.Neden yazıyorum bunları yakın zamana kadar yüzmeyi bilmediğim gibi kaç defa havuzda boğulma tehlikesi atlattım.Bir keresinde havuzda suyun içinde asılı kalmıştım.Yanımdaki arkadaş ben olmasaydım gidiciydin deyip gülmüştü.Ancak yılmadım korkmadım.Ayrıca Didim Akbük koyunun denizi çok sakin ve insanı hiç yormuyor.Rahatlıkla açılabildim çok yorulmadan.

Elif tatili çok sever.Suya havuza bayılır.İlk gün otele varır varmaz baktım yorgunluktan adım atacak hali yok hemen havuza götürdüm.Su çok rahatlattı.Çok mutlu oldu.Simidi dolu olmadığı için simitsiz her gün havuza giden çocuk havalarında suda çok güzel oynadı.Öyle mutlu oldu ki onu öyle gördükçe huzur ve mutluluk doldu içimize.Dolu dolu bir tatil geçirdik: havuz, deniz, yemek, çay molaları esnasında yapılan hoş sohbetler çok güzeldi.Bebek arabası yanımızdaydı Elif öğlen uykusunu orda uyurken biz de eşimle oturup sohbet ettik.Boş boş oturup havadan sudan konuşmak da güzeldi.

Elif internetten sürekli su kaydırağı videolarını izleyip ben de kayıcam ben de kayıcam diyordu ancak tatilde kaydıraktan kaymaya cesaret edemedi.Tepesine kadar çıktı ama korkup vazgeçti.Hele kaydırağı ilk gördüğünde heyecandan çığlıklar atamaya kontrolsüz hareketler yapmaya başlamıştı ve ben de sakin olması için uyarmıştım.Bana dönüp: “anne şımarıyorum, arkadaşlarım kaydırağı görselerdi onlarda bağırırdı” diye bana karşılık vermişliği vardır bu kuzunun.Ancak heyecan ve merak onu 1 dakikadan fazla bir yerde oturmadı.Sürekli dolaşmak etrafı keşfetmek istedi.Bazen anne dolaşabilir miyim deyip izin istedi bazen ortadan kaybolup babayı çok kızdırdı.

Tatilin en kötü tarafı eşimin olağan paranoyaklığı idi ki gerçekten bunaltıcıydı.Mutlaka Elifin yanında birimizin olmasını istiyordu.Ortadan kaybolsa panikliyor ve sinirleniyordu.Bu tavrı en çok Elifi rahatsız etti.Ben denizdeyken o plajda Elifin yanında oldu, o denizdeyken ise ben.Gün geçtikçe bu paranoyaklığı hiç azalmıyor aksine artıyor gibi.

Eylül tatilinin en stresli tarafı hava ve deniz nasıl olacak konusuydu ancak hava ve deniz çok güzel; akşamlar ılık ve sakindi.Ege olunca rüzgar bekliyor insan ama çok sakindi.

Elifin en çok hoşuna türk hamamında sıcak suyla keyif yapmak gitti.

İşte böyle 1 haftalık kısa bir tatildi.Böyle olunca ilk günden hemen bitecek gidecek duygusuna kapılıyor insan ve bu da geriyor, tadına varmak yerine.

September 25, 2012 Post Under Öylesine - Read More

Nostalji

Eşimle yeni çıkmaya başladığımız dönemdi. O beni görmeye Ankara’ya 1-2 kez gelmişti.Onun dışında günün büyük çoğunluğu cep telefonu ya da internet üzerinden yaptığımız görüşmelerle geçiyordu.Bir gün esti bana “seni ziyarete geleceğim” dedim.İstanbul’a ilk kez gidecektim.Hep gitmek istemiştim ancak böyle özel ve böyle heyecan verici bir şekilde olacağını pek aklımdan geçirmemiştim.İlk kez biri için şehir dışına çıkacaktım.Söylediğimde sevindi, nerde kalacağımı, ne zaman geleceğimi sordu. O olayı ciddiye alınca gitme işi iyice ciddiye bindi.Beni heyecan sardı ancak eli boş gitmek olmazdı.Küçük bile olsa bir hediye almak lazımdı.Ne kadar çok düşünmüştüm şimdi bile net hatırlıyorum.Öyle çok pahalı bir şey almak, karşımdaki zata “bak seni çok beğeniyorum ve etkilemeye çalışıyorum” mesajı vermek olacaktı.Adamın daha yolun başından havalara girmesini istemiyordum.Çok başındaydık ve karşılıklı olarak ne hissettiğimizi kendimize sormak için bile çok erkendi.Epeyce bir süre ne hissettiğimi sormadım kendime, birini tanımadan gerçek anlamda ne hissedilebilirdi? Biraz kadere bırakmıştım kendimi.Yeşil gözlü ve çok yakışıklıydı.Bir şansı hakediyordu :P

Hediye? Kitap: çok sıradan geldi.Kravat: ne kravatı ne de kravat takan erkekleri sevebilmiştim o zamana kadar.
Sonra aklıma eşimin Ankara’ya ilk geldiği zaman ve koştur koştur çay içmeye gitmemiz gelmişti.Çayı sevdiğini farketmiştim.En sonunda bir çay fincanı almaya karar vermiş, güzelce paketlemiş, beni karşıladıktan sonra gittiğimiz misafirhanenin kafesinde vermiştim.Çok sevinmişti, gözlerinin içi gülmüştü.Resimdeki gibi beyaz, sade ancak kaliteli bir fincandı ve hala evimizde ve onu hala kullanıyoruz.

September 13, 2012 Post Under Öylesine - Read More

Mucuk mucuk

Babası Elifi öpmeye bir başlayınca evin diğer ucundan rahatlıkla mucuk mucuk seslerini duyabiliyorum.Dün yine öpmeye başladı ama o kadar çok öptü ki Elif dönüp babasına “baba sen beni çok mu özledin?” diye sordu.Özlemiş bee kuzum, özlemez mi annen baban seni?

September 7, 2012 Post Under Öylesine - Read More

Meltem evlendi!!

Sonunda Meltemi evlendirdik.Bir ara son anda vazgeçecek diye korkmadım değil hani :P

Mutlu, huzurlu bir evlilik diliyorum canım arkadaşıma.


Meltem ablasının nikahına, gece gündüz kaldığı kütüphaneden çıkıp gelen kardeş.

Son dakka nikah şahidi oldum :) Tıpkı benim nikahımda Meltemin son anda nikah şahidi olduğu gibi.Kadere bak :)




























September 4, 2012 Post Under Öylesine - Read More

Bayram bayram gibiydi

Ramazan bayramının üzerinden nerdeyse 2 hafta geçti.Ramazan yoğun ve yorucuydu.Ramazan ayında dünyalık şeylerle çok  meşgul olmamak gibi kendi kendime bir karar almıştım. Mesela  taşınmak gibi insanın hayatını altüst eden büyük bir işe asla girişmek yoktu.Gerçekten dünya batsa asla böyle bir hatayı tekrar yapmam diyerek yapmışlığım olduğunu belirteyim.Ancak bu ramazan öyle bir işe giriştim ki dışardan dünyalık gibi gözükebilir ama ben bu işle uğraşırken yüreğim pır pır etti her anında Rabbime şükrettim.Anladım ki  ibadete çok fazla istidatı olmayan benim gibiler için Allaha yaklaşmanın en kestirme yoluydu bunlar.

Ramazana 1-2 gün kalmıştı.Kafam attı birden.Satarım bu dünyanın anasını dedim.Aradım Kazım ustayı.Verdim annemin adresini.Her yeri yeniden yap dedim adamcağıza.Adam 4 koldan çalışıp bayrama 4-5 gün kala her şeyi halletti.Annemin evinde eski adına çok az şey kaldı.Kaşığını-çatalını,  halısını- perdesini, ucağını-fırınını,koltuklarını, beyaz eşyalarını her şeyini yeniledik.Mutfak baştan yapıldı.Günlerce git gel temizlik yaptık.Annemle cebelleşerek bütün eski dökük eşyaları attık.Evi tanınmayacak hale getirdik.Ev çok yeni ancak TOKİ den alındığı gibiydi.Eksiği çoktu.Herşeyi hallettik.Annemi sonunda evine yerleştirdik.Çok itiraz etti.Dinlemedik.80 M2 lik şirin saray gibi bir ev oldu.Çok sevindi, çok rahatladı, çok dua etti.Biz çok sevindik, ben çok sevindim. Hele babam nasıl sevindi.

Üzerimden bir dünya yük kalktı anlayacağınız.Ohhhh beee dünya varmış.Nasıl yaşıyormuşum bu yükle ben? Sonra dalga geçtik annemle : “Bak bu eşyaları eskitmeden ölmek yok” diye.

Biliyorum ki kendi evinde çok daha rahat ve huzurlu.

Bu yüzden ramazan huzur, bayram bayramdı benim için.

Anneannemizin evinin dağınıklığına bakmayın.Çok şeker bir ev oldu.Güle güle otursun.

September 4, 2012 Post Under Öylesine - Read More