<BGSOUND src=\"adres\" loop=infinite> Gaza geldik yazalım artık!!! | Aslı Elif Malcı

Gaza geldik yazalım artık!!!

Günler ne kadar hızlı geçiyor değil mi? Küçük adımlarla, küçük anlarla ama büyük bir hızla…Pırasa yedi diye sevindiğiniz, her akşam bir kase yoğurt yedirme hedefinin peşinde koşarak ve bunları yapıyor olmanın verdiği bir tatmin duygusuyla yetinerek akıp gidiyor benim günlerim. Herkesten daha sıradan bazılarından daha küçük amaçları olan biriyim yuvarlak hesap.Aslında çok daha özel çok daha ideal biri olmak istiyorum iç dünyamda, özellikle kendim için.Duyguları daha dolu dolu yaşamak, hızlı kavramak, hızlı düşünmek, keskin sezme oyunu içinde buluyorum kendimi zaman zaman.Bu oyunda karşınızda bir dev aynası oluyor her zaman.Kendimi ne kadar da sık dev aynasından seyrediyorum.Oysa ne kadar küçüğüm.İlber Ortaylı’nın o ukala uslubunu sevmek gibi birşey bu.Büyük bir zatın gözyaşlarında boğulmak; “ben neyim ki, böyle birinin yanında” deyip acı bir umutsuzluk hissetmekle ise pek alakası yok; yese düşmeyi pek bir sevsem de…Neticede önemli olan sana ne verdikleri: neyi ne kadar sorgulatıyor, ne kadar hissettiriyor, ya da ne kadar kalıcı gibi, alsın götürsün, tutsun çıkarsın, çeksin kurtarsın gibi.Garip, demogoji yapmak bu olsa gerek; birşey söylüyor gibi yapıp hiç birşey söylememek. Oysa olayın özü kişinin kendinde bitiyor. Kim kimi anlamaya ne kadar uğraşır, hem neden anlasın ve neden uğraşsın.Sen kendini anla, kendinle uğraş, gerisi boş ne nafile.

Bir olay defalarca karşına geliyorsa, hallettiğini düşündüğün meselede bir dirhem bile yol alamamışsan belki de çok yerde hata yapıyorsun demektir.Şimdi var olan ve bundan 3-4 ay sonra olmayacak birşey mesela, sonradan bu da neydi, ne anlatılmak istendi, nelere sebebiyet verdi gibi soruları sormazsam belki tekrar karşıma çıkacak birşey.”Çıkmasını istemiyorum artık, çektim hesaba herşeyi, çıkarttım kuytulardan tüm dertleri, sürttüm alnımı secdeye, verdim hesabını Rabbime” diyebilmeliyim bir noktadan sonra.

Ben gazetelerin son dakika haberlerini severim bilir misiniz? Özellikle acı veren haberleri severim.Beni kıvrandırsınlar isterim.Gafletten uyandırdıkları için severim.

Neyse…

Resimlerle daha olağan konulara geçelim :)

Baran abilerinin doğum günü pastasını böyle taklettiler.Bir evde 2 kız olmasın derler hep, gerçekten doğru.İkisi bir araya geldiği zaman ne düzen kalıyor ne de kural.Yakında 2 yaşında olacak kuzen Zehra henüz sahalara inmedi.3 kız mı? 2 den iyidir, kimbilir?

Tez yazan doktor teyzemiz her fırsatta soluğu bizde alıyor.O ders çalışırken biz de kuzenimizle geziyoruz.Kuzenimizi çok sevsekte 1-2 ay görüşemesek iyi olur dedik son görüşemede :P .

Küçük hüsamettini tanıdınız mı? Bizim evin küçük oğlu olur kendileri.Elif gibi parmak emiyormuş meğersem o da.Bu arada akşamları Elif beni görür görmez emmediği parmağını emmeye başlıyor ve bana da seni görünce parmak emiyorum diyor.Abartmıyorum.Beni gördüğü an mucuk mucuk emmeye başlıyor.Ne kadar üstelersen
o kadar kötü olur gerçeğini vuruyor yüzüme bacaksız.

Bahar geldi yaa evde durulur mu.ODTÜ ye gidiyoruz nerdeyse her hafta.Kızı salıyoruz ortalığa, abilerine ablalarına takılıyor.Aç da kalmıyor, herkesten birşey alıyor.Gözüne kestirdiklerine gidip sırnaşıyor.Onun bu hallerini seyretmeye doyum olmuyor.

April 19, 2012 Post Under kuzu, Öylesine - Read More

Leave a Reply