Mikroenjeksiyonda kısırlık babadan oğula geçiyor
Mikroenjeksiyonla hamile kalmış biri olarak, tüp bebek tedavisine başlayacak anne adayları için dikkate değer bir haber diye düşünüyorum.
Ben tedaviye başlarken transfer edilecek embriyo sayısına kadar doktorumla konuşmuş ve 2 den fazla embriyo transferi istemiyorum demiştim.Bilgi kaynağı dediğim internette, belki bilgi kirliği daha doğru bir tarif olur çoğu konu için, tüp bebek eşittir çoğul gebelik gibi bir sonuç vardı ortada ve maalesef bu çoğul gebeliklerde prematüre doğumlar, ölü doğumlar, düşükler çok fazlaydı.
Öncelikle söylemek istediğim doktor, hastane çok önemli ama insanın kendinin bilinçli davranması, gerektiğinde doktoru yönlendirmesi gerekiyor.Neticede tüp bebek uygulamalarının çoğu bizim seçtiğimiz özel merkezlerde gerçekleşiyor.Bence bunun avantajlarını değerlendirmek lazım.
“Türkiye’de uygulanma oranı yüzde 90 olan tüp bebek yöntemi mikroenjeksiyon ile ilgili tarihî bir itiraf geldi. 1992 yılından bu yana tedaviyi kullanan Belçikalı profesör Andre Van Steirteghem, yöntemin kısırlığın bir sonraki kuşağa geçmesine yol açtığını açıkladı.
Tüp bebek tedavisinde yaygın olarak kullanılan mikroenjeksiyon yönteminin, kısırlığın bir sonraki kuşağa geçmesine yol açtığı ortaya çıktı. Uyarı, bizzat yöntemin öncülüğünü yapan Belçikalı profesörden geldi. Düşük kaliteli ve düşük sayıdaki spermler için geliştirilen yöntem, kısırlığın doğacak bebeğe de geçme riskine rağmen çok yaygın uygulanıyor.
Yöntemin 18 yıl önceki ilk uygulamasını yapan ekibin başkanı Brüksel Üniversitesi’nden Prof. Andre Van Steirteghem, ABD’deki bir konferansta yaptığı konuşmada, mikroenjeksiyonun haddinden fazla kullanıldığını söyledi. Diğer yöntemlerin denenebileceği hallerde mikroenjeksiyona başvurulmaması gerektiğini belirten Steirteghem, kısırlığın genetik nedenlerinin yardımcı üreme teknikleriyle baypas edilebildiğini ancak bu genetik kusurların bir sonraki neslin kısır olmasıyla sonuçlanabileceğine dikkat çekti. Dr. Allan Pacey de bu yöntemle doğan bazı bebeklerde sağlık problemleri olduğunu hatırlatarak mikroenjeksiyona gereğinden fazla başvurmanın risklerine işaret etti. Spermin yumurtayı kendiliğinden döllemesi için her ikisinin de bir kaba konulduğu tüp bebek tedavisinden farklı olarak mikroenjeksiyon yönteminde, embriyoloji uzmanı tek bir spermi yumurtaya enjekte ediyor. Sürecin normal işleyişi içinde doğal olarak ayıklanacak anormal bir sperm, bu yöntemle yumurtayı döllemiş oluyor.
Yöntemi, baba olma şansı kalmayanlar kullanmalı
Mikroenjeksiyonun yaygınlık oranının Türkiye’de yüzde 90, Avrupa’da ise yüzde 40 ile 70 arasında olduğunu belirten Eurofertil Tüp Bebek Merkezi Direktörü Hakan Özörnek, yöntemin hiçbir şekilde baba olamayacak erkeklere şans tanıdığını söyledi. “Eğer baba adayındaki sperm kalite bozukluğu genetikse bu, oğluna da geçecek ve oğlu da kısır kalacaktır.” diyen Özörnek, şunları ifade etti: “Yani kısırlık babadan oğula geçmiş olacaktır. Mikroenjeksiyonun çok yoğun uygulandığı Türkiye gibi ülkelerde yöntem sadece gerçekten ihtiyacı olanlarda kullanılmalıdır.”

İlknurcum bana sanki drlar tarafından çok çabuk önerilen bir yolmuş gibi geliyor tüp bebek. Neden diyeceksin ben hashimato troidi hastasıyım biz yaklaşık 3 yıl olursa olsun dedik bebek için ,ciddi anlamda istemediğimiz için üstünde de durmadık ve ne tedavi ne doktora gitmeden bebeğimiz oldu. Çoğu troid hastası arkadaş tüp bebek ve düşüklerle boğuştu bu arada moralmen yıkıldılar ben daha çok üzüldüm onlar adına fazla stres bile kadının çocuk sahibi olması üzerinde bir etken.Bu arada troid basit bir hastalıktır deyip her seferinde başka bir dahiliye doktoruna gitmedim onu belirtmek istiyorum adam gibi bir endokronolog çok önemli. ha belki de eşime güvendim deneriz dedik olmazsa tıpta çareler tükenmez. ama şimdi bakıyorum çiftler 1 yıl bile denemeden soluğu tüp bebek merkezlerinde alıyor. Gerçekten tedaviye cevap vermeyenlerde uygulanmalı çünkü annelik her kadının hakkı. tüp bebek merkezleri de çok iş yapabilmek için malesef sonrasına bakmadan ticari anlamda en güvenilir olanı seçiyor ne denilebilir ki burası Türkiye!
canım herkesin ayrı bir hikayesi var.şimdi ne desek yanlış olur.ama tup bebek raporu alınmadan oyle hadi ben tup bebek yapacagım diyemiyorsun.benim bildiğim troidle ilgili sorunu olanlarda tedavi edilmeden tup bebege başlamıyorlar.troid ile ilgili sorunlar baslı basına cocuk sahibi olmayı etkiliyor.hamile kalınsa bile sağlıklı bir hamilelik gecirmeye mani.genelde troid tedavisi olan insanlar hamile kalabiliyor.neyse Allah herkesin gönlüne göre versin.zor bir sürec kimse normal sartlarda hamile kalmak varken bu süreci göze almaz.
İlknurcum sakın beni yanlış anlama ,eğer öyle anlaşıldıysam kusuruma bakma hakkını helal et. ,benim anlatmak istediğim sanki Avrupaya göre Türkiye’deki uygulama daha kolaymış gibi geliyor tıpkı sezeryanda olduğu gibi. Yoksa eminim ‘’siz çocuk sahibi olmazsınız” cümlesi bir kadının yada bir erkeğin duyabileceği en berbat cümle olmalı.Ben de böyle bir durumda kalsam hiç şüphesiz her yolu denerdim zaten bir önceki postta da dediğim gibi biraz da babamızın dr olmasına güvendik olmazsa her türlü çareyi ararız diye.
Bunun dışında evet troid çok basit bir sorunmuş gibi görünüyor ancak doğru tedavi edilmezse her tür sorunu özellikle de hamile kalmayı çok etkiliyor. Ben prof Pınar Kadıoğlunun hastasıyım 2002 den beri ,hamileyken ilk 6 ay 15 günde bir tahlil verdim ilaç ayarlaması yapmak için. Ya bilmiyorum bazı arkadaşlarım vardı hocaya 200 tl vermek yerine devlet hastanesine gittiler bir sürü sorun yaşadılar .İnsan sağlığı hele ki doğmamış bebeğinin sağlığı bu kadar ucuz mu ki (bu söylediğim arkadaşlar kuaföre 150 tl vermeden ayrılmaz)Bazen eşimle konuşuyoruz helal olsun diyorum o 200 tl ler ona . Bir tüp bebek denemesi bile kaç paradır ya o psikolojisi,Allah tüm hamilelerin yardımcısı olsun ve en çok da bebek isteyenlerin.Çünkü her kadının muhakkak tatması gereken bir duygu. Sizi çok ama çok öpüyoruz.
sinemcim aşk olsun.vesvese yapmışsın.evlilik yaşı yükselince insanlar hemen panik olup bir an önce cocuk sahibi olmak istiyorlar sanırsam.