<BGSOUND src=\"adres\" loop=infinite> Aslı Elif Malcı

Kar tanesi

Hayat meşgalesi…İster bilinsin ister bilinmesin, ister benim derdim şu denilsin ya da kendi içinde yaşansın herkesin mutlaka var bir meşgalesi bazen çok ağır hissedilen.İşte o dönemlerin birinin içinde, ordan oraya savuruyordum kendimi.Annem ilk kemoterapisini almış, zor geçen bir hafta, 140 atan bir kalp ve denenen ilaçlar, endişeli bir bekleyiş.Sonra başka sorunlar büyük gibi gözüken.Edilen dualar, hesaba çekilen anlar ama sonuçta herşeyin Rabbimin birer lutfu olduğuna açılan kapılar…Bir ömür boyu tokmağı çalınacak olan bu kerem kapısının önünde bekleyen bir kul…Başka kapı mı var ki gideyim diyen bir kul…

“Ben çiçek gibi taşımıyorum göğsümde aşkı
Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum
Gelmiş dayanmışım demir kapısına sevdanın
Ben yaşamıyor gibi yaşamıyor gibi yaşıyorum
Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum” ***

Bir işaret, bir ferahlık…Ahhh ne iyi gelecekti ruhuma.

Ve bir rüya…

Annemle bir düğündeyiz.Düğüne giderken aklımdan düğünün ne kadar kalabalık ve gösterişli olacağı geçiyor. Düğün çok yakından tanımadığım yaşı biraz geçmiş bir bayanın.Düğün salonuna giriyoruz.Düğün ne çok kalabalık ne de çok gösterişli.Masalar sandalyeler bile giydirilmemiş.Bakınıyorum öylece.Yanımda annem öyle taze, öyle dinç konuşuyor.Sanki bundan 15 yıl önceki hali.Bahar yağmurlarının kuru toprağa düştükten sonra etrafa yayılan o muhteşem kokusunun tadı var ortalıkta; bir rüyada bile zihni açabilen.
Neyse, şöyle böyle derken gelin ve damat geliyor ortaya.Biz kendimizi yokluyoruz hediye konusunda.Yanımızda getirdiğimiz altını bulmak için çantalara gidiyor ellerimiz.Ancak gelin ve damat şöyle bir görünüp sonra gidiyorlar.Onların arkasından bir bayan elinde içi küçük altınlarla dolu olan kına tepsisine benzeyen bir tepsiyle çıkıyor ortaya ve o tepsiyi uzatıyor herkese.Biz şaşırıyoruz.Getirdiğimiz altını bile yerinden çıkartamadan kadın yanımıza geliyor ve tepsiyi uzatıp içinden altın almamızı söylüyor.Çok yakın akraba olmadığımızı düşünüp bizde mi alacağız diye soruyoruz.Düğüne gelen bütün misafirler alabilir cevabını alınca annem elini uzatıyor, küçük bir altın alıyor.Ben uzatıyorum ve elime nazarlık şeklinde 8 ayar olduğunu bldiğim bir altın geliyor.Ben bu çok para etmez deyip bir kez daha almak için tepsiye elimi uzatıyorum.Maksadım içinden küçük altınlardan alabilmek ama yine olmuyor bu kez de 2 tane aynı nazarlıklardan geliyor.Yine beğenmiyorum,ancak elimdeki bu 2 tane nazarlığın şekli çok net gözüküyor: kar tanesi. Aslında çok hoş gelseler de çok etmiyeceklerini bilmek hoşuma gitmiyor.Pek tatmin olmamış şekilde uyanıp tabirlere bakıyorum.Keşke biri yorumlayabilse :)

Rüya bu.Hayra yormaya kendimi çok zorlamıştım o zamanlar.
Annem ilk kemoterapiden 3 hafta sonra hastaneye kaldırıldı.Eyvah galiba karaciğeri etkiledi ilaçlar demiş ve sonuçlar çıkana kadar dünya durmuştu.Sonuçta herşeyi normal çıkmış, sadece ilaç alerjisi olduğu anlaşılmıştı.En zor kısmı bu ilk aydı ve Allahın izniyle annem o lutuf tepsisinden küçük altını almıştı.Rabbime şükürler olsun.İnşallah yolun sonuna kadar herşey kolay olur.Amin.

Herneyse kızımın kar tanesi fotosunun bende çağrıştırdıklarıydı aslında bunlar.Beni çok etkilemiş bir rüyaydı, yazmalıydım bir tarafa.Bu şekilde yazılmış oldu.

*** Kara Yılan/Sezai Karakoç

January 27, 2012 Posted Under: Öylesine   Read More

İşte hayat…

Telefon çalar.Arayan babadır: “Hazırlanın dışarı çıkalım” der.Ancak kızı hasta olduğu için işten izin alıp evde çocuk bakan anne hiç havasında değildir.Bugün evlilik yıldönümleri olmasına ve günler öncesinden en azından saçına bir fön çektirme hayalinde olan anne olayın hayal kırıklığını yaşamaktadır.Başka zaman çıkalım der telefondaki babaya.Baba hiç itirazsız “ee o zaman mesaiye kalayım” der ve anne günlerdir hiç toparlayamadığı evine son bir gayretle döner.Babanın geç gelmesine bir bakıma sevinir.Kızına bir uğraşla çorbasını yedirmenin de verdiği bir gazla süpürge çalıştırılır.İçinde akşam seyredeceği dizinin heyecanı vardır.Hayret yıldönümü adına hiçbir beklentisi yoktur.İçini yoklar yoklar tık yok.Neden acaba? Yoksa 1-2 gün önce indirim diyerekten alınan 3 adet ayakkabının ( bakınız şekil.a) verdiği bir tatmin duygusu olmasındır bu? Neyse canım en azından bir çiçek almayı düşünür o kadar da değildir artık diye söylenir kendi kendine :(


Şekil.a :)

Dizi başlar.Bir taraftan kızıyla uğraşan anne dizinin müziğinden önemli birşeyler olup olmadığını ancak takip edebilir.Saat 10 olmuştur.Baba geç kalmıştır.Kesin çiçekçiye uğramıştır diye düşünülür.Mutlaka öyle olmalı, hem kocası ince bir adamdır kendince.

Kapı çalınır.Kız hemen annesine “anne babama süpriz yapılım” der ve hemen annesinin kucağına hoplar.Kapı usulca açılır ve kapıda bekleyen babaya anne kız süpriz diye bağırır.Fakat bu sefer kız öyle bir bağırır ki kapı kapanana kadar apartmanda sesi yankılanır.

Baba sırtında her zamanki koca çantası, elinde sabahtan ısmarlanan ilaçlarla gelir.Haliyle çiçek felan yoktur.Hemen elinden ilaçlar alınır, doğruca dizinin karşısına geçilir.Odadan babaya “nerde benim pırlantam? ilaç şişesinin içine mi sakladın” diye seslenilip tekrar diziye dönülür; ne olacaktır bu nigar kalfanın hali, nedir bu aşk felan filan işte…

Sonra birden kız elinde bir çantayı anneye uzatıp süpriz diye bağırır tekrardan :D

Anne şaşkın!!! Nerden çıktı bu çanta şimdi.İçinde bir değil 2 hediye mi var ne? Anne gözlerinin çift çift görmeye başladığı zannına kapılır.Deli bir heyecan kaplar içini.Oysa hiçbir beklenti içinde değildi.İşte hayat böyle der anne.Sonra uzun uzun düşünecektir ağzından çıkan bu cümleyi.

Baba da şaşırmıştır.Kızının eline verdiği çantayı büyük bir uslalıkla annesine götürüp babanın hiç birşey söylememesine rağmen “süpriz” diye bağırıp annesine uzatması karşısında hem şaşkın, hem de gurur içindedir.Sonra hediyeler unutulup çocuğun olayı bu şekilde ilişkilendirebilmesi konuşulacaktır hanelerinde.

Anne hediyeleri açar; bir hediyelere bir de aynı çantadan çıkan faturaya bakar.Bu anne hiç akıllanmaz :P

Anne hürrem setine bayılır.

Pırlanta kolye gözlerini yaşartır ve kızı için saklama kararı alır.Kızının ortaokul yaşlarına gelip taktığı günleri hayal eder, eder…

şerife mal….denilen kakalak yılan gelsin kendisini bol bol okusun

January 26, 2012 Posted Under: Öylesine   Read More

Bozguncu

Alışmış kudurmuştan beterdir yaa öyle bunların durumu.Yazın toplanmadan önce bloga girip didik didik dedikodu malzemesi aradı.tam 1,5 saat her yere girilmiş her yer defalarca okudu.Bütün fotolara baktı.

Bu kadarla kalsa iyi yazlıkta internet kafeden haftada 3 kere girdi.Kudurmuş köpekler gibi arandı yani.

Dedikodu deyince yaşı 60 olan çirkef bir kadın var ortalıkta.Bakın geçen yaz ne yalanlar uydurmuş kıçından.
Kızımı görmeye geldiğinde hastanede yaşadıklarımı hissettiklerimi anlattığımda meğer için için kuduruyormuş.İnşallah ortandan çatlarsın birgün ve ibret olursun aleme.

Düşünün “kızım doğunca eşim çok mutlu oldu, sabaha kadar uyumadı, benimle öyle ilgilendi kii hatta koridorda yürütürken bacağımın teki epiduralden dolayı tutmadı ve bu durumda düşüp yığılmayım diye öyle bir sarıldı kii yanımızdaki hemşire bile durun yavaş olun belinizi incilteceksiniz” dediğini anlatmamdan ne dedikodular çıkarmış anlatacağım birazdan.

Kızım doğmadan önce eşimin hemeroit tedavisi başlamıştı.Birlikte birkaç kez lazere gittik benim doğum yaptığım hastaneye.Uzun süredir mide ve bağırsak rahatsızlığı için o hastaneye devam ediyordu.Son olarak ben doğum yaptıktan sonra kolonoskopi için o çirkef karıyla gitmek zorunda kaldı ve oranın yani gastroentolojinin hemşiresinin eşime tanıdık davrandığını görmüş.Sonrasında benim yukarda söylediğim kocama olan övgüleri bakın ne duruma getirip bütün yaz sağda solda anlatmış.Hemşire güya ona demişki yani gastroentolojinin hemşiresi meğer benim doğumumda oda varmış.Düşünün kadın doğumun, yeni doğanın hemşiresi dururken gastroentolojinin hemşiresi takip etmiş bizi. Ayrıcada ” yazık adamcağız geçen haftada karısının doğumunda buralarda tek başına koşturuyordu.Hatta yazık zavallı tek başına eşini koridorlarda yürütmeye çalışıyordu” demiş güya bu çirkef karıya.
Kocamın benimle ilgilenmesini bile çekememiş.Hala kabul edemiyor aramızdaki ilişkiyi.Bunun yanında doğumuma ailemden hiç kimse gelmemiş meğersem.Yalana bakın biz duymayacağız yaa bu söylediklerini salladıkça sallamış.Kendin kudurduğundan gelmedin samimiyetsiz karı.Gelseydin de görseydin benim ailemin benim etrafımda nasıl döndüğünü.Ama sen dayanamazsın böyle güzellikleri görmeye.Batar bir tarafına.

Çok kuduracaksın sen çok daha sürtük.Kaldı ki istenmiyorsun hiçbir zaman istenilmedin.Sensin düğündeki rezilliğn sebebi.Sensin ruh hastalarına çanak tutan.Çünkü korkuyorsun onlardan başka kimse yok, yalnızlıktan öyle korkuyorsun ki.Allahtan o kadar korksaydın bu kadar ah almazdın.

Sürekli yalan söylüyorsun 10 lafından 8 i yalan.İşsiz güçsüz pislik.

Bakın bakın düğünümüzde daha ben kapıdayken yapmaya başladığı rezillik yetmemiş birde bu yalanları çıkarmış sağa sola.Elinde yalandan başka hiçbirşey yok zavallının.Bir kere orası Bayındır Hastanesi ve bunları söylediğini iddia ettiğin kişide oranın hemşiresi.Ankaranın en iyi hastanesinin en seçilmiş elemanları olan yer için kendi dar kafanda uydurduğun yalanlarla ancak senin gibi geri zekalıları kandırabilirsin.Zavallı…

Eğer bunları o zaman öğrenseydim ben seni o hemşireyle yüzleştirir söylediğin yalanları bir tarafına sokardım.
Kuduruyorsun belli.Ortadaki yuvayı kabul edemiyorsun.sevgiyi aşkı çekemiyorsun.Yağlı kazan yağlı kazan diye zengin koca bulacağım diye evde kalmışsın, allahtan zerre kadar korkmuyorsun neye taptığın belli sadece ve sadece mide bulandırıyorsun çirkef karı.Bozguncu kendine bir dur de insi şeytan.

Birde mesaj attırıryor bursadaki müsfettelere. dogumuma annem gelmemiş kız kardesim gelmemiş diye.Ne zaman unuttunuz herşeyi bize aldırdılar, kızlarını düğününde yalnız bıraktılar kimse gelmedi diye etrafa yayan.Yol paraları verilmediği için gelmeyen ailesini unutmus bana oyle mesajlar atıyor.Kendini bilmez zavallı.Git kendi ailene bak.Nasıl bir aile ki kızlarını böyle bir durumda yalnız bırakıyorlar,
İnsanlar iki ellerini kanda bile olsa çocuklarını böyle bir günde yalnız bırakmaz.Kaldı ki o kadar kardeşi var. Hiç böyle bir aile olabilir mi?Olamaz.Olsa idi biraz aile terbiyesi görürdü.sürtük sokaklarda büyüdüğü onun bunun tarafından bakıcı olarak kullanıldığı ne kadar belli.Ayy gülüyorum kendi yaymış bu lafları etrafa.Ailesinin onu bakıcı olarak kullandığını söylemiş.Millet acıyacak merhamet duyacak yaa ona. Zavallı ne kadar ilgiye muhtaçmış.Hastalıklı sürtük.
haa bir de bacısının onu nasıl kakaladığını anlatıyorlardı.Kocasının arkadaşına, cumamıydı adı ne, bacısı söyletmiş, kardeşim var gelsin verelim demiş.Kendisi söyleyecek hali yok yaa ona söyletmiş diyordu kaynanası.Acil koca aranıyormuş, artık nerelere duyurdular nerelerde aradılar da bulamadılarsa zavallılar.Bundan olsa gerek sürekli bizim aşkımızı, mutluluğumuzu kıskanıyor olmaları.

Arkası yarın, bizi izlemeye devam edin , bizde malzeme bol

şerife malcı…………….serife malci………………………………denilen kakalak yılan gelsin bol bol okusun

January 25, 2012 Posted Under: Öylesine   Read More

Hasta

Kocası yemin billah ediyor bir daha girmeyeceğim diye karısı haftada 2 kez kızımın ismini arattırıp giriyor.Bir insan o kadar hakarete ragmen neden girer? Dedikodu malzemesi olarak herseyi verdik.Bırakın ayları yıllarca yeter onlara.Asıl sebebi merak ediyor.Bizi merak ediyor, ilişkimizi merak ediyor, kızımızı merak ediyor.Bizimle yatıp bizimle kalkıyor.Kudurmuş köpekler gibi haset ediyor.Huzursuz, mutsuz, tatminsiz yılan karı, Rabbim sana bizim için istediğin şeylerin 100 bin katını versin.Bizim senden tek isteğimiz uzak durman.Kocanın erkek kardeşinin hayatını bu kadar merak etmenin ne demek olduğunu otur düşün kendini bilmez zavallı.

January 25, 2012 Posted Under: Öylesine   Read More

Şıllık

Kakalak yanlış yerde yanlış kelimelerle arıyorsun aradığını.Aradığın
burda.şerife malc…

-Alo bilo laa aç şu google lı benim karıyı bir araştırıver

-hangi karı laa

-laa göstermelik olanı laa

-bakıver ne yazılmış kakalak şıllık yazıyor mu hala

-laa baktım laa birşey yazmıyor

-haa s.tir ben yeni bir mesaj bile hazırlamıştım laa

-iyi bak looo

-baktım laaa yok birşey

-tamam loo ben bakarım

January 25, 2012 Posted Under: Öylesine   Read More

Şıllık

Kakalak yanlış yerde yanlış kelimelerle arıyorsun aradığını.Aradığın
burda.şerife m………denilen yılan

January 25, 2012 Posted Under: Öylesine   Read More

25 Ocak

Bugün bizim evlilik yıl dönümümüz.Sabah “kahramanına bir öpücük ver bakalım” diyerek hem hediyemizi veren, hemde blogu takip ettiğini söyleyerek bizi ayrıca mutlu eden adamla evlendiğimiz gün.Ne güzel gelin ve damat olmuştuk bee aşkım.

Neyse bugün günlerdir blogta birşeyler arayan elti için de önemli bir gün.Onun hediyesini hazırladık, bekliyor.Bakalım bulabilecek mi?
Bir ipucu ona, kaç gündür izlediği patikayı izlerse bulur.Yıllar önce bugün, ayakları yerden kesilmişti.Zannımca bugün uçacak.Mariyuana çekmişe dönecek.

January 25, 2012 Posted Under: Öylesine   Read More

Yazalım yavaştan yavaştan

Nerdeyse 4 ay öncesine ait bir foto daha yeni ekleyebildim.Media Marktda dolaşıyor bisikletiyle.Babasının mekanı :)

Blogu bu kadar ihmal ettiğime göre bunalımda felan olmalıyım :P

Yazacak çok şey var aslında.Bir tarafından başlamak lazım.

* Kocam direk son posta giriş yapıp “neden 2012 yılı için seni şaşırttığını yazdın? mucize yılı olarak hissetmene sebep nedir?” diye sordu.Cevap olarak boşver, şimdi söylesem hem büyüsü bozulacak hem de sana çok çocukca gelecek desem de çok ısrar etmesi üzerine söylemek zorunda kaldım.Karşımda hiç şaşırmayan aksine aynı şeyleri hisseden birini bulacağımı pek düşünmüyordum sonuç itibariyle ama “ben de yanı şekilde düşünüyorum” deyince çok şaşırdım.Boynuna atılıp ağlayasım geldi.Seni çok seviyorum aşkım, dualarım seninle.Eşlerin birbirine yapacağı duayı her zaman çok makbul bulmuşumdur, inşaallah birbirimize en güzel duaları yapmak nasip olur bu hayatta.

* Sondan bir önceki post tamamen spontane yazılmış bir postu ve kocacığımın ” yazıların hep birbirine benziyor, aynı şeyleri okuyormuşum gibi geliyor” demesi üzerine yazılıvermişti.Kocamın posta yorumu ise ” bu kadar farklısını pek beklemiyordum, afalladım” oldu.Pehh pehh pehh :D

* Benim koca yani kızımın biricik babası, kreşin sitesinde konu başlıkları altında yayınlanan fotolarda kızını göremezse çok fena bozuluyor bunu bilesiniz.Bir keresinde atlı spor kulubunde diğer çocukların at üzerinde boy boy fotosunu görünce “ben de kızımı götürüp bol bol foto çekeceğim” demiş ve dediğini yapmıştı.Bol foto ve videoyla dönmüştük.Komik adam vesselam.

Kreşin sık sık atlı spor klubüne gelmesinde dolayı mıdır, bizim kızın her konuda gösterdiği rahatlığı mıdır artık herneyse sanki kırk yıldır at binicisi havasıyla yapılan bir gezinti olunca, baba olayın çok sıradanlaştığı hissine kapıldı ve bu histen bir süre sonra rahatsız olup sıkıldı.İşin aslı sanki kendini onun yerine koyup çocukluğunu tekrar yaşıyormuş ya da yaşamak istiyormuş gibi genel bir kanı oluştu bende.Mesela aklına birşey koyduğu zaman özellikle yapmak istediği birşey konusunda çocuk bahane oluyor diye düşünmüyor değilim zaman zaman.Ancak bu durumun sonunda babanın gözlerindeki o çocuksu mutlulugu gözlemlemeye öyle alıştım ki ikisi de hiç büyümesin istiyorum :)

*Bugün bizim evlilik yıldönümümüz.Evin penceresinden 1-2 foto çektim.Ankara yine bu günlerde karlı ve soğuk.Ancak evlendiğim günkü soğuktan çok çok uzak.

Çok şekermişiz çok.Çok şekerimdir :P

January 25, 2012 Posted Under: Öylesine   Read More

Kızgınlık nefret

Kızgınlık nefret…27/5/2009 ·

Bu yazıyı yazıp yazmama konusunda çok tereddütte kaldım.Çok kızgındım ve duyugusal davrandığımı tek taraflı düşündüğümü hatta haksızlık bile yapıyor olacağım konusunda sürekli kendimi eleştirdim durdum ama olmadı kızgınlığım geçmedi olanları söylenenleri haklı gösteremedi hiçbirşey.Bu yüzden ‘ Sarı Çizmeli’nin yazısındaki gibi öyle “babaanneye dedeye teşekkürler ” felan yazmayın.Bu konuda çok dertliyiz.Bizde babaanne yanında bacısıyla birlikte misafir gibi gelir 2 gün kalır gider.Bacısı sözcülük yapar babaanneye.Hani onun söyleyemediklerini söyler. Eeee ne de olsa anne yüreği taşıyor ucundan kıyısından da olsa.” Şunuda söylememeliyim, şurda da haksızım ” diyebilir.Buna mahal vermemek için her zaman bir bacı bulunur yanında sizinde teyze demek zorunda kaldığınız.

Anne:
-Babaannesi 1 haftalığına işe gitmem gerekiyor gelip kızıma bakar mısın?

Teyze:
-Yakınlarda bakacak kimse yok mu? Zart baksın zurt baksın, onu kocası (burdaki koca dede oluyor henuz kızımı görmeye bile gelmeyen) yanında istiyor.

Burda yazılmayacak daha nice boş söz ve eylem…Hala aynı azgınlık, hala aynı şeytani nefis…Nasıl rencide ederiz davası.Değişen hiçbişey yok.

şerife mal….denilen kakalak yılan gelsin kendisini bol bol okusun

January 25, 2012 Posted Under: Öylesine   Read More

Kakalak

    Herkesin bildiği blogumuzda , sık sık bu daaa neyin nesi diye gidip tıkladığı birkaç yazı var ki bu blogda son derece gereksiz olmasını hiç istemediğim halde olan yazılar.

    Bizim blogumuzunda ilk  açılma amacı anne olcağımı öğrendikten sonraki heyecanla kızımla ilgili şeyleri paylaşmaktı.Sonrasında  bu vesile ile benim gibi annelerle bilgi paylaşımında olmak , dünyamı ufkumu hayatımı genişletmek, başkalarını anlamaya çalışmak, başkaları için sevindiğimi, üzüldüğümü  görmekten mutlu olduğumuzu farketmeye başladım ve benim için vazgeçilmez oldu.Genelde okumayı tercih etsemde aslında yazmayıda çok seviyorum fakat epey vakittir kafam o kadar dolu ki değinmeyi, üzerinde konuşmayı istediğim her konuyu yazmak çok lüks kaçıyor ve Woody Allenin sol burun deliği gibi hissediyorum kendimi :) ))
 Ne demek istediğimi Woody Alleni bilenler anlayacaktır :)
Aslında ben dünyayı kurtarmaya gelmişim de harcanıyorum bu hayatta :) )))))))))

 Neyse yazının gidişatından anlaşıldığı üzere altını çizerek yazıyorum eğleniyorum.Burayı özellikle bursadan sürekli  gooogle dan kızımın ismini arattırak blogumuzu takip eden hayranlarımız çok iyi okusun.Anladığınız üzere beni eğlendiriyorsunuz.

 Gelelim konumuza biz fırsatımız, moralimiz elverdiği kadarı ile blogumuzu güncel tutmaya çalışırken,  meğer insan müsfetteleri bizi araştırıp kızımın bloguna erişmişler.Bu yazıda
yazılanları sahiplerine yetiştirmişler ve bütün yazı bu kadarcık dedikoduyla geçirmişler.Eeee ne de olsa alışmış kudurmuştan beterdir.Yani ne diyeyim dedim yaaa eğleniyorum.Keşke bu açık bulmak için bu kadar uğraştıklarını  bilseydim onları çok uğraştırmazdım.Elimden gelen yardımı yapardım.
 
 Neticede geçte olsa anladık takip edildiğimizi hergün birilerine yetiştirilecek birşeyler bulma ümidiyle kızımın blogunun takip edildiğini.

 Bilenler bilir kimin nerde hangi şehrin hangi semtinden,hangi saatte, hangi IP ile, hatta hangi browser hangi işletim sistemini kullanarak safyfanızın visit edildiğini anlamak çok kolaydır.Hatta biraz kasılırsa isme bile ulaşırsınız.

Şimdi düşünün sizin düğününüzde  aile terbiyesi almadığını göstermiş  biri, bulduk delidi olmuş 2 karıyı parmağına dolayıp, sırf kıskançlığından hasetinden dolayı kimsenin onunla muhatap bile olmamasına rağmen kayınvalideciğimin söylediğine göre daha kapıdan girer girmez yalan dolan bana şunu yaptılar bana bunu yaptılar diye yapmadık rezillik fitne bırakmadığı gibi gelinin odasına yerleşip yatağında yatıp sabaha kadar kocasını doldurmuş, nikah sonrasında gelin geldiğinde  bile odayı terketmeyen pijamalarını giyip  valizi odanın bir  köşesinde,  kıyafetleri yatağın üstünde elinde çay kupası, benim evimde daha ne rezillik çıkarırım diye yüzümüze bile bakmadan ortalıkta dolanan biri, kına gecesinde bacak bacak üstüne atıp ağzından ne kına gecesinde ne nikahta bir hayırlı olsun lafı bile çıkmadan ve bunun yanında gelin arabasına binmedim, kuaföre davet edilmedim diye utanmadan  ayrıca tepinen biri  olsa ne düşünürsünüz.Hele bizim düğünümüz değilde onu ağırlamaya geldiklerini düşünen sizin odanızı ona suit oda olarak tahsis eden birileri de olsa ne düşünürsünüz?

   Yeni kurulan bir yuvayı ilk günden yıkmaya çalışan birileri için ne düşünürsünüz?Bunlar için ne yapılır? Biz Allah havale ettik.

  Dahası bu kişi hergun kızınızın bloguna girip baksa, fotoları incelese o hasta kafanın hasta bakışlarından, hasta düşüncelerinden rahatsız olmazmıydınız? Hatta hakaret dolu mesajlar atsa ne yapılır böyleleri için?Mahkemelere mi başvurulur?     Ne arıyorsunuz?Ne yapmaya çalışıyorsunuz ? Aradığınızı bulmak için içinize bakın.çirkinliklerinizi görün tövbe edin ki başkalarına zararınız dokunmasın.

         Hala en mutlu günün zehir olmasının ne demek olduğunu anlamadınız mı?
    Siz anlamalısınız ki bizim hayatımızda yeriniz yok.Dünyaları size vereceklerini zannetmiştiniz salonumda at gibi tepinirken.Çıkardan başka birşey düşünmediğinizi biz zaten biliyorduk ama hangi çıkar için yapılır bunlar? Değdi mi barii? 
  Herşey sizin olsun.Evinizi yenilesinler, arabanızı yenilesinler .Yeter ki bizden uzak durun.Allah bizi size muhtaç etmesin.

Bak bakalım yüzün kadar çirkin kalbini sergilediğin fotolarına.


         Çok dertliymiş çokkk.Kolay mı üzerine kuma gelmesi.

Öküz gibi bakmış.Gibisi fazla

şerife mal…. denilen yılan

January 25, 2012 Posted Under: Öylesine   Read More

Ruh hastası

Anne anne bak benim icin neler yazmış ben bu kadar kötümüyüm anne?

Sabaha kadar uyuyamadım , sinirimden ağladım anne.

oku anne. iyi ezberle. bak bak bir de suit oda demiş anne.

anne ben ne zaman öyle dedim sana

ben kapıdan girer girmez herkes duysun diye bana şunu yaptılar bana bunu yaptılar bana niye bunları yapıyorlar dedim anne.

ben öyle bakmadım anne.fotomontaj anne.

internete benim fotolarımı nasıl koyar anne.

herkes yalancı anne.

pışpışla beni anne, okşa beni anne

yok yok bunlar yetmez,

sen benim ne istediğimi çok iyi biliyorsun anne.

4 günde bunları ezberleyemedin mi anne?

neyse evde teyzem çalıştırır seni anne.

bak bak şuna da bak anne.

daha neler yazmışta silmiş anne

facebooka geçmiş.

söz bir daha girmeyeceğim anne.

dayanamıyorum giriyorum anne.

hergun girip bakıyorum anne.

ben gelişmelerden haberdar ederim seni anne.

önce teyzemi haberdar ederim o daha güzel anlatır sana anne.

bak sonra bunlardan bahsetmek yok haaa anne

haberim yok dersin anne

anladın mı beni anne?

sen beni çok iyi anlarsın anne

sizleri çok seviyorum anne

şerife mal…. denilen yılan

January 25, 2012 Posted Under: Öylesine   Read More

ilk aile geleneği

Bizim de artık bir aile geleneğimiz var.Geçen yılbaşında ( burda)  küçük bir pastayı bütün güzel umutlarımızla kesince bu yılbaşında da aynı hislerle,  zorlamadan, tıfılımızla pasta keselim dedik.

Geçen yıl bu zamanlar annem hastanede yatıyordu ve karışık duygular, flu görüntüler vardı zihnimde.Ama şimdi aklımda küçük bir umudun büyüyüp kocaman olduğu hissi kalmış bütün keskinliğiyle.

Bu sefer daha olumlu, daha cesaretli bir bakış hakim bünyemde.Küçük bir telefonla hemen geliverdi pastamız.

Yılbaşı yaa pastanın üstüne çam ağacı koymuşlar.Demek yılbaşında pasta isteyen tek biz değilmişiz ki böyle bir form düşünülmüş.

Bizim kuzu inanılmaz mutlu oldu.”Benim doğum günüm mü? İyi ki doğdun mu yapacağız anne? ” gibi soruların ardı arkası kesilmedi.Tarifi zor; bir pasta nasıl bu kadar neşelendirebilir bir aileyi…Çocuk pasta başında kendini kaybetti ve defalarca mumu yaktırdı, üfledi arada faketmeden bir tabak nohut yedi.Anladım ki bu bir zaaf. Eee biz de kullanalım bu zaafı sonuna kadar değil mi? :P

Kuzenimiz Zeynebimiz…

Bakın bakın nasıl her fırsatta kullanıyorum.Gelsin pastalar yensin yemekler :)

January 24, 2012 Posted Under: Öylesine   Read More

Lohusalık üzerine

İlknur Teyzemiz lohusalık üzerine olan mimi bize de paslamış.Aslında bu konuya başka bir yazımızda değinmiştim.Ancak o günleri hatırlamak adına güzel oldu deyip cevaplamaya çalışalım.

1- Lohusalık denen hadise sizce tam olarak nedir?

Fiziksel yönden bir iyileşme dönemidir.

2- Lohusalık içinde hormon dengesizliğini de barındıran bir şeyse neden 40 gün sürer gibi bir algı var toplumda sizce? Regl olamadığın, emzirme ile birlikte hormonların dağınık kaldığı süre boyunca sürmesi makul değil mi?

Dediğim gibi lohusalık dönemini fiziksel yönden ele almak gerekli.Hormonları işin içine sokarsak hamileliğin başlangıcına inmemiz gerekir.Hormonların eski düzeyine inmesi kişiden kişiye değişen bir süreç olup etkisi de kişiden kişiye değişmektedir.Lohusalık süreci ise maksimum 40 gün kabul edilip, bu süreyi geçtiği takdirde bir problem olduğunu varsayıp doktora görünülmelidir.

3- Sizin lohusalığınız (Hormonal dengesizlikler ve depresif olma halini kastediyorum hep lohusa derken) ne kadar sürdü?

Açıkcası ilk 6 ay gayet rahat geçmişti.Sonrasında kızımın diş çıkarması, iştahsızlığı, emme sorunu derken benim anneliğim sürekli endişeli, çaresiz, sık sık ağlayan moda girdi.Hala çıkabilmiş değilim.

4- Nasıl geçti, hep aynı şiddette miydi? Normale yavaş yavaş mı, birden mi döndünüz? Herp depresif, sinirli olacak şekilde mi etkiledi sizi, manik, aşırı enerjik anlarınız da oldu mu?

Hamileliğimde dönemsel sıkıntılardan kaynaklı streslere çok maruz kaldığımdan lohusa dönemi benim için nispeten bir rahatlama dönemi oldu.Yavrumuzu kucağımıza alınca eşimde bende rahatlamıştık.Bunun dışında lohusaymışım gibi hissetmedim.Ya da bir fark göremedim.

O dönemde insan kendisiyle çok uğraşıyor.Duygular yoğun ve inişli çıkışlı oluyor.”Ben nasıl bir anneyim, iyi bakabiliyor muyum, yeterince emziriyor muyum” gibi sorular sürekli benim kafamda dolaşıyordu.Şimdi ne değişti? Değişen pek birşey yok.En küçük şeyde bile korkunç vicdan azabı çekiyorum.Annelik beni benden dolayı yoruyor aslında.Bu yüzden 2. çocukta ısrar eden kocama  hayır diyorum şimdilik.Rahat insanların işi gibi geliyor  çok çocuk.Hayırlısı…

5- O dönem yanınızda, sizi gerçekten anlayan, destek olan eş, dost, arkadaşınız var mıydı? Yalnız mı geçirdiniz?

Ben çok sağdan soldan destek arayışına giren bir insan değilimdir.Bu her husus için geçerli olduğu gibi o dönem içinde geçerli oldu.Kızım çok sakin bir bebekti ve ailem,eşim hep yanımdaydı.Gün boyunca belki 10 defa arayan bir eş ve telefonun fişini çektirecek kadar sık arayan 2 kız kardeşim vardı.Tek çocuk olması, fazla sorumluluğun olmaması gibi avantajlarım vardı.Ayrıca ekonomik yönden bir sıkıntının olmaması, ücretsiz izin alıp bebeğinin yanında kalacağını bilmek çok rahatlatıcıydı.

6- Eşinizle nasıl geçirdiniz bu süreci?

Aslında eşimin durumu benimkinden daha kötüydü.Hamilelikten itibaren çok endişeliydi.Daha doğrusu tüp bebek tedavisinden itibaren demek lazım.Bir şekilde çocuk sevdasına mı düşüyor insan nedir? Rahat değildi.Çok istiyormuş bende bunu çok sonradan farkettim.

Eşim için durum şöyleydi: yumurta toplama işlemi başarılı oldu hadi git bir kurban bağışla, hamile kaldım bir kurban daha,düşük tehlikesi geçti bir tane daha, kızımız olacakmış bir tane daha, doğum felan derken kızım 13 aylık iken internet üzerinden 20 ye yakın kurban bağışında bulundu.Demek ki çok önemsiyormuş ve bu şekilde şükredip rahatlıyormuş.

Bunların dışında Allaha binlerce şükürler olsun herşey çok güzeldi.Kimse bu mutluluğu bozamadı çok şükür.

January 21, 2012 Posted Under: kuzu   Read More

Bana beni kim anlatır?

Huzur için bazı şeyleri çok dile getirmemek gerekiyor, bazı şeyleri ise hiç düşünmemek.Vardır bir hikmeti deyip  geçemek en iyisi. Dır dır dır, car car car…Çok gereksiz.Gereğinden fazla önemsemeye  sebebiyet veriyor.Değersiz kişi ve konulara değer vermek gerçekten saçma.Zamanla öğrenilinen  birşey mi ya da insanın doğuştan sahip olduğu bir mizaç mıdır acep? Kendimle kıyas edince özellikle ev ortamında eşimi boğmamaya dikkat ettiğimi farkediyorum.Biraz kadınlık biraz anaçlıktan dolayı üzülsün istemem.Öfkemi içime atarım, o konuyu açtıkça konuşurum.Aslında öfkem konuşmama öyle mani olur ki suskunluğum katran olur içime öyle bir akar ki…Bu da olayların farklı bir yönü, zor yönü, insana zarar veren yönü.Neyse ki küçük şeylerden mutlu olan bir insanım.Yenilikleri, değişiklikleri seviyorum.Mutlu ediyorlar beni.Daha doğrusu öyle saçma sapan kişi ve olaylara takılıp mutsuz olmuyorum.Bundan belki küçük şeylerin beni mutlu ediyor olması.Küçük küçük notlar almışım sağa sola, öyle güzel notlar ki okuduklarım arasında hoşuma giden cümle ya da paragrafları yazmışım, altını çizmişim, yıldızlar koymuşum, kendimde karşılıklarını yazmışım ve beni nasıl rahatlattıklarını mutlu ettiklerini kazımışım hafızama.Evimin bir köşesine istediğim bir şeyi alıp koymuşsam ve bu çok istediğim bir şey ise değmeyin keyfime.Sonra kendimden  geçerek seyrettiğim bir film mesela.Asla unutmam, günlerce düşünürüm, bir karakter olur içine girerim.

Babası, ben ona kuru fasulyenin faydaları benzeri çok değerli bilgiler verirken “car car car kafamı patlattın” diyor, kuzu da bana dönüp “car car car” diyor.Bu kadar lafın üstüne bir de car car car etmiyorum diyorum bende :)

Allah kimseye kaldıramayacağı yük yüklemesin.Merhametini bizden esirgemesin.Şükrü hayatımızdan çıkarmasın.Sağlık sıhhat versin, sevdiklerimizle imtihan etmesin.Belli ki gerisi kolay.

Gece yatakta eşimle ne kadar yorgun olursak olalım o gün kuzunun yaptıklarını birbirimize anlatıp fingirdeşiyoruz. Yaptıkları daha bir anlamlı geliyor, öyle bir fasıl oluştu uyku öncesi.Güzel oluyor, yorgunluk alıyor, uyku açıyor :) )

Geçen gün D&R ye gittik, kuzuya kitap bakalım diye.Tübitak kitaplarına baktık.İstediğim gibi değillerdi.Daha sonra babası benim beğenmediğim tüm tübitak yayınlarını alıp gelmiş.


Misafire gitmektense misafir bize gelsin istiyoruz duyrulur :)


Eşimin bir akrabasının askerlik bitimi yolu ankaraya düşmüş, kuzuyu da görmeye geldi.Bizim kız şu sıralar çok uyumlu bir modda, herkese sokulmalar, sosyalleşmeler felan.Gelen misafiri öyle güzel ağırladı ki, sarılmalar, oynamalar, biz seyrettik yine şaşkın şaşkın.Misafirde de maşallah bir çocuk sevgisi vardı, ayrıca çok sempatik bir çocuk, kızımla çok iyi anlaştılar.Doğduğundan beri gelmek istiyormuş, artık yazın da gelmeye söz verip gitti.Misiafir biz süslenemeden baskın yaptı, öyle ev haliyle karşıladık ana-kız.

Ahh tıfılım fotolarda iyice tıfıl çıkmış.Şu dişler bir tamamlansa da o da kurtulsa biz de.Bu yaşlarda diş çıkarmakta çok farklı bir olaymış. Acıyor acıyor diye ağzını açıp gösteriyor.Aynaya gidip ağzını açıp uzun uzun bakıyor.Komik oluyor hakkaten :)

January 20, 2012 Posted Under: kuzu, Öylesine   Read More

Dağınığım ama burdayım

Epeydir yazmamışım.Nedeni çok ama en büyük nedeni kafam çok dağınık.Hiç multi process bir insan olamadım ömrümce.Çok şeyle uğraşayım diyemiyorum bir türlü.Birşey hep diğerlerinin önüne geçmiştir.Bir konuda abartmak, diğerlerini sallama durumları hakimdir her zaman.İnsan ilişkilerimde de öyledir.Dikkatim ve enerjim öyle çok sosyal olmama izin vermez.Bir noktadan sonra kendime bir taraf bulur, keyfime göre at gözlüğü takarım maalesef.

Şöyle bir değerlendirirsek keyfim fena değil.Ancak hastalık sezonu kız 20 gün arayla hasta olup antibiyotik kullandı.Yavrum büyümüş artık; nasılsın diye sorunca “iyi değilim, hastayım” diye cevap veriyor.Evde sürekli bir hastalık kızı geçtim biz bile üst üstte hasta olduk. Bir noktadan sonra insanı bunaltan bir süreç.İnşaallah kolay atlatırız bu kışı.

2012 yılı beni şaşırtmaya devam ediyor.İyi yönde, garip yönde…Tuhaf işte.Mucize yılı olur inşaallah bütün güzel insanlar için.

Burdayım, yazacağım sonra :)

January 19, 2012 Posted Under: Öylesine   Read More

Geyik

January 17, 2012 Posted Under: Öylesine   Read More

Ooooo mimmmm

birinci tekil kişiliğin mimi :)

En sevdiğim kelime?
Huzur

En nefret ettiğim kelime?
Kıskançlık

ve bozgunculuk
Ne sizi heyecanlandırır?

yolculuklar

yenilikler

Heyecanınızı ne öldürür?
Zaman
En sevdiğiniz ses;
music of baby : Korkunç güzel, etkisinden kurtulamıyorum bir türlü, hala dinliyorum.Bebekler için değilde anneler için sanki

Nefret ettiğiniz ses;

her türlü çığırtkanlık beni rahatsız eder

Hangi mesleği yapmak istemezsiniz?
şoförlük, pilotluk bunlar hiç bana göre değil.Bunun dışındakileri zorlama da olsa yapardım sanırım.

Hangi doğal yeteneğe sahip olmak istersiniz?
Resim yapmayı çok isterdim.Ya da beste yapabilmeyi.

Kendiniz olmasaydınız kim olmak isterdiniz?
Düşünmedim yani bu türden soruları en son ilkokulda sorardık birbirimize :) )

Nerede yaşamak isterdiniz?
Çok yerde mesela dubai, new yok, isveç , istanbul
En nemli kusurunuz nedir?
tırnak yiyorum ve hızlı konuşuyorum
bir de sesim biraz daha kalın olsun isterdim

Size en fazla keyif veren kötü huyunuz nedir?
merak :)

Kahramanınız kim?
eşim desem.İnanması zor di mi?
En çok kullandığın kötü kelime;
salak, geri zekalı, bazı özel sınıf mahluklar için müsfette, ruh hastası, bozguncu
Şu an ki ruh haliniz;
telaşlı

Hayat felsefenizi hangi slogan özetler?

Allaha havale et, o ne güzel vekildir
Mutluluk rüyanız nedir?
Kızımın ünüversiteden mezun olduğu günü hayal ediyorum, mutlu oluyorum :)

Sizce mutsuzluğun tanımı;

Sevdiklerimi birşey olması, bunun dışındakiler pek etkilemez.

Nasıl ölmek isterdiniz?
Sevdiğimin kollarında :) )))))))))

Öldüğünüz zaman cennete giderseniz Allah’ın size ne söylemesini istersiniz?

O nerde?

January 16, 2012 Posted Under: Öylesine   Read More

Fistanlı güzel




İlknur Teyzemize fistan için çok teşekkur ederiz.Çok hoş bir doğum günü hediyesi.Sık sık giyiyoruz.Özellikle eşim çok beğeniyor.Kuzuya öyle yakışıyor ki herkesin dikkatini çekiyor ve kızıma bol bol iltifat geliyor.Eeee bize de Paristen demek düşüyor :)

January 15, 2012 Posted Under: kuzu   Read More

Büyük evin aç kedisi

Annenin elinden tutup buzdolabını açtırdı.Bakındı, arandı.Sonra süt dilimini buldu ve keyifle yiyor.Daha önce böyle birşey yapmıyordu.Aç aç dolaşınca böyle oluyor demek ki.

İzin işlerini halletmek için bu sabah kuzuyu babaya bırakıp dışarı çıktım.Dönüşte kapıda ikisi birlikte karşıladılar beni.Daha içeri bile girmeden kocam “seni çok aradı” dedi.Birden bir heyecan sardı beni ve ağzım kulaklarımda “nasıl aradı” diye sordum saf saf.Gelen cevap “dedektörle” olunca havam çabuk söndü.Yok yok ben aldığımda bu adam böyle değildi sonradan açıldı, zekasını açtım adamın, cin gibim oldu :)

January 13, 2012 Posted Under: kuzu   Read More

Terrible two

İstediği olmayınca ağlama krizine giriyor, kendini ya da elinde ne varsa ordan oraya atıyor.Hiç istemediğim bir çocuk modeli.Dün akşam yine aynı taktiği uygulamak istedi, hiç oralı olmadım.Tv seyretmeye devam ettim.Seyrettiğim şey ise onun videoları.Sanmayın dizi ya da dv di felan, nerde?
Neyse kafamı öyle bir cevirdim ki ne halin varsa gör dedim.Benim ilgilenmediği görünce volume biraz düştü, sonra tekrar aynı şey olunca odayı terkettim.
Bir süre bunu deneyeceğim.Ne öyle şımarık çocuk tavırları.Aslında biraz büyüsün annesinin nasıl sert biri olduğunu anlayacak ama şimdi çok küçük.Bekliyorum, zamanın geçmesini bekliyorum.Sabır ve emek gerekiyor.
Baba hafif grip nezle yanına çok sokulmasını istemiyorum. 2-3 gündür akşamları yalnız ilgileniyorum.En büyük sorun zaten uyku.Bıraksam sabahlayacağız.

Kitaplar okunacak, ışıklar kapılatacak, sonra açılacak, tekrar kapatılacak, sonra salıncağa gidilecek biraz sallanılacak sonra bir deneme daha yapılacak.

Resimde kitap okuyoruz.Kitapta gördüklerinin ismlerini söylüyor, ben onaylıyorum, birşeyler uyduruyorum.Aslındsa bütün kitapları attık yatağın içine.Biri bitince diğerine geçeceğiz.Başka bir oyun ise renkleri söylemece oyunu.Renkleri farkettik.Sürekli renkler gösteriliyor ve isimleri söyleniyor.2 yaşın ilk hediyesi bize renkler oldu.

Bazen beni öyle şaşırtıyor ki ayy bu çocuk üstün zekalı felan mı diyorum abartıp.Bazende çok normla bir çocuk oluyor.Neyse işte günler ve geceler böyle geçiyor.

January 12, 2012 Posted Under: kuzu   Read More

Son azılar

Son azılarımızdan ilki çıkmış, görünce çok şaşırdım.Pek beklemiyordum.Çok iştahsız belki dişlerdendir.


Bu resimler kurban bayramı arifesinden.Çok koymak istemiştim ancak bugüne nasip oldu.Tepe Homeda işimiz olduğundan ankamalle gitmemiz gerekti.Ancak büyük bir hata yapıp zemin kata inmişiz.Kuzu ordaki oyuncakları görünce bir kudurdu bir kudurdu.Ağlata ağlata yukarı çıkarabildik, o da şeker ve yürüyen merdivenlerde oyunla kandırarak ancak oldu.
Yukardaki resimlerde bilmem kaç tane jeton attık, onun dışında bir o kadar da başka çocukların jetonlarıyla bindik.Atın üstünde dönerken kendinden geçiyor resmen sıpa.

January 11, 2012 Posted Under: kuzu   Read More

Maksat kafa dağılsın

Ayyy ne sıkıcı boğucu bir gün.Bloga birşeyler yazmalı en azından kafa dağıtmak adına.


Akşam uyku tulumunu ıslatınca kat kat giydirip öyle yatırdım.Sabah uyanına üstüne sadece yelek giydirmekle yetindim.Kat kat kıyafetler içinde öyle tatlı görünüyordu ki, topaç gibi dolandı evin içinde.Çocuklarda 2 yaş sonrası büyüme nasıl acaba?Biz aylardır 86-87 cm arasındayız.Hoş pek birşey yediği de yok ki büyüsün.

Şeker cimcime.İşi gücü kanepe tepeleri.Oralarda gezinir, atlar.Kanepede oturan kim varsa tepesine çıkar.Yatan biri olursa ordan üstüne atlar.Hiç boş durmayı sevmez benim kızım.Hep action.

Bunlarda kızımın ağaçları.Çok güzel “ağaç” diyor.Aslında içinde “ğ” geçen kelimeleri çok kolay telaffuz ediyor.

Evde yapma çiçeği pek sevmemekle birlikte evimde yakıştırdığım tek köşe burasıdır.Önceleri gelip gelip ciciş ciciş diye seven kızım şimdilerde pek öyle uzaktan sevmekle yetinmiyor.Aslında evde düğündü, doğumdu derken epey bir bu tip çiçeklerden vardı.Bir baktım ben bunları hiç sevmiyorum evime de yakıştırmıyorum eee o zaman ne tutuyorum dediğim birgün hepsine yol verdim.Evin her köşesinde bu çiçeklerden olmasından hoşlanmıyorum, basit ve zevksiz buluyorum.Aslında doğru kelime sıradan.Sıradan olmasındansa sadeliği tercih etmişimdir her zaman.Bunun yanında temizlikleri de çok kolay değil.Çok fazla toz tutuyorlar.Bebekli bir evde son derece gereksiz kalabalık.B

Ben takıyorum böyle şeylere.Okuduğunuz bir kitapta sadece bir cümle çok hoşunuza gitmiştir ve okuduğuma değdi dedirtmiştir mesela, bir evde özellikle salonda böyle hoşa giden ya da gitmeyen bir ayrıntı benim için çok ön plana çıkabiliyor, özellikle kendi evimde.

January 10, 2012 Posted Under: Öylesine   Read More

Çek

Yavruların yavrusu çek çek diyerek koca makineyi banyoya almış gelmiş.
Ben makineyi açarken o da flaşı açıyordu.Poz da veriyor cimcime.Canım yavrum benim.

January 7, 2012 Posted Under: kuzu, Öylesine   Read More

Son haberler

Merak eden, mesaj bırakan herkese teşekkür ederim.Dostluk ne güzel şey.
Annemin durumu çok daha iyi.Biyopsi sonucu kanser olmadığını gösterdi. Tedavisi mümkün ve iyileşecek inşaallah.Sonuca öyle sevindik ki ne söylesek yetersiz.

Bu sabah amerikadan izinli gelen bir dost ve annesi ziyaretimize geldi. Çok mutlu olduk.Elif, gelen Fatma teyzeyi anneannesi zannetti.Sarıldı, öptü, kucağından inmedi.Anneane nerde dediğimizde onu gösterdi.Çok özlemiş anneannesini.Bu tabloyla, gelen güzel haber daha bir güzel oldu.Misafirlerden sonra hemen anneannemize telefon açıp olanları anlattık çok duygulandı.”Meğer beni seviyormuş” dedi :P :P


Ben uzun bir süre evde olacak gibiyim.Görüşemediğimiz arkadaşlarla görüşmek isterim.Nihal senden haber bekliyorum.Görüşeceğiz dedik ama bir türlü olmadı.Sonra ankaralı blog annelerle olan buluşmaya da gidemedim.Dışarda değil de bizim evde başka bir buluşma ne güzel olur.Hande senden de haber bekliyorum.

January 6, 2012 Posted Under: Öylesine   Read More

Yeni yıla nasıl girilirse

Yılbaşı gecesi eşimle küçük bir tartışma yaşayınca “yeni yıla tartışarak mı girmek istiyorsun” dediğimde ” senin yüzünden tartışıyoruz” deyip olayı hemen kapatınca anlaşıldı ki bu vakitlerde bizim evde dolaşan, “yeni yıla nasıl girilirse öyle geçer” geyiğini fazlasıyla ciddiye almışız.

Biz yeni yıla böyle girdik.Yeni yılda kuzumuz hep böyle mumlar üflesin, güzel haberler alalım, kutlamalar yapalım, sevelim sevilelim :P :P
İşte böyle…
Hep güzellikler olsun diyelim.



January 3, 2012 Posted Under: Öylesine   Read More